ANA GİRİŞ SAYFASI İLMİHAL KONULARI İLETİŞİM & ULAŞIM BİLĞİ VE GÖRÜŞ İÇİN E - MAİL
 
 
  YARGI VE YARGILAMA, YARGI YETKİSİ İLE İLGİLİ AYET VE HADİSLER,
Eklenme : 04.06.2021
Okunma : 6198

     İSLAM DİNİ KAYNAKLARINDA YARGI İLKELERİ HÜKMİYETİ NEDİR ?

     KANUN ÖNÜNDE EŞİTLİK,

     YARGI,

     YARGILAMA ÖLÇÜSÜ,

     YARGI YETKİSİ,

     YARGININ TARAFSIZ ve BAĞIMSIZ OLMASI,

     YARGININ KEYFİ ve İDEOLOJİK OLAMAYACAĞI,

     YARGININ MENFAAT KARŞILIĞI OLAMAYACAĞI,

     YARGILANIRKEN İSPAT İÇİN DELİL GETİRMEK,

     YARGILAMADA DELİLLERE DİKKAT ETMEK,

     YARGILAMADA ŞAHİT DİNLENME KISTASLARI,

     YARGILANIRKEN YEMİN ETMEK,

     YARGILANIRKEN YEMİN ile HAK ARAMAK,

 

     İslam Dinini, Ondan Bundan değil, İslam Dinini Sahibinden, Allah Zül Celal ve Allah Rasulunden Öğrenin,

İslam Dininin Sahibi, Allah Zül Celal ve Allah Rasulu Muhammed Aleyhisselamdır,

Asli Hükmiyetler, Allah Zül Celalin Ayetleri ve Allah Rasulunun Hadisleridir,

Yapmanız şart olan veya Yapmamanız şart olan, Hangi Konuda olursa olsun Bir Ayet yada Hadis vardır,

Zira İman Etmiş olmanızı ve Amellerinizi, İslam Dininin Sahibine İspatlamak Zorundasınız,

Allah Zül Celal ve Allah Rasulunden, Ayet ve Hadislerden Ayet ve Hadislerden Yaşam Hükmiyetleri İlmihali, 

 

 

     KANUN ÖNÜNDE EŞİTLİK                                ENBİYA SURESİ AYET 109

“ Allah Zül Celal, Ben Size, Hak ve Adaleti, Sizin hepinize Eşit biçimde açıkladım, Size Eşitlik üzere bildirdim,

Artık Tehdid edildiğiniz şeyin yakın mı, uzak mı olduğunu bilebilirmisiniz,”der,

 

     KANUN ÖNÜNDE EŞİTLİK                                FATIR SURESİ AYET 45

“ Allah Şayet, İnsanları yaptıkları gayrimeşru şeylerden, işlerden dolayı

hemen anında cezalandırmak olsaydı, Yeryüzünde, Hiçbir İnsan kalmazdı,

Allah Ceza vermeyi belirli bir süreye kadar, Ahiret e kadar, erteleyendir,“ der,

 

     KANUN ÖNÜNDE EŞİTLİK                                TABERANİ No 104

  Sahabeden Urve bin Zübeyr (ra) anlatıyor, Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem,

" Suçluluğunun tesbit veya cezalandırılması için, Mahkemeye, Kadıya, ( Yani Hakim ) huzuruna çıkarılan

Suçlunun, Suçunun Affedilmesi veya Cezasının kaldırılması için aracılık edene de,

Suçlu olarak kendisine aracılık edilene de Allah lanet eder, “ dedi der,

 

     KANUN ÖNÜNDE EŞİTLİK                                MÜSLİM HADİS No 1685 ve 1688

  Allah Rasulunun Hanımlarında ve Müminlerin Annesi Aişe (ra) anlatıyor,

Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem, “ Allah Zül Celal “ Erkek yada Kadın Yada Kız Hırsızların Ellerin Kesin “

Ayetini İndirdiğinde, Mekkenin Soylu Ailelerinden Mahzûm kabilesinde, başkalarına ait eşyaları âriyeten alan,

Hırsızlığı bir alışkanlık ve geçim yolu edinen bir Kadın vardı, O Kadın Yaptığı Hırsızlığınıda İnkar ederdi,

Bir gün yine bir Hırsızlık yapmıştı, Allah Rasulude İndirilen Had Cezası ayeti gereğince,

O Kadının Elinin Kesilmesi Cezasını Emretti, Ailesi Sahabeden Usame Bin Zeyde gelerek,

Allah Rasulune, O Kadının Mekkenin Soylu Ailelerinden olduğu için,

 O Kadının Elinin Kesilmemesini istediklerini söylemesini istediler, Allah Rasulune bu iletildiğinde,

Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Ey Nas, Sizden Öncekiler, Aralarından Soylu bir Hırsızlık yaparsa,

Onu Cezalandırmazlar, Soylu olmayan Zayıf bir Hırsızlık yaparsa, Onu Cezalandırırlardı, Had Cezasını

Uygularlardı, Allahta Onları Bu yüzden Helak Etmişti,

  Allaha yemin olsun ki, Benim Kızım Fâtıma dahi hırsızlık etse,

Mutlaka elinide keserdim, dedi, Hırsızın Elinin Kesilmesi Had, cezası, Çalınan Malın O Toplumda

Değerli bir Kıymette olduğunda ve Hırsızlığı bir alışkanlık, Geçim yolu haline getirene, uygulanır,

O Toplumda değersiz veya değeri çok az olan bir Malı çalan için değil,” dedi der,

 

     Allah Rasulunun, “Allaha yemin olsun ki, Benim Kızım Fâtıma dahi hırsızlık etse,

Mutlaka Kızımında elini keserdim,” Sözüne, Hadisine, Bu Nasıl bir Vahşiliktir, diyerek İtiraz ettiğinizi duyar

gibiyim, Lakin, Allah ve Rasulu Sizin Halinizi, Sizden daha iyi bilmektedir,

Allah ve Rasulunun, Sözüne İtiraz eden, İmansızlığa gider, İmanını kaybeder, buna göre hareket ediniz,  

 

 

     YARGI                               NİSA SURESİ AYET 58

“ Allah : İnsanlar arasında Hüküm verdiğiniz, Yargılama yaptığınız zaman,

Adaletle Hüküm vermenizi ve Adaletle Yargılamanızı Emreder “ der.

 

     YARGI                               HUD SURESİ AYET 15

“ Kimler, Dünya Hayatında, Hak ve Adaletle hareket ederse, Hak ve Adaletle ne iş yaparsa,

Onlara, Dünyada yaptığı Hak ve Adaletli İşlerin ve Hareketlerin karşılığını, Tam ve Eksiksiz olarak veririz,

Hiçbir Haksızlığa ve Adaletsizliğe uğratılmazlar “ der.

 

     YARGI                               BAKARA SURESİ AYET 42

“ Bile bile, Doğruyu ve Gerçeği, Yalanlarla, İftiralarla, Aldatmacalarla, Hile ve Uydurmalarla karıştırıp,

Hak ve Adaleti gizlemeyin “ der.

 

     YARGI                               NİSA SURESİ AYET 94

“ Bir Şeye Hüküm vereceğiniz zaman : İyi anlayın, İyi dinleyin, peşin hüküm vermeyin,

Şartlanmış, sapıtmış, İdeolojik fikirlere saplanmayın “ der.

 

     YARGI                               HUD SURESİ AYET 85

“ Ölçüyü, Tartıyı, Hak ve Adaleti, Tam ve Dengeli yapın,

İnsanlara, Eşyasını, Hakkını ve Adaletini eksik vermeyin,

Yeryüzünde, ( Fanatik ve İdeolojik fikirler peşinde koşarak ) Bozgunculuk,

( Terör, Adam kayırma, Fitne çıkarma, Dedikodu, Gıybet, Paparazziler ) gibi kötülükler yapmayın “ der.

 

     YARGI                               MAİDE SURESİ AYET 115, 114 ve 8

“ Rabbinin, Mutlak Şaşmaz Doğruluk ve Adalet Sözü, Hem Doğrulukca, Hemde, Adaletli olmak ile Tamamdır,

Sakın, Şüphe edenlerden olmayın, Hak ve Adalet üzere çalışanlardan, Hak ve Adalet üzere Şahitlik edenlerden,

Hak ve Adalet üzere Yargılama yapanlardan olun, Birine veya Bir Topluluğa karşı duyduğunuz Kin ve Nefretiniz,

Sizi Hak ve Adaletten, Hukuktan, Doğruluktan ve Dürüstlükten saptırmasın, Hak adına Adil davranın,

Yoksa Kin ve Nefretinizle, Adaleti, Hukuku, Doğruluğu ve Dürüstlüğü sadece kendinizde gibiymiş görürsünüzde,

Kendi kendinizi Helak edersiniz,  “ der.

 

 

     YARGILAMA ÖLÇÜSÜ                CASİYE SURESİ AYET 18

“ İnsanlar arasında ( Sosyal Hukuku ve Sosyal Adaleti düzenleyici, Hukuk Sistemi ) ŞERİATI verdik “ der,

 

     YARGILAMA ÖLÇÜSÜ                MAİDE SURESİ AYET 48

“ Allahın İndirdiği ile Hükmet, Zira Kuranı Kerimin Ayetleri ve Rasulumun Sözlerini,

Sizden her biriniz için bir yol, bir ŞERİAT kıldık,” der

 

     YARGILAMA ÖLÇÜSÜ                HADİD SURESİ AYET 25

“ Andolsun Biz Peygambere Açık ve Net delillerle birlikte Adalet ölçüsünü indirdik,

İnsanlar Hak ve Adaleti yerine getirebilsinler “ der.

 

     YARGILAMA ÖLÇÜSÜ                NİSA SURESİ AYET 105 ve 108

“ Biz Bu Kuranı Kerimi Size İndirdikki, İnsanlar arasında, Allahın Sana gösterdiği gibi, Adaletle Hüküm veresin,

Sakın Ha, Hainlerin, Haksızlık yapanların, Zorbaların, Gazsbcıların, Savunucusu olma,”

“ Zira bunlar, Sosyallik, Çağdaşlık, İlericilik, Modernlik, gibi söylemlerle Kendilerini, İyi, Güzel,

Mükemmel birileri olarak gösterip, Hainliklerini, Düzenbazlıklarını, Çirkefliklerini İnsanlardan gizlerler,

Lakin Allah Zül Celalden gizlenemezler,”  der, 

 

     YARGILAMA ÖLÇÜSÜ                NESAİ HADİS No 5302

  Sahabeden Abdullah Bin Mesud (ra) anlatıyor, Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem,

“ Sizden biriniz Hükümlendirilmesi, Sulh edilmesi gereken bir Davada, Hakim olmanız istendiğimde,

Allah’ın Kitab’ındaki hükümlere göre hükmünü verin, Allah’ın Kitab’ında bulunmayan bir işle karşılaşırsa,

Hadislerim, Sözlerin, Sünnetlerim ile Davayı Hükümlendirin,

Allah’ın Kitab’ında, Bedim Hadislerimde, Sözlerimde, Sünnetimde O Dava için bir hüküm bulamazsanız,

İlim erbabı olan, İlim Sahibi olan Doğru olanların, Salih olan Hakimlerin verdiği Hükümleri verin,

  Bunlardan hiçbirinde, Hükme rastlayamadığınız konularla, meselelerle karşılaştığınızda,

Aklınızı kullanarak, Kıyas ve İctihad yaparak Hüküm verin,

Kıyas ve İctihad yapmaktan korkar ve çekinirim demeyin, Çünkü Helal ve Haram Tamamen açıklanmıştır,

Helal ve Haram arasında, Hak ve Adalet arasında, Şüpheli şeylere rastlarsanız,

Sizi Şüpheye düşüren şeyleri terk edin, Sizi Şüpheye düşürmeyen şeylerle Hüküm vermeye çalışın “ dedi der,

 

     YARGILAMA ÖLÇÜSÜ                TİRMİZİ HADİS No 1327

  Sahabeden Muaz Bin Cebel (ra) anlatıyor, Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem Bana,

Kadılık ( Hâkimlik ) Görevi ile görevlendirirsem “ Hakimliği Nasıl yapabileceksin “ diye sordu,

Ben, Allah’ın Kitabındakine göre Hüküm verir Hakimlik yaparım dedim,

Allah Rasulu “ Hüküm vermen gereken Davada, Allah’ın Kitabında bir Hüküm bulamazsan Nasıl Hüküm verirsin,”

diye sordu, Ben, Allah Rasulunun Sözlerine, Hadisine, Sünnetine göre Hüküm veririm dedim,

Allah Rasulu,“ Şayet Allah Rasûlünün Sözlerinde, Hadisinde, Sünnetinde de O Dava için bir Hüküm bulamazsan,

Nasıl Hüküm verirsin diye sordu, Ben, Kuranı Kerim Ayetlerinin, Senin Sözlerinin Hadislerini Kıyas ederek

Kendi görüşümle ictihat ederek Adaletli olduğuna Kani olduğum bir şekilde Hüküm veririm dedim,

Bunun üzerine Allah Rasulu bana, “ Adaletli bir Hüküm vermede Allah Rasûlünün Elçisi gibi ol,

Allah Rasûlünün Arzusuna uygun hareket etmeye muvaffak kılan Allaha Hamdolsun ” dedi der,

 

     YARGILAMA ÖLÇÜSÜ                TİRMİZİ HADİS No 1335

  Sahabeden Muaz Bin Cebel (ra) anlatıyor, Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem Beni,

Yemene Vali olarak, İdareci olarak tayin etmişti, Tam Yemene Hareket ediyordunmki,

Allah Rasulu Beni Çağırttı, “ Seni niçin çağırdığımı biliyor musun ? dedi,

Allah Zül Celalin Kitabı Kuranı Kerimde bulunmayan bir yetki ile,

Benim, Sözlerimde, Hadislerimde olmayan bir yetki ile,

Tebaanda bulunanlardan, Yönetiminde bulunanlardan, hiçbir şey alma, Hiçbir Hareket yapma,

Zira bu bir Hainliktir, Her kim bu dünyada hainlik yaparsa,

Kıyamet günü, Allah Zül Celalin huzuruna, yaptığı o hainlikle getirilecektir,

Seni, İşte bunu sana Bildirmek için çağırmıştım, şimdi vazifene gidebilirsin, ” dedi der,

 

     YARGILAMA ÖLÇÜSÜ                MAİDE SURESİ AYET 44

“ Kim de Allah'ın indirdiğiyle hükmetmezse, işte onlar, Kâfirlerin kendileridir,” der,

 

     YARGILAMA ÖLÇÜSÜ                FETHUL BARİ HADİS No 2457

  Allah Rasulunun Hanımlarından ve Müminlerin Annesi Hz Aişe (ra) anlatıyor,

Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem, 

“ Allah Zül Celalin En Sevmediği Kişi ve Kişiler, Guruplar, Milletler, Düşmanlarına Karşı dahi,

Düşmanlıkta aşırıya gidenlerdir,” dedi der,

 

 

 

     YARGILAMA ÖLÇÜSÜ                NESAİ HADİS No 5324

  Sahabeden Ebu Umame  (ra) anlatıyor, Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem,

“ Hangi Hakim, Haksızdan yana bir Hüküm verirse, Cehennemden Ateş kazanmış olur,

Kim, bir başkasının Hakkını yerse, Allah Ona Cehennemi Vacip, Cenneti Haram kılar, “ dedi der,

 

 

     YARGI YETKİSİ                           NİSA SURESİ AYET 59

“ Elçiye ( Hak ve Adalet adına Yetki verilmiş Hakimlere ) İtaat edin,

Şayet, aranızda herhangi bir anlaşmazlığa düşerseniz, O Davayı alıp Elçiye ( Hakime ) götürün,

Bu daha iyi bir yoldur, Sonuç bakımından daha güzeldir “ der.

 

     YARGI YETKİSİ                           ALİ İMRAN SURESİ AYET 23

“ Kendilerine Hak ve Adaletle hüküm vermeleri için yetki verilmiş olanlar, Hakimler, İdari Makam Yetkisi

sahipleri, İnsanlar arasında Hak ve Adaletle Hüküm versin diye çağrıldıkları halde,

Onlardan bir Topluluk, Kendilerine uydurdukları inançlar ile Hak ve Adaletten yüz çeviriyorlar,

Hak ve Adaleti sadece kendileri bilir, kendileri hüküm verir zannediyorlar “ der.

 

     Bu Ayetlerdeki Elci lafzı, Ulul Emre İtaat, Kuranı Kerimim ve Ayetlerine,

Hz. Muhammedin Hadislerine İtaat etmek demektir, Kuranı Kerimin Ayetleri ve Hz Muhammedin Hadisleri ise,

Tamamen Hak ve Adaleti ve Sosyal Hukuku Emreder. Hak , Adalet üzere olmayan Emirlere İtaat etmek yoktur.

 

     YARGI YETKİSİ                           BUHARİ HADİS No 2129

  Sahabeden Ebu Bekir Bin Haris ( ra) anlatıyor, Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem,

“ Davacı ile Davalı arasında, Hak ve Adalet için Yargı Hükmü verecek olan Hakim,

Öfkeli ve Asabi bir halde iken, Sakın Yargı Hükmü vermesin, Hakim Olan Kişi,  Bir Dava konusunda,

Adaletle hüküm verebilmek için, Hak ve Adaleti arayarak Hüküm versin, “ dedi der.

 

     YARGI YETKİSİ                           İBNİ MACE HADİS No 2316

  Sahabeden Ebu Bekir Sıddıyk (ra) anlatıyor, Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem,

“ Hiçbir Hakim, Birbirinin aynı olan davalarda, birbirine Zıt Hüküm vermesin, “ dedi der.

 

     YARGI YETKİSİ                           İBNİ MACE HADİS No 55 

  Sahabeden Muaz Bin Cebel (ra) anlatıyor, Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem, bana,

“ Sakın, Haklı Deliller dışında bir şeyle Adam kayırma ve Nufuz ile Hüküm verip mesele çözmeye kalkmayın,

Şayet, Adaletle Hüküm vermek te bir zorluk çekerseniz, Meselenin Konunun aydınlanmasını bekleyin,

Rastgele Hüküm vermekten geri durun, “ dedi der.

 

     YARGI YETKİSİ                           TİRMİZİ HADİS No 1331

  Allah Rasulunun Damadı ve Ehli Beyti Hz. Ali (ra) anlatıyor, Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem bana,

“ Seni, Bir Dava konusunda Hüküm vermek için Hakim Tayin ederlerse,

Taraflardan sadece birini dinleyip Çok acele olarak hüküm verme, Diğerinide dinledikten sonra,

Nasıl Hüküm vereceğini daha iyi anlarsın “ dedi der,

 

     YARGI YETKİSİ                           İBNİ MACE HADİS No 2309

  Sahabeden Enes Bin Malik (ra) anlatıyor, Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem,

 “ Hakimlik yapmayı Talep eden Kimse, Kendi Nefsi ile başbaşa bırakılır, Allah tarafından ona yardım edilmez,

Kimde : ( Hakimlik eğitimi aldıktan sonra, Yer ve Makam olarak ) Kendi isteği dışında,

Hakimlik görevine getirilirse ( Devlet tarafından Hakimlik görevine atanırsa, tayin edilirse )

Bir Melek, Onun yanına iner, Vereceği Hükümlerde, Kararlarda Onu, Doğru yola Hak ve Adalete iletir “ dedi der.

 

     YARGI YETKİSİ                           RAMUZEL HADİS HADİS No C/1 S/90 H/17

  Sahabeden İbni Ebu Evfa (ra) anlatıyor, Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem,

“ Bilerek, Kasten,  Zulum üzere yargı kararı vermedikce, Zulum yapmadıkca,

Allah Zül Celal, Kadı ile, ( Hakim ile, Savcı ile ) beraberdir,

  Şayet, Kadı ( Hakim, Savcı ) Bilerek ve Kasten Zulum üzere Yargı kararı verir ve  Zulmederse,

Allah Zül Celal O Kadıdan O Hakimden, Savcıdan ) Himayesini çeker,

Onu kendi Zulmu ile Şeytan ile baş başa yalnız bırakır, ve O Zulum kendisine mutlaka dönecektir “ dedi der,

 

     YARGI YETKİSİ                           TİRMİZİ HADİS No 1326

  Sahabeden Ebu Hureyre (ra) anlatıyor, Allah Rasulu Sallallhu Aleyhi ve Sellem,

“ Hakîm, Adaletli bir Yargı kararı verebilmek için tüm gücünü sarf ederek Adil bir hüküm verdiğinde

O Dava hakkında Adaleti ve doğruyu bulduğunda iki mükafat alacaktır,

Yanıldığında ise Tek mükafat alacaktır, “ dedi der,

 

     YARGI YETKİSİ                           İ.AZAM MÜSNED HADİS No 487 / 3

  Sahabeden Ebu Sabit (ra) anlatıyor, Allah Rasulu Sallallhu Aleyhi ve Sellem,

“ Hakimlik Yargıçlık üç Şekildedir, Bunlardan İkisi Cehennemliktir, Biri Cennetliktir,

Birincisi,          İnsanlara karşı Haksız, Hukuksuz ve Adaletsiz biçimde İdeolojik olarak Yargı kararı verip,

                        Kendi İdeolojilerinde olmayan İnsanların, Hak ve Hukuklarını Gasp eden,

                        Birinin malını ötekine yediren,

İkincisi,            İlimi ve Bilimi bir tarafa bırakıp, İnsanlara Haksız, Hukuksuz ve Adaletsiz bir biçimde

                        yargılama yapan,       bu İki şekil Yargıç Cehennemliktir,

Üçüncüsü,      Allahın Kitabı Kuranı Kerimdeki ve Rasulunun Hadislerindeki Hak, Adalet,

                        İlim ve Bilime dayanarak yargı kararı yargı hükmü veren Yargıç Cennetliktir ” dedi der,

 

     YARGI YETKİSİ                           TİRMİZİ HADİS No 1330

  Sahabeden Abdullah Bin Ebu Evfa (ra) anlatıyor, Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem,

“ Bir Davada Hüküm Verecek olan Hakim, Hükümünde, Haksızlık, Adaletsizlik ve Zulum olmadığı sürece

Allah Azze ve Celle O Hakimle beraberdir Onun yardımcısıdır,

Hükümünde Haksızlık, Adaletsizlik ve Zulum yaparsa, zulmederse,

Allah Azze ve Celle O Hakimi terk eder, ondan uzaklaşır,

O Hakim İblis Şeytanlarla beraber Helak edilir,” dedi der,

 

     YARGI YETKİSİ                           RAMUZELHADİS HADİS No C/3 S/297 H/6

  Allah Rasulunun Damadı ve Ehli Beyti Hz Ali (ra) anlatıyor, Allah Rasulu Sallalahu Aleyhi ve Sellem,

" İlim ve Adalet Güzeldir, Alimlerde, İlim Adamlarında, Devlet adamlarında ve Hakimlerde, daha da Güzeldir,

Sabır Güzeldir, Lakin başınıza bir Musibet, bir Bela geldiği anda veya

Öfkelendiğin anda olursa daha da Güzeldir,

Yokluğa, Darlığa, İşsizliğe, Sıkıntıya Hastalığa Sabretmek güzeldir,  Fukarada, Fakirlerde daha da Güzeldir,

Cömertlik Güzeldir, Cömertlik Zenginlerde daha da Güzeldir,

Verağ, Tevazu, Güzel Ahlak ve Gösterişsiz olmak Güzeldir,

Edep ve Haya Güzeldir, Kadınların, Kızların Kendilerinde ve Kılık Kıyafetlerinde daha da Güzeldir,

Tevbe Güzeldir, Gençlerde daha da Güzeldir, “ dedi der,

 

     YARGI YETKİSİ                           İBNİ MACE HADİS No 4019

  Sahabeden Abdullah Bin Ömer (ra) anlatıyor, Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem,

“ Ben Müslümanım diyen Bir Millet içinde,Devlet Adamları, Masıyet olan Emirlerle,

( Kanunen Suç olmayan Şekilleri ve Davranışları Suç sayarak, Kanunsuz ve Mesnetsiz İdari Emirlerle,

Mahkemelerde dahi, Hak ve Adalet yok edildiğine, Kendi çıkarlarına işlerine geldiği gibi Hak ve Adalet hükmü

verildiğinde, Haklının Haksız çıktığı, Dolandırıcının, Vurguncunun, Rüşvetcinin, Tefecinin, Tecavüzcünün yaptığı

yanına kar kaldığı, haklı çıktığı gibi Adli hükümler verilip ve yaygınlaştığında, Devlet Görevi) Emanet Zayi olup

Kaybolup, Milletin Güveni sarsıldığında, Ben Müslümanım diyen Bir Millet İçinde,

Kendilerini yönetenlerin, Allahın Hak ve Sosyal Adaleti ve Rasulunun Hadisleri ile

hüküm vermekten vazgeçince, Devlet Adamlarının Millete Zulum yapması ile Cezalandırılır,

O Millet, Mutlaka Yağmurlardan Men edilir, Yağmurlarınız kesilir,

Yağmurlarınız yağmaz olur, Kuraklık Afeti olur, Yağmur yağarsada Sel Felaketine Afete dönüşür,

Üretim, Kazanç ve Bereket yok olur, Geçim sıkıntıları başlar, Fakirlik ve Zillet yayılır,

Toplumu Geçim ve yaşam korkuları sarar, O Memlekette mutlaka Herc ( Terör)  çıkar ve yaygınlaşır,

Herc ile ( Terör ile) Ölümler artar,

Allah O Memlekete ve Millete, İstilacı, İşgalci, Sömürgeci, düşmanlarını musallat eder,

     Şayet O Memlekette Yağmurdan Nasibi olan Hayvanat ta olmasa,

O Memleketin üzerine, O İnsanların üzerine Tek damla dahi Yağmur yağmaz,

Oraya yağan yağmur Sadece ve sadece Hayvanat içindir, “ dedi der.

 

     Şimdi yukarıdaki Ayet ve Hadislerin Sağlamasını yapalım,

     İslam Memleketi olduğunu iddia ettiğimiz Bizim Memleketimizde ve Diğer İslam Memleketlerinde,

Terör varmıdır ? Yaşam korkuları varmıdır ? Kuraklık varmıdır, ? Sel Felaketi varmıdır ? Afetler varmıdır ?

Üretimsizlik Kazançsızlık varmıdır ? Fakirlik varmıdır, ? Açlık varmıdır ? Geçim Sıkıntıları varmıdır ?

Sömürgeler ve İşgaller varmıdır ? Devamlı Kılık değiştiren Felaketler, Belalar varmıdır ?  VARDIR.

 

     Toplumun : Fakirliğe, Yoksulluğa, Gücsüzlüğe, Fuhuşa ve Teröre düşmemesi için,

Toplumdaki İnsanların : İslam Dininin bildirdiği Sosyal yaşam kurallarının tamamına tam olarak uyması,

bu kuralların, hiç birini herhangi bir şekilde, kendine uydurmaması şarttır, Şayet bu şekilde olmazsa :

İnsan Vucudunda, Kanserli bir hücrenin diğer sağlam hücreleri sararak, bütün vucudu kanserli hasta yapması,

Vucudu istila eden kanserli hastalıktan vucudun kurtulma şansı olmadığı ve sonrada o vucudu öldürmesi gibi,

Fakirlik, Yoksulluk ve gücsüzlük, aynı kanserli hücre gibi O Toplumu sarar, O Toplum, Fakirlikten,

yoksulluktan ve gücsüzlükten kurtulamaz, O Toplumda Siyasal ve Ekonomik kölelik başlar,

Zaman içinde asimile olarak yok olur gider. Dünya Toplumların Tarihine baktığınızda bu neticeyi görürsünüz.

 

     Dünya Tarihinde, Ani bir felaketle yok olanlar Arkeleojik kazılarla bilinmektedir,  Asimile ile Helak olmanın :

Birinci aşaması           : Yolsuzluk, Vurgunculuk, Dolandırıcılık, Rüşvet, Fıskı Fucur Fuhuş normal yaşam olur,

İkinci aşaması            : Faiz alıp verme ile Üretim Bereket yok olur, Faiz fayda vermez harap eder,

Ücüncü aşaması        : Doğruluk, Dürüstlük, Hak ve Adalet yok olur,

Dördüncü aşaması     : Toplum içinde huzursuzluk, geçim darlığı, işsizlik, güvensizlik, istikrarsızlık,Terör çıkar

Beşinci aşaması         : Adaletsizlikle kendi benliğinizi kaybedersiniz, Toplum Terörden kurtulamaz,

Altıncı aşaması           : Özendiğiniz Memleketlere, Ekonomik, Siyasal ve Sosyal açıdan tamamen Köle olursunuz,

Yedinci aşaması         : Devletinizi kaybederek Ekonomik, Siyasal ve Askeri açıdan Sömürgesi olursunuz,

                                     Kölesi olduğunuz Millet içinde, Asimile ile kaybolursunuz.

 

     İnsanlık yaratıldığından bu yana, Milletler ve Devletler bu aşamaların hepsini yaşadı,

asimile olup kaybolup gittiler, Biz Şimdi hangi aşamadayız ?

Yukarıdaki  Ayet ve Hadisler Ata Sözlerimizde, “ Bataklığa düşen Yılana sarılır “ diye açıklanır,

Lakin, Böyle Bir Millet, Bataklığa düştüğünün, farkında dahi olamazki, Yılana sarıldığının farkında olabilsin.

Yani Kazancınız Sizi Mahveden, Yok eden, Helak eden bir kazanç olmamasına dikkat emeniz gerekliliği şartıdır,

 

     İslam Dininde belirtilen Sosyal yaşam kurallarına tam olarak uyulduğu zaman, O Toplumun :

Fakirliğe, Yoksulluğa, Gücsüzlüğe, Teröre düşmesi veya düşürülmesi için bir sebep yoktur bulamazsınız,

 

 

     YARGININ TARAFSIZ ve BAĞIMSIZ OLMASI                         NİSA SURESİ AYET 105

“ İnsanlar arasında, Adalet ve İlim üzere Yargı Hükmü verin, Hainlerin Savunucusu, Koruyucusu olmayın “ der.

 

     YARGININ TARAFSIZ ve BAĞIMSIZ OLMASI                         TİRMİZİ HADİS No 1341

  Sahabeden Ebu Amir Bin Şuayb (ra) anlatıyor, Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem,

 “ Yargılanmada, Davasını İspat için, Şahid ve Delil getirmek, Davacıya Zorunludur,

Yemin ederek Savunma yapmak ise, Davalıya Zorunludur “ dedi der,

 

     YARGININ TARAFSIZ ve BAĞIMSIZ OLMASI                         MÜSLİM HADİS No 1711

  Sahabeden İbni Abbas (ra) anlatıyor, Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem,

“ Şayet İnsanlara, İddia ettikleri Davalarına göre, her istedikleri her iddiaları, verilse idi,

Toplumun Malları ve Kanları üzerinde, devamlı Hak İddia ederlerdi,

Hak İddia ederek Dava açan, İddiasını ve Hakkını İspat etmek mecburiyetindedir, dedi  “ der,

 

     YARGININ KEYFİ ve İDEOLOJİK OLAMAYACAĞI                 SAAD SURESİ AYET 26

 “ İnsanlar arasında Hak ve Adaletle Hüküm ver, Hak ve Adalet hususunda Keyfi veya İdeolojik tercihte

bulunma, Hak ve Adalet kanunlarına uymayan davalar için, Hak ve Adalet kanunlarına uyuyormuş gibi

Yargı kararı vermeyin, Hak ve Adalette ve Yargıda, Tercih belirten Keyfilik olmaz “ der.

 

     YARGININ KEYFİ ve İDEOLOJİK OLAMAYACAĞI                  BAKARA SURESİ AYET 44

“ Siz, Hak ve Adaleti bildiğiniz halde, İnsanlara İyiliği, Hak ve Adaleti Emrettiğiniz halde,

Kendiniz, Hak ve Adaletle İş yapmayı unutuyorsunuz, Aklınızı kullanmıyormusunuz ? “ der.

 

     YARGININ MENFAAT KARŞILIĞI OLAMAYACAĞI                 MAİDE SURESİ AYET 44

“ Alimler, Hakimler ve İdareciler, Kendilerine verilen İlmi, Hak ve Adaleti korumakla Görevlendirilmiştir,

Ey Alimler, Ey Hakimler ve İdareciler, Hak ve Adaleti, Kendi Menfaatiniz karşılığında satmayın “der.

 

     YARGININ MENFAAT KARŞILIĞI OLAMAYACAĞI                 BAKARA SURESİ AYET 188

“ Bile bile İnsanların Mallarından bir kısmını : Rüşvet, dolandırma, adam kayırma, nufuz gözetme,

Makam ve Mevkiyi kendi menfaatinize kullanma gibi Haksız ve Adaletsiz bir biçimde yemeyin,

Bunlar ve bunlar gibi şeyler için Hakimlere Rüşvet vermeyin,

Mallarınızı : Batıl olan, Hak olmayan, Adaletli olmayan bir şekilde yemeyin, Rüşvet Almayın, “ der,

 

     YARGININ MENFAAT KARŞILIĞI OLAMAYACAĞI              RİYAZUHUSSALİHİN HADİS No 52 ve 53 de

  Sahabeden Abdullah İbni Mesud (ra), Useyd İbni Hüdair (ra) anlatıyor,

Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem,

“ Hiç şüphesiz, benden sonra, adam kayırmalar ve yadırgayacağınız bazı işler olacaktır,

Siz üzerinize düşen görevlerinizi yaparsınız, Kendi hakkınızı ise, Allah’tan bekleyiniz,

Cennette Havzım Başında Bana Kavuşuncaya kadar sabredip bekleyiniz, ” dedi der,

 

     YARGININ KEYFİ ve İDEOLOJİK OLAMAYACAĞI                  MÜNZİRİ HADİS No C/4 S/428 H 1 ve 2

  Sahabe Kadınlardan Sevban (ra) anlatıyor, Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem,

“ Allah Zül Celal, Bir İş için, Rüşvet Alana, Rüşvet verene, Rüşvet vermek yada almak için aracılık yapanada

Lanet etti, Rüşvet alanda, verende, aracılık yapanda Cehennemdedir, “ dedi der,

 

     YARGININ KEYFİ ve İDEOLOJİK OLAMAYACAĞI                  TİRMİZİ HADİS No 1336

  Sahabeden Ebu Hureyre (ra) anlatıyor, Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem,

“ Allah Azze ve Celle, Bir Hüküm, Dava konusunda, Rüşvet Alanada Verenede Lanet etmiştir, “ dedi der,

 

     YARGININ KEYFİ ve İDEOLOJİK OLAMAYACAĞI                  MÜNZİRİ HADİS No C/4 S/456 H 1

  Sahabeden İbni Ömer (ra) anlatıyor, Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem,

“ Herkim, Allahın ve Rasulu olan Benim koyduğum, Cezalardan bir ceza ile, bir Suç işleyenin Cezalandırılmaması

İçin aracı olursa, engel olursa, Cezanın Tatbik edilmesine engel olursa,

Her kim ( Bence diyerek Allahın ve Rasulunun Cezai hükmünü kaldırırsa) Batılı Hükümsüzlüğü savunursa,

Müminde olmayan bir şeyi O Mümine İsnad ederse, Zulumle açılan bir Davaya, Zalimden taraf, Zulumden taraf

olarak yardım ederse, Allah Zül Celalle Zıtlaşmış demektir, Allahın Gazabına uğrayacaktır “ dedi der,

 

 

     YARGILANIRKEN İSPAT İÇİN DELİL GETİRMEK                   TİRMİZİ HADİS No 1341

  Sahabeden Ebu Şuayb (ra) anlatıyor, Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem,

“ Davasında veya Savunmasında Haklılığını İspat için Delil getirmek Davacıyada, Davalıyada İlk gerekli Şarttır,

Şayet Taraflar Delil getiremezse, Yemin etmek, Davacıyada Davalıyada gerekli Şarttır,” dedi der,  

 

     YARGILANIRKEN İSPAT İÇİN DELİL GETİRMEK                   CAMİUSSAGIR HADİS No 3170

  Sahabeden Enes Bin Malik (ra) anlatıyor, Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem,

“ İtham edilene, İtham edildiğine göre yargılamadan, birinin, diğeri hakkındaki aleyhine olan sözlerini delilsiz,

İspatsız kabul etmez, hemen ceza vermezdi, “ der,

 

     YARGILANIRKEN İSPAT İÇİN DELİL GETİRMEK                   TABARANİ HADİS No 521

  Sahabeden Ebu Zer (ra ) anlatıyor, Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem,

“ Acı da olsa, Aleyhinede olsa, Gerçek olanı Doğru olanı söyleyin,

Gerçeği ve Doğruyu saptıran şekilde söz söylemeyin, dedi der,

 

     YARGILANIRKEN İSPAT İÇİN DELİL GETİRMEK                   CAMİUSSAGIR HADİS No 1756

  Sahabeden Mücem Bin Yahya (ra) anlatıyor, Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem, “Aleyhinizede olsa,

Sonunda Zararlı çıkacağınızı görsenizde, Doğruluğun peşini bırakmayın, Kendinize Kurtuluş görseniz dahi,

Yalandan Sakının, Zira Felaketiniz Yalanlarınızdadır, Gerçek kurtuluşunuz Doğruluğunuzdadır, “ dedi der,

 

     YARGILANIRKEN İSPAT İÇİN DELİL GETİRMEK                   CAMİUSSAGIR HADİS No 1838

  Sahabeden Enes Bin Malik (ra) anlatıyor, Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem,

“ Hile, Yalancılık, Zulüm yapanın, Doğru Sözünden dönenin, Zararı, Felaketi Mutlak kendisine döner, “ dedi der,

 

     YARGILANIRKEN İSPAT İÇİN DELİL GETİRMEK                   EBU DAVUD HADİS No 3090

  Sahabeden Muhammed Bin Halid (ra) anlatıyor, Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem,

“ Allah Zül Celal Size, Mal vererek veya Malınızı alarak, Sıhhat vererek veya Hastalık vererek, Musibet vererek,

Çocuk vererek veya vermeyerek veya Çocuğunuzu alarak, Ömrünüzün Sonuna kadar Sizi İmtihan, İmtihan

eder, Kendisine Hamdetmenizi bekler, Kulun İmtihandaki vazifesi ve Allah Zül Celale Hamd etmesi,

Kendisine gelen Felaketler, Musıbetler, Hastalıklar Üzerine Sabretmesidir,

Kendisine gelen, Kazançlara, Sıhhatlere, Çocuklara karşılık, Tüm Benliği ile Allah Zül Celalin ve

Habibi Rasulu Zişan Muhammed Aleyhisselamın Emir ve Yasaklarına Gücü yettiği kadar Riayet etmesi,

Yapınız dediklerini yapması, Yapmayınız dediklerini yapmaması, İbadetlerini yerine getirmesidir,” dedi der,

 

     YARGILANIRKEN İSPAT İÇİN DELİL GETİRMEK                   RAMUZ EL HADİS HADİS No C4 S364 H2

  Sahabeden İbni Abbas (ra) anlatıyor, Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem,

“ Bolluğu ve Rahatlığıda Musibet kabul etmeyen, Başına gelen Belayıda Nimet kabul etmeyen kimse,

İmanını Kamilleştirmiş Müslüman değildir, Zira Başınıza gelen Sıkıntıyı, Darlığı, Belayı sonra,

Rahatlık, Bolluk takip eder ve Rahatlığı, Bolluğu da Sıkıntı, Bela ve Musibet takip eder, “ dedi der,

 

     YARGILANIRKEN İSPAT İÇİN DELİL GETİRMEK                   CAMİUSSAGIR HADİS No 3348 ve 3308

  Sahabeden Said Bin Müseyyeb ve Sahabe Kadınlardan Fatıma El İyadi (ra) anlatıyor,

Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem, “ Bir Mümin, Başına gelen ve gelebilecek Musıbet hakkında,

Kalbinde Korku ile Ümidi, birlikte bulundurursa,  Allah Zül Celal, Muhakkak Onu Korktuğundan Emin kılar ve

Umduğunu verir, Allah Zül Celal, Kendisine bir çıkış yolu açıncaya kadar beklemeyen, Sabırsız olan Kimse,

hikmet sahibi de­ğildir,” dedi der,

 

     YARGILANIRKEN İSPAT İÇİN DELİL GETİRMEK                   AHMED BİN HAMBEL ZÜHD HADİS No 2045

  Sahabeden Mesruk (ra) anlatıyor, Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem,

Kişi, Çıkış yolu verenin de alanın da Allah olduğunu bilmelidir, Kişi, Allah Zül Celale Tevekkül ederse,

Allah Zül Celalde onun günahlarına Hastalığını ve Musıbetini keffaret kılar ve Ecrini, Mükafatını arttırır,

Allah Zül Celal Hem tevekkül eden, hem de etmeyenlerle ilgili ola­rak, O Emrini infaz eder, “ dedi der,

 

     YARGILANIRKEN İSPAT İÇİN DELİL GETİRMEK                   CAMİUSSAGIR HADİS No 1508

  Sahabeden Kaab Bin Malik (ra) anlatıyor, Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem,

“ Allah Zül Celal, Bir Kulum Kendi eli ile yaptıklarına, Kendi Kudretine, Kendi Bilgisine ve Becerisine değilde,

Her Türlü Sıkıntıyı, Hastalığı, Sıhhati, Üzüntü ve Kederi, Varlığı ve Zenginliği Bize İmtihan olarak verenin,

Allah Zül Celal olduğunu bilerek, Her türlü Önlemini, Tedbirini alarak, Allah Zül Celale Tevekkül eder,

Allah Zül Celale Sırtını dayarsa, Allah Zül Celal O Kulun Bu Samimiyetine göre,

Kendisine kurulan Tuzaklardan kurtulması için Bir Çıkış yolu verir, O Kuluna Yardım eder,

  Hangi Bir Kul Allah Zül Celale İtaat ederse, O Kul daha istemeden, Allah Zül Celal Ona Çıkış kapıları ve

Genişlik açar, Kendinin Bağışlanmasını henüz istememişken dahi, O Kulu Af ve Mağfiret eder,

  Bir Kul, Allah Zül Celale Tevekkül etmeyi bırakıp, Dayanmayı bırakıp, Bir Yaratığa sığınırsa, Sırtını dayarsa,

Allah Zül Celal, O Kulun Bu Samimiyetsizliğine göre, Sıkıntılarından, Hastalıklarından, Üzüntü ve Kederlerinden,

Yoksulluğundan ve Biçar kalışının, Çöküş yollarını açar, “ dedi der, 

 

     YARGILANIRKEN İSPAT İÇİN DELİL GETİRMEK                   TALAK SURESİ AYET 2 ve 3

“ Her kim Allah Zül Celalin Sevgisini, Şefkatini, Mağfiretini, Hidayetini, Bereketini, Şifasını kaybetmekten

korkarak, Allah Zül Celalden bir Çıkış yolu, Bir Şifa isteyerek Dua ederse,

Allah Zül Celal, ona bir çıkış yolu gösterir, Her kim Allah Zül Celale Tevekkül ederse ona kâfidir,

Her şey için bir ölçü konmuştur, Her şey için bir Ecel biçilmiştir ve

Şüphesiz Allah, Emrini yerine getirendir “ der, 

 

 

     YARGILAMADA DELİLLERE DİKKAT ETMEK                         MÜSLİM HADİS No 1713

  Allah Rasulunun Hanımlarından ve Müminlerin Annesi Ümmü Seleme (ra) anlatıyor,

Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem, “ Gerçekten sizler, Bana yada Hakimlere, Tarafı olduğunuz Davalarda

geliyorsunuz, Ama ihtimaldirki, bâzınız Hüccetini, Davasının Yargılamasında, Davasını,  Davasının Şahidini,

Delilini, ortaya koymada, açığa çıkarmada, allanmış pullanmış saptırılmış yanıltıcı ifadelerle, En Doğruyu

En iyiyi, En Yanlış şekilde gösteren, En Kötü gösteren,  En Yanlışı, En Kötüyü, En İyi ve En Doğru gibi gösteren

Mizansenleri ile, daha düzgün ifadelerle, Kiminiz kiminizden, Bâzınızdan daha iyi anlatır, haklı gibi

görünebilirler, O Zaman Ben yada Hakim bu sebeblerle, allanmış, pullanmış, saptırılmış yanıltıcı ifadeli olan

tarafın ifadesine dayanarak, diğer taraf üzerine, Haksız olanın lehine, Haklı olanın aleyhine, hüküm verebilir,

İmdi her kimse din kardeşinin hakkında bu suretle bir şey bölerse, Söylerse, O hemen kabul edilmesin, 

Sakın, Delillerle sağlamlaştırılmamış, Hüküm, Yargı kararı verilmesin ve vermeyin,

Zîrâ böyle bir Yargı Hükmü Kararıyla, an­cak Cehennemden bir parça alınmış olur, “ dedi der,

 

 

     YARGILAMADA ŞAHİT DİNLENME KISTASLARI        NİSA SURESİ AYET 135

“ Hislerinize uyup, arzularınıza uyup, çıkarlarınıza uyup, Doğruluktan Dürüstlükten, Hak tan,

Adaletten şaşmayın, Sosyal Hukuku ve Adaleti, Titizlikle ayakta tutmaya çalışan, İman Edenler,

Kendiniz, Anne, Baba ve dahi Akrabanız, Arkadaşınız, Ahbanınız aleyhinde olsa dahi,

Allah için, Kendi kendinizi aldatmayan Doğruluk ve Dürüstlükle Şahitlik eden Kimselerden olun,

Doğru ve Dürüst olarak Şahitlik etmezseniz, Şahitliği gayesinden saptırırsanız, veya

Şahitlik etmekten kaçınırsanız, Allah yaptıklarınızdan haberdardır, Hesap günü Onuda soracaktır “ der,

 

     YARGILAMADA ŞAHİT DİNLENME KISTASLARI        BAKARA SURESİ AYET 282

“ Bir Olay, Bir Dava hakkında Şahidliğe çağrıldığınız zaman, Olayı Tam olarak görmüş ve biliyorsanız,

Şahidlik etmekten çekinmeyiniz,

  Şahidlik yapmak, Bilir Kişilik, İşinde Konusunda Uzman olan, Erkeklerden En Az İki kişiyedir,

Şayet İki Erkek yoksa, O Zaman Bir Erkek, İki Kadın Şahitlik, Bilirkişilik yapabilir, “ der,  

 

     YARGILAMADA ŞAHİT DİNLENME KISTASLARI        İBNİ MACE HADİS No 2317

  Allah Rasulunun Hanımlarından ve Müminlerin Annesi Ümmü Seleme (ra) anlatıyor,

Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem, “ Hakimde Bir Beşerdir, Bir Şaşardır,

Zaman olur İki davacı, Şahit getirir, Davacılardan Haksız olanın Şahidi, daha düzgün ve güzel ifadeler

kullanarak savunma veya İddia yapabilir, Hakimde O Şahidin Beliğ, Güzel sözlerini doğru zannederek

Haksız olan davacının lehine hüküm verebilir,

Hak ve Adalet adına Hüküm vermek için, Hakim O şahitliğe Çok Dikkat etsin, “ dedi der.

 

     YARGILAMADA ŞAHİT DİNLENME KISTASLARI        İBNİ MACE HADİS No 2364

  Sahabeden Zeyd Bin Halid El Cüheni (ra ) anlatıyor, Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem,

“ Şâhidlerin en hayırlısı, Şâhidlik etmesi taleb edilmeden once,

Şahidlik ve Tanıklık görevini ifâ edendir, “ dedi der,

 

     YARGILAMADA ŞAHİT DİNLENME KISTASLARI        TİRMİZİ HADİS No 2295 ve 2297

  Sahabeden Zeyd Bin Halid El Cüheni (ra ) anlatıyor, Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem,

“ Dikkat edin Size, Şâhidllik yapacakların en hayırlısını haber veriyorum,

Olaya Şahit olduğu bilinmediği için Şahitliğe Çağrılmadığı halde, Hak olanın anlaşılması için Şahidlik yapandır,

Şahitlikten kaçmayandır, gizlemeyendir, Şâhidliğini Doğru olarak yapandır, ” dedi der,

 

     YARGILAMADA ŞAHİT DİNLENME KISTASLARI        TABARANİ HADİS No 512

  Sahabeden Ebu Hureyre (ra ) anlatıyor, Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem,

“ Allah'a ve âhiret gününe iman eden, Bir şeye Şahit olduğunda onun hakkında ya doğru olanı söylesin,

veya sussun, hiçbir şey konuşmasın, Yalan yere ve Doğruyu saptıran şekilde Şahitlik etmesin " dedi der,

 

     YARGILAMADA ŞAHİT DİNLENME KISTASLARI        EBU DAVUD HADİS No 3601

  Sahabeden Süleyman İbni Musa (ra ) anlatıyor, Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem,

“ Hainlik yapan, Hıyanet yapan, Zina Yapan, Zinakar olan, Kinli olan, Kin Tutan,

Erkek veya Kadın Hiç Kimsenin Şahitliği Kabul edilemez, “ dedi der, 

 

     YARGILAMADA ŞAHİT DİNLENME KISTASLARI        TİRMİZİ HADİS No 2298

  Allah Rasulunun Hanımlarından ve Müminlerin Annesi Hz.Aişe (ra) anlatıyor,

Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem, “ Daha Önce Yalancı Şahitlik yapış olanın Şahitliğini kabul etmeyiniz,

Şahitliği, Akraba ve Çıkar ilişkisine dayanan Şahitlik,  Şüpheli Şahitliktir, Şahitliğini kabul etmeyiniz, “ dedi der, 

 

     YARGILAMADA ŞAHİT DİNLENME KISTASLARI        İBNİ MACE HADİS No 2366

  Sahabeden Abdullah Bin Amir El As (ra ) anlatıyor, Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem,

“ Hainlik Hıyanetlik yapan Erkeğin veya Kadının veya birinin Şahitliği,

İçinde Kin ve Husumet bulunanın, Kin ve Husumet beslediği kişi aleyhinde Şahitliği,

( Yüz kızartıcı bir Suç nedeni ile, Zina, Hırsızlık, Gasp, İftira gibi ) Had cezasına çarptırılmış bir kimsenin

Şahitliği, Makbul ve Kabul edilir ve Doğru olan bir Şahitlik değildir, O Şahitliği Kabul etmeyiniz, “ dedi der,

 

     YARGILAMADA ŞAHİT DİNLENME KISTASLARI        MÜNZİRİ HADİS No C/4 S/500 H 6 ve 4

  Sahabeden Ebu Musa ve Ebu Hureyre (ra) anlatıyor, Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem,

“ Bir Dava veya Bir İş hususunda Şahitliğe çağrıldığında, Şahidliğini gizleyen, veya Şahidin bilgisini gizlemesi,

Yalancı Şahitlik yapmaktır, Bir Dava veya Bir İş konusunda, Aleyhte Yalancı Şahitlik yapmak, Yalan Söylemek,

Allaha Ortak koşmaktır, Her Kim, Bilmediği bir Konuda Haklının aleyhine Şahitlik yaparsa,

Cehennemdeki yerine hazırlansın “ dedi der,

 

     YARGILAMADA ŞAHİT DİNLENME KISTASLARI        BUHARİ HADİS No 209

  Sahabeden Ebu Said el Hudri (ra) anlatıyor, Allah Rasulu Kadınlara hitaben,

“ Ey Kadınlar, Ne Acaibdir ki, Aklınız, Kendini Zapteden, kullanabilen Tam Akıllı ve Dîninde Azimli kimsenin

Aklı kadar değildir,  Siz Kadınlar, Aklınız Eksiktir, Dininiz Eksiktir,

Siz Kadınların, Aklını kullanabildiğini ve Dinini tamamlayabildiğini, Görmedim,

Ey Kadınlar, Gerçek aklınızı Zabtedetmezsiniz, Gerçek aklınızı kullanmazsınız,

Gerçek aklınızı kullanmadığınız için, O Aklınız, Dininizi Çeler, Dininizi Eksik yapar, Dininizi bozar “ dedi, 

  Kadınlar bunun üzerine Allah Rasulune, “ Aklımızın ve Dinimizin Eksikliği Nedir diye sordular,

Allah Rasulu cevaben, " Kadın Hayızlı, Adetli iken, Namazını kılmaz ve Orucunu tutmaz,

Kadının Şahitliği, Erkeğin Şahitliğinin Yarısıdır,  Ey Kadınlar, Sadakayı bolca veriniz,

Zîrâ bana Cehennem halkı gösterildi, Çehennemdekilerin çoğunluğu, Siz Kadınlar idiniz, “ dedi, 

  Kadınlar " Ey Allahın Rasulu, Cehennemdekilerin çoğunluğu neden Kadınlardı ? diye sordular,

Allah Rasulu Cevaben, " Ey Kadınlar, Çünkü Siz, Allahın Size Verdiği Niymetlere, Şükretmek, Hamdetmek,

Onunla yetinmek, Onunla doymak yerine, Halinizden Çokca Şikayet edersiniz, Nankörlükte,

Doymazlıkta bulunursunuz, Ötekine, Berikine Çokca Lâ`net edersiniz, Gıybet edersiniz,

Zevçlerinize, Kocalarınıza değil, Başkalarına Süslenirsiniz, Kıyafetlerinizle kendinizi başkalarına sergilersiniz,

Kocanıza Küfrânı Niymet edersiniz, İşte bu Gerçek Aklınızı kullanabilme Eksikliğinden ve

Dininizin Eksikliğinden ileri gelmektedir, “ dedi, Allah Rasulune, Küfran etmek,

Nankörlük etmek, Küfürmüdür diye sordum, Allah Rasulu cevaben Evet, “ dedi der, 

 

   Bu Hadiste Kanının Şahitliğinin Erkeğin Şahitliğinin yarısı olarak belirtilmesi, Cinsiyet ayrımı, ayrımcılığı

değildir, Şahitliğin, Mümkün olabildiği kadar Gerçek Akla dayanan ve Tam bir Bütünlükle, Eksiksizlikle olan

İmanla, Dininin Tamam olması şartı belirtilmektedir, Gerçek Aklın ve Dinin, İbadetlerin eksik olmasında,

Şahitliği Bozacağı, Yalancı Şahitlik olacağını belirtmektedir,

Yalancı Şahitliğin, Sosyal Hukuğu ve Adaleti yok edeceğini belirtmektedir,

   Bugün Gerek Kadınlarımız, Gerek Erkeklerimiz, Zaten Namaza Önem vermiyorlarki,

Zaten Namaz kılmıyorlarki, O geçen ve Kazaya kalmış Namazlarınımı Kaza edecekler, ?

   Bu Hadisteki Kadınların Yarım Şahitliği Hükmü,

Gerçek Aklını kullanan, İbadetlerini yerine yetirmeye çalışan, Dinini Tamamlamaya çalışan,

Tek Kadının Şahitliğine, Gerçek Aklını kullanmayan, İbadetlerini yerine getirmekle Dinini Tamamlamayan,

İbadetlerini yapmayan bir Erkeğin Şahitliği, Dört Erkek Şahitliğine Eş değer Hükümde olduğu açık ve nettir,

 

 

     YARGILANIRKEN YEMİN ETMEK                                NAHL SURESİ AYET 94

“ Yeminlerinizi, Aranızda Aldatma ve Fesat Fitne Kargaşa çıkarma vasıtası yaparsanız,

Allah Zül Celalin Doğruluğundan, Hak ve Adaletinden Sapıttığınız için, daha Dünyada iken Başınıza gelen

Musıbetleri, Afetleri, Azabı görmeye başlarsınız, Cehennemde ise çok daha felaketiniz olan Azablar vardır,“ der,

 

     YARGILANIRKEN YEMİN ETMEK                                BUHARİ HADİS No 1541

  Sahabeden Abdullah Bin Ömer (ra) anlatıyor, Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem,

“ Ashabım, Ümmetim, İyi ilinizki, Sizden Her Kim, Yemin etmek zorunda kalırsa, Yalnız ve Yalnız,

Allah Zül Celalin Adıyla yemin etsin, Başka bir şey adına, yahut Babanızın, Annenizin, Çocuklarınızın üzerine

olsun diyerekten Yemin etmeyiniz, “ dedi der, 

 

     YARGILANIRKEN YEMİN ETMEK                                MÜSLİM HADİS No 11

  Sahabeden Ebu Hureyre (ra) anlatıyor, Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem,

“ Bir Hususta kim Yemin edecekse, Allahın adıyla, Allaha Yemin ediniz veya Susunuz,

başka şeyle Yemin etmeyin, Allah Azze ve Celle, Babalarınızın, Çocuklarınızın, Atalarınızın, Şereflerinizin,

Haysiyetlerinizin, İlkelerinizin, Bazı Kavramlarınızın adına yemin etmekten Muhakkakki Sizi, Men etti,

Yasakladı Haram kıldı dedi “ der,

 

     YARGILANIRKEN YEMİN ETMEK                                TİRMİZİ HADİS No 1535

  Sahabeden Saad Bin Ubeyde (ra) anlatıyor, Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Bir Adamın

“ Ka’be’ye yemin olsun ki hayır ” diye yemin ettiğini duyunca şöyle dedi, 

“ Allah’tan başkası adına yemin edilmez, Kim Allah’tan başkası adına Yemin ederse,

Kafir veya Müşrik olmuş olur, Allaha Eş koşmuş olur ” dedi der,   

 

     YARGILANIRKEN YEMİN ETMEK                                TİRMİZİ HADİS No 1543

  Sahabeden Sabit Bin Dahhak (ra) anlatıyor, Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem,

“ Her kim İslam dininden ve Milletinden başka bir Dinden olmak üzere yalan yere yemin ederse,

İslam Dininden olan Her Kim, Şayet Hak Bir Din olmayan Başka bir Dinin üzerine Yemin ederse,

O kimse O Yemin ettiği Din sahibi gibidir, O Kimse, O Yemin ettiği Din üzere olur, “ dedi der,

 

     YARGILANIRKEN YEMİN ETMEK                                TİRMİZİ HADİS No 1354

  Sahabeden Ebu Hureyre (ra) anlatıyor, Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem,

“ Yargılanırken, Davacının ve Davalının edeceği Yeminin Şekli,

Kendi Dininin Mukaddes değerleri üzerine, Diğer Taraflarında kabul ettiği Yemin şekliyledir, “ dedi der,

 

     YARGILANIRKEN YEMİN ETMEK                                İBNİ MACE HADİS No  2327

  Sahabeden Bere Bin Azib (ra) anlatıyor, Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem,

Bir Yahudinin Bir Davası için, Yahudi Bilginlerinden abdullah bin sürakayı çağırttı, Sonra O Yahudiye,

“ Musaya Tevratı İndiren Allah Azze ve Celle adına Yemin et ve sorulanlara cevap ver, “ dedi der, 

 

     YARGILANIRKEN YEMİN ETMEK                                MÜNZİRİ HADİS No C/4 S/138 H 19

  Sahabeden İbni Ömer (ra) anlatıyor, Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem,

“ Yemine Riayet edilmezse, ( Yapılan Yemin, yerine getirilmezse, Yalan yere İnsanları ve Yargıyı aldatmak için

Yemin yapılırsa ) Kefareti gerektiren, ( Cezayı gerektiren, ) Bir Suç, Bir Günahtır, “ dedi der,

 

     YARGILANIRKEN YEMİN ile HAK ARAMAK                MÜSLİM HADİS No 220

  Sahabeden Abdullah Bin Mesud (ra) anlatıyor, Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem, 

" Kim haksız yere bir malı elde etmek için bile bile kuvvetli bir şekilde yemin ederse,

Allah'ın huzuruna Allah kendisine gazap etmiş olarak çıkar, dediğinde,

  Sahabeden Eşas Bin Kays (ra) Allah Rasulune,

Bir adamla aramızda münakaşalı bir yer vardır, Ben O adama, O yerin Bana ait olduğunu söylüyorum,

O Adam ise kendine ait olduğunu söylüyor, Ben O Adamı, Dava ediyorum dedi,

Allah Rasulu Eşas Bin Kaysa " O Yerin Sana ait olduğuna dair Delilin var mı ? diye sordu, Eşas, Hayır dedi,

Allah Rasulu, " O Yerin Diğerine ait olduğuna dair Delili varmı " diye sordu, Eşas, Hayır diye cevap verdi,

Allah Rasulu, " O Yeri şu anda senmi kullanıyorsun " diye sordu, Eşas, Onun kullanımımdadır, diye cevap verdi,

Allah Rasulu, " O halde Hasmının, Dava konusu olan Yer için, Hak iddia edenin Yemin etmesi şarttır " dedi,

Eşas, Allah Rasulune, Hasmım kendisinden, Yemin etmesi istenildiğinde, yemin etmekten çekinmez dedi,

Allah Rasulu bana " Her kim yalancı olduğu halde yemin ederek bir Müslümanın malını elinden alırsa,

Allahın Gazabına Öfkesine uğrayarak İlâhî huzura çıkacaktır,

Allah O Yemini yapana, Cehennemi Vacip Kılar, Cenneti Haram eder,” dedi,  Allah Rasulune, 

Bir Kimsenin, Kendinin olduğunu Yeminle iddia ettiği şey, Pek az bir şey olsadamı böyle olur, diye soruldu,

Allah Rasulu cevaben " Ağaç Dalı bir Çubuk olsa dahi böyledir " dedi der,

 

     YARGILANIRKEN YEMİN ile HAK ARAMAK                İBNİ MACE HADİS No  2321

  Sahabeden Abdullah Bin Abbas (ra) anlatıyor, Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem,

Kendisine getirilen Davalarda, Davacıya ve İnkar eden tarafa Yemin ettirirdi, sonra bana,

“ Şayet her Davacının, Her İddia edenin, İddialarına Şahitsiz ve Delilsiz Hak verilmiş olsa idi, 

istediği verilse idi, Herkes, İnsanların malları ve kanları üzerinde Hak iddia ederdi,” dedi der.

 

     YARGILANIRKEN YEMİN ile HAK ARAMAK                EBU DAVUD HADİS No 3597

  Sahabeden Abdullah Bin Ömer (ra) anlatıyor, Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem,

“ Her Kimi, Haksız olduğunu bile bile, bir şeyle mücadele ederse, Yemin ederse, Şahitlik ederse,

bu mücadeleden, bu yemininden, bu şahitliğinden vazgeçmediği sürece Allah Zül Celalin Gazabındadır,“dedi der,

 

     YARGILANIRKEN YEMİN ile HAK ARAMAK                İ.AZAM MÜSNED HADİS No 302 / 1

  Sahabeden Ebu Hureyre (ra) anlatıyor, Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem,

" Zulüm sebebiyle Azgınlık ve Serkeşlikten ve Akra­balar arasındaki Sevgi bağını kesmekten,

Yalan yere Yemin etmekten, Haddi aşmaktan, Cezası daha çabuk verilen hiç bir şey yoktur,

Yalan yere edilen Yemin, Yuvaları, Evleri, İş yerlerini Harap ve yoksul hale getirir “ dedi der,

 

 

     SAVUNMAYI İSPAT ETMEKTEN ÖNCE, İDDİAYI İSPAT ETMEK,

ŞERİATIN, Sosyal Hukuk ve Sosyal Adalet Devletinin Temelidir,

Bu İfadeyi, Ancak Kuranı Kerim Ayetlerinin Manalarını, Hz. Peygamberin Hadislerinin manalarını,

Şeriat Sisteminin ne olduğunu, Tam olarak öğrendiğiniz zaman anlayabilirsiniz,

1400 yıl önceki karanlık diye, çamurlar atılan, pislikler atılan, Çirkef Siyasetle İftiralar atılan,

Şeriat Hukuk sistemi ise, Savunmayı ispat etmekten önce, İddiayı İspat etmenin şart olduğu

Sosyal Hukuk ve Sosyal Adalet Sistemini 1400 yıl önceki Şeriat getirmiştir,

Benim bu yazım ise, Savunmayı İspat etmekten başka bir şey değildir,

 

     Milletin, Halkın, Devletinin Ceza Yasalarına, Yargıç, Hakim ve Savcılarına güveni yoksa,

Yargıçlar, Hakimler, Savcılar, Toplum tarafından sevilmiyorsa, O Ülkede, Sosyal Hukuk, Sosyal Adalet ve

Temel Hak ve Hürriyetler yok demektir, Bu güvensizlik olduğu sürece neticesi,

O Ülkede, Devletin Düzenini dahi tehdit eden Terör, Mafya ve türevi yer altı oluşumları türer,

 

     Şimdiki Modern Çağdaş Hukuk Sistemimizde, İddia Makamı veya İddia edenler İddiayı savurur,

başka bir değişle, Çamur at, pislik at, Çirkef bir Siyasetle İftira at, yapışmazsa izi kalır felsefesine göre,

Siz Savunmayı İspat etmek zorundasınız,

 

     ŞERİATTA, yani İSLAM DİNİNDE,

İbadet İşlerinin yerine getirilmesi, Şahıslara ait bir yükümlülüktür,

kendi isteğinle İbadetlerini yerine getirir veya getirmez,

bu konuda Şahıslara herhangi bir zorlama yada kısıtlama yoktur,

Toplum İdaresinde, Temel Hak ve Hürriyetlerin, Sosyal Hukukun,

Sosyal Adaletin ve Diğer İdari Devlet işlerinin yerine getirilmesini sağlamak

Toplum Düzeyinde Devlet düzenine ait bir yükümlülüktür,

İbadet yapmakta, Temel Hak ve Hürriyetleri, Sosyal Hukuku,

Sosyal Adaleti ve Diğer İdari Devlet işlerinide yerine getirmek :

Allah nezdinde, İslam Dini Nezdinde, Şeriat Nezdinde : İnsanlar için bir Zorunluluktur,

 

     İslam Dini, kesinlikle Dogma olan bir Din değildir,

Dünya Tarihinde, Hangi Kitapta, Hangi Dinde, Hangi Yahudilik ve Hiristiyanlıkta,

Hangi İnsan Hakları ve Anayasada, Hangi İlkelerde bu kadar Mükemmel,

Sosyal Hukuk ve Adalet Sistemi  vardır ?     Bir Örneği ve benzeri varsa getirebilirmisiniz ?

 

     İşin Vahameti Ben Müslümanın Şeriat istiyorum diyenlerde,

Ben Müslümanım fakat Şeriata karşıyım diyenlerde,

Demokratik Laik bir Sistem istiyorum diyenlerde, Şeriat karşıtı olanlarda,

ŞERİATIN NE OLDUĞUNU BİLMİYOR. ANLAMAK ve ÖĞRENMEKTE İSTEMİYOR,

ÖĞRENİLMESİNİDE İSTEMİYOR !!! İşlerine gelmiyorda ondan,

Hiç Kimse, Şeriatın ne olduğunu bilmeyince, anlamayınca, öğrenmeyince, öğretilmesinide istemeyince,

Kamplaşma, cepheleşme kargaşa çıkarmak ve kendi ideolojilerini Milletimize enpoze etmek için

çok iyi bir zemin buluyor, İşlerine bu şekilde geliyorda ondan,

 

     İstiklal Marşı Yazarımız Mehmet Akif Ersoyun İfadesi ile :

 “ İnmemiştir Kuranı Kerim, Ne Mezarlıkta okunmak, Nede Fal bakmak,

   Nede Vicdanlara hapsetmek için, !!! Bunu Hakkıyla Bilin”

 

     Türkler, Arablar Müslüman olduğu için veya Arablara özendiği için Müslüman değildir,

 Türklerin, İslam Dinini kabul etmesi ve İslam Dinini yaşayış şekli,

 Arabların etkisi altında kalması veya Arab, İran ve Afgan Mollalarına özenmesi değildir.

Çünkü : İslam Dini Arab Dini değildir. Türklerin : İslam Dinini yaşayış şeklinin ve Devlet Rejiminin,

Arablarla, İranla, Hamas ve Afgan Mollaları ve diğer Rejimlerle karşılaştırılmasının manası nedir ?

 

     Saudi Arabistanda uygulanan Şeriat dedikleri Yasa, Şeriat Yasası değil, Aşiret Yasasıdır,

Aşiret Yasasının ise Şeriatla ilişkisi ve alakası yoktur, Saudi Arabistan Şeriatla değil,

İngiliz ve Amerikan güdümlü Aşiret yasası ile idare olunmaktadır, artık bunu iyice anlayın, 

 

     Gelişmiş ve Medeni Ülkeler olarak sayılan, Amerikadaki, Fransadaki, Almanyadaki, İsviçredeki,

Temel Hak ve Hürriyetler, Özgürlükler, Demokratik Laik, Sosyal Hukuk ve Adalet anlayışlı

Devlet Rejimi yapısına göre, Türkiyedeki, İdarecilerin ve Zırhlı Medyanın, Temel Hak ve Hürriyetler,

Özgürlükler, Demokratik Laik, Sosyal Hukuk ve Adalet anlayışı, Devlet Rejimi anlayışı ne kadar ise,

İslam Dinindeki, Şeriat taki, Temel Hak ve Hürriyetler, Özgürlükler,

Demokratik, Laik, Sosyal Hukuk ve Adalet anlayışlı Devlet Rejimi anlayışına göre,

Saudi Arabistanın, İranın, Afgan Mollalarının, Hamas Mollalarının, İslam Dinini, Şeriatı anlayış Rejimi,

Temel Hak ve Hürriyetler, Özgürlükler, Demokratik Laik, Sosyal Hukuk ve Adalet anlayışlı Devlet Rejimi,

O Kadardır, yani O Rejim, Şeriat Rejimi değil, Kıralın Keyfiyeti Rejimidir,

Yukarıda Saydığım Ülkelerin Hiç birinin Tarihinde ve Hala hazırdaki Temel Hak ve Hürriyetler, Demokratik,

Laik , Sosyal Hukuk ve Sosyal Adalet anlayışlı Devlet Rejimi olma,

Şeriat taki, Temel Hak ve Hürriyetler, Demokratik, Laik , Sosyal Hukuk ve Sosyal Adalet anlayışlı Devlet Rejimi

Medeniyeti olma şekline ulaşamamıştır ulaşmasıda mümkün değildir,  

 

     Kedinin ulaşamadığı Ciğere murdar dediği gibi,

Laiklik taraflılığı adına, İrticai faaliyet ve Laiklik ve Laik eğitim ve öğretim, Kavramları adı altında,

İslam Dinine, Kuranı Kerim ve Ayetlerine, İslam Dininin Peygamberi Hz.Muhammedin Hadislerine,

İslam Dininin İbadetlerine, Ezan, Namaz, Oruç, Haç ve Türban İbadetlerine ve Mukaddesata,

1400 yıl önceki karanlık, Kara kitap, Bu adamları belliycez, Yarasalar, Yobazlar, Kökten Dinciler, Aşırı Dinciler,

Çağdışı adamlar, Karanlık Kafalılar, İrticacılar, Takiyyeciler, Beyin yıkayıcılar, Bir Metrelik bezin peşine

düşenler, Sıkma Başlılar, Tarikatcılar, Laiklik ve Rejim düşmanları diyerek,

Sosyallik Kimliğine gizlenerek, Milletin Manevi değerlerine Cirkef Siyasetleri ile hakaretlerle saldıranlar,

Siz : Din Dogmadır, Dinin söyledikleri Dogmadır, Akıl Vahiyden üstündür,

Bizim bir elimizde Kuran diğer Elimizde Adalet var, gibi laf salataları ve safsataları ile

Kendinizi Aydın Çağdaş ilan eder, İslam Dinine hakaretler yağdırmaya devam edenler,

Allah Rasulu Zamanında Ebu Cehil ile böyle idi, Şimdide Ebu Cehil kafalılar ile böyle,

Gelecektede Ebu Cehil kafalılar ile böyle olacak, Bize Kuranı Kerim ve Allah Rasulunun Hadisleri bildirmektedir,

 

     TÜRK ' ler : Kendi Irkını üstün gören, Kendi Irkından başkasına yaşama hakkı tanımayan,

İngiliz, Fransız, Ermeni, İspanyol, Alman, Rus, Yunanlı ve Yahudiler gibi

Kendi Irkından olmayan Milletleri köleleştiren, Sömürgeleştiren VAHŞİ bir Medeniyet içinde olmamıştır,

 

     Çağdaşlığı, Medeniyeti Başka Milletlerden, Müstevlilerden ve dahi Dinime Hakaret edenlerden

öğrenmeye ihtiyacımız yok, Asli Medeniyeti anlamamak için TAŞ olmak lazım TAŞ,

Bizim Ecdadımızda, TAŞ işcisi idi, Taşlara Hükmederek, İnsanlık için Mimariyi, Mimari ile birlikte,

İnsanlık için Medeniyeti geliştirdi ve yaydı,

Ecdattan sonra : Baba, Bacı, Hoca, Milliyetcilik, Cumhuriyetcilik, Demokratiklik, Laiklik, Liberallik, Ekonomistlik,

Dürüstlük kavramlarını, Kavram kargaşaları ile kullanarak, Milletine Yarasa demekle,

Benim Memurum işini bilir demekle, Rüşvetle, Vurgunculukla, Yolsuzluklarla, Dolandırıcılıkla,

Fitne ve Fesatla, Modernlik ve Şıklılk diye Fuhuşla,

KİMLER : Neyin Medeniyetini geliştirdi ? Medeniyet Nedir, Kim Ne Kadar Medenidir ?

 

     Halen, Medeniyetin Ne olduğunu anlamadı iseniz ?

Mehmet Akif Ersoyun yazdığı ve Bütün Türk Evladının kabul ettiği,

Anayasamıza göre Değişikliği dahi teklif edilemez olan İstiklal Marşımızı anlarsanız, Medeniyetide anlarsınız,

 

            Bastığın Yerleri Toprak değip geçme TANI !                         Ruhumun, Senden, İlahi Şudur ancak Emeli,

            Düşün altında, Binlerce Kefensiz Yatanı,                  Deymesin Mabedimin Göysüne, Na Mahrem Eli,

            Sen, Şehit Oğlusun İncitme, Yazıktır Atanı,              Bu Ezanlarki, Şahadetleri, Dinin Temeli,

            Verme, Dünyaları alsanda, Bu Cennet Vatanı,         Ebedi Yurdumun Üstünde Benim, İnlemeli,

 

            Garbın Afakını, Sarmışsa Çelik Zırhlı Bir Duvar,       Arkadaş, Yurdunu Alçaklara Uğratma, Sakın,

            Benim, İman Dolu Göğsüm gibi, Serhaddim var,     Siper Et Gövdeni, Dursun Bu Hayasızca Akın,

            Ulu’sun : Korkma, Nasıl Böyle bir İmanı Boğar,        Doğacaktır Sana Vadettiği günler, Hakkın,

           Medeniyet dediğin, Tek Dişi kalmış, Canavar,           Kim bilir, Belki Yarın, Belki Yarındanda Yakın,

 

     Toplumumuzda : Modernlik, Şıklık, Moda ve Çağdaşlık, İlericilik, Magazinsel yaşam,

Kavram Kargaşaları ile Edepsizlik, Hayasızlık, Şuursuzluk Özgürlüğü ile, Kadının Cinselliğinin teşhir edilmesi,

Çağdaş, Laik Eğitim ve Öğrenim kavramı adı altında, Tek yönlü Eğitim ve Öğrenimle

Sosyal olarak Milletimizi Eğitimsizleştirilmesi, Toplumda Cepheleşmeler, Kamplaşmalar meydana getirilmesi,

Toplumsal Hoşgörünün ve uzlaşmanın ortadan kaldırılması, Toplum Vicdanının rahatlatılmaması,

Hukuksuzluk ve Adaletsizlikle, Vurgunculuğun, Dolandırıcılığın ve Yolsuzluluğun cezasız kalması,

Fiziki ve Sosyal açlıkla, İşsizlikle, Eğitimsizlikle, Sorumsuzluk, Sorgusuzluk ve Şuursuzlukla,

Alkollu içki kullanımının ve Fuhuşun, Sosyal bir eğlence olarak görülmesi,

Çağdaşlık ve Medenilik olarak görülmesi, Toplumsal Çöküşüde beraberinde getirir,

Atom Bombasının veremediği tahribattan, Hesaplayamayacağınız kadar daha fazla, Toplumsal Tahribat verir,

İşte İstiklal Marşımızın “ Medeniyet dediğin Tek dişi kalmış Canavar “ dediği ifade budur,

Toplumumuzun Şimdiki durumu, Bu Tek dişi kalmış Canavarın hakimiyetinde değilmi ?

 

     Çelik Döküm Mühendisliği ile, Bir Çağ kapayıp, Bir Çağ açan İstanbul Fatihi,

Fatih Sultan Mehmet Han, İstanbulun Fethinden sora ve halkın yaşantısını kolaylaştırmak için,

Şehri İmarlaştırma çalışmalarına başladı, İstanbulun Fethinin bir nişanesi olarakta bir

Mabed yaptırmak için projeler hazırlattı, bu projelerden en hoşuna gideni seçti,

Seçtiği Mabed projesi O zaman Gayri Müslüm olan bir Mimarındı,

O Gayri Müslim Mimara Mabed için gerekli harcamaları vererek

O Mabedin şartname karşılığı olarak yapılmasını istedi, Mabed yani Fatih Cami İnşaatı devam ederken

devamlı olarak İnşaatı gezen ve kontrol eden Fatih Sultan Mehmet Han,

İnşaatta Kubbeyi taşıyıcı Mermer Sutun kalınlığının, Projedeki taşıyıcı Sutun kalınlığından ince olduğunu gördü

Mimara “ Bu ne haldir İnşaatta hile hurda olurmu ? “ diyerek ve çok felaket bir derecede sinirlenerek,

Kılıcını çektiği anda O Gayrı Müslim Mimarın elini bileğinden kopardı.

Gayri Müslim Mimarda, İstanbul Kadılığına yani İstanbul Mahkemesine giderek,

Fatih Sultan Mehmet Han dan Davacı oldu,

İstanbul Kadısı, Fatih Sultan Mehmet Hanı, Sanık olarak mahkemeye çağırdı ve Sanık sandalyesine oturttu.

Davacının İddiası ; Sultanım, Projem gereği Bu Mabedin yapım işini bana verdi,

Projemde Kubbeyi taşıyıcı Mermer Sutun kalınlığını, elimdeki Mermerlerin direnci hesabı gereği

O kalınlıkta hesapladım, daha sonra daha dirençli ve dayanıklı Mermer sutun buldum,

Fakat projedeki Mermer Sutun kalınlığından daha ince ve daha zarif oldu dedi,

İstanbul Kadısı, Sultanında savunması dinlendikten sonra,

Fatih Sultan Mehmet Hanın da aynı şekilde, elinin bileğinden kesilmesine hükmetti,

Sonra, Şahitler Sultanın bileğinin kesilmemesine karşılık Diyet bir Tazminat verilmesini teklif etti,

İstanbul Kadısı, Davacı Gayri Müslüme, Diyet teklifini kabul ediyormusun veya etmiyormusun diye sordu,

Gayri Müslimde, Ben nihayette kendi elinin emeği ile çalışıp geçimimi ve nafakamı kazanıyorum,

Şayet benim geçimimi ve nafakamı temin edecek bir nafaka bağlanırsa,

Devleti Osmanı Alii yi İdare eden Sultanın, Eline ve Bileğine daha çok ihtiyacımız var,

Sultanın bileğinin koparılmasına razı gelemem dedi, İstanbul Kadısıda

O Gayri Müslimün ömrünün sonuna kadar verilecek olan nafakayı tesbit etti ve

Devletin Hazinesinden değil, geliri Sultana verilen mülkiyet gelirlerinden verilmek üzere Nafakayı bağladı.

Bu yerini bulan Adil yargı kararı ve Hükümden sonra, Gayri Müslim olan Mimar Müslüman oldu,

 

     İşte Yargı, İşte Hak ve Hukukun üstünlüğü, İşte Adalet, İşte Yargının bağımsızlığı,

İşte Devleti zarara uğratmama, Hukukcu iseniz pardon Adil bir İnsansanız biraz şimdiki yargıyı siz düşünün,

Osmanlı Padişahları dahi, Yargı önünden kaçamaz iken,

Bugün Milletvekili ve Bakan yargı dokunulmazlığı ve Yargı ayrıcalığı,

Memurin Muhakematla Memur yargı dokunulmazlığı ve İdari yargı ayrıcalığının amacı nedir ?

     İnsanların, İnsanlara Saygısı sadece Kanunla olurmu ? Maneviyat gerekmezmi ?

Devlete meydan okunamaz, fakat Devlet adına Millete meydan okunabilirmi  ?

 

     1982 Anayasasının 149 cu Maddesi

”  Anayasa Mahkemesi, Salt çoğunluk ile karar verir, Anayasa değişikliklerine iptale karar verebilmesi için,

Üçte İki Oy çokluğu Şarttır, fıkrası, Ne Kadar Keyfi ve İdeolojik değildir, Ne Kadar Tarafsız ve Bağımsızdır,

Ne kadar Hukuki ve Akılcıdır ?

 

     1982 Anayasasının 151 ci, Maddesi

( Hükümetin, Kökten Fanatik ve Partizanca, Anayasa ve Kanunlara aykırı olarak yaptığı,

Yasa ve Kararnameler için, ) Anayasa Mahkemesinde doğrudan doğruya İptal Davası açma hakkı yolu ile,

İptali istenen Kanun veya Kararname veya Tüzüğün, Resmi gazetede yayımlanmasından başlayarak

Altmış gün sonra düşer, ( bir daha İptal Davası açılamaz ) Maddesi, Ne Kadar Keyfi ve İdeolojik değildir,

Ne Kadar Tarafsız ve Bağımsızdır, Ne kadar Hukuki ve Akılcıdır ?

 

     1982 Anayasasının 148 cu Maddesi

“ Kanunun yayımlandığı tarihten itibaren on gün geçtikten sonra, şekil bozukluğuna dayalı iptal davası açılamaz,

Defi yoluyla da ileri sürülemez “ fıkrası, Ne Kadar Keyfi ve İdeolojik değildir, Ne Kadar Tarafsız ve Bağımsızdır,

Ne kadar Hukuki ve Akılcıdır ?

 

     1982 Anayasasının 83 cü Maddesi

“ Seçimden önce veya sonra bir suç işlediği ileri sürülen bir Milletvekili, Meclisin kararı olmadıkca tutulamaz,

sorguya çekilemez, tutuklanamaz ve yargılanamaz, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyesi hakkında,

seçimden önce veya sonra verilmiş bir ceza hükmünün yerine getirilmesi, üyelik sıfatının sona ermesine

bırakılır, Tekrar seçilen Milletvekili hakkında soruşturma ve koğuşturma,

Meclisin yeniden dokunulmazlığını kaldırmasına bağlıdır. “Yargı dokunulmazlığı ve yargı ayrıcalığı fıkraları,

Ne Kadar Keyfi ve İdeolojik değildir, Ne Kadar Tarafsız ve Bağımsızdır, Ne kadar Hukuki ve Akılcıdır ?

 

     1982 Anayasasının 125 ci Maddesi

“ Cumhurbaşkanının tek başına yapacağı işlemler ile, Yüksek Askeri Şuranın Kararları,

Yargı denetimi dışındadır,” fıkrası, Ne Kadar Keyfi ve İdeolojik değildir, Ne Kadar Tarafsız ve Bağımsızdır,

Ne kadar Hukuki ve Akılcıdır ?

 

     1982 Anayasasının 100 cu Maddesi

“ Başbakan ve Bakanlar hakkında T.B.M.M.si Üye Tam Sayısının en az onda birinin vereceği önerge ile

( Başbakan, Bakanlar ve Millet vekilleri hakkında Meclis ) soruşturması açılması istenilebilir, “ fıkrası,

Ne Kadar Keyfi ve İdeolojik değildir, Ne Kadar Tarafsız ve Bağımsızdır, Ne kadar Hukuki ve Akılcıdır ?

 

     Bakanlık Müsteşarlarına, Bürokratlara, Üst düzey Kamu yöneticilerine ve Memurlara,

Soruşturma ve yargı dokunulmazlığı demek olan, Soruşturma ve yargılanması için, izin verip vermemek demek

olan, Hukukun Egemenliğini ve Üstünlüğünü yok demek olan,

Soruşturma ve Yargı dokunulmazlığı işlevi olan, Memurin Muhakemat Kanunu,

Ne Kadar Keyfi ve İdeolojik değildir, Ne Kadar Tarafsız ve Bağımsızdır, Ne kadar Hukuki ve Akılcıdır ?

 

     Suç ve Ceza Kanunlarımızın işlemesinde, Maddi veya Manevi zararı olan Suçlar ve Cezalarda,

Suç tesbiti ve Cezalandırılması için Mahkemelerde açılacak Davaların görülmesini,

Adaletin yerine getirilmesini ortadan kaldıran, Hak Adale ve Sosyal Hukukla Taban Tabana Zıt olan

Zaman aşımı sürecinin olması, Böyle bir Anayasa Maddeleri ve Kanunlar olması,

Ne Kadar Keyfi ve İdeolojik değildir, Ne Kadar Tarafsız ve Bağımsızdır, Ne kadar Hukuki ve Akılcıdır ?

 

     Kuranı Kerimde ve Allah Rasulunun Hadislerinde,

Kuranı Kerimi İndirenin ve Yürürlüğünü işlevini belirleyenin, Allah Azze ve Celle olduğu kesinlikle belirtildiği

halde, buğün biri çıkmış “ Kuranı Kerimin bazı Ayetleri artık günümüze cevap vermemektedir,

Bu ayetlerin ve yürürlüğü işlevi yoktur, diyebiliyor, süleyman demirelmiş

 

     Hala Medeniyetin Ne olduğunu anlamadı iseniz,

Siz : Medeniyetin, Ne olduğunu anlamak istemiyorsunuz demektir, Ebu Cehilde anlamak istememişti,

Ebu Cehil Karpuzu gibi olan Kafalarda, zaten Medeniyetin Ne olduğunu anlamak istemez,

 

     Anayasamızın 1, 2, 38, 36, 37, 9, 140, 138, 153, 11, 10. maddeleri

yukarıdaki Ayet ve Hadisleri İfade etmiyormu ? Bu Ayet ve Hadisler, Şeriat Kanunudur,

 

     Kuranı Kerim Ayetleri ve İslam Dininin Peygamberi Hz. Ahmet, Mahmud, Muhammed, Mustafanın Sözleri,

Hadisleri, Sünnetleri Şeriat Kanunudur,  Yazımın Başından Sonuna Kadar olan, Bu Ayet ve Hadisler

ŞERİATI TANIMLAMAKTADIR,  Yukarıdaki Ayet ve Hadisler, Şeriatın Çalışma ve Sosyal Güvenlik Kanunudur,

 

     Temel Hak ve Hürriyet, Sosyal Hukuk ve Sosyal Adalet içeren,

Toplum Vicdanını Rahatlatıcı olan Bütün Kanunlar : ŞERİAT YASASIDIR,

Hak, Adalet ve Sosyal Hukuk üzere olan Tüm Yasa ve Kanunlar, Şeriat Yasası ve Kanunudur,

Temel Hak ve Hürriyet, Sosyal Hukuk ve Sosyal Adalet içermeyen Yasalar zaten Yasa değildir,

 

     Hiç bir İnsan olamazki, Şayet İslam Dininin, Şeriatın Kendisine verdiği hükümleri,

Kendi Nefsinde tatbik ederek yaşasında, Mahkemeye bir davası düşsün !!!,

     Her İnsan İstesede istemesede, Anlasada, Anlamak istemesede, kabul etsede, kabul etmesede,

ancak ve ancak Şeriat Kanunları Hükmünde yaşar,

İnsanın Dünyaya gelişinden, gidişine kadar Her şey Şeriat Kanununa Tabidir,

 

     Akıl, Mantık, Bilim, Demokratiklik, Laiklik, Sosyal Adalet ve Hukuk Sistemine ve İlkelerine,

Çağdaşlığa, İlericiliğe aykırı bir tek Ayet yada Hadis yoktur,

Şu Ayet yada hadis Akla ve Mantığa aykırı diyorsanız, O Konuda sizin Aklınız yada Mantığınız tıkalıdır,

O konuda Aklınızı ve Mantığınızı açmanız lazım, İşine gelmeyen, İşine gelmeyen şeyi anlamak istemez,

anlamaz İşinize gelmeyen, Ayet ve Hadislere, Akla ve Mantığa Aykırı demek,

bunu Söyleyenlerin ve Tastik edenlerin Sapıklığı ve Sapıtmışlığıdır,

Kendini Akıllı ve Aydın zannedenler ! Bazı şeyleri anlamanız için Size, “ Kıral Çıplak “ diyen bir Çocukmu lazım ?

 

     Ben Müslümanım, fakat Şeriata karşıyım, demek, Şeriata karşı olmak, Şeriatı kendi hayatından dışlamak,

Temel Hak ve Hürriyetlerini, Toplumda İnsan Haklarını,

Sosyal Yaşam Biçimini, Toplumun Huzurunu, istemiyorum demektir,

     Ben Müslümanım, fakat Şeriata karşıyım, demek, Şeriata karşı olmak, Şeriatı kendi hayatından dışlamak,

Sosyal Hukuk, Sosyal Adaleti, Egemenlik, Yasama ve Senato haklarını istemiyorum kabul etmiyorum demektir,

     Ben Müslümanım, fakat Şeriata karşıyım, demek, Şeriata karşı olmak, Şeriatı kendi hayatından dışlamak,

Sosyal Hukuk ve Sosyal Adaleti, Yargı ve Cezalandırma sistemini istemiyorum kabul etmiyorum demektir,

 

     Ben Müslümanım, fakat Şeriata karşıyım, demek, Şeriata karşı olmak, Şeriatı kendi hayatından dışlamak,

Sosyal Hukuk ve Sosyal Adaleti, istemiyorum demektir,

     Ben Müslümanım, fakat Şeriata karşıyım, demek, Şeriata karşı olmak, Şeriatı kendi hayatından dışlamak,

Sosyal Hukuk, Hak ve Adaleti, Toplumun Huzurunu, Toplumda İnsan Haklarını,

Sosyal Yaşam Biçimini, Reddediyorum demektir,

     Ben Müslümanım, fakat Şeriata karşıyım, demek, Şeriata karşı olmak, Şeriatı kendi hayatından dışlamak,

Akıl, Mantık, Bilim, Demokratiklik, Laiklik, Sosyal Adalet ve Hukuk Sistemine ve İlkelerine karşıyım demektir,

     Ben Müslümanım, fakat Şeriata karşıyım, demek, Şeriata karşı olmak, Şeriatı kendi hayatından dışlamak,

Doğruluk ve Dürüstlüğü, Yürütme ve Devletine İtaat haklarını istemiyorum, kabul etmiyorum demektir,

     Ben Müslümanım, fakat Şeriata karşıyım, demek, Şeriata karşı olmak, Şeriatı kendi hayatından dışlamak,

Akıl, Mantık, Bilim, Demokratiklik, Laiklik, Sosyal Adalet ve Hukuk Sistemine ve İlkelerine karşıyım demektir,

 

     Müslüman olduğunu söyleyen ve kendincede İbadetlerini yerine getirmeye çalışan O İnsan,

Yaptığı İbadetlerin Şeklini ve Zamanını belirten Kanunun, Hangi Kanun olduğunu zannediyor ?

“ Ben Müslümanım, Fakat Şeriata karşıyım “ ifadesinden, daha Ahmakca bir ifade bulabilirmisiniz ?

 

     Her İnsanın bu andan itibaren kendi kendine sorması ve cevaplandırması gereken bir soru ?

“ Ben Ne istiyorum ? Şeriat, Bana Ne veriyor ? Benden bir Şeyler alıyor veya Mahrum bırakıyormu ?

 

     Yukarıdaki Ayet ve Hadisler, İslam Dinine, İmanınızın ve İbadetlerinin Hükümlerini ve Şekillerini açıklayan,

İmanınızın ve İbadetlerinizin nasıl olması gerektiğini açık ve net bir şekilde bildiren,

İslam Dininin Temel İbadetlerini ve Nasıl ve Ne zaman yapılacağını belirleyen,

Gayet Açık ve net ve anlaşılır olarak, Şeriatın Maddi ve Manevi İbadet Kanunlarıdır, 

Hesap Gününde, Mahşerde karşılaşacağınız, Sorulacak olan Hesap budur,

 

     İslam Dininde İman ve İbadet, yapılıp geçilen bir memuriyet değildir,

İslam Dini : Herkesin kendi vicdanına göre kendine uydurduğu ve Vicdanlara hapsedilen bir Din değildir,

İslam Dininin hiçbir hükmü, Accık ucundan tutulacak bir oyuncak değildir,

 

     İslam Dinine İman Etmek ve İslam Dininin İbadetlerini yerine getirebilmek konusunda bu Kadar hassas,

açık ve net, Ayet ve Hadislere rağmen, başkaca ifadelerle, Falanca söyledi, filanca yaptı, Ben yaptım oldu,

Mantığıyla devam ederek, Müslüman olduğunuzu, İbadetlerinizin kabul edildiğini,

başkalarına yada bana, ispat etmeye çalışarak kendinizi kandırmayın,

 

     Sizin Müslüman olduğunuza dair, İmanınızı kabul edecek olan, İbadetlerinizi kabul edecek olan,

başkası yada ben değilim, Müslüman olduğunuzu, yani İslam Dinine İmanınızı ve İbadetlerinizi,

Cenabı Hak olan Allah Zül Celale ve Habibi ve Peygamberi Hz Muhammed Aleyhisselama

kabul ettirmekle yükümlüsünüz.

 

ŞERİAT, SADECE DİNİ İBADETLER İÇİN DEĞİL,

İNSAN TOPLULUKLARI İÇİN YÖNETİM, SOSYAL HUKUK ve SOSYAL ADALET SİSTEMİDİR,

 

1983 İstanbul Eyüp İmam Hatip Lisesi Mezunu

 
1987 Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesi Mezunu

 
İslam Mektebi Öğrencisi

 
SERBEST MUHASEBECİ, Abdülaziz Kocaoğlan

 

Eleştirinizi ve Müzakerenizi yazın, Mail: azizkocaoglan@hotmail.com

 
GAZİANTEP  /  TURKEY

 

 

 

 


 
Copyright © Tüm Hakları Saklıdır www.ilmihalim.com
Hazırlayan FERHAT'IN ŞİRİNİ
 
Tasarım Ve Kodlama  Es Yazılım Bilişim