ANA GİRİŞ SAYFASI İLMİHAL KONULARI İLETİŞİM & ULAŞIM BİLĞİ VE GÖRÜŞ İÇİN E - MAİL
 
 
  LAİKLİK, LAİK EĞİTİM, ATATÜRK İLKELERİ ile İLGİLİ AYET VE HADİSLER,
Eklenme : 08.04.2024
Okunma : 13788

     LAİKLİKTEN İSTEDİĞİNİZ NELERDİR ?

     İSLAM DİNİNDE LAİKLİK İLKELERİ NEDİR ?

     HAK ve HÜRRİYET İLKELERİ NEDİR ?

     KANUN ÖNÜNDE EŞİTLİK İLKELERİ NEDİR ?

     SOSYAL HUKUK ve ADALET İLKELERİ NEDİR ?

     YARGI İLKELERİ NEDİR ?

     YARGILAMA ÖLÇÜSÜ NEDİR ?

     YARGININ TARAFSIZ ve BAĞIMSIZ OLMASI NEDİR ?

     YARGININ KEYFİ ve İDEOLOJİK OLAMAYACAĞI NEDİR ?

     CEZA VERME ÖLÇÜSÜ NEDİR ?

     YARGI YETKİSİ KİMDEDİR ?

     DEMOKRATİK DEVLET İLKELERİ NEDİR ?

     EGEMENLİK ve DEVLETİN İLKELERİ NEDİR ?

     HER İŞİNİZDE DOĞRU ve DÜRÜST OLMAK İLKELERİ NEDİR ?

     EDEP, HAYA, İFFET Lİ OLMAK İLKELERİ NEDİR ?

 

     İSLAM DİNİNİN LAİKLİK ANLAYIŞI NEDİR ?

     HALİFELİĞİN RUHBANLIK OLMADIĞI NEDİR ?

     İSLAM DİNİNE DÜŞMAN LAİKLİK ANLAYIŞI NEDİR ?

 

     Laiklik, Kavramını Birde Allah Zül Celal, Kuranı Kerim ve Allah Rasulunden dinleyin,

Söyledikleri gibi olmayan, Soysuz Demokratlardan değil,

 

     İSTİKLAL HARBİMİZDE, MİLLETİMİZİN, ARDINDA SIRA DAĞLAR GİBİ DURDUĞU,

     YENİ DEVLETİMİZİN KURUCUSU OLAN, BAŞKOMUTAN MUSTAFA KEMAL ATATÜRK ün,

     Kendi eliyle yazdığı Mektuplarında,

     CUMHURİYET İLKELERİNDEN, LAİKLİĞİ, LAİK EĞİTİM ve ÖĞRETİM İLKESİNİ TANIMLAMASI,

     CUMHURİYET İLKELERİNDEN, KADINLARIN KILIK KIYAFETİ TANIMLAMASI,

   “ BENİ GÖRMEK, BENİ ANLAMAK DEĞİLDİR, BEHEMAHAL BENİM FİKİRLERİMİ ANLAMAKTIR,” dediği

     GENÇLİĞE HİTABESİ,

 

     ATATÜRK İLKELERİNDEN olan INKILAP KANUNUMUZ olan ve Anayasamıza göre Korunması gereken

TEVHİDİ TEDRİSAT KANUNUN, LAİKLİK ANLAYIŞI NE DİR ?

     ATATÜRK İLKELERİNDEN olan, INKILAP KANUNUMUZ olan ve Anayasamıza göre Korunması gereken

BAZI KİSVELERİN GİYİLEMEYECEĞİNE DAİR, KILIK KIYAFET KANUNUN, LAİKLİK ANLAYIŞI NEDİR ?

     ATATÜRK İLKELERİNDEN olan, INKILAP KANUNUMUZ olan ve Anayasamıza göre Korunması gereken

BAZI KİSVELERİN GİYİLEMEYECEĞİNE DAİR, KILIK KIYAFET KANUNUN,

TATBİK SURETİNİ GÖSTERİR NİZAMNAME KANUNU, LAİKLİK ANLAYIŞI NE DİR ?

 

     ANAYASAMIZ HÜKÜMLERİNDE LAİKLİK ANLAYIŞI NEDİR ?

 

     ANAYASA MAHKEMESİNİN 07,03,1989 TARİHLİ 1989 / 12 KARAR SAYILI GEREKCELİ KARARI

LAİKLİK TANIMLAMASI, 

 

     İslam Dininin Sahibi, Allah Zül Celal ve Allah Rasulu Muhammed Aleyhisselamdır,

İslam Dininin Olmazsa Olmazları, Asli Hükmiyetleri, Allah Zül Celalin Ayetleri ve Allah Rasulunun Hadisleridir,

İslam Dininin, Olmazsa Olmazlarını, Ondan Bundan değil,

İslam Dinini Sahibinden, Allah Zül Celal ve Allah Rasulunden Öğrenin,

 

     İslam Dininin İnancını, İman Etmiş olma şartlarını İbadetlerini ve gereklerini, Tam ve Doğru olarak öğrenmezseniz,

Öğrenmek istemezseniz, Öğrenmeden Yaşarsanız,

Bence diyerek, Yaşadığınızın, Doğru İnanç, İman ve İbadet olduğuna inanır ve yaşarsınız,

Buda Sizi, Sapıklaşmaktan ve Sapıklıktan başka bir yere götürmez, götüremez,

 

 

     İSLAM DİNİNİ ANLAYIP YAŞAMAK                    BAKARA SURESİ AYET 245

“ Her Kim Mümin bir Müslümandırki, Allah Zül Celale Güzel bir Borç versinde,

Allah Zül Celal Ona, Mükafatları ile, Kat Be Kat geri Ödesin,”der

 

     İSLAM DİNİNİ ANLAYIP YAŞAMAK                    RAMUZ EL HADİS HADİS No C/2 S/198 H/6

  Sahabeden Enes Bin Malik (ra) anlatıyor, Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem,

“ Her Kim Müslüman, İslam Dinini Tefekkuh etmekle, İslam Dinin Özünü, İcabatını, Hükmiyetini öğrenmekle ve

Üzerinde Düşünmekle Mükelleftir ve Her Müslümanın Allah Zül Celale Borcudur, “ dedi der,

 

     İSLAM DİNİNİ ANLAYIP YAŞAMAK                    CAMİUSSAGIR HADİS No 2119

  Sahabeden Enes Bin Malik (ra) anlatıyor, Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem,

“ İslam Dininin En Hayırlı İbadeti, İlk önce, İslam Dininin Gereklerini, Olmazsa Olmazlarını Öğrenmektir,”dedi der,

 

     İSLAM DİNİNİ ANLAYIP YAŞAMAK                    RAMUZEL HADİS No C/3 S/254 H/3

  Sahabeden Ebu Hureyre (ra) anlatıyor, Allah Rasûlu Sallallahu Aleyhi ve Sellem,

“ Allah Zül Celalin Ayetlerinden, Allahın Rasulu olan Benim Sözlerimden, Hadislerimden,

Sünnetlerimden, hiç olmazsa, İbadetlerinizin ve Amelinizin Doğru olup olmadığını anlayacak kadar,

Hakiki İslam Dininin Yolunu bulacak kadar, Amelinizin, Çalışmanızın karşılığındaki Durumunuzun,

İslam Dini Hükümlerinde Yerinizin en az Ne olduğu hakkında, kendi yerinizi bulacak kadar öğrenin,

Heyet ilminden de, Kara ve Deniz karanlıklarında, Yolunuzu bulacak kadar öğrenin,” dedi der,

 

     İSLAM DİNİNİ ANLAYIP YAŞAMAK                    İBNİ MACE HADİS No 54

   Sahabeden Abdullah Bin Amr (ra) anlatıyor, Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem,

“ Dini İlimlerin ve Beşeri İlimlerin Asli Kaynağı Üç tür,

Birincisi,          Amel edilmesi Olmazsa Olmaz Şart olan Ayetler,

İkincisi,            Amel edilmesi Olmazsa Olmaz Şart olan Sünnetlerimdir,

                        Bunlar, Bilmeniz Şart olan İlimlerdir,  Amel edilmesi olmazsa olmaz olan Farizalardır,

Üçüncüsü,       Ayetlerden ve Sözlerimden Hadislerimden çıkarılacak İlimlerdir,

                        Bu İlimlerin dışında kalan, Bilgilerin Bilinmesi, Amel edilmesi, İbadet edilmesi olmayan,

                        Kıssalar, Hikayeler, Cedellerdir, Öğrenilmesi Zaruri değildir, Olmazsa Olmaz değildir,” dedi der,

 

     İSLAM DİNİNİ ANLAYIP YAŞAMAK                    DARİMİ HADİS No 655

  Sahabeden Enes Bin Malik (ra) anlatıyor, Allah Rasûlu Sallallahu Aleyhi ve Sellem,

“ Kur'anı anlamaya çalışmadan okumakla,  Kur'an okunmuş olmaz,

Sözlerimi, Hadislerimi, Sünnetlerimi anlamaya yaşamaya çalışmadan sadece Nakletmekle ilim olmaz,

İman ve Amel, Kur'anı Kerimi, Sözlerimi, Hadislerimi ve Sünnetlerimi anlamaya çalışmakla, yaşamaya çalışmakla,

yaşatmaya çalışmakla, İlim ve Hidayetle anlayışla olur “ dedi der,

 

     İSLAM DİNİNİ ANLAYIP YAŞAMAK                    ALİ İMRAN SURESİ AYET 19

“ Mutlakki, Allah Katında Kabul edilecek olan Din, İslam Dinidir,” der,


     İSLAM DİNİNİ ANLAYIP YAŞAMAK                    MAİDE SURESİ AYET 3

“ Allah Zül Celal,”  Size Din olarak İslam Dinini Beğendim ve Seçtim, Size Dininizi tamamladım, “ der,

 

     İSLAN DİNİNİ ANLAYIP YAŞAMAK                    ZÜMER SURESİ AYET 11

“ Rasulum Deki, Dininizi, Allah Zül Celale Halis kılarak, ( başka şeyleri karıştırmayarak )

İman ve İbadet Etmekle Emrolundunuz,”der,

 

     İSLAN DİNİNİ ANLAYIP YAŞAMAK                    ZÜMER SURESİ AYET 2

“ Mutlak ki Biz Size, Kitabınız, Kuranı Kerimi, İslam Dinini, Rasulum ile Hak olarak indirdik,

Onun için, Dininiz, Allah ve Rasulunun Dini oluncaya kadar,

Dininizi Allaha ve Rasulune Halis Kılınız, Sadece ve Sadece Allaha ve Rasulune Tahsis ediniz,” der,

 

     İSLAN DİNİNİ ANLAYIP YAŞAMAK                    ZÜMER SURESİ AYET 3

“ Mutlak bilinizki, İslam Dini, Halis Din, Ancak ve Mutlak,  Allah Zül Celalin ve Rasulunun Dinidir,

Veliler, Evliyalar, Tarikat diyerek, Dinde İhtilaflar, çekişmeler, ayrışmalar çıkarma Dini değildir,

  Veliler, Evliyalar, Tarikat diyerek, Dinde İhtilaf, çekişme, ayrışmalar çıkaranlar,

Biz bu Velilere, Evliyalara, Tarikatlara, bizi Allah'a daha çok yaklaştırsın diye tabi oluyoruz derler Ya,

Allah Zül Celal, Dinine ihtilâf Sokanlara, Nifak Sokanlara hükmünü verdiği zaman onlarda, sizde göreceksiniz,” der,

 

     İSLAM DİNİNİ ANLAYIP YAŞAMAK                    CAMİUL AHLAKIR HADİS No C1 H196

  Sahabeden İbni Şirin (ra) anlatıyor, Allah Rasûlu Sallallahu Aleyhi ve Sellem,

“ Sözlerim, Hadislerim konusunda Allah Zül Celalden Korkun,

Allah Zül Celalin Ayetlerindeki, Benim Sözlerimi, Hadislerimi, Kimden aldığınıza Azami Dikkat ediniz,

Ayetlerdeki, Sözlerimdeki Anlamların, Hükümlerin açıklamalarını Kimden aldığınıza Azami Dikkat ediniz,

Ayetlerdeki, Sözlerimdeki Anlamları, Hükümleri, Anlamları Daraltmadıklarına, Azami Dikkat ediniz,

Zira Ayetler ve Sözlerim, SİZİN DİNİNİZ dir,” dedi der,

 

     İSLAN DİNİNİ ANLAYIP YAŞAMAK                    ENFAL SURESİ AYET 39

“ Dininiz Tamamıyla, Allah ve Rasulunun Dini oluncaya kadar,

Dininize Fitne Sokanlarla ve Fitne sokanların Fitneleri Yok oluncaya kadar, Mücadele edin, Savaşın,” der,

 

     Yani, İslam Dinini, Ruhbanlık Cemaati Dini yaparak değil, Şeyhlik, Müritlik Dini değil,

İslam Dinini, Dedeler, Babalar, Bacılar, Pirler Dini değil, Sema veya Semah Fokloru Dini değil,

İslam Dinini, İlahi, Gazel, Kaside, Mevlid, Naat, Şiir, Değiş, Türkü okuma Dini değil,

İslam Dinini, Masal, Hikaye, Kıssa, Menkıbe anlatımıyla İroni Dini değil, Afyon gibi anlatımla Uyuşturma Dini değil,

İslam Dinini, Hanefilere göre şöyle, Şafilere göre şöyle diyerek, İslam Dinini, Mezheplere uydurulmuş,

                        Mezheplere yapıştırılmış, Birbirinin Tam Zıddı olan Fetvalarla, Mezhep Fetvaları Dini değil,

İslam Dinini, Peygamberimizin Mezhebi hangisiydi dedirten Mezhepçilikle, Mezhep Dini değil,

İslam Dinini, Peygamberimizin Tarikatı hangisiydi dedirten Tarikatçılıkla, Tarikat Dini değil,

İslam Dinini, Onun Bunun Söylediklerine göre, Onun Bunun Fetva verdiklerine göre, Fetva Dini değil,

     Dinayet, Diş İşleri Yüksek Kurulu, Yüksek Atma Dini değil, Güzel Kuran Okuma diyerek, TEGANNİ Dini değil,

     Bence Diyerek, Kendi Fikrini, Allah Zül Celale ve Rasulune, Şirk koşmuş olmakla, Şirk Dini Değil,

     Entel Dantel Sosyete İlahiyat Profları Dini değil, İslamcı Yazar Dini değil,

     Yahudiler ve Hristiyanlar gibi Sadece ve Sadece İlahi söylemek, Dua yapmak ile, İlahi ile Dua Dini değil,

     Pornfösör Adnan Oktar ve Hayasız Kediciklerinden, Hayasızlık ve İffetsizlikle, İffetsizlik ve Hayasızlık Dini değil,

     İslam Dininden Nefret ettirmek için kurulmuş olan teşkilatlar, Işıd, Hizbul Vahşi, Hizbul Tahrir, Elkaide Dini değil,

 

     İslam Dinini, Allah Zül Celale Miraç ile, Tamamen Allah Zül Celalin Kitabı Kuranı Kerim Ayetlerinde Emrettiği,

Allah Rasulunun Hadislerinde Bildirdiği ve Sünnetlerinde gösterdiği Din, Allah ve Rasulunun Dini oluncaya kadar,

     İslam Dininin Doğrusunu, Allah Zül Celalin Kitabı Kuranı Kerim Ayetlerinden, Allah Rasulunun Sözlerinden,

Hadislerinden, Sünnetinden Öğrenip, Nefislerinizle yapmakla, Doğru olanı Helal olanı yapmakla,

Yanlış olandan, Haram olandan sakınıp kaçınmakla, yapmamakla, Evladlarınıza ve Başkalarına anlatıp Öğretmekle,

Dillerinizle, Doğrusunu söyleyip Yanlışı terk ettirmeye çalışmakla,

Allah Zül Celale, Allahın ve Rasulunun bildirdiği gibi Canla Başla, Gayretle Cehd ederek, ibadet ediniz der,

 

     İSLAN DİNİNİ ANLAYIP YAŞAMAK                    METEALİBUL ALİYE HADİS No 2908

  Sahabeden İbni Abbas (ra) anlatıyor, Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem,

“ Allah Zül Celal, her hak sahibine Muhakkak hakkını vermiştir,

Muhakkak ki Allah Zül Celal Farzlar kıldı, Sünnetler koydu, Hadler, Sınırlar ve Cezalar Çizdi,

Helal ve Haramları ayırdı, İslamın Şeriatını koydu, geniş ve kapsamlı kıldı, dar kılmadı,” dedi der

 

     İSLAN DİNİNİ ANLAYIP YAŞAMAK                    TİRMİZİ HADİS No 2413 

  Sahabeden Ebu Cuhayfe (ra) anlatıyor, Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem,

“ Senin Üzerinde, Rabbinin Hakkı vardır, Kendi Kendinin Hakkı vardır, Eşinin, Ailenin Hakkı vardır,

Misafirinin Hakkı vardır, Her Hak Sahibine Hakkını vermekle Mükellef ve Sorumlusunuz, “ dedi der,

 

     İSLAN DİNİNİ ANLAYIP YAŞAMAK                    CİN SURESİ AYET 14 ve 15

“ Doğrusu, Sizden, Haksız olan Müslümanlarda var, Bizlerden yana olan Müslümanlarda var,

Mutlakki Mümin Müslüman Olanlar, İşte Doğru yolu, Allah Zül Celalin ve Rasulunun Yolunu Bulanlardır,”

“ Allah Zül Celalin ve Rasulunun Doğru yolundan çıkanlar, Cehenneme Odun olacaklardır,”der 

 

     İSLAN DİNİNİ ANLAYIP YAŞAMAK                    TALAK SURESİ AYET 1

“ İşte Bunlar Allah Zül Celalin Sizin için Kıldığı Hudutlarıdır, Sınırlarıdır,

Her Kim ki Allah Zül Celalin Hudutlarını, Sınırlarını aşmaya kalkarsa, ancak ve Mutlak Kendine Zulmetmiş olur,

İnkarcılardan Kafirlerden Sapıklardan, Sapıtmışlardan, Sapkınlardan olmuş olur,”der, 

 

     İslam Dini ve Kuranı Kerim anlatılıyor, Anlatımın içinde Ayet Hükmiyeti YOK !!!

İslam Dini ve Kuran anlatılıyor, Allah Rasulunun, Nasıl anlattığı YOK !!!  Anlatımın içinde Hadis Hükmiyeti YOK !!!

İslam Dini anlatılıyor, Anlatımın içinde, İSLAMIN EDEP, HAYÂ ve İFFET konuları, Ayet ve Hadis Hükmiyeti YOK !!!

Sevgi, Saygı Hoşgörü anlatılıyor, Anlatımın içinde Ayet ve Hadis Hükmiyeti YOK !!!

 

     Güya İslam Dinini Anlatıyorlar, Sadece ve sadece

İslamın Tarihi ve Muhterem Zaatlar Menkıbeleri, Kerametleri anlatılıyor,

İslam Dini diyerek, Sadece ve sadece etrafında, Tarihinde, Sahabe ve Muhterem Zaatlar Menkıbelerinde,

Kıssalarında dolaşmayın, İslam Dininin içine, Olmazsa olmaz Amellerine giriniz,

     Zira, YEVMİ MAHŞER HESABIN da,  İslamın etrafında dolaşmaktan değil, Muhterem Zaatlar Kerametlerinden,

Kıssalardan, Hikayelerden, Masallardan sorulacak değil, İslamın Tarihinden sorulacak değil,

 

     İslam Dininin, İman Etmiş olma Şartlarından,                                          SORGULANACAKSINIZ,

     İslam Dininin, Olmazsa Olmaz Amellerini yapıp yapmadığınızdan,             SORGULANACAKSINIZ,

     İslam Dininin, Olmaması Gerekenlerinden,                                             SORGULANACAKSINIZ,

 

     Yani, Mahşerde, İlk Önce, İmanınızın Olup Olmadığından Sorgulanacaksınız,

sonra, İmanınızın Olmazsa Olmaz Şartlarını, Yerine getirip getirmediğinizden Sorgulanacaksınız,

sonra, İbadetlerinizi yapıp yapmadığınızdan ve Eksikliklerinden Sorgulanacaksınız,

 

     Zira, İslam Dinine İman Etmiş olmanızı, Yapmanız Şart olan Olmasa Olmaz Amellerini,

Yapmamanız Şart olan Olmazları, İslam Dininin Sahibine,

Allah Zül Celale ve Rasulune İspat etmek Zorundasınız, !!!

Hiç, İmanınızı ve Amellerinizi, Sahibine İspat etmeyi Düşündünüzmü ? !!!


     DÜŞÜNMEK, FELSEFELİ ve MANTIKLI OLMAK            İNSAN SURESİ AYET 2

“ İnsanı İmtihan etmek için, Gören ve İşiten Düşünen olarak Yarattım, “ der,

 

     DÜŞÜNMEK, FELSEFELİ ve MANTIKLI OLMAK            HUUD SURESİ AYET 7

“ Allah Sizi Yarattım ki, Hanginizin Daha Güzel işler yapacağı hakkında denenmektesiniz,  “ der,

 

     DÜŞÜNMEK, FELSEFELİ ve MANTIKLI OLMAK            ZÜMER SURESİ AYET 7

“ Şüphesiz, Allah Zül Celal, Sizin Namazınıza, İbadetinize Muhtaç değildir “ der,

 

     DÜŞÜNMEK, FELSEFELİ ve MANTIKLI OLMAK            FATIR SURESİ AYET 15

“ Ey İnsanlar, Siz Allah Zül Celale Muhtaçsınız,” der, 

 

     DÜŞÜNMEK, FELSEFELİ ve MANTIKLI OLMAK            RAAD SURESİ AYET 19

“ Rabbinden, Sana İndirilenin, Hak olduğunu bilen ve kabul eden kimse ile,

Hak olduğunu, İnkar eden kabul etmeyen kimse bir olurmu ? 

Bunu, Ancak Akılı Selim Sahipleri Düşünür ve Anlar “ der,

 

     DÜŞÜNMEK, FELSEFELİ ve MANTIKLI OLMAK            HUUD SURESİ AYET 24 ve 30

“ Gören, İşiten, Duyan, Gördüğü, İşittiği, Duyduğunun üzerinde Düşünenlerle,

Fasık Kör Olanlar, Baktığı halde görmeyenler, Görmek istemeyenler,

Fasık Sağır olanlar, İşittiği halde Duymayanlar, Duymak istemeyenler Bir ve Eşit olumu, ? 

Haala Düşünmeyecekmisiniz ? Siz Hiç Düşünmeyecekmisiniz ? ”  diye soruyor,

 

     DÜŞÜNMEK, FELSEFELİ ve MANTIKLI OLMAK            RAMUZELHADİS HADİS No C/5 S/482 H 3

  Sahabeden Haris (ra) anlatıyor, Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem,

“ Cahil Olmaktan, Cehaletten şiddetli Fakirlik yoktur,

 Akıldan daha faydalı Zenginlik, Tefekkür ( Düşünmek ) gibi de İbadet yoktur,

Tefekkür etmeden, Düşünmeden İbadet yapmakta yoktur,

( Yani Düşünmeden yapılan bir şey, İbadet dahi olsa size bir faydası yoktur,) ” dedi der,

 

     DÜŞÜNMEK, FELSEFELİ ve MANTIKLI OLMAK            CAMİUSSAGIR HADİS No 39

  Sahabeden Ebu Hureyre (ra) anlatıyor, Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem,

“ Ey İnsanoğlu, Rabbine İtaat etki, Düşünceli ve Akıllı olasın,

Rabbine İsyan edersen, İnkarcılardan olursun, “ dedi der,

 

     DÜŞÜNMEK, FELSEFELİ ve MANTIKLI OLMAK            NİSA SURESİ AYET 82

“ Kuranı Kerimi, İslam Dinini, Haala, Gereği gibi Hiç Düşünmeyecekmisiniz, ?

 

     Şimdi, Sizin Dininiz, Kimin Dini oluyor ?  Şimdiden düşünerek okuyunuz,  

 

 

     İSLAM DİNİNDE LAİKLİK İLKELERİ        YUNUS SURESİ AYET 61

“ Yerde ve Gökte, zerre miktarınca bir şey yoktur ki !

Hak ve Adalet, Bilim, Araştırma ve geliştirme, İlerleme, Kuranı Kerimin Ayetlerine bulunmasın,

Mutlaka ve Mutlaka, Kuranı Kerimin Ayetlerinde vardır “ der.

 

     İSLAM DİNİNDE LAİKLİK İLKELERİ        KEHF SURESİ AYET 54

“ And olsun Biz, Kuranı Kerim ayetlerinde, ( ve Rasulumun Sözlerinde ) Her çeşit meseleyi,

İnsanlara türlü biçimlerde açıkladık ve anlattık, 

Lakin İnsanlar, Meseleleri inceleyerek, araştırarak, üzerinde çalışmalar,

Tartışmalar yaparak anlayabilir ve öğrenebilir “ der.

 

     İSLAM DİNİNDE LAİKLİK İLKELERİ        BAKARA SURESİ AYET 121 

“ Kendilerine verdiğimiz Kitabı, Kuranı Kerim Ayetlerini, gereğince okuyanlar, ( Rasulumun Sözlerine Önem verenler )

ve İlmi öğrenenler varya, İşte Onlar, Hak ve Adaleti, Bilimi, Araştırmayı, Geliştirmeyi ve İlerlemeyi

gerçek manada öğrenenlerdir,” der.

 

     İSLAM DİNİNDE LAİKLİK İLKELERİ        ZÜMER SURESİ AYET 3

“ Mutlak bilinizki, İslam Dini, Halis Din, Ancak ve Mutlak,  Allah Zül Celalin ve Rasulunun Dinidir,

Veliler, Evliyalar, Tarikat diyerek, Dinde İhtilaflar, çekişmeler, ayrışmalar çıkarma Dini değildir,

  Veliler, Evliyalar, Tarikat diyerek, Dinde İhtilaf, çekişme, ayrışmalar çıkaranlar,

Biz bu Velilere, Evliyalara, Tarikatlara, bizi Allah'a daha çok yaklaştırsın diye tabi oluyoruz derler Ya,

Allah Zül Celal, Dinine ihtilâf Sokanlara, Nifak Sokanlara hükmünü verdiği zaman onlarda, sizde göreceksiniz,” der,

 

     İSLAM DİNİNDE LAİKLİK İLKELERİ        HUD SURESİ AYET 112

“ Emrolunduğunuz gibi, Kendi, kendinizi dahi aldatmayan Doğrulukla, Dos Doğru ve Dürüst olun,

Allah Her işinizde yaptıklarınızı görendir, “ der.

 

     İSLAM DİNİNDE LAİKLİK İLKELERİ        NAHL SURESİ AYET 90

“ Mutlak ve Muhakkakki Allah Zül Celal, Ayetleri ( ve Rasulunun Sözleri ) ile Size, Adaletli olmayı,

İyiliklerde bulunmayı, Yakınlarınıza Bakmayı emretti, Toplumu kalkındırmak için çalışmayı emretti,

Öncelikle Akrabalarınıza, Yakınlarınıza, iyilik yapmayı, Yakınlarınızı, koruyup gözetmeyi Emretti,

Yapmakla Yükümlü olduğunuz İbadetlerinizi yerine getirmenizi, Emretti,

  Haksızlık yapmanızı, Adaletsizlik yapmanızı, Her Türlü Fenalığı, Kötülüğü, Çirkeflikleri, Azgınlıkları, Sapıklıkları,

Sapkınlıkları, Her türlü Edepsizliği, Hayasızlığı, Fuhşiyatı, Mutlak olarak Men etti, Yasakladı, Haram Kıldı,

 ( Allah Zül Celalin ve Rasulunun Yasaklarına, Haramlarına yaklaşmamanızı, Yasaklardan, Haramlardan,

Başınıza gelecek olarak gördüğünüz Felaketlerden Musıbetlerden kaçar gibi kaçınmanızı emretti,)

  Hayasızlıklardan, Görsel ve Fiziksel Fuhşiyattan, Fenalıklardan, Azgınlıklardan korunabilmeniz için,

Düşünmeniz ve anlamanız için, Sistemler, İlkeler verendir, “ der.

 

     İSLAM DİNİNDE LAİKLİK İLKELERİ        MÜNZİRİ HADİS No C/4 S/66 H 13

  Sahabeden Temim Ed Dari (ra) anlatıyor, Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem,

“ İslam Dini Nasihattır, İslam Dini Nasihattır, İslam Dini Nasihattır,

( İslam Dininin Nasihatleri, Devlet İdarecileri ve Halkı için,

İnsanların Sosyal yaşamları için İlkelerdir, ) “ dedi der,

 

     İSLAM DİNİNDE LAİKLİK İLKELERİ        MÜ’MİNUN SURESİ AYET 8

“ O Mümin Müslümanlarki, Emanetlerine, Ahitlerine, Sözlerine,

kendilerine Emanet edilen şeylerin gereğine dikkat ederler, Riayet ederler,

Hakiki Manada İman eden Müslümanlar, İmanı Kemale gelmiş olan Müslümanlar,

Ahidlerine, verdikleri sözlere, yaptıkları anlaşmalara ve Emanetlerine En Mükemmel Özeni gösterenlerdir “ der,

 

     İSLAM DİNİNDE LAİKLİK İLKELERİ        HAÇ SURESİ AYET 67

“ Biz Her Ümmet için, O Ümmeti, Hidayete, Doğruluğa götüren, İnsanları Rabbine İman, İtaat ve İbadet etmeye

çağıran, Onunla Amel etmeleri ve çalışmaları için Bir Şeriat Tayin ettik,

  İman Edenlerin İbadetlerininde, Amellerininde, Çalışmalarınında Hükümlerini Şeriatla belirledik,

Size Tayin ettiğimiz Şeriatın Hükümleri konusunda, Hiçbir Zaman Kendi fikirlerinizle olur yada olmaz diyerek

çekişmeyiniz, Liza çıkarmayınız, Şeriatın Hükümlerini yok saymayın,

kendinize göre hükümleştirmeye veya hükümsüzleştirmeye kalkmayın,  “ der,  

 

     İSLAM DİNİNDE LAİKLİK İLKELERİ        ENBİYA SURESİ AYET 27

“ Onlar ki, Kendi Sözleri ile asla Allah Zül Celalin ve Rasulunun Sözlerinin önüne geçmezler,

Ancak O'nun, Allah Zül Celalin ve Rasulunun Emriyle hareket ederler,”der,

 

     İSLAM DİNİNDE LAİKLİK İLKELERİ        MİŞKATÜL MESABİH HADİS No 185

  Sahabeden Ebu Zer (ra) anlatıyor, Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem,

“ İslam Dinine İman Etmiş Her Kim Bir Mümin, İslamın Hükümlerinden, Hükmiyetlerinden ayrılır yada dışlarsa  

O Kimsenin İslam Dini ile Bağı kopmuştur, “ dedi der,

 

     İSLAM DİNİNDE LAİKLİK İLKELERİ        RAMUZ EL HADİS HADİS No C1 S15 H11

  Sahabeden Ebu Hureyre (ra) anlatıyor, Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem,

“ Muhakkak ki Allah Zül Celalin Rahmeti, yardımı İslam Toplumu üzerindedir,

Allah Zül Celal Ümmetimi ancak hidayet üzerinde birleştirmektedir, Siz, İslam Toplumu ile birlikte olunuz,

Biliniz ki, İslam Toplumundan Uzak olan her kişinin Cehenneme düşmek tehlikesi vardır, “ dedi der,

 

     İSLAM DİNİNDE LAİKLİK İLKELERİ        İNŞİRAH SURESİ AYET 7 ve 8

“ Boş kaldığın vakitte, Yine kalk bir başka işe yönel, bir Başka bir İbadete yönel, boş durma,

Çalışmakla ve İbadet etmekle yorul, vaktini boş yere, faydasız olan şeylerle ziyan etmeyiniz, ”der,

 

 

     İSLAM DİNİNDE LAİKLİK İLKELERİ        MAİDE SURESİ AYET 3

“ Allah Zül Celal,”  Size Din olarak İslam Dinini Beğendim ve Seçtim, Size Dininizi tamamladım,” der,

 

     İSLAM DİNİNDE LAİKLİK İLKELERİ        NAHL SURESİ AYET 90

“ Mutlakki, Allah Katında Kabul edilecek olan Din, İslam Dinidir,” der,

 

     İSLAM DİNİNDE LAİKLİK İLKELERİ        HUCCURAT SURESİ AYET 7

“ Mutlak ve Çok İyi Bilinizki, Allah Zül Celal ve Rasulu İçinizdedir, Her Daim Sizinle beraberdir,” der,

 

     İSLAM DİNİNDE LAİKLİK İLKELERİ        HAŞR SURESİ AYET 7

“ Allah Zül Celal ve Allahın Rasulu, Size Helal kıldı, Emretti, Neyi verdi, ise Onu alın Onu Yapın,

Neyi Yasakladı, Haram kıldı ise, ondan sakının, ondan kaçının onu yapmayın,

Zira Bunlar Allah Zül Celalin Hudutları Sınırlarıdır, ” der,

 

     İSLAM DİNİNDE LAİKLİK İLKELERİ        ENBİYA SURESİ AYET 27

“ Allah Zül Celalin ( ve Rasulunun ) Yasaklarına, Yapmayınız dediklerini Yapmakla,  Haramlarına yaklaşmakla,

Yapınız dediklerini Yapmamakla, Allah Zül Celalin ( ve Rasulunun ) Sözünün Emirlerinin önüne Geçmeyiniz,”der

 

     İSLAM DİNİNDE LAİKLİK İLKELERİ        NİSA SURESİ AYET 80

“ Rasulum Muhammed Aleyhisselama da İtaat eden, İman eden, Allah Olan Bana İtaat ve İman etmiş olur,

Rasulum Muhammed Aleyhisselama İtaat etmeyen, İman etmeyen, Allah olan Bana İtaat ve İman etmiş olamaz,” der,

 

     İSLAM DİNİNDE LAİKLİK İLKELERİ        AHZAB SURESİ AYET 36

“ Allah ve Rasulu Muhammed Aleyhisselam Bir Şeye Hükmettiği zaman, Gerek İbadetlerden,

Gerek Helal ve Haramlar Yasaklar konusunda artık Hiç Kimsenin O Konuda, O İşten dolayı,

O Emredilenden dolayı, O İbadetten dolayı, Bir Muhayyerliği, Yapıp yapmama konusunda veya

Bence söyle daha iyi olur gibi Kendi görüşü olamaz,

  Her Kim Kendi Görüşünü, Kendi Fikrini, Allah ve Rasulunun Hükmiyetinin önüne geçirir ve yaparsa,

Allah Zül Celale ve Rasulune İtiraz, İsyan, ve İnkar etmiş olur, Çok büyük bir Sapıklıkla Sapmış, Sapıtmış olur,”der,

 

     İSLAM DİNİNDE LAİKLİK İLKELERİ        KEHF SURESİ AYET 110

“ Herkim, Rabbine Kavuşmayı Arzu ediyorsa, Salih Amel, Güzel Amel, Hayırlı Amel işlesin,

Rabbine yaptığı İbadetinde, Bence diyerek, Kendi Fikrini, Kendi Sözünü,

Allah Zül Celalin ve Rasulunun Önüne geçirerek, Şirk Koşmuş olmasın,” der, 

 

     İSLAM DİNİNDE LAİKLİK İLKELERİ        NAHL SURESİ AYET 97

“ Erkek ve Kadınlardan, Herkim İnanmış ve İman etmiş olarak, Haktan, Adaletten, İyilikten yana her ne iş yaparsa,

Onu, Dünya Hayatında iken, Huzur ve Mutluluk içinde Hoş bir hayatla yaşatırız “ der.

 

     İSLAM DİNİNDE LAİKLİK İLKELERİ        MAİDE SURESİ AYET 32

“ Her Kim, Bir İnsanın Hayatını Yaşamını kurtarır, Ona yaşam hakkı sağlarsa, Bütün İnsanlığı yaşatmış gibi olur,

Kim de, Toplumda Terör, Nifak, Fitne ve Bozgunculuk yapmamış ve çıkarmamış, Bir Cana kıymamış,

Bir İnsanı Sosyal Yaşam Hakkını elinden alırsa, Katlederse Sanki Bütün İnsanlığı Katletmiş olur,

  Mutlakki, Bütün İnsanlara Peygamberlerimizi ve Kitaplarımızı apaçık delillerle, Hükümlerle ve Hükmiyetlerle,

Yaşam ve yaşatmak hükümleri ile gönderdik, onlarda onun için geldiler,

Lakin, Gelmiş Geçmiş İnsanların Çoğunluğu, Menfaatlerinde, Çıkarlarında, Hak, Adalet ve Yaşamı Sadece ve sadece

Kendilerine ait gördüklerinden, çok çok aşırılığa gitmelerinden Kedilerinide İnsanlığıda Helak etmektedirler, ” der.

 

 

     HAK ve HÜRRİYET İLKELERİ                             BAKARA SURESİ AYET 84 ve 85

“ Birbirinizi Öldürmeyeceksiniz, Birbirinizi Yaşadıkları yurtlarından ve yerlerinden çıkarmayacaksınız,

Birbirinizi, Öldürmek yasaklanmış iken, Hala birbirinizi Öldürüyorsunuz,

Birbirinizi, Yaşadıkları yerlerinden çıkarmak yasaklanmış iken, Hala birbirinizi yaşadıkları yerden çıkarıyorsunuz,

( İşgal, İstila ve Sömürge yapıyorsunuz bir takım kavramlar adı altında )

Hala birbirinize, Düşmanlık ve Irkcılık yapmakta birleşiyorsunuz,

Sosyal Hukuk Hak ve Adalet Kitabı Kuranı Kerimin, İşinize gelen bir kısmını alıp,

İşinize gelmeyen kısmını İnkarmı ediyorsunuz ?

Sosyal Hukuk Hak ve Adalet : bir kısım İnsanların çıkarlarına göre yasalar değildir.

Sosyal Hukuk Hak ve Adaleti, Kendi çıkarlarına göre yapanların : Dünya hayatında iken gözle görünen cezası,

( Topluma, Millete ve İnsanlığa ) Rezil olmaktır, Zira Zaman gelecek,

Kendilerinin çıkarcı Hak ve Adaletinde, kendileride Haksızlığa ve Adaletsizliğe uğrayacaklardır, “ der.

 

     HAK ve HÜRRİYET İLKELERİ                             ŞUARA SURESİ AYET 183

“ Toplumda, İnsanların Temel Hak ve Hürriyetlerini kısıtlamak ve yasaklamak, yasaktır,

Temel Hak ve Hürriyetleri kısıtlayarak ve yasaklayarak yeryüzünde karışıklık ve bozgunculuk çıkarmak yasaktır,

Toplumda Terör meydana getirecek fiiller yasaktır, Haramdır

  İnsanların, Temel Hak ve Hürriyetlerini :

( İbadet, Eğitim ve Öğrenim, Ticaret, Adalet ve Milletin İradesine göre Yönetim Hakkı gibi Hak ve Hürriyetlerini )

Kısıtlamayın, Yasaklamayın, Bunları kısıtlayarak, Yasaklayarak, Yeryüzünde bozgunculuk

yapmayın, karışıklık çıkarmayın, Toplumda Terör ve Gerginlik meydana getirecek fiillerde bulunmayın “ der.

 

     HAK ve HÜRRİYET İLKELERİ                             EBU DAVUT HADİS No 2783

  Sahabeden Ebu Said El Hudri (ra) anlatıyor, Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem, 

“ Şahısların, İnsanların Hak ve Hürriyetlerini Gasp edip almaktan sakının “ dedi der,

 

     HAK ve HÜRRİYET İLKELERİ                             BUHARİ HADİS No 1100 ve 1654

  Sahabeden İbni Abdullah ve Ebu Bekir Nufey Bin Haris (ra) anlatıyor, Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem,

“ Kişinin, Temel Hak Hürriyetleri Cebren ve Hile şekli ilede olursa olsun, Gasp edilmesi yasaklanmıştır,

“ İyi bilinizki, Birbirinizin Kanını dökmek, Birbirinizi öldürmek, ( Hak ve Hürriyetleri Gasp etmek )

Namuslara Selbetmek, ( Cinselliği Teşhir eden kıyafetler giyinmek, giydirmek, giyilmesini istemek, Zorlamak )

Kesin olarak Yasaktır ve Haramdır,   Kişinin, Hak ve Hürriyetlerinin : Cebren ve Hile ve Zorla Gasp edilmesi

yasaklanmıştır, Birbirinizin Boynunu vuracak suretle,( Birbirinizi Öldürmekle, Malları Gasp etmekle,

Temel Hak ve Hürriyetleri Gasp etmekle ) Dalalete, Fitneye, Nifağa, Çirkefe, Toplumda Terör çıkmasına sebep

olabilecek Vahşete düşerek, İslam Dini öncesi, CEHALET ÇİRKEFİ ÇAĞINA dönmeyiniz “ dedi der.

 

 

     HAK ve HÜRRİYET İLKELERİ                             TİRMİZİ HADİS No 2120

  Sahabeden Ebu Ümame El Bahili (ra) anlatıyor, Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem,

“ Allah Zül Celal, Her Hak Sahibine Hakkını vermiştir,” dedi der,

 

     HAK ve HÜRRİYET İLKELERİ                             METEALİBUL ALİYE HADİS No 2908

  Sahabeden İbni Abbas (ra) anlatıyor, Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem,

“ Allah Zül Celal, her hak sahibine Muhakkak hakkını vermiştir,

Muhakkak ki Allah Zül Celal Farzlar kıldı, Sünnetler koydu, Hadler, Sınırlar ve Cezalar Çizdi,

Helal ve Haramları ayırdı, İslamın Şeriatını koydu, geniş ve kapsamlı kıldı, dar kılmadı,” dedi der

 

     HAK ve HÜRRİYET İLKELERİ                             TİRMİZİ HADİS No 2413 

  Sahabeden Ebu Cuhayfe (ra) anlatıyor, Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem,

“ Senin Üzerinde, Rabbinin Hakkı vardır, Kendi Kendinin Hakkı vardır, Eşinin, Ailenin Hakkı vardır,

Misafirinin Hakkı vardır, Her Hak Sahibine Hakkını vermekle Mükellef ve Sorumlusunuz, “ dedi der,

 

     HAK ve HÜRRİYET İLKELERİ                             MÜNZİRİ HADİS No C/4 S/213 H 11

  Sahabeden Amir Bin Ahvas (ra) anlatıyor, Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem,

“ Dikkat ediniz, Sizin, Eşiniz üzerinde Haklarınız, Eşinizinde Sizin üzerinde Hakları vardır,

Eşinizle Güzel geçinin, Güzel davranın, Çünkü Eşiniz Size bir Emanettir,

Emanetinize ne şekil davrandığınız ise Mahşer hesabında Size Sorulacaktır “ dedi der,

 

     HAK ve HÜRRİYET İLKELERİ                             MÜSLİM HADİS No 1733

  Sahabeden Ebu Musa, (ra) anlatıyor, Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem, 

“ İnsanları Sevindirin, Güçlüklerini Kolaylaştırınız, Zorlaştırmayınız, İnsanları Bıktırmayınız,

İnsanları Rahatlatın, Sakinleştirin, Müjdeleyiniz, Nefret ettirmeyiniz,

Saçmalayan, anlamsız, manasız Muhalif olmayınız, Dayanışma halinde Uyumlu olunuz, “ dedi der, 

 

     HAK ve HÜRRİYET İLKELERİ                             TABARANİ HADİS No 71

  Sahabeden Selmânı Fârisi (ra) anlatıyor, Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem,

“ Günah vardır, bağışlanmaz, Günah vardır, kişinin yanına bırakılmaz, Bağışlanmayacak günah

Allah'a Eş ve ortak koşmaktır, Kişinin yanma bırakılmayacak günah, insanların başkalarına zulmetmesidir,

Günah vardır bağışlanır. Bağışlanacak olan günah ise Allah ile kul arasında kalan günahtır, “ dedi der,

 

     HAK ve HÜRRİYET İLKELERİ                             TİRMİZİ HADİS No 1927 ve 1928

  Sahabeden Ebu Hureyre (ra) anlatıyor, Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem,

“ Müslüman, Müslüman’ın Kardeşidir, Ona hainlik yapamaz, Ona yalan söylemez, Onu yüzüstü bırakamaz,

Müslümanın, Müslümana Irzı, Namusu, Canı, Malı ve Kanını akıtması, Onu Öldürmesi Katiyetle Haramdır,

Takva olan,  Sorumluluk içinde olarak,  Allah Zül Celalin, Rahmetini, Bereketini, Şifasını Mağfiretini

kaybetmekten korkmaktır,“ Her Kim, Müslüman kardeşini küçük görürse, Şer olarak ona yeter,

Siz Müslümanlar, birbirinizin aynası durumundasınız, Eğer birbirinizde düzeltilmesi gereken bir hata bir yara

görürseniz hemen onu Düzeltin O Hatayı Yarayı giderin, ” dedi der,  

 

     HAK ve HÜRRİYET İLKELERİ                             MÜSLİM HADİS No 78 / 49

  Sahabeden ve Birinci Halife Ebu Bekir Sıddıyk (ra) anlatıyor, Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem,

“ Sizden kim, bir Münker gördüğünde,

( Yani bir Haksızlık, bir Adaletsizlik, bir Hukuksuzluk, bir Yolsuzluk, bir Vurgunculuk, bir Kötülük, bir Zulum,

bir Fuhuş yapıldığını gördüğünde, seyirci kalmayıp gerekli mercilere bildirerek,

gerekse Mahkemelerde Dava açarak, Gerekse Yetkileri ile gerekse Seçerek,) Kendi Eli ile onu düzeltsin,

  Buna gücü yetmez ise, Diliyle, Lisanıyla ( konuşarak anlatarak veya yazarak veya diğer vasıtalarla ) düzeltsin,

Bunlarla gücü yetmezse ( gücü yetmediğini zannedip bunları düzeltmeye çalışamazsa )

Onlara ( sevgi, saygı, muhabbet ve samimiyet beslemesin onlarla işbirliği yapmasın ) Kalbi ile Buğzetsin,

Onlara karşı Sadece ve sadece Kalben Buğzetmek, Sadece Kalbiyle Buğz etmek

( Beni ilgilendirmez demek, Bana ne demek, İnsanın, İnsan Olma vasfını kaybettiği,

İnsanlığı, Medeniyeti kaybettiği, İmanını kaybettiği EN ZAYIF NOKTADIR “ dedi der.

 

 

     HAK ve HÜRRİYET İLKELERİ                             RUM SURESİ AYET 28

“ Allah Zül Celal Size Kendinizden Misal, Örnek verdi,

Size, Rızık Kazanç, Hak ve Hürriyetler olarak verdiğimiz şeylerde,

Sizinle Eşit derecede olan, Kendinizle Eşit derecede gördüğünüz, Birbirinizi Saydığınız Saygı duyduğunuz gibi,

Birbirinizle, Birbirinizin, Hak ve Hürriyetine dokunmaktan, Gasp etmekten çekindiğiniz, Ortak yaşam alanlarınız yokmu, ?

 ( Şayet, Ortak Yaşam alanlarınızda, Birbirinizin Hak ve Hürriyetlerine dokunmaktan, Gasp etmekten çekindiğiniz gibi,

Ortak Yaşam alanlarınızda, Diğer İnsanlarında Hak ve Hürriyetlerine dokunmaktan, Gasp etmekten çekinirseniz,

Güzel bir yaşam ile yaşarsınız,) Zira Onlarda Yaşamda, Sizinle Eşittir,

 ( Sizinle Eşit derecede olanlarla, Ortak yaşan alanlarını Nasıl kullanıyorsanız, Aynı onun gibi,

Kişisel Haklar ve Hürriyetler, Toplumsal Haklar ve Hürriyetler, Keyiflerinize göre, Sınırsız ve Sonsuz değildir, 

Birinizin, Hak ve Hürriyetinin başladığı yerde ve Noktada, Diğerinin Hak ve Hürriyetleri biter,

Diğerinin Hak ve Hürriyetlerine Dokunulamaz, Tecavüz Gasp edilemez,

  Zira, Senin kendine Hak saydığın Özgürlüğünün Sınırsızlığın, Hadsizliğin, Hudutsuzluğun, Görgüsüzlüğün olmasın,

Diğerlerini, kendine karşı, kışkırtıcı ve kışkırtan olmasın, Kendine Tahrik ettirmesin,

Zira, O kendine Hak saydığın Özgürlüğün Sınırsızlığı, Hadsizliği, Hudutsuzluğu, Senin Felaketin, Senin Musıbetin olmasın, )

 

  Elleriniz altındaki Köle gibi çalıştırdığınız İşçilerinizden, Ortaklarınız yokmu, ?

Sizinle Eşit derecede olanlarla, Birbirinizi Saydığınız Saygı duyduğunuz gibi, Onlarada Saygı duymazmısınız, ?

  Şayet, Ortak Yaşam alanlarınızda, Birbirinizin Hak ve Hürriyetlerine dokunmaktan, Gasp etmekten çekindiğiniz gibi,

Ortak Yaşam alanlarınızda, Diğer İnsanlarında Hak ve Hürriyetlerine dokunmaktan, Gasp etmekten çekinirseniz,

Onlarda Sizin kadar Refah yaşamasa bile normal bir yaşam yaşar, Zira Onlarda Yaşamda, Sizinle Eşittir,

  ( Sizinle aynı bölgede, aynı yerde, Aynı memlekette yaşayan, aynı işte çalışan,

Aynı Hak ve Hürriyetler yaşamına sahip olan, Toplumsal yaşam alanlarında ortak olarak yaşadığınız,

Sizin, Onların yaşam sınırlarına, Onlarında Sizin yaşam sınırlarınıza dokunmaktan Gasp etmekten çekindiğiniz

Ortak Yaşam alanlarınız yokmu, ?

  Sizinle Eşit derecede olan, Birbirinizle, Birbirinizin, Hak ve Hürriyetine dokunmaktan, Gasp etmekten çekindiğiniz,

Birbirinizi Saydığınız Saygı duyduğunuz gibi, Ellerinizin altında, Köle gibi Çalışanlarınızın da, Hak ve Hürriyetlerini

Gasp etmeyiniz, yada Haksızlıkla kısıtlamayınız, daraltmayınız,

  İşte Biz, Düşünen, düşünecekolan, Akleden ve akledecekolan Toplumlar için, Allahın Ayetlerini böyle açıklıyoruz,” der.

 

     HAK ve HÜRRİYET İLKELERİ                             İSRA SURESİ AYET 84

“ Deki, Herkes kendi vicdani karakterine göre hareket eder,

Lakin, Herkesin kendi vicdani karakterine göre hareketi, Doğruluk, Hak ve Adalet kurallarına uymaz,

Doğruluk, Hak ve Adalet kuralları Allah Zül Celal Tarafından belirtilmiştir,

Kimin en doğru vicdani karaktere göre hareket ettiğini Sadece Allah Zül Celal bilir, “ der.

 

     HAK ve HÜRRİYET İLKELERİ                             HUD SURESİ AYET 84, 85 ve 86

“ Ölçüyü ve Tartıyı eksik ve hileli yapmayın, Hileli Üretim ve İmalat yapmayın,

Ölçüyü ve Tartıyı Tam ve Dengeli yapın, İnsanların eşyasını eksik ve hileli olarak vermeyin,

Bozgunculuk, Fitne ve Terör çıkararak İnsanlara kötülük yapmayın,

Allaha ve Rasulune İman eden ve Sadece Allaha İbadet eden İnsanlar iseniz,

Allahın, Size Helalinden bıraktığı ve ettiğiniz Kar, Sizin için daha hayırlı ve daha bereketlidir “ der.

 

 

     HAK ve HÜRRİYET İLKELERİ                             MÜMTEHİNE SURESİ AYET 8 ve 9

“ Dininiz hakkında, Sizinle savaşmayan Dininize hakaret etmeyen, Sizi Yurdunuzdan çıkarmayan

kimselere karşı iyilik etmekten, Onlara Hak ve Adaletli bir şekilde davranmaktan, Allah Sizi men etmez,

Çünkü Allah, Hak ve Adaletli şekilde davrananları ve hareket edenleri sever, Dininiz hakkında savaşanlarla,

Hakaret edenlerle, İbadetlerinize yasaklama, kısıtlama getirenlerle, Sizi Yurdunuzdan çıkaranlarla veya

Yurdunuzdan çıkarılmanız için yardım eden kimselerle Dost olmanız yasaktır, Haramdır, ” der,

 

     HAK ve HÜRRİYET İLKELERİ                             ŞURA SURESİ AYET 30 

“ Başınıza gelen Felaketler, Kötülükler, Kendi ellerinizle işlediklerinizden, yaptığınız hallerinizden,

Edep, Hayaya Riayet etmemenizden dolayıdır “ der.

 

     HAK ve HÜRRİYET İLKELERİ                             EN'AM SURESİ AYET 104

“ Rabbinizden Sizlere Basiretler, Hakikati, Doğruluğu, Dürüstlüğü, Hak ve Adaleti anlayabilme,

ayırt edebilme yeteneği geldi, Artık Kim, Hakikati, Doğruluğu, Dürüstlüğü, Hak ve Adaleti, Edep ve Hayayı anlar

ve ayırt ederse, yararı kendisinedir, Kimde, Hakikati, Doğruluğu, Dürüstlüğü, Hak ve Adaleti, Edep ve Hayayı,

Farazi Körlükle görmezden gelir, Riayet etmezse, Zararı kendisinedir “ der.

 

     HAK ve HÜRRİYET İLKELERİ                             TALAK SURESİ AYET 1

“ İşte Bunlar Allah Zül Celalin Sizin için Kıldığı Hudutlarıdır, Sınırlarıdır,

Her Kim ki Allah Zül Celalin Hudutlarını, Sınırlarını aşmaya kalkarsa, ancak ve Mutlak Kendine Zulmetmiş olur,

İnkarcılardan Kafirlerden Sapıklardan, Sapıtmışlardan, Sapkınlardan olmuş olur,”der, 

 

     HAK ve HÜRRİYET İLKELERİ                             CAMİUSSAGIR HADİS No 3322 ve 3327

  Sahabeden Ukbe Bin Amir ve Cübeyr Bin Mutim (ra) anlatıyor, Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem,

“ Allah Zül Celal İndinde, Dindarlığı ve Salih Ameli dışında hiç kimsenin hiç kimseye üstünlü­ğü yoktur,

Kişinin kötü hareketli, dili bozuk, cimri ve korkak olması ( İdeolojik hareketli olması ) Çirkeflik olarak ona

yeter, Irkçılığa çağıran bizden değildir, ırkçılık için savaşan,  bizden de­ğildir,

ırkçılık üzere ölen bizden değildir,“ dedi der,

 

     HAK ve HÜRRİYET İLKELERİ                             NESAİ HADİS No 4045

  Sahabeden Ebu Hureyre  (ra) anlatıyor, Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem

“ Her Kim,  Allah Zül Celale İtaatten uzak durursa ve Her Kim İslâm Ümmetine karşı sözünde durmazsa,

Her Kim, Benim Ümmetim, İslam Ümmetine karşı ayaklanırsa, İslâm cemaatinden ayrılırsa

Her Kim, İslam Ümmeti dışında bir Guruplaşma yaparak, Irkcılık yaparak, Guruplaşma ve Irkcılık için

ayaklanırsa, Her Kim, Mü’minlere Silah çekerse benden değildir, İslam Ümmetinden değildir, “ dedi der,

 

     HAK ve HÜRRİYET İLKELERİ                             RAMUZ EL HADİS HADİS No C2 S123 H 1

  Sahabeden Ebu Said (ra) anlatıyor, Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem,

“ Rabbiniz de Tektir, Babanız Tektir, Dininiz ve Peygamberiniz de Tektir,

Kızıl Irkın, Zenci Irk üzerine, Zenci Irkın Kızıl Irk üzerine üstünlüğü yoktur,

Acem Irkının, Acem olmayan Irklara üstünlüğü yoktur, Arap Irkının, Arap olmayan Irklara Üstünlüğü yoktur, 

Arap Irkı olmayanların Arap olanlara, Hiçbir Üstünlüğü yoktur, Hiç bir milletin diğerine üstünlüğü yoktur,

Allah İndinde Üstünlük, Ancak Edep ve Haya ile, Takva ile yaşayanlardadır, Üstünlük,En yüksek değerlerle

sadece ve sadece Allaha İbadet ve En yüksek değerlerle İnsanlığa Hizmet ile olur “ dedi der,

 

     HAK ve HÜRRİYET İLKELERİ                             KAMER SURESİ AYET 17

“ Andolsuki Biz, Öğüt alabilmeniz, Fikir alabilmeniz, Düşünebilmeniz için, Kuranı Size Kolaylaştırdık,

Hiç Aranızda Kuranı Kerimle Düşüneniniz yokmudur, ? ” der, 

 

 

     Bu Ayet ve Hadisler aynı zamanda ULUS Kavramının asliyetini İfade etmektedir.

 

     Kendi Irkını üstün gören, Kendi Irkından başkasına yaşama hakkı tanımayan,

İngiliz, Fransız, Ermeni, İspanyol, Alman, Rus, Yunanlı ve Yahudiler gibi

Kendi Irkından olmayan Milletleri köleleştiren, Sömürgeleştiren VAHŞİ bir Medeniyet kuran,

Toplumsal Sevgiyi, Saygıyı, Hoşgörüyü, Laikliği ortadan kaldıran,

Yahudi Ruhban Din Adamları Tevratı, Hiristiyan Ruhban Din Adamları İncili,

Tahrip ettikleri, Yok ettikleri, değiştirdikleri için,  Asli Yahudilik ve Hiristiyanlıkta olan Laiklik, Toplumsal Sevgi,

Saygı ve Hoşgörü Ruhban Din adamları tarafından Tahrip edildiği için, yok edildiği için,

Bugün Toplumsal Sevgi, Saygı ve Hoşgörü diyerek, Medeniyetler arası uzlaşma diyerek, 

kavram kargaşaları ile yeni bir şeyler üretmeye çalışmakta gibi gözükmekteler,

Tarihteki Haçlı Savaşları Kimlere karşı ve Kimlerin İttifakı ile çıkarılmıştır, ?

Buğünkü durumda Tarihtekinden farklı bir şey değildir,

Bizim Örümcek kafalı Hizipci Sözde Laikler ise, Asli Laiklik anlayışına Tamamen Fransız kalmışlardır.

Laik, Demokratik, Sosyal Hukuk, Sosyal Adalet Devlet Sistemi Rejimini, Sizinmi keşfettiğinizi zannediyorsunuz ?

 

      SİYASET : Kavram Kargaşaları ile Yalan, İftira, Hakaret, Hizipler üretmek değil,

Devletine ve Milletine hizmet etmek demektir,

İslam Dini, Yani Şeriat,  Çirkef bir Siyasetle, Milletin Tüm Manevi değerlerine, Hakaretlerle saldıranlara,

O Çirkef Siyasetlerine, Her yönden yapılan Çirkef saldırılara karşı kendini savunur, Asli Siyasetle cevap verir,

 

 

     SOSYAL HUKUK ve ADALET İLKELERİ              HAÇ SURESİ AYET 67

“ Biz Her Ümmet için, O Ümmeti, Hidayete, Doğruluğa götüren, İnsan topluluklarına, yapmaları, uymaları

gereken, İnsanları Rabbine İman, İtaat ve İbadet etmeye çağıran, Onunla Amel etmeleri ve çalışmaları için

Bir Şeriat Tayin ettik, İman Edenlerin İbadetlerininde, Amellerininde, Çalışmalarınında

Hükümlerini Şeriatla belirledik,

  Toplum ve İnsan haklarını, Temek Hak, Hürriyet ve Adaleti açıklayan,

( Suçluya ceza vermekten önce Suçtan caydırıcı olan veya Suç işlemiş olanları Islah edici,

Topluma kazandırıcı, Sosyal Hukuk ve Adalet Sistemi  ) ŞERİATI verdik ve İbadet şekillerini belirledik,

  Size Tayin ettiğimiz Şeriatın Hükümleri konusunda, Hiçbir Zaman Kendi fikirlerinizle olur yada olmaz diyerek

çekişmeyiniz, Liza çıkarmayınız, Şeriatın Hükümlerini yok saymayın yada kendinize göre değiştirmeye

kalkmayın, Şüphesiz Sen, Hak, ( Sosyal Hukuk ) ve Adalet adına Doğru üzerindesin,

Onun için İslam Dininin işlerinde Seninle asla çekişemezler “ der.

 

     SOSYAL HUKUK ve ADALET İLKELERİ              MAİDE SURESİ AYET 48 ve 49

“ Sizlere, Sosyal Hukuk ve Adalet Sistemi olan Şeriatı bir yol olarak belirledik,

Tüm İnsanlar arasında bu Şeriat üzere, ( Sosyal Hukuk ve Adaletle ) Hükmet,

Sana gelen ( Sosyal Hukuk ve Adalet Sistemi ) Şeriattan ayrılma,

Sizden olmayan ve Size düşman olanların keyiflerine uyma,

Allahın Sana gönderdiği ( Sosyal Hukuk ve Adaletten ) Şeriattan, ( çeşitli kavram bunalımları ile )

Doğrudan,  Seni şaşırtıp sapıklığa düşürme isteklerine dikkat et “ der.

 

     SOSYAL HUKUK ve ADALET İLKELERİ             NİSA SURESİ AYET 105 ve 108

“ Biz Bu Kuranı Kerimi Size İndirdikki, İnsanlar arasında, Allahın Sana gösterdiği gibi, Adaletle Hüküm veresin,

Sakın Ha, Hainlerin, Haksızlık yapanların, Zorbaların, Gasbcıların, Savunucusu olma,”

“ Zira bunlar, Sosyallik, Çağdaşlık, İlericilik, Modernlik, gibi söylemlerle Kendilerini, İyi, Güzel,

Mükemmel birileri olarak gösterip, Hainliklerini, Düzenbazlıklarını, Çirkefliklerini İnsanlardan gizlerler,

Lakin Allah Zül Celalden gizlenemezler,”  der, 

 

 

     KANUN ÖNÜNDE EŞİTLİK                                  ENBİYA SURESİ AYET 109

“ Allah Zül Celal, Ben Size, Hak ve Adaleti, Sizin hepinize Eşit biçimde açıkladım, Size Eşitlik üzere bildirdim,

Artık Tehdid edildiğiniz şeyin yakın mı, uzak mı olduğunu bilebilirmisiniz,”der,

 

     KANUN ÖNÜNDE EŞİTLİK                                  TABERANİ No 104

  Sahabeden Urve bin Zübeyr (ra) anlatıyor, Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem,

" Suçluluğunun tesbit veya cezalandırılması için, Mahkemeye, Kadıya, ( Yani Hakim ) huzuruna çıkarılan

Suçlunun, Suçunun Affedilmesi veya Cezasının kaldırılması için aracılık edene de,

Suçlu olarak kendisine aracılık edilene de Allah lanet eder, “ dedi der,

 

 

     YARGI                               NİSA SURESİ AYET 58

“ Allah Zül Celal, İnsanlar arasında bir Hüküm verdiğiniz, Yargılama yaptığınız zaman,

Adaletle Hüküm vermenizi ve Adaletle Yargılamanızı Emreder “ der.

 

     YARGI                               BAKARA SURESİ AYET 42

“ Bile bile, Doğruyu ve Gerçeği, Yalanlarla, İftiralarla, Aldatmacalarla, Hile ve Uydurmalarla karıştırıp,

Hak ve Adaleti gizlemeyin “ der.

 

     YARGI                               NİSA SURESİ AYET 94

“ Bir Şeye Hüküm vereceğiniz zaman : İyi anlayın, İyi dinleyin, peşin hüküm vermeyin,

Şartlanmış, sapıtmış, İdeolojik fikirlere saplanmayın “ der.

 

     YARGI                               HUD SURESİ AYET 85

“ Ölçüyü, Tartıyı, Hak ve Adaleti, Tam ve Dengeli yapın,

İnsanlara, Eşyasını, Hakkını ve Adaletini eksik vermeyin,

Yeryüzünde, ( Fanatik ve İdeolojik fikirler peşinde koşarak ) Bozgunculuk,

( Terör, Adam kayırma, Fitne çıkarma, Dedikodu, Gıybet, Paparazziler ) gibi kötülükler yapmayın “ der.

 

     YARGI                               MAİDE SURESİ AYET 115, 114 ve 8

“ Rabbinin, Mutlak Şaşmaz Doğruluk ve Adalet Sözü, Hem Doğrulukca, Hemde, Adaletli olmak ile Tamamdır,

Sakın, Şüphe edenlerden olmayın, Hak ve Adalet üzere çalışanlardan, Hak ve Adalet üzere Şahitlik edenlerden,

Hak ve Adalet üzere Yargılama yapanlardan olun, Birine veya Bir Topluluğa karşı duyduğunuz Kin ve Nefretiniz,

Sizi Hak ve Adaletten, Hukuktan, Doğruluktan ve Dürüstlükten saptırmasın, Hak adına Adil davranın,

Yoksa Kin ve Nefretinizle, Adaleti, Hukuku, Doğruluğu ve Dürüstlüğü sadece kendinizde gibiymiş görürsünüzde,

Kendi kendinizi Helak edersiniz,  “ der.

 

 

     YARGI İLKELERİ              NİSA SURESİ AYET 58

“ Allah : İnsanlar arasında Hüküm verdiğiniz, Yargılama yaptığınız zaman,

Adaletle Hüküm vermenizi ve Adaletle Yargılamanızı Emreder “ der.

 

     YARGI İLKELERİ              BAKARA SURESİ AYET 42

“ Bile bile, Doğruyu ve Gerçeği, Yalanlarla, İftiralarla, Aldatmacalarla, Hile ve Uydurmalarla karıştırıp,

Hak ve Adaleti gizlemeyin “ der.

 

     YARGI İLKELERİ              NİSA SURESİ AYET 94

“ Bir Şeye Hüküm vereceğiniz zaman : İyi anlayın, İyi dinleyin, peşin hüküm vermeyin,

Şartlanmış, sapıtmış, İdeolojik fikirlere saplanmayın “ der.

 

     YARGI İLKELERİ              BAKARA SURESİ AYET 188

“ Hakimlere, İdarecilere veya işiniz olan başkalarından bir menfaat bir fayda sağlamak için Rüşvet vermeyin,

Bile bile İnsanların Mallarından bir kısmını : Rüşvet, dolandırma, adam kayırma, nufuz gözetme,

Makam ve Mevkiyi kendi menfaatinize kullanma gibi Haksız ve Adaletsiz bir biçimde yemeyin,

Mallarınızı : Batıl olan, Hak olmayan, Adaletli olmayan bir şekilde yemeyin, Rüşvet Almayın,” der,

 

     YARGI İLKELERİ              BAKARA SURESİ AYET 168

“ Ey İnsanlar, Allah Zül Celalin Sizin için Yarattığı Yeryüzündeki Bütün Niymetlerden,

Temiz ve Helal olmak şatıyla Yiyin İçin, Lakin bilhassa özel önem göstererek,

Helaller ve Haramlar konusunda, Helallerinizi Haram yapmayın, Haramlarıda Helalmiş gibi yapmayın,

  Size, Helallerinizi Haram yapmak, Haramlarınızıda Helalmiş gibi gösteren

Şeytanın aldatmalarına kanmayın, Şeytanın adımlarına uymayın,

  Zira, Helallerinizi Haram Yola Sokturan, Haramlarınızıda Helalmiş gibi göstermekle Haram yola sokan Şeytan,

Sizin En büyük Düşmanınızdır,” der,

 

 

     YARGILAMA ÖLÇÜSÜ                 CASİYE SURESİ AYET 18

“ İnsanlar arasında ( Sosyal Hukuku ve Sosyal Adaleti düzenleyici, Hukuk Sistemi ) ŞERİATI verdik “ der,

 

     YARGILAMA ÖLÇÜSÜ                 MAİDE SURESİ AYET 48

“ Allahın İndirdiği ile Hükmet, Zira Kuranı Kerimin Ayetleri ve Rasulumun Sözlerini,

Sizden her biriniz için bir yol, bir ŞERİAT kıldık,” der

 

     YARGILAMA ÖLÇÜSÜ                 HADİD SURESİ AYET 25

“ Andolsun Biz Peygambere Açık ve Net delillerle birlikte Adalet ölçüsünü indirdik,

İnsanlar Hak ve Adaleti yerine getirebilsinler “ der.

 

     YARGILAMA ÖLÇÜSÜ                 CASİYE SURESİ AYET 18

“ İnsanlar arasında, Adalet ve İlim üzere Yargı Hükmü verin, Hainlerin Savunucusu, Koruyucusu olmayın “ der.

 

     YARGILAMA ÖLÇÜSÜ                 NİSA SURESİ AYET 105 ve 108

“ Biz Bu Kuranı Kerimi Size İndirdikki, İnsanlar arasında, Allahın Sana gösterdiği gibi, Adaletle Hüküm veresin,

Sakın Ha, Hainlerin, Haksızlık yapanların, Zorbaların, Gasbcıların, Savunucusu olma,”

“ Zira bunlar, Sosyallik, Çağdaşlık, İlericilik, Modernlik, gibi söylemlerle Kendilerini, İyi, Güzel,

Mükemmel birileri olarak gösterip, Hainliklerini, Düzenbazlıklarını, Çirkefliklerini İnsanlardan gizlerler,

Lakin Allah Zül Celalden gizlenemezler,”  der, 

 

 

     YARGILANIRKEN İSPAT İÇİN DELİL GETİRMEK                       TİRMİZİ HADİS No 1341

  Sahabeden Ebu Amir Bin Şuayb (ra) anlatıyor, Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem,

“ İddia Sahibi Davacı, Yargılama Davasında, Haklılığını ispat için, Delil ve Şahit getirmek zorundadır,

Davalı, Yargılanma Savunmasında, Varsa Delil ve Şahit getirmelidir,

Yoksa, Yemin ederek Savunma yapmak, Davalıya Zorunludur,” dedi der, 

 

     YARGILANIRKEN İSPAT İÇİN DELİL GETİRMEK                       MÜSLİM HADİS No 1711

  Sahabeden İbni Abbas (ra) anlatıyor, Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem,

“ Şayet İnsanlara, İddia ettikleri Davalarına göre, her istedikleri her iddiaları, verilse idi,

Toplumun Malları ve Kanları üzerinde, devamlı Hak İddia ederlerdi,

Hak İddia ederek Dava açan, İddiasını ve Hakkını İspat etmek mecburiyetindedir, dedi  “ der,

 

 

     YARGININ KEYFİ ve İDEOLOJİK OLAMAYACAĞI                     SAAD SURESİ AYET 26

“ İnsanlar arasında Hak ve Adaletle Hüküm ver, Hak ve Adalet hususunda Keyfi veya İdeolojik tercihte

bulunma, Hak ve Adalet kanunlarına uymayan davalar için, Hak ve Adalet kanunlarına uyuyormuş gibi

Yargı kararı vermeyin, Hak ve Adalette ve Yargıda, Tercih belirten, Kayırmacılık Keyfiyeti olamaz “ der.

 

     YARGININ KEYFİ ve İDEOLOJİK OLAMAYACAĞI                     BAKARA SURESİ AYET 44

“ Siz, Hak ve Adaleti bildiğiniz halde, İnsanlara İyiliği, Hak ve Adaleti Emrettiğiniz halde,

Kendiniz, Hak ve Adaletle İş yapmayı unutuyorsunuz, Aklınızı kullanmıyormusunuz ? “ der.

 

 

     YARGININ TARAFSIZ ve BAĞIMSIZ OLMASI                NİSA SURESİ AYET 105

“ İnsanlar arasında, Adalet ve İlim üzere Yargı Hükmü verin,

Haksızların, Hıyanet edenlerin, Hainlerin Savunucusu, Koruyucusu olmayın “ der.

 

     YARGININ TARAFSIZ ve BAĞIMSIZ OLMASI                FETHUL BARİ HADİS No 2457

  Allah Rasulunun Hanımlarından ve Müminlerin Annesi Hz Aişe (ra) anlatıyor,

Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem, 

“ Allah Zül Celalin En Sevmediği Kişi ve Kişiler, Guruplar, Milletler,

Düşmanlarına Karşı dahi, Düşmanlıkta aşırıya gidenlerdir,” dedi der,

 

 

     YARGININ MENFAAT KARŞILIĞI OLAMAYACAĞI                     MAİDE SURESİ AYET 44

“ Alimler, Hakimler ve İdareciler, Kendilerine verilen İlmi, Hak ve Adaleti korumakla Görevlendirilmiştir,

Ey Alimler, Ey Hakimler ve İdareciler, Hak ve Adaleti, Kendi Menfaatiniz karşılığında satmayın “der.

 

     YARGININ MENFAAT KARŞILIĞI OLAMAYACAĞI                     BAKARA SURESİ AYET 188

“ Bile bile İnsanların Mallarından bir kısmını : Rüşvet, dolandırma, adam kayırma, nufuz gözetme,

Makam ve Mevkiyi kendi menfaatinize kullanma gibi Haksız ve Adaletsiz bir biçimde yemeyin,

Bunlar ve bunlar gibi şeyler için Hakimlere Rüşvet vermeyin,

Mallarınızı : Batıl olan, Hak olmayan, Adaletli olmayan bir şekilde yemeyin, Rüşvet Almayın, “ der,

 

 

     CEZA VERME ÖLÇÜSÜ              ŞUURA SURESİ AYET 40

“ Kötülüğün Cezası, Kötülüğün yapıldığı şekli ile Cezalandırmaktır, “ der,

 

     CEZA VERME ÖLÇÜSÜ              HAÇ SURESİ AYET 60 

“ Kime, Bir Zulum yapılırsa, Zulmu yapana, Zulmu yaptığı şekilde Ceza verilmesidir, “ der,

 

     CEZA VERME ÖLÇÜSÜ              NAHL SURESİ AYET 126 

“ Eğer Ceza verecekseniz, Size yapılan Zulmun aynısı ile Ceza verin, bu daha hayırlıdır “ der,

 

     CEZA VERME ÖLÇÜSÜ              ENAM SURESİ AYET 160

“ Kim, Bir kötülük yaparsa, Yaptığı kötülüğün dengiyle, Aynısı ile Cezalandırın,

Ne bir eksik Ne bir fazla ceza ile haksızlığa uğratmayın, Sizde Haksızlığa uğramayın, “ der.

 

     Yani, Suçun Karşılığı olan Cezayı Misliyle verin der,

 

 

     YARGI YETKİSİ                            NİSA SURESİ AYET 59

“ Şayet, aranızda herhangi bir anlaşmazlığa düşerseniz, O Davayı alıp Elçiye ( Hakime ) götürün,

Bu daha iyi bir yoldur, Sonuç bakımından daha güzeldir,

Elçiye ( Hak ve Adalet adına Yetki verilmiş Hakimlere ) İtaat edin, “ der.

 

     YARGI YETKİSİ                            RAMUZELHADİS HADİS No C/3 S/297 H/6

  Allah Rasulunun Damadı ve Ehli Beyti Hz Ali (ra) anlatıyor, Allah Rasulu Sallalahu Aleyhi ve Sellem,

" İlim ve Adalet Güzeldir, Alimlerde, İlim Adamlarında, Devlet adamlarında ve Hakimlerde, daha da Güzeldir,

Sabır Güzeldir, Lakin başınıza bir Musibet, bir Bela geldiği anda veya

Öfkelendiğin anda olursa daha da Güzeldir,

Yokluğa, Darlığa, İşsizliğe, Sıkıntıya Hastalığa Sabretmek güzeldir,  Fukarada, Fakirlerde daha da Güzeldir,

Cömertlik Güzeldir, Cömertlik Zenginlerde daha da Güzeldir,

Verağ, Tevazu, Güzel Ahlak ve Gösterişsiz olmak Güzeldir,

Edep ve Haya Güzeldir, Kadınların, Kızların Kendilerinde ve Kılık Kıyafetlerinde daha da Güzeldir,

Tevbe Güzeldir, Gençlerde daha da Güzeldir, “ dedi der,

 

     YARGI YETKİSİ                            ALİ İMRAN SURESİ AYET 23

“ Kendilerine Hak ve Adaletle hüküm vermeleri için yetki verilmiş olanlar, Hakimler, İdari Makam Yetkisi sahipleri,

İnsanlar arasında Hak ve Adaletle Hüküm versin diye görevlendirildikleri halde,

Onlardan bir Topluluk, Kendilerine uydurdukları inançlar ile Hak ve Adaletten yüz çeviriyorlar,

Hak ve Adaleti sadece kendileri bilir, kendileri hüküm verir zannediyorlar “ der.

 

     YARGI YETKİSİ                            İBNİ MACE HADİS No 2308

  Sahabeden Ebu Hureyre (ra) anlatıyor, Allah Rasulu Sallallhu Aleyhi ve Sellem,

 “ İnsanlar arasına Kadı tayin edilen, ( yani Hüküm verici Hakim tayin edilen,) kimse,

Hüküm verdiği kimseleri Bıçaksız Boğazlıyan gibidir,” dedi der,

 

     YARGI YETKİSİ                            İBNİ MACE HADİS No 2316

  Sahabeden Ebu Bekir Sıddıyk (ra) anlatıyor, Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem,

“ Hiçbir Hakim, Birbirinin aynı olan davalarda, birbirine Zıt Hüküm vermesin, “ dedi der.

 

     YARGI YETKİSİ                            BUHARİ HADİS No 2129

  Sahabeden Ebu Bekir Bin Haris ( ra) anlatıyor, Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem,

“ Davacı ile Davalı arasında, Hak ve Adalet için Yargı Hükmü verecek olan Hakim,

Öfkeli ve Asabi bir halde iken, Sakın Yargı Hükmü vermesin, Hakim Olan Kişi,  Bir Dava konusunda,

Adaletle hüküm verebilmek için, Hak ve Adaleti arayarak Hüküm versin, “ dedi der.

 

 

     Bu Ayetlerdeki Elci lafzı, Ulul Emre İtaat, Kuranı Kerimim ve Ayetlerine,

Hz. Muhammedin Hadislerine İtaat etmek demektir, Kuranı Kerimin Ayetleri ve Hz Muhammedin Hadisleri ise,

Tamamen Hak ve Adaleti ve Sosyal Hukuku Emreder. Hak, Adalet üzere olmayan Emirlere İtaat etmek yoktur.

 

 

     EGEMENLİK ve DEVLETİN İLKELERİ                HADİD SURESİ AYET 7

“ Sizi, Hak ve Adalet, Sosyal Hukuk üzere Hakim kıldığı, Sizin Hakimiyetinize verdiği Devletinizde,

Yönetiminiz ve İdareniz altındakilere, Allah için, Hak, Adalet ve Sosyal Hukuk üzere Hükmedin, “ der.

 

     EGEMENLİK ve DEVLETİN İLKELERİ                YUNUS SURESİ AYET 14

“ Yeryüzünde, Sizi Halifeler, ( Milletlerinize Devlet Başkanları ) yaptıkki, Nasıl davranacağınızı görelim “ der.

 

     EGEMENLİK ve DEVLETİN İLKELERİ                BUHARİ HADİS No 1274

“ Eğer Siz, Nas'ın Umuruna Hakim olursanız, ( Devlet Başkanı, Bakan yada Amirler olursanız )

Vatan Toprağını ve Halkını İfsad etmeyiniz, ( Bölmeyiniz, Bütünlüğü sağlayınız ) “ der,

 

     EGEMENLİK ve DEVLETİN İLKELERİ                TEVBE SURESİ AYET 4 ve 7

“ Diğer Devletlerle aranızda bir Antlaşma yaptığınız takdirde, Antlaşması Şartlarından

Hiçbir şeyi Eksikbırakmayın, Antlaşmanızı, Size Karşı, Düşmanlarınıza arka çıkmayanların Antlaşmasını,

O Antlaşma Süre geldikce, Sizde O süreye kadar devam edin,

Onlar, Size Doğru ve Dürüst olarak davrandıkları sürece, Sizde Onlara Doğru ve Dürüst davranın, “ der.

 

     EGEMENLİK ve DEVLETİN İLKELERİ                DARİMİ HADİS No 257

  Sahabeden Tenim Eddari (ra) anlatıyor, Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem,

" Ey İnsanlar, Dünyadan sakının! Dünyadan sakının, Durum şu ki,

Müslümanlık, başkasıyla değil, ancak Yoplumla olur. Toplumda, başkasıyla değil, ancak Devletle olur.

Devlet de, başkasıyla değil, ancak Nizam lara itaatle olur. Toplum, Kimi Bilgi ile Devlet Başkanı yaparsa,

Bu Hem O Toplum için, Hemde Devlet Başkanı için Dirlik, Düzen, İstikrar Olur,

Toplum, Kimi Bilgisizliği ile Devlet Başkanı yaparsa,

Bu O Toplum için Düzensizlik, İstikrarsızlık, Perişanlık, Rezillik ile Helak sebebi olur, “ dedi der,

 

     EGEMENLİK ve DEVLETİN İLKELERİ                CAMİUSSAGIR HADİS No 1165

  Sahabeden Muaz Bin Cebel (ra) anlatıyor, Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem,

“ Şeytan İnsanın Kurdudur, Kurdun, Sürüsünden ayrılan Kuzuyu gözeterek kaptığı gibi,

Şeytanda, İslam Toplumundan ayrılanı gözetir,  Ayrılıktan sakının, Aranızda Nifak, Kin, Husumet ve Düşmanlık

çıkarmayın, Aranızda, Nifak, Kin, Husumet ve Düşmanlık yeşermesine katiyetle müsade etmeyin,

İslam Toplumundan ayrılmayın, “ dedi der,

 

     EGEMENLİK ve DEVLETİN İLKELERİ                RAMUZ EL HADİS HADİS No C1 S86 H5

  Sahabeden Ebu Malik (ra) anlatıyor, Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem, “ Allah Zül Celalin Rahmeti,

Müminlerin Toplumu üzerindedir, Müminlerin Doğru olan çoğunluğuna uyun, Tabi olunuz,

İslam Toplumundan ayrılan, Kendini Cehenneme ayırmış olur, “ dedi der,

 

     EGEMENLİK ve DEVLETİN İLKELERİ                MİŞKATÜL MESABİH HADİS No 174

  Sahabeden İbni Ömer (ra) anlatıyor, Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem,

“ Doğruluk üzerine Toplanmış olan İslam Topluluğuna Tâbi olunuz,

Zira Doğruluk üzere olan İslam Toplumundan ayrılan kimse, kendi kendini Cehenneme atan kimsedir, “ dedi der,

 

     EGEMENLİK ve DEVLETİN İLKELERİ                HADİD SURESİ AYET 7

 “ Kendilerine Hak ve Adaletle hüküm vermeleri için yetki verilmiş olanlar, Hakimler, İdari Makam Yetkisi sahipleri,

İnsanlar arasında Hak ve Adaletle Hüküm versin diye çağrıldıkları halde,

Onlardan bir Topluluk, Kendilerine uydurdukları inançlar ile Hak ve Adaletten yüz çeviriyorlar,

Hak ve Adaleti sadece kendileri bilir, kendileri hüküm verir zannediyorlar “ der.

 

 

     DEMOKRATİK DEVLET İLKELERİ                      NİSA SURESİ AYET 58 ve 59

  Bütün İşlerin ve Devlet idaresi İşlerinin en doğru şekilde yapılması gerekliliği ve zorunluluğu için,

“ Allah Size : Emanetleri, ( yani Her türlü işinizi ve Devlet İdaresi işlerini, )

Mutlaka, Bıranşında bilgili ve Uzman olan Ehline vermenizi, ( Ehlini seçmenizi ) Emreder,

İnsanlar arasında bir Hükme varırken,( Bir seçim yaparken Adaletle Seçmenizi ) Adaletle Hüküm vermenizi,

Allah Zül Celale ve Rasulune ve aranızdan Şetçiğiniz Yöneticilerinize, İtaat etmenizi Emreder,  “der

 

     DEMOKRATİK DEVLET İLKELERİ                      NİSA SURESİ AYET 5 ve 58

“ Allahın Size, Yaşam ve Geçim için verdiği mallarınızı, ( yetkilerinizi, ) Aklı ermezlere vermeyin,”

“ Allah Size : Emanetleri, ( yani Her türlü işinizi ve Devlet İdaresi işlerini, ) Mutlaka,

İnsanlar arasında bir Hükme varırken,( Bir seçim yaparken )

Adaletle Hüküm vermenizi ( Adaletle Seçmenizi ) Emrediyor,

( Bütün İşlerin ve Devlet idaresi İşlerinin en doğru şekilde yapılması gerekliliği ve zorunluluğu için,

Bıranşında bilgili ve Uzman olan Ehline vermenizi, ( Ehlini seçmenizi ) Emrediyor,

Allah Zül Celal, Bularla Size Ne güzel Öğüt, Ne Güzel Fikir, Ne Güzel İlkeler vermiyormu, ? ” der

 

     DEMOKRATİK DEVLET İLKELERİ                      RAMUZEL HADİS HADİS No C/3 S/284 H /14

  Sahabeden Enes Bin Malik (ra) anlatıyor,  Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem, 

“ Dünyadaki İdari işlerinizi Ehline verin, “ dedi der,

 

     DEMOKRATİK DEVLET İLKELERİ                      HAÇ SURESİ AYET 41

“ Onları, yani Hak ve Adalete uyan, ayrımcılık yapmayan doğru adamları, İktidara getirdiğiniz zaman,

İyi olan, Güzel olan İşleri yaparlar ve Emrederler,  Zararlı ve Faydasız olan işlerden vazgeçirmeye çalışırlar “ der.

 

     DEMOKRATİK DEVLET İLKELERİ                      MÜSLİM HADİS No 78 / 49

  Sahabeden Ebu Bekir Sıddıyk (ra) anlatıyor, Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem,

“ Sizden kim, bir Münker gördüğünde ( Yani bir Haksızlık, bir Adaletsizlik, bir Hukuksuzluk, bir Yolsuzluk,

bir Vurgunculuk, bir Kötülük, bir Zulum, bir Fuhuş yapıldığını gördüğünde,

seyirci kalmayıp gerekli mercilere bildirerek, gerekse Mahkemelerde Dava açarak, gerekse Seçerek,

Gerekse Yetkileri ile ) Kendi Eli ile onu düzeltsin, buna gücü yetmez ise,

Diliyle, Lisanıyla ( konuşarak anlatarak veya yazarak veya diğer vasıtalarla ) onu düzeltsin,

bunlarla gücü yetmezse ( gücü yetmediğini zannedip bunları düzeltmeye çalışamazsa )

Onlara ( sevgi, saygı, muhabbet ve samimiyet beslemesin onlarla işbirliği yapmasın ) Kalbi ile Buğzetsin,

Onlara karşı Sadece ve sadece Kalben Buğzetmek, Sadece Kalbiyle Buğz etmek

( Beni ilgilendirmez demek, Bana ne demek, İnsanın, İnsan Olma vasfını kaybettiği,

İnsanlığı, Medeniyeti kaybettiği, İmanını kaybettiği EN ZAYIF NOKTADIR “ dedi der.

 

     DEMOKRATİK DEVLET İLKELERİ                      DARİMİ HADİS No 257

  Sahabeden Tenim Eddari (ra) anlatıyor, Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem,

" Ey İnsanlar, Dünyadan sakının! Dünyadan sakının, Durum şu ki,

Müslümanlık, başkasıyla değil, ancak Cemâatle olur. Cemâat de, başkasıyla değil, ancak Devletle olur.

Devlet de, başkasıyla değil, ancak Nizam lara itaatle olur. Toplum, Kimi Bilgi ile Devlet Başkanı yaparsa,

Bu Hem O Toplum için, Hemde Devlet Başkanı için Dirlik, Düzen, İstikrar Olur,

Toplum, Kimi Bilgisizliği ile Devlet Başkanı yaparsa,

Bu O Toplum için Düzensizlik, İstikrarsızlık, Perişanlık, Rezillik ile Helak sebebi olur, “ dedi der,

 

     DEMOKRATİK DEVLET İLKELERİ                      NESAİ HADİS No 4120

  Sahabeden Abdurrahman Bin Katade (ra) anlatıyor, Allah Rasulu Sallallâhu Aleyhi ve Sellem,

“ Sizden Herkim, Kendisine Nasıl davranılmasını istiyorsa, kendiside O şekilde davransın,

Adil olduğuna, Görevini Doğru ve Dürüst olarak yapacağına inandığı, Güvendiği birini

Devlet Başkanı olarak seçsin, Gücü yettiği nispette Ona tabi olsun, Ona İtaat etsin “ dedi der,

 

     DEMOKRATİK DEVLET İLKELERİ                      BUHARİ HADİS No 1637

  Allah Rasulunun Damadı ve Ehli Beyti Hz Ali ( ra) anlatıyor, Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem,

“ Amirlere İtaat, Doğru, Hak ve Adaletli, Makul ve Meşru olan Emirler hakkındadır, “ dedi der.

 

     DEMOKRATİK DEVLET İLKELERİ                      BUHARİ HADİS No 1239

  Sahabeden Abdullah Bin Ömer (ra) anlatıyor, Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem,

“ Masıyet bir Emir olmadıkca, ( Hak, Adalet, Sosyal Hukuk esaslarına uygun olmayan bir Emir olmadıkca,

İdeolojik Bir Emir olmadıkca ) Emre İtaat ve O Emri yerine getirmek Vacip bir İbadettir, “ dedi der.

 

     DEMOKRATİK DEVLET İLKELERİ                      İBNİ MACE HADİS No 2864

  Sahabeden Abdullah Bin Ömer (ra) anlatıyor, Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem,

“ Hiçbir Amir : İbadetlere yasaklama getiremez, ( Müslüman olmaya yada İbadetlere Zorlayamaz,)

İslam Dininin Haram ve Günah saydığı bir fiili yapmayı emredemez, ( Zorlayamaz, Kısıtlayamaz,)

Amirlerinizden herkim Size, böyle bir emirle Allaha isyan etmeyi emrederse, O hususta, O Amire İtaat

etmeyiniz, İslam Dininin Günah ve Haram saydığı bir fiili yapmakla emrolunduğun zaman,

O Amirin O Emrini dinlemek ve itaat etmek yerine getirmek yoktur “ dedi der.

 

     DEMOKRATİK DEVLET İLKELERİ                      RAMUZELHADİS HADİS No C/4 S/404 H/8

  Sahabeden Enes Bin Malik (ra) anlatıyor, Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem,

“ Bir adam Masiyet bir Emir vermek arzusu ile sabahlarsa onun Allah ile alakası yoktur.

Bir kimse de müslümanların derdi ile alakalı olmazsa müslümanlardan değildir, “ dedi der,

 

     DEMOKRATİK DEVLET İLKELERİ                      RAMUZELHADİS HADİS No C/2 S/178 H/1 de

  Sahabeden İbni Cerir (ra) anlatıyor, Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem,

“ Hangi kavim ki, Çoğunlukları olduğu halde Kuvvetli ve Kalabalık oldukları halde, Masiyet le İdare yapanlara

( Hak, Adalet, Sosyal Hukuku yok eden icraatlarıyla yönetin ve İdare yapanlara)  Biat ları, Seçimleri ile

Mani olmuyorsa, olmaya çalışmıyorsa, Felaketler, Musibetler Onlara Umumi olarak gelecektir, “ dedi der,

 

     Masıyet bir Emir olduğu zaman,  Hak, Adalet, Sosyal Hukuk esaslarına uygun olmayan

bir Emir olduğu zaman, İdeolojik bir Emir olduğu zaman, O Emri yerine getirmek,

O Emre boyun eymek yoktur der.

 

     Toplum İdaresinde, Temel Hak ve Hürriyetlerin, Sosyal Hukukun,

Sosyal Adaletin ve Diğer İdari Devlet işlerinin yerine getirilmesini sağlamak,

Toplum Düzeyinde Devlet düzenine ait bir yükümlülüktür,

İbadet yapmakta, Temel Hak ve Hürriyetleri, Sosyal Hukuku,

Sosyal Adaleti ve Diğer İdari Devlet işlerinide yerine getirmekte,

Allah nezdinde, İslam Dini Nezdinde, Şeriat Nezdinde : İnsanlar için bir Zorunluluktur ve İbadet Hükmündedir,

 

 

     HER İŞİNİZDE DOĞRU ve DÜRÜST OLMAK İLKELERİ                        HUD SURESİ AYET 112

“ Emrolunduğunuz gibi, Kendi, kendinizi dahi aldatmayan Doğrulukla, Dos Doğru ve Dürüst olun,

Allah Her işinizde yaptıklarınızı görendir, “ der.

 

     HER İŞİNİZDE DOĞRU ve DÜRÜST OLMAK İLKELERİ                        İSRA SURESİ AYET 80

“ Rasulum Onlara deki, Gireceğiniz yere Dürüstlükle girin, Yapacağınız işe Dürüstlükle başlayın,

Çıkacağınız yerden Dürüstlükle çıkın, Yapacağınız işi Dürüstlükle yapın,” der,

 

     HER İŞİNİZDE DOĞRU ve DÜRÜST OLMAK İLKELERİ                        BAKARA SURESİ AYET 195

“ Her türlü hareketinizde, Doğru ve Dürüst davranın, Çünkü Allah, Doğru ve Dürüstleri sever,

Kendi Kendinizi aldatmayan Doğrulukla ve Dürüstlükle Yaşayın, İslam Dininin Yolundan ayrılmayın,

Her şeyi yapamazsınız, İyi ve yararlı ameller, işler yapın “ der,

 

     HER İŞİNİZDE DOĞRU ve DÜRÜST OLMAK İLKELERİ                        HAC SURESİ AYET 30

“ Yalan Konuşmaktan, Aldatıcı olan Sözlerden ve Fiiliyatlardan Sakının,”der, 

 

 

     EDEP, HAYA, İFFET Lİ OLMAK İLKELERİ                      NUR SURESİ AYET 31 

“ Ey Peygamber Rasulum, İman eden, Mümin olan Kadınlara ve Kızlara deki,

  Saçınızdan, Omuzunuzdan Bileklerinize kadar Ziynet yerleriniz, 

Boynunuz, ( Göğüsleriniz, Baldır ve Bacaklarınız,) Avret bölgelerinizdir, Mahrem Yerlerinizdir,

  Baş Örtülerinizi  ( Türbanınızı, ) Yakalarınızın, Boyunlarınızın üzerinden

( Göğüslerinizi kapatacak şekilde ) Salıp, Boyununuzu, Gerdanınızı ( Göğüslerinizle beraber ) örtün, Gizleyin,

  Saçınızdan, Boyununuzdan ( göğüslerinizide örtecek saklayacak kadar, )

Omuzunuzdan Bileklerinize kadar olan Ziynet yerlerinizi, ( Kollarınızı, Göğüslerinizi, Dişiliğinizi,

Cinselliğinizi, dışarı fışkırtarak,)  Yabancı Erkeklere Teşhir Etmeyin,

  Ayaklarınızı, Yere vurarak, Topuklarınızdan Ses çıkartarak yürümeyin,

Erkeklerin Şehvet dolu Bakışlarından Kendi Namusunuzu, İffetinizi, Irzınızı ve Canınızı Esirgeyip Koruyunuz,

  Sizlere Haram olan Erkeklere bakmayın, Bakışlarınızı Yumun, Edepsizliklere, Hayasızlıklara,

Haram ve Yasak olan şeylere, Gözlerinizi dikmeyin, Bakmayın, İlgilenmeyin,

Bu şekilde hareket etmeniz, Kendi Namusunuzu, İffetinizi, Irzınızı ve Canınızı Koruyabilmeniz için,

Kendiniz için daha temiz, daha yararlı bir davranıştır “ der,

 

     EDEP, HAYA, İFFET Lİ OLMAK İLKELERİ                      ARAF SURESİ AYET 26

“ Ey İnsanlar, Erkekler ve Kadınlar, Vucud Hatlarınızı Örtecek, Cinselliğinizi ve Mahrem Yerlerinizi,

Edep Yerlerinizi, Edep ve Haya ile Örtecek, Gizleyecek, Koruyacak, Edep ve Haya ile Güzel olan Elbiseler,

Kıyafetler indirdik, Sizler için Hayırlı olan, KORUNMA Kılık Kıyafetleridir,

Edep ve Haya ile korumalı olan işte bu Elbiseler, kıyafetlerdir, Bu Şekil Kılık Kıyafetler, Sizin için Hayırlı kılındı,

Sizlere, Bu Şekil Kılık Kıyafetler Giyinmeniz ve Korunmanız Emrolundu,

  Ey İnsanlar, Erkekler ve Kadınlar, Cinsel ve Mahrem Yerlerinizi, Dışarıya Teşhir eden Biçimde ve Şekilde

Giyinmeyiniz,  işte bu emir ve yasaklarıma uymanız Takvanızdır Sadakatinizdir,” der,

 

     EDEP, HAYA, İFFET Lİ OLMAK İLKELERİ                      ENAM SURESİ AYET 151

“ Fuhuşun, Fuhuş Çirkefinin açığınada gizlisinede katiyetle yaklaşmayınız,” der,

 

     EDEP, HAYA, İFFET Lİ OLMAK İLKELERİ                      İSRA SURESİ AYET 32

“ Edepsizliklere ve Hayasızlıklara, Haram ve yasak olan şeylere, Cinselliğini Teşhir eden Kadınlara, Kızlara,

Bakmakla bakılmaklada olsa Fuhuşa, Zinaya, ( Gerek Irza geçmeye, Gereksede Her iki tarafında bir Ücret karşılığı

anlaşma ile, yada, Arkadaşlık, Hoşca vakit geçirmek denilen, Çapkınlık denilen, Flört denilen,

Nikahlanmadan önce Karı Koca Hayatı yaşamak olan) Zinaya, Fuhuşa, yaklaşmayın,

Zira, Fuhuş ve Zina, Ap Açık bir Edepsizlik, Hayasızlıktır, Utanmazlıktır, Sapıklıktır  “ der,

 

     EDEP, HAYA, İFFET Lİ OLMAK İLKELERİ                      NAHL SURESİ AYET 19 ve 28

 “ Allah Zül Celal, Gizlediğinizide, Açıkladığınızda bilendir,” “ Sizin Neyi, Ne Maksatla yaptığınızıda bilendir,” der,

 

     EDEP, HAYA, İFFET Lİ OLMAK İLKELERİ                      RAAD SURESİ AYET 33

“ Onlar, Kendileri Küfre Saptıkca, Kendi oyunları, Kendi uydurup, Kendi yaptıkları işleri,

Kendi Zulumlerini, Kendi İnkarlarını, Kendilerine güzel görürler, böyle gördükcede daha da çok Sapıtırlar,” der  

 

     EDEP, HAYA, İFFET Lİ OLMAK İLKELERİ                      RAMUZELHADİS HADİS No C/3 S/278 H/3

  Sahabeden İbni Abbas (ra) anlatıyor, Allah Rasulu Sallalahu Aleyhi ve Sellem, “ Allah Zül Celal, İmanı, İnancı,

Edep, Haya, İffet ile Haysiyet içinde yarattı, Kafirliği, Münafıklığıda, Hasislik Emeli içinde yarattı, “ dedi der,

 

     EDEP, HAYA, İFFET Lİ OLMAK İLKELERİ                      İ.MÜNZRİ HADİS No C/5 S/249 H/7

  Sahabeden İlyas İbni Kurre (ra) anlatıyor, Allah Rasulu Sallalahu Aleyhi ve Sellem,

“ Edep, Haya, İffet, Haysiyet İslam Dininin Tamamıdır, İffetli, Namuslu olmak İmanın Temel Şartlarındandır,“dedi der,

 

     EDEP, HAYA, İFFET Lİ OLMAK İLKELERİ                      RAMUZEL HADİS HADİS No C/5 S/443 H/5

  Allah Rasulunun Hanınmlarından ve Müminlerin Annesi Hz Aişe (ra) anlatıyor,

Allah Rasulu Sallalahu Aleyhi ve Sellem, “ Bir kimsenin, İmanının İnancının içinde, 

Edep, Haya, İffet ve Haysiyet olmazsa, İmanıda, İbadetide, Dinide olmaz, “ dedi der,

 

     EDEP, HAYA, İFFET Lİ OLMAK İLKELERİ                      RAMUZEL HADİS HADİS No C/3 S/204 H/10

  Sahabeden Enes Bin Malik (ra) anlatıyor, Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem,

“ Allaha olan İman ve İnanç, Edep ve Haya ile, birleşiktir, Edepsizlik ve Hayasızlıkla, İnanç ve İman Bir arada durmaz,

Edep, Haya, İffet Haysiyet gittimi, peşinden İnancı ve İmanıda gider,  “ dedi der,

 

     EDEP, HAYA, İFFET Lİ OLMAK İLKELERİ                      TABERANİ HADİS No 438  

  Sahabeden Ebu Musa El Eşari (ra) anlatıyor, Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem,

“ Edep, Haya, İffet ve Haysiyet, Allah Zül Celale ve Rasulune İman ile Birlikte bulunurlar ve Ancak Birlikte ayrılırlar,

( yani İmanınızın Bütün Şartlarını birbirine bağlayan ve Sımsıkı tutan Bağdır, Çimentodur,

Allaha İman ve İnanç, Edep ve Haya ile gelir, Edepsizlik, Hayasızlık, İffetsizlik ve Haysiyetsizlikle gider ) “ dedi der,

 

     EDEP, HAYA, İFFET Lİ OLMAK İLKELERİ                      RAMUZELHADİS HADİS No C/4 S/366 H/3

  Sahabeden Amir İbni Şuayb (ra) anlatıyor, Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem, “ Bizden başkasına

benzeyen bizden, Müslümanlardan değildir. Ne Yahudiye ve ne de Nasraniye ( Hiristiyanlara)  benzemeyin.

Zira Kim onlara benzer benzemeye çalışırsa O da Onlardan olur,” dedi der,

 

     EDEP, HAYA, İFFET Lİ OLMAK İLKELERİ                      TABARANİ HADİS No 482

  Sahabeden Abdullah Bin Ömer (ra) anlatıyor, Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem,

” Kadınlardan, Vucuda yapışan, Vucudunu saran, Vucudunun Tüm Cinselliğini, Tüm Kalıbı ile meydana koyan

İpek ve ipekli gibi Elbise Giyinen, Beden Tenini, içini gösterecek şekilde Şeffaf ve Transparan kumaştan

Elbise giyinen Kadınlar, bizden değildir, ( Müslümanlardan değildir,) Zira Bu Kadınlar,

Evinden dışarda ve Kocasından başkalarına, Süslenip Kendilerini teşhir ederek gezmektedirler,

Erkeklerden İpek Elbise giyinen bizden değildir, ( Müslümanlardan değildir,)“ dedi der,

 

     EDEP, HAYA, İFFET Lİ OLMAK İLKELERİ                      İSRA SURESİ AYET 15

“ Her Kim Bir Kadın Yada Kız, Kılık ve Kıyafeti seçiminde, Edep ve Hayaya Riayet ederse,

Kendinin korunması için etmiş olur, Yararı ve Korunması kendisinedir,

  Her Kim Bir Kadın Yada Kız, Kılık ve Kıyafeti seçiminde, Edep ve Hayaya Riayet etmezse,

Kendisi için korumasını kaldırmış olur, Zararı, Felaketi kendisinedir “ der.

 

 

     İSLAM DİNİNİN LAİKLİK ANLAYIŞI          BAKARA SURESİ AYET 256

“ İslam Dininde, Zorlama yoktur,  Doğruluk, Sapıklıktan seçilip ayrılmıştır ve belli olmuştur,

  Her Kim : ( İslam Dinine İman ederek, Kuranı Kerime ve İslamın Peygamberi Hz. Muhammede İman eder )

Kuranı Kerimin Ayetlerini ve İslam Dininin Peygamberi Hz. Muhammedin Hadisleri gereğince,

sadece Allaha İbadet eder ve Sosyal olarak yaşarsa, Dünyada ve Ahirette,

İnsan aklının ölçemeyeceği hassasiyette, Kopmayan, şaşmayan ve sağlam Hak ve Adalete sahip olur” der.

 

     İSLAM DİNİNİN LAİKLİK ANLAYIŞI          GAŞİYE SURESİ AYET 21 ve 22

“ Ey Muhammed, Senin görevin, İnsanlara sadece ve sadece, İnsan olanlara İslam Dinini anlatmaktır,

Sen, ( ve İslamı Tebliğ ediciler,) İnanmayanları, İman etmeyenleri, Zorla İman ettirebilecek değilsiniz, “ der,

 

     İSLAM DİNİNİN LAİKLİK ANLAYIŞI          YUNUS SURESİ AYET 99

“ İslam Dinine İman etsinler, Müslüman olsunlar diye Sen İnsanları Zorlayacakmısın, ?

Şayet İslam Dinine İman etmeye, Allah Zül Celal Zorlamış olsaydı,

Yeryüzünde Her Kim varsa, Hepsi Toptan İman ederlerdi,” der, 

 

     İSLAM DİNİNİN LAİKLİK ANLAYIŞI          ZÜMER SURESİ AYET 7

“ Allah Zül Celal, Kulları için, Küfretmelerine, İnkarcı olmalarına, Hidayete gelmeyi istememelerine Razı olmaz, 

Şayet Hidayete gelir, İman eder ve Şükrederseniz, Allah Zül Celal Sizin Hesabınıza Razı olur,

Şayet İman etmeyi inkar ederseniz, Şüpheniz olmasınki, Allah Zül Celalin Sizin İmanınıza İhtiyacı yoktur,

İyi Bilinizki, Dönüşünüz Mutlak Rabbinizedir, O vakittede Size, Yaptıklarınızı Haber verecektir,

Zira Allah Zül Celal, Mutlakki Kalplerinizin, Düşüncelerinizin Özünü bilendir,” der, 

 

     İSLAM DİNİNİN LAİKLİK ANLAYIŞI          BELED ( İNSAN ) SURESİ AYET 2, 3 ve 10

“ Biz İnsanı Karmaşık atık bir Lahza Sudan, Yarattık,

“ Kuşkusuz Kendi isteğinizle, Kendi İradenizle, İman edip Şükredici yolda olmanızıda,

İmanı İnkar edip, Nankörlük edip Küfredici yolda olmanızıda gösterdik,

Sizi İmtihan etmek için İşiten ve Gören ve Düşünen yaptık,

( Kendi İsteği ile, İman Edici, Şükredici olabilmesi veya Nankörlük yapıp İnkarcılardan olabilmesi için )

“ Biz İnsana İki Yoluda ( İman Etmeyide, İnkar etmeyi, İmansızlığı da) gösterdik,” der,

 

     İSLAM DİNİNİN LAİKLİK ANLAYIŞI          YUNUS SURESİ AYET 99

“ Şayet Allah Zül Celal Sizin Basiretlerinizin önüne geçseydi, Yeryüzündeki İnsanların hepsi îmân ederdi,

Lakin Rabbin Hiçbir İnsanı, Hiçbir Kimseyi Zorla İman etmeye değil, Gönlüyle İman Etmesini istedi,”der,

 

 

     İSLAM DİNİNDE : İman etmek veya İbadetleri yapmak için, İslam Dininde herhangi bir Zorlama yoktur,

Hangi Dinde olursa olsun, İbadetlerini yapan İnsanlara, Herhangi bir yol kullanarak Zorla engel olmakta yoktur,

Bir İnsanın, İnsan olabilmesı için, İman ettiği Dinin gereklerini yerine getirmek için, İman için,

Medeni olmak için, Kendi kendine, Sorumluluğu ve Zorunluluğu vardır.

 

 

     ŞERİATTA, yani  İSLAM DİNİNDE,

Manevi Değerlerin, İbadet İşlerinin yerine getirilmesi, Şahıslara ait bir yükümlülüktür,

kendi isteğinle İbadetlerini yerine getirir veya getirmez,

bu konuda Şahıslara herhangi bir zorlama yada kısıtlama yoktur,

 

     Sosyal Yaşamak : İBADETTİR, İbadetlerin yükümlülüğü, Sosyal yaşamaktır,

Temel Hak ve Hürriyetleri, Sosyal Hukuku, Sosyal Adaleti ve Diğer İdari Devlet işlerinide yerine getirmekte,

Manevi değerleri gereği İbadet yapmakta, : İslam Dini Nezdinde, İnsanlar için bir Zorunluluktur,

 

     Şeklini ve Zamanını İslam Dininin belirlediği İbadetler, İş değildir,

Şahsa ait İbadet hükümleri ile İbadette bulunmak, Devlet İdaresinde bulunmak veya

Devlet işlerine, Din işlerini karıştırmak değildir,

 

     İslam Dini : Şahsa ait İbadet hükümleri ile, Devlet işleri olan İdareyi, Sosyal Hukuk ve Adalet İlkeleri,

Demokratik Cumhuriyet esasları ve Seçim sitemi içinde, kesin çizgilerle ayırmıştır,

İslam Dininde İbadet hükümleri, Şahsa ait bir yükümlülük olarak ayrılmış olduğu gibi,

Toplumun huzuru ve devamı olan Devlet işleri, Devlete ait bir yükümlülük olarak ayrılmıştır,

Devlet işleri ayrı, İbadet işleri ayrıdır,

 

     İnsanın Nafakasını kazanması ve Toplum içinde Sosyal olarak yaşaması, Toplum hizmetinde bulunması,

Devlet işlerine fiili olarak katılması, Devletin belirlediği şekilde, Devlet işlerine katılması, İş olarak İbadettir,

Devlet Başkanı olmak, Bakan olmak, Müsteşar olmak, Asker olmak, Memur olmak, Milletine hizmet için,

Devlet İdaresinde bir görevde olmak, bir ibadettir,

 

     ŞERİAT taki, İSLAM DİNİNDEKİ LAİKLİK, İnsana, Toplumda İnsanca yaşama Temel Hak ve Hürriyeti veren,

Toplumun Huzurunu ve dayanışmasını sağlayan, Sosyal Hukuk ve Sosyal Hak ve Adalet ilkelerini veren :

Bazı Zümrelerin, anlamak istemedikleri kadar ve dahi işlerine gelmediği kadar, Demokratik ve Laik Bir Dindir,

Atatürk İlkeleri ile, Temel Hak ve Hürriyetler ile, Sosyal Hukuk ve Adalet İlkeleri ile , Demokratiklik ve Laikle,

T.C. Anayasası ile bir çelişkisi yoktur, ISO 9000, ISO 9001, ISO 9002 gibi Bir Müslümanın, Kalite Standardıdır.

 

     İslam Dinindeki, İbadetleri belirlemek, İbadetlere Şekil ve Zaman vermek yetkisi,

Sadece Dinin Sahibi olan Allaha ve Allahın Rasulu olan Hz.Muhammede aittir.

Başkasının yada başkalarının yetkisinde değildir,

 

     İslam Dininde ; Şahsi ve Toplumca yapılacak İbadetlerin şeklini ve zamanını,

Ancak ve Ancak İslam Dininin asli kaynağı Kuranı Kerim Ayetleri ve İslam Dininin Peygamberi Hz.Muhammedin

Hadisleri belirler, başkası yada başkaları değil, Kuranı Kerim Ayetleri ve Hz.Muhammedin Hadisleri,

İslam Dininin İbadet şekillerini ve Zamanlarını en ince ayrıntısına ve kolaylaştırmasına kadar,

kesin olarak belirtilmiştir. İslam Dinine İman edeceksen, İslam Dinine göre İbadet edeceksen,

Öğrenme ve Öğretme kaynağımız, İslam Dininin asli kaynağı Kuranı Kerim ve İslam Dininin Peygamberi

Hz.Muhammedin Hadisleridir. Ayet ve Hadis kaynağı dışındaki İbadet şekillerinin ve zamanlarının veya

söylemlerinin, İslam Dini ile en ufak bir alakası yoktur.

 

    Siz Allahın Emrettiği Namaz İbadetine ve Diğer İbadetlere,

Allahın Emrettiği Amellere, Sizin için Tayin ettiği Kadere ve Rızka Razımısınız ? Değilmisiniz ?

Siz Allahın Size tayin ettiği ve Rasulunun gösterdiği şekilde olan İbadetlere Razı olmazsanız,

Allahta Sizden Razı olmayacaktır,

 

 

     İSLAM DİNİNİN LAİKLİK ANLAYIŞI          EN'AM SURESİ AYET 149

“ Üstün Delil, Doğru ve Yanılgısız Seçim, Basiret ve İrade, Ancak ve Ancak Allah Zül Celalindir,

Sizin Hidayeti bulabilmeniz için, Doğru Seçimi, Doğru olanı bulabilmeniz için, Yanılmamanız için,

Allah Zül Celal Size Kendi Basiretinden ve İradesinden, Basiret ve İrade verdi,

Doğru Seçimi, Doğru olanı, bulabilmenizi, Yanlışı, Kötüyü görebilmenizi, Hidayete gelebilmenizi,

Sizin Basiretinize ve İradenize bağlamıştır, Siz Doğru yola, Doğru seçime, Hakikate, ulaşmak ve gelmek

isteyeceksinizki, Gönlünüzü İman etmeye açacaksınızki, Allah Zül Celalin Doğru yoluna Hakikatine ulaşacaksınız,

Aksi hali Mümkün değildir, Allah Zül Celal Sizi Zorla Sapıklığa ve Kötü yollara götürücü değildir,

Allah Zül Celal Sizi, Kendi Basiretinizin ve İradenizin akıbetine Terk edendir,

Şayet Seçiminiz Allaha ait olsa idi, Allah hepinizi Doğru ve Hakikat yola iletirdi,  “ der,

 

     İSLAM DİNİNİN LAİKLİK ANLAYIŞI          ENBİYA SURESİ SURESİ AYET 16

“ Allah Zül Celal, Ben Yeri ve Göğü, Yer ve Gök arasında bulunanları, Kendime bir Eğlence için yaratmadım, “ der,

 

     İSLAM DİNİNİN LAİKLİK ANLAYIŞI          ZARİYAT SURESİ AYET 56

“ Allah Zül Celal, Ben İnsanları, En yüksek değerlerle Edep ve Haya ile ancak ve ancak Bana İbadet etsinler ve

En yüksek değerlerle, Edep ve Haya, Hak ve Adalet ilkeleri içinde İnsanlığa hizmet etsinler diye yarattım, “ der.

 

     İSLAM DİNİNİN LAİKLİK ANLAYIŞI          İNSAN SURESİ AYET 2

“ İnsanı İmtihan etmek için, Gören ve İşiten Düşünen olarak Yarattım, “ der,

 

     İSLAM DİNİNİN LAİKLİK ANLAYIŞI          FATIR SURESİ AYET 32     

“ Sonra Kitabı, Kuranı Kerimi, Mümin Kullarıma Miras bıraktım,

Onlardan orta yolda hareket edenler de var, Onlardan Orta yolda gidenler, Hayırlarda, İyiliklerde,

Güzelliklerde herkesten ileri gidenler de var, bu Sizin için En büyük fazilettir,  Onlardan, Yaratılış gayesi dışında

yaşayanlar da var, Yaratılış Gayesi dışında yaşayanlar, Kendi Kendilerine Zulmedenlerdir, “ der,

 

     İSLAM DİNİNİN LAİKLİK ANLAYIŞI          SAAD SURESİ AYET 20

“ Sizin Mülkünüzü, İmanınızı kuvvetlendirmek için, Size, Hak olanı Batıldan, Hak olmayan Sapıklıktan,

Sapıtmışlıktan, ayırt edebilme kabiliyeti, Hikmet verdik,”der,   

 

     İSLAM DİNİNİN LAİKLİK ANLAYIŞI          EN'AM SURESİ AYET 149

“ Üstün Delil, Doğru ve Yanılgısız Seçim, Basiret ve İrade, Ancak ve Ancak Allah Zül Celalindir,

Sizin Hidayeti bulabilmeniz için, Doğru Seçimi, Doğru olanı bulabilmeniz için, Yanılmamanız için,

Allah Zül Celal Size Kendi Basiretinden ve İradesinden, Basiret ve İrade vermiştir,

Doğru Seçimi, Doğru olanı, bulabilmenizi, Yanlışı, Kötüyü görebilmenizi, Hidayete gelebilmenizi,

Sizin Basiretinize ve İradenize bağlamıştır, Siz Doğru yola, Doğru seçime, Hakikate, ulaşmak ve gelmek

isteyeceksinizki, Gönlünüzü İmana açacaksınızki, Allah Zül Celalin Doğru yoluna Hakikatine ulaşacaksınız,

Aksi hali Mümkün değildir, Allah Zül Celal Sizi Zorla Sapıklığa ve Kötü yollara götürücü değildir,

Allah Zül Celal Sizi, Kendi Basiretinizin ve İradenizin akıbetine Terk edendir,

Şayet Seçiminiz Allaha ait olsa idi, Allah hepinizi Doğru ve Hakikat yola iletirdi,  “ der,

 

 

     İSLAM DİNİNİN LAİKLİK ANLAYIŞI          RAMUZ EL HADİS HADİS No C4 S340 H12

  Sahabeden Cabir (ra) anlatıyor, Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem,

“ Her doğan Çocuk, İslam Fıtratı üzerine doğar, Lisanı gönlündekine tercüman olunca,

Akıl Baliğ olunca, Kendi Kendini Kendi Aklı ile yönetebilme yaşına gelince, Lisanı gönlündekine tercüman olunca,

Ya Müslüman Bir Kul, Yada Allah Zül Celale Küfreden Kafir bir Kul olur, Dinini Kendisi seçmiş olur, “ dedi der,

 

     İSLAM DİNİNİN LAİKLİK ANLAYIŞI          MÜSLİM HADİS No 2658

   Sahabeden Ebu Hüreyre (ra) anlatıyor, Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem,

“ Her Doğan Çocuk, İslam Dini Fıtratı, İslam Dini üzere doğar, Sonra Anne ve Babası,

O Çocuğu Yahudileştirir, veya Hiristiyanlaştırır, veya Mecusileştirir, Kendi Dinine yöneltir, 

Yani Herkes Kendi Dinine tabidir, Hangi Dini seçerse, O Dinde devam eder “ dedi der,

 

     Allah Rasulunun, İfade ettiği gibi, “ Her Doğan Çocuk, İslam Dini Fıtratı, İslam Dini üzere doğar,

Sonra Anne ve Babası, O Çocuğu, Yahudileştirir veya Hiristiyanlaştırır veya Mecusileştirir, Kendi Dinine yöneltir,”

 

     Müslümanın Yahudiliği, Müslümanın Hristiyanlığı Dinine yöneltirler,

Din Konusunda, İnanç konusunda, Vicdan konusunda, Allah Zül Celalin ve Rasulunun Sözüne değil,

Kendi Aklının, Kendi Fikrinin Üstünlüğü kabulu, Ateistlik, Deistlik Dinine yöneltirler, 

     Çağdaşlık, İlericilik, Kemalistlik, Dinine, Modernlik, Şıklık, Cinsel Özgürlük, Cinsel Teşhircilik Dinine yöneltirler,

     Çocuk, Akıl Baliğ, Akıl yaşına geldiğinde, kendi seçimini, Kendi iradesi ile, kendisi seçebilir, yapabilir

yaşına geldiğinde, Ebebeynininden aldığı Dinde, aynı şekilde devam ederse,

İslam Dininin Sahibi Allah Zül Celalin ve Allah Rasulunun Dini olmayan şekilde devam ederse, Nereye gider ?

Bana değil Kendinize sorun,

 

     Allah Rasulunun, “ Her Doğan Çocuk, İslam Dini Fıtratı, İslam Dini üzere doğar, Sonra Anne ve Babası,

O Çocuğu, Yahudileştirir veya Hiristiyanlaştırır veya Mecusileştirir, Kendi Dinine yöneltir,”

sözünü şimdi iyi anladınızmı ?   

 

     Allah, İnsanlara Doğruyu ve Yanlışı ayırt edebilmek Seçim yapabilmek için Akıl ve İrade vermiş,

Doğruyu, İyiliği, Güzelliği ve Hidayeti bulabilmeyi, Yanlışı ayırt ederek seçerek seçici olabilmeyi,

Aklımıza ve İrademize bağlamış bırakmıştır.

Doğru yu Dürüstlüğü İyiliği, Güzelliği ve Hidayeti Samimi olarak isteyeceksiniz, Seçici olacaksınızki,

Allahta Sizi Doğruluğa, Dürüstlüğe, Güzelliğe ve Hidayete kavuştursun,

Allah Sizi, Doğru veya Kötü yola zorla getirmez, Sizi kendi İradenizin, kendi seçiminizin akıbetine terk eder.

Seçici olmak, Dönemsel bir zaman sürecine tabi değildir, Her kararınızda, Her fiilde, Her an seçici olmak şarttır.

 

 

     İSLAM DİNİNİN LAİKLİK ANLAYIŞI          KASAS SURESİ AYET 77

 “ Allah'ın sana verdiği şeylerde Dünyadaki Nasibini Gözet, Dünyan için çalış,

Lakin Ahiret Yurdunu unutma, Ahiret yurdunuda Gözet, Allah'ın sana ihsan ettiği gibi sen de ihsanda bulun,

Yeryüzünde İnsanlar arasında Bozgunculuk ve Karışıklık çıkarmayın, Zira Allah Bozguncuları sevmez,” der

 

     İSLAM DİNİNİN LAİKLİK ANLAYIŞI          NESAİ HADİS No 4126

  Sahabeden Temim Ed Dari (ra) anlatıyor, Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem,

“ İslam Dini İlkeleri Nasihattır ve İslam Dinine Samimi olmak demektir,

  Kulun Allah Zül Celali Tek olarak tanıyıp bilmesi,

Allah’ın kendini tanıttığı gibi inanarak hayatını sürdürüp Samimi olması demektir,

Kulun Allahın Kitab’ını Allah tarafından tarif edildiği gibi bilmesi, öğrenmesi, yaşaması,

başkalarına öğretmede Samimi olması demektir,

  Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Selemin, Allahın Peygamberi olduğuna İman etmek ve Samimi olarak,

örnek alarak kabul etmek, İslam Dinini O’nun gibi yaşamayı prensip edinmede Samimi olmak demektir,

  İslam Dini Nasihati, Sosyal Adalet, Sosyal Hukuk ve Sosyal Yaşam biçimini tam ve eksiksiz olarak,

İnsanlara bildiren bir Nasihattır, İlkelerdir, Bu İlkeler içinde, Müslüman idarecilere her konuda itaat ve

yardımda bulunmada Samimi olmak demektir, Diğer tüm Müslümanlara her konuda yardımcı olup

Cennet’e götüren yolları göstermeye nasihat etmek Samimi olmak demektir, ” dedi der,

 

     İSLAM DİNİNİN LAİKLİK ANLAYIŞI          RAMUZ EL HADİS HADİS No C2 S189 H6

  Sahabeden Enes Bin Malik (ra) anlatıyor, Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem,

“ İmanınız, Kalbinizdedir, Takvanız, Allah Zül Celale olan Sadakatinizle Kalbinizdedir,

Takvanız, Allah Zül Celale olan Sadakatinizle Kalbinizdedir, diye tekrarladı, “ dedi der,

 

     İSLAM DİNİNİN LAİKLİK ANLAYIŞI          KİTABUZ ZÜHD VER REKAİK HADİS No 1334

  Sahabeden Abdullah Bin Amir Bin El As (ra) anlatıyor,  Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem, 

“ Mutlakki Bu Din, İslam Dini Sizin Üzerinize Sağlam Bir Din olarak indirilmiştir, Onu Yumuşaklıkla anlamaya

Cehd ve Gayret ediniz, Onun için Kendinizde olan hallerinizle Diğer İnsanlara, Allah Zül Celale,

İslam Dininin İbadetlerine karşı Nefret uyandırmayınız, Kendini Fazla yoran, Ne Kendine bir Vasıta bulabilir,

Ne de Menziline varabilir, Kendini ve Vasıtasını Mahveder, İhtiyarlayıpta öleceğini zanneden bir Kimse gibi

Amel et Çalış, ve Yarın Ölecekmişsin gibi Günahlardan Hatalardan sakın, Ahiretin için hazırlan, “ dedi der, 

 

     İSLAM DİNİNİN LAİKLİK ANLAYIŞI          CAMİUSSAGIR HADİS No 626

  Sahabeden Enes Bin Malik (ra) anlatıyor,  Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem, 

“ Dünyalık işlerinizi yoluna koymaya çalışınız, Yarın ölecekmiş gibide Ahiretinizi kazanmaya çalışınız,

İnsanların En İyisi, En Mükemmeli, Hem Dünya İşlerine Hemde İbadetlerine En İyi şekilde İtina gösterendir,” dedi der,

 

     İSLAM DİNİNİN LAİKLİK ANLAYIŞI          BUHARİ HADİS No 2163

  Sahabeden Abdullah Bin Ömer (ra) anlatıyor,  Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem, 

“ Sıhhat ve Afiyet zamanında Zamanının bir Kısmını, Hastalık ve İhtiyarlık Zamanın için ayır,

Zamanının bir Kısmınıda Ölümünden Sonraki Ahiret Hayatın için ayır,

Akşama erdiğinde, Sabahı Gözetleme, Sabaha erişincede Akşamı bekleme,” dedi der,

 

     İSLAM DİNİNİN LAİKLİK ANLAYIŞI          RAMUZEL HADİS HADİS No C/1 S/75 H/1

  Sahabeden İbni Amir (ra) anlatıyor,  Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem, 

“ Hiç ölmeyeceğini zanneden adam gibi amel et ve yarın ölecek adam gibi de Hazer et “ dedi der,

 

     İSLAM DİNİNİN LAİKLİK ANLAYIŞI          METEALİBUL ALİYE HADİS No 3166

  Sahabeden Abdullah Bin Amir Bin El As (ra) anlatıyor,  Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem, 

" Hiç Ölmeyeceğini zanneden, Sonsuza dek yaşayacakmış gibi Dünyan için çalış,

( Lakin Öleceğinide İyi Bil ) Yarın Ölecekmişsin gibi Ahiretin için hazırlan,” dedi der,

 

     İSLAM DİNİNİN LAİKLİK ANLAYIŞI          RAMUZEL HADİS HADİS No C/3 S/282 H /9 ve C/4 S/363 H /10

  Sahabeden Enes Bin Malik (ra) anlatıyor,  Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem,

“ Sizin En Hayırlı İyi olanınız,

Dünyası için Ahiretini terk etmeyen, Ahireti için Dünyasını bırakmayan, İnsanlara yük olmayandır,

 “ Sizin En Doğru ve Dürüst olanınız, Ahireti için Dünyasını, Dünyası için de Ahiretini terk eden kimse değildir,

İkisinden de ayrı ayrı hissesine sahip olandır,

Zira Dünya, Ahirete ulaştırıcı bir vasıtadır, İnsanlara yük olmayınız, “dedi der,

 

     İSLAM DİNİNİN LAİKLİK ANLAYIŞI          METEALİBUL ALİYE HADİS No 3115 ve 3118

  Sahabeden Ebu Hureyre ve Enes Bin Malik (ra) anlatıyor,  Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem,

“ İnsanların en kötüsü, Dünyasının Şehveti, Mal Mülkü için Ahiretini yok eden kimsedir,

“ Hiç Şüpheniz olmasınki, Allah Zül Celal, Ahiretini arayana, Dünyalığınıda verendir,

Lakin, sadece Dünya ve Dünyalık Peşinde koşanlara, ahreti umursamayanlara Ahireti vermeyecektir,” dedi der,    

 

     İSLAM DİNİNİN LAİKLİK ANLAYIŞI          TİRMİZİ HADİS No 2333

  Sahabeden İbni Ömer (ra) anlatıyor,  Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem, 

“ Dünya Hayatında, Sağlıklı zamanında, Dünyada garip bir yabancı gibi, yada garip bir yolcuymuşsun gibi ol,

Sabaha eriştiğinde, Akşamı görebileceğini dahi zannetme, Kendini Ölmüşlerden say,

Dünya Malına, Dünya Yaşamına, Dünya Hayatına aşırı bağlanma, Yaşadığın sürece, Çok çalış,

Hasta olmadan önce, Sağlıklı zamanında, Hastalığın için hazırlık yap, Yine çok çalış,

Ölümünden önce Ahiretin için de Hazırlık yap, Böyle yapmazsanız, Bedbahlardan olursunuz  “ dedi der,

 

     İSLAM DİNİNİN LAİKLİK ANLAYIŞI          MÜSLİM MUHTASARI HADİS No 2152 ve 2153

  Sahabeden Talha ( ra) ve Allah Rasulunun Hanımlarından ve Müminlerin Annesi Hz Aişe (ra) anlatıyor,

Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellemle, Hurma ağaçlarının bulunduğu bir bahcenin yanından geçerken,

Allah Rasulu Bahcedeki İnsanları gördü ve “ Bunlar Ne yapıyor,” diye sordu, Etrafındakiler,

Erkek Hurma Ağacının Çiçek Tozlarını Dişi Hurma Ağaçlarının Çiçek tozları ile Hurma Ağaçlarını

aşılıyoruz,dediler, Bunun üzerine Allah Rasulu, “ Bunun bir Fayda vereceğini zannetmiyorum,

Bunu yapmazsanız olmazmı, ? dedi, Allah Rasulunun Bu Sözü üzerine bahcedekiler,

Hurma Ağaçlarını aşılamaktan vazgeçtiler, Aşılamayı bıraktılar,

Lakin O sene Hurmalar çok zayıf, kalitesiz ve çok az olmuştu, Allah Rasulu Tekrar oradan geçerken,

“ Hurmalarınıza Ne oldu,” diye sordu, Onlarda, Aşılanmadığı için Bu Sene Hurmalar çok zayıf,

kalitesiz ve çok az oldu, dediler, bunun üzerine Allah Rasulu, “ Ben Size, Allah Zül Celalden gelen bir şeyi

söylüyorsam Onu Hemen yapın, Ben Sizin Zarar görmenizi isteyen değilim, Hurma Ağaçlarını aşılamamanız

konusunda Ben bir Zanda bulunmuştum, Lakin, Dünyalık işlerinizi yapmayı, Siz Kendiniz için daha iyi

bilirsiniz, Nihayette Bende Sizin gibi Bir Kulum, Dünyalık işleri yapmakta, işini bilmeyen biri gibi,

bende isabet etmeyebilirim, Bunlar Fayda veriyorsa yapınız, O halde Hurma ağaçlarını aşılayın,” dedi der,

 

     İSLAM DİNİNİN LAİKLİK ANLAYIŞI          BUHARİ HADİS No  2174

  Sahabeden Abdullah Bin Amir Bin As (ra) anlatıyor, Allah Rasulu Sallalahu Aleyhi ve Sellem,

“ Allah, İlimi ve Bilimi okuyana ve İlim ve Bilim için çalışana verir,

Allah Size, Hak ve Adaleti, İlimi, Bilimi, Araştırmayı, Geliştirmeyi, İlerlemeyi ihsan ettikten verdikten sonra,

Allah Azze ve Celle, Size İlim, Bilim İhsan ettikten sonra, İlimi, Bilimi, Sizden Zorla çekip almaz,

Lakin İnsanlar, Alimler, Bilginler yerine, İlimi, Bilimi, Kendisine dahi fayda vermeyen, Kara Cahil Ahmak

İnsanları, Kara Cahil Ahmak Din Adamlarını kendilerine, Alim, Bilgin ve Hoca edinip, Lider edinip, Önder edinip,

Onlara, gerek Dini bilgileri gereksede Beşeri bilgileri, İhtiyaçlarını sorduklarında,

O Cahil Zümreler, İslam Dinini, Hak ve Adaleti, Doğruluğu ve Dürüstlüğü, Şahsi arzularına, çıkarlarına,

kendi İdeolojilerine uydurarak cevap verecekler. İnsanları, kendilerinin sapıklığına ve dalaletine düşürecekler,

Süsleyerek hoş ve güzel göstererek Ahmakca, Bilgisizce Fetva ile cevap verecekler,  Kendilerinide,

Cevap verdiği İnsanlarıda, Toplumuda, Milletide, Hak ve Doğruluktan saptıracaklar, Sapıklaştıracaklar,

   Böyle olunca, Allah Oradaki Gerçek Alimlerin Ölümü ile,

İslam Dinini, kendi çıkarınıza uydurduğunuzda, Allah O Toplumun içinden,

İlim ve Bilim adamlarını bilgileri ile beraber olarak alır, Allah Azze ve Celle, Oradan İlimi, Bilimi kaldırmış olur,

Çekip almış olur, Artık orada, İlimi, Bilimi,  Dünyada ve Ahirette kendisine fayda vermeyen,

Asliyeti görmeyen ve göstermeyen ( kendini Aydın, Modern, Çağdaş ve Din adamı zanneden, kendilerinden

başkalarını dinlemeyen, İlimi ve bilimi saptıran ve sapıtan, ) Kara Cahil bir Zümre kalır ve

Oradakilerin Felaketi olmaya devam ederler, “ dedi der,

 

 

     İSLAM DİNİNİN LAİKLİK ANLAYIŞI          YUNUS SURESİ AYET 108

“ Rasulum ve İslamı Tebliğ ediciler, De ki, Ey İnsanlar, Size Rabbiniz Size,

Son Hak Kitap olan Kuranı Kerimi ( ve Rasulunu ) göndermiştir,

Artık, Kim, Kuranı Kerimle doğruluğa gelirse, ancak kendisi için gelecektir, Artık Her Kimde, Kuranı Kerimden

( Rasulumun Sözünden ) Sapar veya reddederse O da ancak kendi aleyhinde sapıtacaktır “ der,

 

     İSLAM DİNİNİN LAİKLİK ANLAYIŞI          NUR SURESİ AYET 54

“ Rasulum Deki,  Şunu iyice biliniz anlayınızki, İman, İtaat, İbadet ve Amel hususlarında,

Rasulumun Sorumluluğu, Rasulumun üzerine yüklenendir, Rasulum Kendisine yükletilenden sorumludur,

Sizin Sorumluluğunuzda, Sizin Üzerinize yüklenendir, Sizde, Size yükletilenden sorumlusunuz,

   Rabbimin Peygamberi olan Bana düşen, sadece Tebliğdir,

Allah Zül Celale ve Peygamberi olan Bana İman ve İtaat edin,

Şayet İtaat ederseniz, Mutlak doğru olanı bulasınız, “ der,

 

     İSLAM DİNİNİN LAİKLİK ANLAYIŞI          İSRA SURESİ AYET 35

“ Bir sözleşmeyi, Bir Anlaşmayı, Bir Ahdinizi yazılı olarak yapmanız,

Sonuç, Netice itibarıyla daha güzeldir, Sizin için daha hayırlıdır, “ der.

 

     İSLAM DİNİNİN LAİKLİK ANLAYIŞI          MÜMİNUN SURESİ AYET 8

“ Hakiki Manada İman eden Müslümanlar, İmanı Kemale gelmiş olan Müslümanlar,

Ahidlerine, verdikleri sözlere, yaptıkları anlaşmalara ve Emanetlerine En Mükemmel Özeni gösterendir “ der,

 

     İSLAM DİNİNİN LAİKLİK ANLAYIŞI          TİRMİZİ HADİS No 2713

  Sahabeden Cabir (ra) anlatıyor, Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem,

“ Sizden biriniz, Bir Mektup, Bir Anlaşma yazdığı zaman, ( Sözde İlkesel olan şeylerin, Özde kalabilmesi için,

Temel Hak ve Hürriyetlerinizin Teminat altına alınabilmesi için, )

Onu anlaşılır ve Okunaklı yazsın,  Çünkü bu ihtiyacın giderilmesi için en başarılı yoldur “ dedi der,

 

 

     Ata Sözlerimiz Yukarıdaki Ayet ve Hadisleri “ Söz Uçar, Yazı Kalır “ diye tefsir eder ve açıklar,

 

     İslam Dininin İnancını, İman Etmiş olma şartlarını İbadetlerini ve gereklerini, Tam ve Doğru olarak öğrenmezseniz,

Öğrenmek istemezseniz, Öğrenmeden Yaşarsanız,

Bence diyerek, Yaşadığınızın, Doğru İnanç, İman ve İbadet olduğuna inanır ve yaşarsınız,

Buda Sizi, Sapıklaşmaktan ve Sapıklıktan başka bir yere götürmez, götüremez,

 

     Ancak ve ancak, İslam Dininin İcaplarını, İbadetlerini öğrenenler ve yerine getirenler,

Din ve Devlet işlerini birbirinden ayırt edebilirler,

İnancın ve İbadetin ne olduğunu bilmedikleri ve İbadetleri olmadığı için, İbadet ve Devlet işlerini ayırt edemezler,

 

     Toplumda : Sosyal Yaşam ve Din Kuralları ve Din Eğitimi ve Öğretimi,

Devlet Okullarında birbirinden ayrılırsa, Soyutlanırsa, aşağıdaki sapıklıklar ortaya çıkar,

Din ve Sosyal Yaşam Kuralları olarak yerleşir,

     Şayet, Ayetlerdeki ve Allah Rasulunun Sözleri Hadislerdeki, Düşünceyi, Felsefeyi, Siz anlamaya çalışmazsanız,

Tartışmazsanız, Ayet ve Hadislerin Düşüncesini, Felsefesini, Tartışmasını,

Münafıklar, Münafık Din Adamları Münafık Basın ve Medya yapar,

Düşüncesi ve Felsefesi olmayan bir adam, Köyün altında bir yalan atar, üstüne çıkar kendide inanır,

Onların, Çirkef Düşünce, Felsefesinde ve Tartışmasında boğulur kalırsınız,

Fakat, Tartışma yaparkende, Adam Gibi Tartışma yapacaksınız, başka şekilde değil !

 

     Toplumumuz, Doğru Toplum ve Temel Din Eğitimi ve Öğretimini, Toplumsal Sosyal Vatandaşlık bilgilerini,

Temel Türk Tarihi Eğitimi ve Öğretimi, Temel Kimliğimiz ve Kişilik Eğitimini,

Türk Bilimi ve Sosyal yaşama geçiriliş şekli ve Türk Medeniyetini,

Tam ve Doğru ve Nitelikli olarak, İdeolojilerden arındırılmış şekilde, Devletimizin Okullarında,

Devletin Eğitim ve Öğretim Kurumlarında, Zorunlu Temel Eğitim ve Öğretimde, Diğer Derslerle birlikte ve

birbirlerine olan alakaları dahilinde, Doğru ve gerçek bir müfredatla birleştirilerek öğrenirlerse,

Sizinde hoşlanmadığınız, benimde hoşlanmadığım, Şuursuzluk, Bilinçsizlik ve tamamen cahillikten oluşan

boşluğu kullanan İnsanlar ve Zümreler, kendiliğinden ortadan kalkacaktır.

Oluşturulmaya çalışılan, Laik Devlet İdeolojisi ve Laik Eğitim Öğretim adı altında

Din Eğitimi ve Öğretiminin kısıtlanması ile veya başka yolla değil.

 

     Kuranı Kerim ve Hadis Tercümelerine ulaşılabilmesi Çok zor, yada İmkansız bir şey değildir,

Kuranı Kerim Ayetlerinden ve Allah Rasulunun Sözlerinden, Hadislerinden,

Kendilerini Nasıl anlattıkları, Nasıl tanımladıkları Ayet ve Hadisleri Okuyun Öğrenin Alın Verinki,

Üzerinde Düşünmeyi, Felsefe yapmayı, Tartışmayı, birazda kendiniz yapın, Yani,

Aynı Ayet ve Hadislerdeki yönlerden, Adreslerden, Ticaretle ilgili olanları, Ticaret adamları görür,

Mevzuatla ilgili olanları, Mevzuat adamları görür, Tıp la ilgili olanları Tıp adamları görür,

Teknoloji ile ilgili olanları, Teknoloji adamları görür, Tarihle ilgili olanları, Tarih adamları görür,

Sosyoloji ile ilgili olanları, Sosyoloji adamları görür, Askerlikle ilgili olanları, Asker olanlar görür,

Bunun gibi diğer alanlarıda sıralayın,

 

     Kuranı Kerim Ayetleri ve İslam Dininin Peygamberi Hz. Ahmet, Mahmud, Muhammed, Mustafanın Sözleri,

Hadisleri, Sünnetleri Şeriat Kanunudur,  Yazımın Başından Sonuna Kadar olan,

Bu Ayet ve Hadisler ŞERİATI TANIMLAMAKTADIR,  Yukarıdaki Ayet ve Hadisler, Manevi Şeriat Kanunudur,

 

 

     İslâmın Peygamberi Hz Muhammed, özel olarak seçtiği 40 Vahiy Kâtibine,

Cenabı Hak, Ayetleri vahiy ettiği anda, Sure ve Ayet sıralarına göre yine Bizzat İslâm Dininin Peygamberi

Hz Muhammed tarafından yazdırılmış ve Sahabilerin Hafızalarına aldırılmıştır.

İslamdaki Mezheplerin hepsinde ve Dünyanın neresine giderseniz gidin Kuranı Kerim Ayetleri değişmez

değiştirilemez, Kuranı Kerim Dünyanın her yerinde, noktasına ve virgülüne varıncaya kadar aynıdır.

Lakin Tercüme yanlışlıklarından dolayı, Tercüme hatalarından dolayı Tercümelerde yanlışlıklar çıkmaktadır,

 

     İslam Dinindeki İbadetlere şekil ve zaman belirlemek veya Bir ibadet biçimini kaldırmak veya yok saymak

veya değiştirmek veya ertelemek, başkalarının yetkisinde değildir, başkası İbadet belirleyemez, kaldıramaz,

yok sayamaz, veya Çağdışı bir şey diyerek hakaret edemez, Bu İbadetlerde başkalarını hiç ilgilendirmez.

 

 

     İnsanların En İyisi, En Mükemmeli, Hem Dünya İşlerine Hemde İbadetlerine En İyi şekilde İtina gösterendir,

Çeşitli Kavramlar adı altında, Dünyasının yaşam Kanunları için, Dininin İbadet yükümlüğünden vazgeçen,

Dininin İbadet yükümlülüğü için, Dünyasının Yaşam Kanunlarından vazgeçen,

İkisinden birini yok sayan veya savsaklayan, İbadetlerini yapanlara veya yapmayanlara Hakaret eden değildir,

Dinin İbadet Yükümlülüğünü, Çeşitli Kavramlarla aşağılamak değildir,

 

     İslam Dini, Toplum İdaresinin : Sosyal Hukuk ve Adalet İlkelerine ve Toplum içinde İnsan haklarına,

Bilimdeki esaslara, Akla ve Mantığa, Demokratik ve Laik bir şekilde yapılanmasını emreder.

 

      SİYASET : Kavram Kargaşaları ile Yalan, İftira, Hakaret, Hizipler üretmek değil,

Devletine ve Milletine hizmet etmek demektir,

İslam Dini, Yani Şeriat : Çirkef bir Siyasetle, Milletin Tüm Manevi değerlerine, Hakaretlerle saldıranlara,

O Çirkef Siyasetlerine, Her yönden yapılan Çirkef saldırılara karşı kendini savunur, Asli Siyasetle cevap verir,

 

     İslam Dini, Toplum İdaresinin, Sosyal Hukuk ve Adalet İlkelerine ve Toplum içinde İnsan haklarına,

Bilimdeki esaslara, Akla ve Mantığa, Demokratik ve Laik bir şekilde yapılanmasını emreder.

 

     İSLAM DİNİ, asli kaynağı Kuranı Kerim ve Ayetlerinde, İslam Dininin Peygamberi Hatemul Embiya

Peygamberler Peygamberi Hz.Muhammedin Hadislerinde,

Sosyal Hukuk ve Adalet İlkelerini, Toplum içimde İnsan haklarını veren,

Bilimdeki esaslara, Akla ve Mantığa dayalı olan,

Bazı Zümrelerin ve Sınıfların İşlerine gelmediği için anlamak istemediği kadar,

Demokratik Cumhuriyet ve Laiklik esaslarına sahip olan ve Dini Ruhban Din Adamlarından kurtaran tek Dindir,

İşte, Din Eğitimini ve öğretimini kendi kafalarına ve çıkarlarına göre kısıtlayan,

doğru Eğitim ve öğretim vermeyen kafaların, anlamak istemediği kadar Laiklik, İslam Dininin kendisidir,

İslam Dini gerçek olarak, Laik liği, Toplumsal Sevgi, Saygı ve Hoşgörüyü getiren ve uygulayan bir Dindir.

 

     İslam Dininde, “ DİNDE REFORM “ diye bir SAFSATA ve SAPIKLIK yoktur ve kabul etmez.

İslam Dinini anlamamak ve İslam Dinini kendimize uydurmak gibi bir sapıklığımız vardır.

Kuranı Kerim Ayetlerinin ve İslam Dininin Peygamberi Hz.Muhammedin Hadislerinin belirttiği,

İbadet Şekilleri ve Zamanlarının, Devlet İşleri ile bir alakası olmadığı gibi,

Devlet işlerine karışmasıda mümkün değildir.

 

     Demokratik ve Laik Cumhuriyet düzenini keşfeden veya ilan eden, herhangi bir parti veya Fransa değildir,

Cumhuriyet Düzenini, Demokrasiyi, Laikliği, Sosyal Hukuk ve Adalet İlkelerini getiren,

Tanımlayan, uygulayan, Dini Ruhban Din Adamlarından kurtaran ancak ve ancak İslam Dinidir,

 

     İslam Dininin asli Kaynağı Kuranı Kerim Ayetleri ve İslam Dininin Peygamberi Hz.Muhammedin Hadisleri ile,

Şekli ve Zamanı kesin olarak belirtilmiş olan İbadetlerin, Devlet işlerinden ayrı olduğu ve ayırt edildiği ve

gerçek Laikliği ifade eden İslam Dinine göre, En Mükemmel Devlet İdaresi şekli,

Sosyal Hukuk, Adalet ve Demokratik Cumhuriyet Devletinin nitelikleridir.

 

     İslam Dininin, Onun bunun Rejimine göre bir Din olmadığı,

Onun bunun düşündüklerine göre ve Din adına Suç ve Cezalar icad edilebilecek bir Din olmadığı,

Ruhban Din adamlarının, kendi kafasına göre suç icad edip yargılayamadığını ve cezalandıramadığı,

Ruhban Din adamlarının Devlet işlerine karışamadığı Sistemi ancak İslam Dininde gören VAHŞİ BATI,

İslam Dininin özünde getirdiği Laikliği, Seçim sistemini ve Seçimin nasıl yapılması gerektiğini,

Demokratikliği, Çağların gelişmesi ile ancak anlayabilmiş keşfetmiş ve Devlet Rejimi olarak kabul etmişlerdir.

 

     Saudi Arabistanda uygulanan Şeriat dedikleri Yasa, Şeriat Yasası değil, Aşiret Yasasıdır,

Aşiret Yasasının ise Şeriatla ilişkisi ve alakası yoktur, Saudi Arabistan Şeriatla değil,

İngiliz ve Amerikan güdümlü Aşiret yasası ile idare olunmaktadır, artık bunu iyice anlayın, 

 

    İslam Dininin asli kaynağı Kuranı Kerim Ayetleri ve Hz.Muhammedin Hadisleri, İslam Dinini,

Din adamları ile vasıflandırmıyor, Devlet İşlerini Din adamlarına verin demiyor, aksine

Devlet İşlerini ve diğer işleri “ Bütün Emanetleri, İşleri, Ehline verin “ yani

Branşında uzman olan insanlara verin diyor, Allah ile Kul arasına kimse giremez denilen kavram bu değilmidir ?

Bu İlke ; Atatürkün Devrimcilik İlkesi değilmidir ?

 

     Kendine, Ben Müslümanım diyenler : Siz İslam Dinini Ne Kadar biliyorsunuz, ? Ne Kadar Müslümansınız ? 

Kendine, Ben Atatürkcüyüm, Demokratik ve Laikim diyenler : Siz Ne Kadar Atatürkcüsünüz ? Demokratiksiniz ?

Cevap, İşlerine geldiği ve kendilerine uydurdukları kadar.

 

     Akla, Mantığa, Bilime aykırı bir tek Ayet yada Hadis yoktur,

Şu Ayet yada hadis Akla ve Mantığa aykırı diyorsanız, O Konuda sizin Aklınız yada Mantığınız tıkalıdır,

O konuda Aklınızı ve Mantığınızı açmanız lazım, İşine gelmeyen, İşine gelmeyen şeyi anlamak istemez,

anlamaz İşinize gelmeyen, Ayet ve Hadislere, Akla ve Mantığa Aykırı demek,

bunu Söyleyenlerin ve Tastik edenlerin Sapıklığı ve Sapıtmışlığıdır.

 

     Bir Ayet veya Bir Hadis okursunuz veya Dinlersinizde, Ne anlattığını Ne Hüküm verdiğini O anda

anlamayabilirsiniz, Şayet Sizin Niyetiniz Samimi olarak O Ayet veya Hadisin Ne anlattığını ve Ne Hüküm

verdiğini anlamak ise, Allah Zül Celal Sizin önünüze bir şekil getirir ve O Ayet veya Hadisin Hükmünü anlarsınız,

Ben bunu çokca yaşadım Ya Siz ?

Kendini Akıllı ve Aydın zannedenler ! Bazı şeyleri anlamanız için Size, “ Kıral Çıplak “ diyen bir Çocukmu lazım ?

 

 

     İSLAM DİNİNE DÜŞMAN LAİKLİK ANLAYIŞI      ENBİYA SURESİ AYET 51, 52 ve 53

“ Geçmişte, İbrahim Aleyhisselam Babasına ve Kavmine, Tapınıp durduğunuz,

Bu Saygı Gösterisinde bulunduğunuz, Heykeller, Putlar Nedir, diye sormuştu,”

“ Onlar ise, Biz Atalarımızı, Kavmimizi, Anamızı ve Babamızı

Bunlara Saygı Gösterisinde bulunup Tapar gördük, Bulduk ve Bildik demişlerdi,” der,   

 

     İSLAM DİNİNE DÜŞMAN LAİKLİK ANLAYIŞI      ZUHRUF SURESİ AYET 22

“ Doğrusu biz, Atalarımızı, böyle bir Ümmet üzerinde bulduk ve biz de onların izlerinden gitmekteyiz demişlerdi,”der,

 

     İSLAM DİNİNE DÜŞMAN LAİKLİK ANLAYIŞI      ARAF SURESİ AYET 148

“ Musanın Kavmi, Musadan Sonra, Süslenmiş Bir Buzağı Heykeline yönelmekle,

O Buzağı Heykelini Tanrı edindiler ve ( Hak olan Dinlerini, Heykellere, Resimlere yönelmekle,

Putperestliğe çevirdiler,) Dinlerine Zulmedenlerden oldular, ” der,

 

     İSLAM DİNİNE DÜŞMAN LAİKLİK ANLAYIŞI      FATIR SURESİ AYET 14

“ Onlara, Dikli Putlara, Totemlere, Resimlere, Heykellere ne yaparsanız yapın ne söylerseniz söyleyin,

Çağırsanız da bağırsanızda Sizi Duyamayacak, işitemeyecek, Size cevap veremeyecek olduğunu bildiğiniz halde,

Saygı gösterisi diyerek Haala, Dikili Totemlere, Resimlere, Heykellere, Putlaramı yöneliyorsunuz,? “ diye soruyor,

 

     İSLAM DİNİNE DÜŞMAN LAİKLİK ANLAYIŞI      ŞUARA SURESİ AYET 71 ve 75

“ Onlar sayesinde toplanırız, O Putlara ( Heykellere,) sadece Saygı gösterisinde bulunuyoruz derler ya,”

“ Hiç Neye Saygı gösterisinde bulunduğunuzu, yani Neye Tapmakta olduğunuzu düşündünüzmü,” diye soruyor,   

 

     İSLAM DİNİNE DÜŞMAN LAİKLİK ANLAYIŞI      FURKAN SURESİ AYET 77

“ Rasulum Onlara Deki, İbadetleriniz Allahın ve Rasulunun gösterdiği şekilde olmadıktan ve

kendi kendinizi kandırdıktan, Allah Zül Celale Şirk Koştuktan sonra, Rabbim Sizi ne yapsın ? “ der,

 

     İSLAM DİNİNE DÜŞMAN LAİKLİK ANLAYIŞI      ŞUARA SURESİ 75

“ Neye Tapmakta olduğunuzu Hiç Düşündünüzmü ? “ der,

 

     İSLAM DİNİNE DÜŞMAN LAİKLİK ANLAYIŞI      ENBİYA SURESİ AYET 67

“ Allahtan başka, Allaha Saygı göstermekten ve Allaha Tapmaktan başka,

Totemleştirilmiş, Putlaştırılmış, Resimlere Heykellere Büstlere Tapar gibi Saygı gösterisinde bulunanlara

Yazıklar olsun, Hala Siz Akıllanmayacakmısınız,? ” diye soruyor,

 

     İSLAM DİNİNE DÜŞMAN LAİKLİK ANLAYIŞI      YUNUS SURESİ AYET 108

“ De ki, Ey İnsanlar, Size Rabbiniz Size, Son Hak Kitap olan Kuranı Kerimi göndermiştir,

Artık, Kim, Kuranı Kerimle doğruluğa gelirse, ancak kendisi için gelecektir,

Kimde, Kuranı Kerimden Sapar veya reddederse O da ancak kendi aleyhinde sapıtacaktır “ der,

 

     İSLAM DİNİNE DÜŞMAN LAİKLİK ANLAYIŞI      ARAF SURESİ AYET 195

“ O kendi elinizle Yaptığınız ve kendinize aracı kıldığınız, Resimlerin, Heykellerin, Putların,

Kendi başlarına Yürüyecek Ayaklarımı var, ? Tutacak ellerimi var,? Görecek Gözlerimi var,?

İşitecek duyacak kulaklarımı var, ? İstediğiniz kadar, Biz Onları Sanat için yapıyoruz, Biz Onlara tapmıyoruz deyin,

Biz Sadece O Heykelin, Resmin Karşısında, Manevi olarak O Şahsa Saygımızı gösteriyoruz deyin,

İşte bunlar Sizin, Kendi Kendinize Kurduğunuz Tuzaklarınızdır, O Tuzaklarınızın Farkında dahi olmuyorsunuz, 

O Ortak koştuklarınıza, Aracı kıldıklarınız Tuzaklarınıza uzak durun, Zira O Tuzaklarınız Size geri dönecektir,”der,      

 

     İSLAM DİNİNE DÜŞMAN LAİKLİK ANLAYIŞI      KEHF SURESİ AYET 102

“ Allah Zül Celal diyorki, Onlar, benden ayrı olarak,

Kullarımı, ( Kullarımın Resimlerini, Heykellerini ) Kendinize VELİLER yapabileceğinizimi Sandınız ?“ diye soruyor,

 

     İSLAM DİNİNE DÜŞMAN LAİKLİK ANLAYIŞI      ŞUURA SURESİ AYET 21 ve 13

“ Onların Kedilerine, Allahın izin vermediği, bir şekli koyan, saygı gösterisi yaptıkları ortaklarımı var ?

Dininizi, İslam Dinini doğru tutun, İslam Dininin Hükümlerine teslim olun,

İslam Dininin Hükümlerine Hurafeler karıştırıp İslam Dinini bozmayın ve İslam Dininde ayrılığa düşmeyin,” der,

 

     İSLAM DİNİNE DÜŞMAN LAİKLİK ANLAYIŞI      İ.MÜNZİRİ HADİS No C/4 S/500 H 3, 4 ve 6

  Sahabeden Hureym Bin Fatık (ra) anlatıyor, Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem,

“  Allaha Ortak koşmaksızın,  ( Sadece Allaha İman edip ve Sadece Allaha İbadet yapmanız dahi olsa,)

Resimlere, Suretlere, Heykellere Putlara, Totemlere yönelmekten sakının,

( Zira Sizden Birkaç Nesil Sonrası, O Heykelleri ve Resimleri Kendilerine Aracı kılarlar,

İlah edinirler ve onların sebebi siz olursunuz, ) ” dedi der,

 

     İSLAM DİNİNE DÜŞMAN LAİKLİK ANLAYIŞI      ENAM SURESİ  AYET 108

“ Her Ümmetin İnkarcıları, yaptıkları inkarı ve Uydurdukları İnanc ve İbadetleri gayet süslü, güzel ve

mükemmel görürler, Lakin onlarında dönüşü, İnkarlarının karşılığını Onlara verecek olan Allah Zül Celaledir,

  O Sapıtmışların, O İnkarcıların, O Kafirlerin, Putperestlerin, Ateistlerin, O Kitap Ehlin den gelip sapıtanların,

Mukaddes saydığı ve tapındıkları şeylere sövmeyin, hakaret etmeyinki, Kendi elinizle onlara,

Allah Zül Celale, Rasulu Muhammed Aleyhisselama, İslam Dinine Sövdürmüş, hakaret ettirmiş olursunuz, “ der,

 

     İSLAM DİNİNE DÜŞMAN LAİKLİK ANLAYIŞI      MAİDE SURESİ AYET 91

“ Şeytan, Nefis Şeytanınız, İçki ve Kumarla, Sizi Allah Zül Celalden, Rasulunden uzaklaştırır

ve Namaz kılmaktan alıkoyacak, Namaz kıldırmayacak, Allaha ve Rasulune İman ve İtaat ettirmeyecektir,

  Zira Bunların hepsi, Nefis Şeytanınızın Sizin için kurduğu, hazırladığı, Sizi Hak yoldan, İslamın yolundan çıkaran,

Size, Allah Zül Celale Namazınızı kıldırmayan, Zikrettirmeyen, İmanınızı yok eden, Pislik ve Tuzaklardır,

Bütün Bunlardan Mutlak Uzak durunki Huzura Güvenliğe Rahata kavuşasınız,

  Alkollu İçki İçmeye devam etmekle, Kumar oynamaya, Şans oyunları oynamaya devam etmekle,

Kumarla, Şans oyunları ile Kazanç elde etmeye çalışmakla, Aranıza Kin, Nefret ve Düşmanlık girecektir,

  Alkollu İçkiden, Fal Oklarından, Faldan, Kumar oynamaktan Kumardan,

Şans Dolaplarından, Şans oyunlarından, Kazanç elde etmeye çalışmaktan,

Totemleştirilmiş, Putlaştırılmış, Resimlere, Heykellere Büstlere yönelmekten, Artık Vazgeçtiniz değilmi,?“diye soruyor,

 

     Bu Ayet ve Hadisler Şeriat Kanunudur, Ben Müslümanım, fakat Şeriata karşıyım, demek, Şeriata karşı olmak,

Şeriatı kendi hayatından dışlamak, İnsan Sevgisini, Saygısını, Hoşgörüsünü ve Dostluğunu, istemiyorum,

Putperestliği istiyorum demektir,

 

     Allah tarafından gönderilmiş Hak Dinlerin Özelliği aynı anlamları taşır,

Yani Hepsinde Ahiret İnancı ve Allaha Yaklaşım ve Ulaşım şekli, Samimi olmak Takvası vardır,

Budistlikde olan, Budaya Secde etmek, Mirvanaya Ulaşmak ifadesi, Yaratıcıya ulaşmak olarak geçmektedir,

Firavunlukta olan, Firavuna Seçde edmek, Yaratıcıya ulaşmak olarak geçmektedir ve

İkinci Hayatın varlığı inancı, Ahiret İnancını taşımaktadır,

     Putperestlik, Budizmin ve Firavunluğun, İnsanların Resim ve Heykellere yönelmesi ile çıkmıştır,

     Alkollu İçki içmekle, Fal bakmak baktırmakla, Kumar oynamak oynatmakla, Şans oyunları Piyango oynamak,

oynatmakla, Resimler, Heykeller yapmakla, Fotoğraflara ve Suretlere yönelmekle, Dikli Putlara, Totemlere

Yönelmekle, Müslümanım diyenlerde Budizme, Firavunluğa, Yahudiliğe ve Hiristiyanlığa doğru gitmek değilmi ?

     İslam Dininde İnsan Heykeli, Hayvan Heykeli, Büstleri, Suretleri yapmak Onlara Saygı gösterisinde bulunmak bunun için Yasak ve Haramdır,

 

     Atatürk Milliyetciliğinde, Atatürke Saygı, Atatürkün fikirlerini anlayarak,

hiçbir kavram adı altında ayrımcılık yapmadan Milletine hizmet etmek demektir,

Ataya Saygı : Totemleştirilmiş Büstlerinin önünde, şuursuzca kalas gibi durmakla,

Ataya Zurna dinletmek olamaz, Fikirlerini anlama ve değerlendirmeden, Atatürkcülük olmaz, olamaz,

Aslında bu adamların Atatürke Manevi Saygıları zaten yok, Maddi saygılarıda ancak bu kadar,

Atatürk : Büstlerinin, Lahtinin Totemleştirilmesini ve önünde, şuursuzca kalas gibi durmakla ve

kendisine Zurna dinletisi ile yapılan bir saygı gösterisini istermiydi ?

 

     Atatürk : “ Beni görmek, Beni anlamak değildir, Behamahal Benim Fikirlerimi anlamaktır “ demekle,

Bu Ayet ve Hadisleri  ifade etmiyormu ? Bu Ayet ve Hadisler Şeriat Kanunudur,

 

Atatürk Heykellerinin, Büstlerinin, Resimlerinin Laiklikle, Laik Rejimle ne alakası vardır, ? Aklı olan buraya gelsin, 

 

 

     İSLAM DİNİNE DÜŞMAN LAİKLİK ANLAYIŞI      İSRA SURESİ AYET 89

“ And olsun, Kuranı Kerim Ayetlerinde ve O Ayetleri Size anlatan İslâmın Peygamberi Hz Muhammedin

Hadislerinde, Her çeşit örnekleri çeşitli biçimlerde İnsanlara açıkladık, Lakin İnsanlardan çoğu,

Bu Ayetleri ve Hadisleri inkar etmekte, başka sözlerle değiştirmekte,

Bunlar Çağ dışı ve Dogmatik şeyler demekle direttiler, “ der

 

     İSLAM DİNİNE DÜŞMAN LAİKLİK ANLAYIŞI      EN’AM SURESİ AYET 159

“ Dinlerini Parça Parça eden Gurup Gurup olanlar varya, Onlarla, Senin hiç bir işin yoktur,

Onlar ancak, Dini kendileri bilir ve yaşar zannederler,

Dini, kendi vicdani tekellerinde görürler, İslam Dinini, Vicdanlarına hapsederler “ der,

 

     İSLAM DİNİNE DÜŞMAN LAİKLİK ANLAYIŞI      EN’AM SURESİ AYET 116

“ Yeryüzünde bulunan, Hak ve Adaletli bir yol izlemeyen, İman etmeyen veya İman etmiş gibi gözüken,

Hak ve Adalette Çifte standartlı Münafık İnsanlar, Seni Hak ve Adalet yolundan saptırırlar,

Onlar Sadece Zannederler, Vicdani Zanlarına göre,

Bence Din bu şekil olması gerekli derler, Onlar Sadece Saçmalarlar “ der,

 

     İSLAM DİNİNE DÜŞMAN LAİKLİK ANLAYIŞI      KEHF SURESİ AYET 101

“ Onlarki, Allahı ve Rasulunu inkar edenler, Kuranı Kerim Ayetlerini ve İslam Dininin Peygamberi

Hz.Muhammedin Hadislerini Dinlemeye, öğrenmeye, anlamaya tahammül edemezler, ve dahi

dinleyenlere de, öğrenenlere de, anlayanlara da tahammül edemezler “ der.

 

     İSLAM DİNİNE DÜŞMAN LAİKLİK ANLAYIŞI      BAKARA SURESİ AYET 75

“ Şimdi O Zalimlerin ; Kuranı Kerimin Ayetlerine ve İslam Dininin Peygamberi

Hz.Muhammedin Hadislerine inanmalarınımı bekliyorsunuz ? O Zalimler, Kuranı Kerimin Ayetlerini ve

İslam Dininin Peygamberi Hz.Muhammedin Hadislerinde kendilerine söylenenleri ve yazılanları işitirler,

anlarlar, fakat, Akıl fesadına uğratarak, ( Kelimeleri yerinden kaydırarak ) başka sözlerle değiştirirler “ der.

 

     İSLAM DİNİNE DÜŞMAN LAİKLİK ANLAYIŞI      BAKARA SURESİ AYET 78

“ Onların içinde Ümmiler varki ! Okumayanlar ve Öğrenmeyenler,

Doğruyu, Dürüstlüğü ve esası kendi çıkarlarına kullanıp, başkaları için,

Doğruluğu Dürüstlüğü sapıtanlar, saptıranlar varki ! Kuranı Kerimin Ayetlerini okumazlar ve hiçbir esası bilmezler,

Onların bütün bildikleri ; Hurafeler, Safsatalar, Dedikodular, Kulaktan dolma, asliyeti olmayan ve

kendilerini felakete götüren bilgilerdir, Onlar sadece kendi Zanlarına göre hareket ederler “der.

 

     İSLAM DİNİNE DÜŞMAN LAİKLİK ANLAYIŞI      ENFAL SURESİ AYET 35

“ Bizde Sizin gibi Müslümanız diyen Münafıkların yaptıkları ibadet,

Islık çalmadan ve El çırpmadan ibarettir “ der

 

     İSLAM DİNİNE DÜŞMAN LAİKLİK ANLAYIŞI      MUTAFFİFİYN SURESİ AYET 32

“ Onlar, Kendilerinin hal ve hareketlerine, davranışlarına bakmazlar, Sırf Müslümanları aşağılamak,

Küçük düşürmek için, Müslüman Müminlere, Şüphesiz bunlar Gerici, Yobaz, Aşırı Dinci, Çağ Dışı,

Takiyyeci derler, “ der,

 

     İSLAM DİNİNE DÜŞMAN LAİKLİK ANLAYIŞI      HAÇ SURESİ AYET 8

“ İnsanlardan Kimileri, Dini veya herhangi bir konu üzerinde bilgileri olmadan,

Dini veya herhangi bir konuyu bilmeden, öğrenmeden, nede bir öğreteni olmadan,

Doğru güvenilir bir kaynağı kitabı olmadan, kendi zanlarına göre tartışırlar, hüküm yürütürler,

karar verirler, yargılar ve cezalandırırlar “der,

 

     İSLAM DİNİNE DÜŞMAN LAİKLİK ANLAYIŞI      MUNAFİKUN SURESİ AYET 4

“ Onları, Yani İbadetleri Çağ dışı diye niteleyen Münafıkları gördüğün zaman,

Dışarıdan görünüşleri gösterişli ve cinsel cazibeli olduğu için görüntüleri hoşuna gider,

Konuşarak ve yazarak kendilerine göre anlattıkları şeyleri en iyi en güzel en mükemmel şekilde allayıp pullayıp

ve gerçekleri gizledikleri, benim kalbim temiz dedikleri YALAN Fitne, Fesat ve Nifak dolu sözlerini dinlersin,

Kendi aralarında söylediklerini dahi anlamazlar, fakat anlamış gibi yaparlar,

Kendi konuşmaları ve yazışmaları dışında, her konuşmayı ve yazışmayı, kendi aleyhlerinde zannederler,

Onlar, Münafıklar Dayatılmış Odun yığını gibidirler “ der,

 

     İSLAM DİNİNE DÜŞMAN LAİKLİK ANLAYIŞI      ALİ İMRAN SURESİ AYET 24

“ Münafıkların, ( İnanca saygılı Laiklik, Çağdaş Müslüman gibi ifadelerle, Dinde Reform diyerek)

uydurdukları yalanlar, dedikodular, fitne ve fesatlar, Onlara Dini inkar ettirmiştir, “ der.

 

     İSLAM DİNİNE DÜŞMAN LAİKLİK ANLAYIŞI      BAKARA SURESİ AYET 8, 9, 10, 11, 12, 15, 16

“ İnsanlardan öyleleri varki ! İslama İnanmadıkları ve İman etmedikleri halde,

Bizde Sizin gibi Müslümanız derler, Lakin İman ve İbadet yapmaya gelince, İnananları aldatmaya çalışırlar,

( İbadetleri Çağ dışı olarak nitelendirirler, İbadetleri yerine getirmeye çalışan İnsanları,

Gerici, Yobaz ve Çağ dışı olarak ilan ederler, ) Onların Kalplerinde Bozgunculuk, Karışıklık, Fitne, Fesat, Nifak

ve Çirkef hastalığı vardır, ( İnsanları çeşitli kavramlarla bölerek, Toplumda terör estirirler,)

Onlara, Yeryüzünde bozgunculuk, Fitnecilik, Fesatcılık, Nifak yapmayın dendiği zaman,

Biz bunları ( İnançlara Saygılı olarak ) düzelteceğiz derler,

Onlara, Kuranın ve Rasulunun getirdiği ve Tebliğ ettiği esaslara, İnsanların İslama İnandıkları gibi

Sizde İnanın denildiği zaman, Beyinsizlerin İnandığı gibimi inanalım derler,

İyi bilinki, Asıl Onlar, Beyinsiz, Fitneci, Fesatcı, Bozguncu olan Münafıklardır,

Onları, taşkınlıkları, Sapıklıkları ile başbaşa bırakarak,

( bazı Kavram ve İdeolojiler içinde bocalayıp duracak şekle getirerek, ) Allah ta onlarla alay eder,

İşte O Kimselerki ! Hidayeti bırakarak Sapıklığı aldılar, Ticaretleri, ( Ekonomik kararlarıda Kâr etmedi,

Ticareti, Ekonomiyi Sadece biz düzeltiriz ) yalanları kısa sürede açığa çıktı “ der,

 

     İSLAM DİNİNE DÜŞMAN LAİKLİK ANLAYIŞI      İSRA SURESİ AYET 34

“ Söylediğiniz, söz verdiğiniz, Ahit olarak verdiğiniz sözlerde, Mutlak Sorumluluğunuz yokmudur, vardır,

O halde, Söylediğiniz, Söz verdiğiniz Ahit ettiğiniz şeyleri yerine getirme sorumluluğunuz ve zorunluluğunuz vardır,

Yazılı veya Yazısız olan Ahitlerinizi, Anlaşmanızı, yerine getirin, Haksızlık ve Hukuksuzluk yapmayın,

Zira Verilen Sözde, Ahdinizde, Şahsi ve Toplumsal Sorumluluğunuz vardır,

( Neden Söyleyipte, Söylediğiniz gibi olmuyorsunuz, ?  

Fanatik taraftar, Anlayışsız taraftar olarak, Söyleyipte O şekil olmadığınız,

Şeylerin ardına Düşüp aldanmayın İnsanları aldatmayın,) “ der, 

 

     İSLAM DİNİNE DÜŞMAN LAİKLİK ANLAYIŞI      AALİ İMRAN SURESİ AYET 71

“ Niçin, Hak olanı, Doğru olanı, Adaletli olanı, Haksız olanla, Yalan olanla, Adaletsiz olanla karıştırıyor,

değiştiriyor, bile bile gerçeği gizliyorsunuz ? “ der.

 

     İSLAM DİNİNE DÜŞMAN LAİKLİK ANLAYIŞI      NUR SURESİ AYET 15

“ Siz, İftirayı, Hakaretleri, Dilden dile aktarıyor,

hakkında bilgi sahibi olmadığınız şeyleri, ağızlarınızda geveleyip duruyorsunuz “ der,

 

     İSLAM DİNİNE DÜŞMAN LAİKLİK ANLAYIŞI      SAF SURESİ AYET 2

“ Göründüğünüz gibi olmuyor ve Olduğunuz gibide görünmediğiniz halde,

Neden ( Kavram kargaşaları ile ) Yapmadığınız, Yapmayacağınız, Olmadığınız, Olamayacağınız, şeyleri,

Ağzınızda geveleyip duruyorsunuz, “ diye soruyor,

 

     İSLAM DİNİNE DÜŞMAN LAİKLİK ANLAYIŞI      BAKARA SURESİ AYET 44 ve 76

“ İnsanlara İyiliği, Güzelliği, Doğruluğu, Emredip, gösterip, Kendinizi unutuyormusunuz ?

Aklınızı kullanmıyormusunuz ?

Bunları ( Gözünüzün gördüğünü, Kulağınızın duyduğunu) düşünemiyormusunuz ? “ diye soruyor,

 

     İSLAM DİNİNE DÜŞMAN LAİKLİK ANLAYIŞI      CASİYE SURESİ AYET 23

“ Gerçeği ve Hakikati, Hak olanı görmek istemeyenleri, Kendi Gözlerine perde çekip, Kulaklarını Tıkayanları,

Duymak istemeyenleri, Kendi Gözlerini, Kalbini mühürleyip, düşünmeyenleri ve dahi

Hevasını, Arzularını, Şehvetini, kendi görüşlerini Tanrı edinen, Din, İnaç edinen kimseleri görmüyormusunuz, ? 

Bunlar kendi kendilerini hidayete gelmekten geri çevirenlerdir, haala düşünmezmisiniz,?” diye soruyor,    

 

     İSLAM DİNİNE DÜŞMAN LAİKLİK ANLAYIŞI      RAAD SURESİ AYET 25

“ Allah Zül Celale olan Ahitlerini, Allah Zül Celalin Birleştirilmesini Emrettiği Dünyalık işlerle, Dini Amellerinin,

Birlikteliğini, Bağlarını, koparanların, Yeryüzünde ( Kavram kargaşaları ile ) Fitne Fesat Çirkef çıkaranların Yurdu,

En Kötü olan Yurddur, İnsanlarıda En Çirkef Kötü olan İnsanlardır, “ der, 

 

     İSLAM DİNİNE DÜŞMAN LAİKLİK ANLAYIŞI      SEBE SURESİ 25

“ ( İslam Dinini İnkar edenler,) Siz, Bizim Yaptığımız Günahlarımızdan, Suçlarımızdan Sorumlu tutulmayacaksınız,

Bizde, Sizin yaptığınız işlediğiniz Günahlarınızdan Sorumlu tutulmayacağız, “ der,

 

     İSLAM DİNİNE DÜŞMAN LAİKLİK ANLAYIŞI      CAMİUSSAGIR HADİS No 29

  Sahabeden Ebu Hureyre (ra) anlatıyor, Allah Rasulu Sallalahu Aleyhi ve Sellem,

“ İnsanların En Çirkefi ve Allah Zül Celalin Ona Hiç Rahmet etmeyeceği Kimseler,

Başkalarına yapmalarını söyledikleri halde, Kendileri Söyledikleri şeylerin tersini yapan Ahmaklardır, “ dedi der,

 

     İnsanlara Saygılı olun derler, Kendilerinin saygısı ise sadece “ Biz saygı duyuyoruz “ dan ibarettir,

Tam tersine, İnsanların Maddi ve Manevi değerlerine Hakaret etmekten geri durmazlar,

Doğru ve Dürüst olun derler, Kendi aralarında dahi kapışırlar, onları görmüyormusunuz ?

 

 

     İSLAM DİNİNE DÜŞMAN LAİKLİK ANLAYIŞI      VAKIA SURESİ AYET 7

“ İnsanların Karakteri Üç Sınıftır, “ der,

 

     İSLAM DİNİNE DÜŞMAN LAİKLİK ANLAYIŞI      İSRA SURESİ AYET 84

“ Deki, Herkes kendi vicdani karakterine göre hareket eder,

Lakin, Herkesin kendi vicdani karakterine göre hareketi, Doğruluk, Hak ve Adalet kurallarına uymaz,

Doğruluk, Hak ve Adalet kuralları Allah Zül Celal Tarafından belirtilmiştir,

Kimin en doğru vicdani karaktere göre hareket ettiğini Sadece Allah Zül Celal bilir, “ der.

 

     İSLAM DİNİNE DÜŞMAN LAİKLİK ANLAYIŞI      CAMİUSSAGIR SUYUTİ HADİS No 76

  Sahabeden Abdullah Bin Abbas (ra) anlatıyor, Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem,

“ İnsanların Karakteri üç kısma ayrılır,

Birincisi,          Marufu emreden, Dinen yapılması Güzel ve faydalı olan, Helal olan şeyi Söyleyen,

                        yapılmasını Emreden ve Münkerden, Dinen yapılması Çirkin, Kötü olan,

                        Haram olan şeylerin de yapılmamasını Söyleyen, Men eden, Emreden, kimse ve kimselerdir,

İkincisi,            Kendisine ve başkasına zararı olmayan kimselerdir,

Üçüncüsü,       Hem kendisine hem de başkasına zararı doku­nan kimselerdir,

                        kendisinide, Başkalarınıda Helake götüren kimselerdir, “ dedi der,

 

     İSLAM DİNİNE DÜŞMAN LAİKLİK ANLAYIŞI      HAŞR SURESİ AYET 14

“ Sen, Onları, Derli Toplu sanırsında, Gerçekte, Gerçek gözünle bakarsan,

Onların Kalpleri Paçavra bibi Nifak dolu ve Bozuktur, Kendi aralarındaki çekişmeleri hiç bitmez,

çokda şiddetlidir, Zira Onlar, Kendilerini Akıllı ve Aydın gördükleri halde, Akıllarını kullanmayan,

Akıllarını İpotek vermiş Kimselerdir, Topluluklardır,  “ der,  

 

     İSLAM DİNİNE DÜŞMAN LAİKLİK ANLAYIŞI      ALİ İMRAN SURESİ AYET 110

“ İşte Size İndirdiğimiz Bu Kitap Kuranı Kerimle, Bu Din İslamiyetle, Allah Zül Celale İman Etmekle,

En Hayırlı Ümmet kılındınız, İnsanlar için çıkarılmış Kötülüklerden, Çirkeflerden, Faydasız şeylerden Nehyedenler,

Engelleyenler, Uzaklaştıranlar, Koruyanlar, İyilikleri, Güzellikleri, Hak ve Adaleti Emredenler, yapanlar,

uygulayanlar, En Hayırlı Ümmettir, Sizden Önceki Kitap Ehlide, Yahudi ve Hiristiyanlarda,

Bu İndirdiğimiz, Kitap Kuranı Kerime, Bu İslam Dinine, İman etmiş olsalardı, Hayırlı Ümmetten olurdu,

Lakin Onlar, Fasıklıkları ile, İnkarcılıkları ile, Ruhbanlıkları ile, Allah Yolundan, Ümmet yolundan çıkmışlardır,” der,

 

     İSLAM DİNİNE DÜŞMAN LAİKLİK ANLAYIŞI      RAMUZ EL HADİS HADİS No C3 S 278 H 10

  Sahabeden Ebu Derda (ra) anlatıyor, Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem, 

“ Allah Zül Celal İnsanların Karakterini Üç sınıf olarak yarattı,

  Bir sınıf, Yılanlar, Akrepler ve Yeryüzü haşeratı gibidir, Bu sınıf hayvanlar gibidir,

  Bir sınıf, Havada Rüzgar gibidir, Bu sınıf, bedenleri beni Adem bedeni gibi, ruhları ise şeytanların ruhudur,

Allah Zül Celal bunlar için şöyle der,

" Onların kalbleri vardır, onunla anlamazlar, Gözleri vardır, onlarla göremezler,

İşte bunlar hayvanlar gibidir, hatta aşağılıkların aşağısıdır,

  Bir sınıf da vardır ki, üzerine Hesab ve ikab terekküb eder,

Bu sınıf ise, Allah Zül Celalin gölgeliklerinden başka gölgenin olmayacağı günde

Allah Zül Celalin Arşının gölgesinde gölgelenecek barınacak olan Müminler Sınıfıdır, “ dedi der,

 

     İSLAM DİNİNE DÜŞMAN LAİKLİK ANLAYIŞI      MİŞKATÜL MESABİH HADİS No 180

  Sahabeden Ebu Ümame (ra) anlatıyor, Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem,

“ Bir Kavim, Bir Toplum, Hidayete, Doğru olan yola eriştikten sonra, Kendi aralarında Kavga, Çekişme,

Hizipcilik, Fırkacılık yaparlarsa, Dalalete, Sapıtmaya, Sapıklığa, Sapıklaştırmaya gitmişlerdir,“ dedi der,

 

     İSLAM DİNİNE DÜŞMAN LAİKLİK ANLAYIŞI      METEALİBUL ALİYE HADİS No 2927

  Sahabe Kadınlardan Rabia (ra) anlatıyor, Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem,

“ ( Kendi aralarında Kavga, Çekişme, Hizipcilik, Fırkacılık yaparlarsa, Dalalete, Sapıtmaya, Sapıklığa,

Sapıklaştırmaya gitmiş olurlar, Kendi Kendini Helak edecekler, Helak olacaklardır, “ dedi der,

 

     İSLAM DİNİNE DÜŞMAN LAİKLİK ANLAYIŞI      DARİMİ HADİS No 345 

  Sahabeden Ebu Umame (ra) anlatıyor, Allah Rasulu Sallalahu Aleyhi ve Sellem,

“ Benden sora Ümmetim içinde fitneler, Çirkefler doğacak, O Çirkefler yaşama geçtiğinde,

Kişi Müslüman olarak sabahlar, Kafir olmuş, Yoldan sapıtmış inkarcı olarak akşamlar, Kuranı Kerimin Ayetlerini

ve Benim Hadislerimi öğrenenler ve öğretenler, sadece Allaha İbadet edenler hariçtir “ dedi der,

 

 

     Buraya kadar olan Yukarıdaki Ayet ve Hadisler, bugünkü anlamıyla, Doğruyu ve Doğru olmayanı

Laikliği, ayırt etmeyi ifade etmektedir. Başka bir anlatımla İnsanın, Karşısındaki bir İnsanı tanıma ve anlama

bilgileridir. Buraya kadar olan Yukarıdaki Ayet ve Hadisler, tam olarak anlaşıldığında,

Üç şekil, İnsan karakterinin varlığı bildirilmektedir.

 

Birincisi ;         İnanan, İman eden, İman ettiği Dinin gereklerini öğrenen, öğreten ve yerine getiren,

                        bu bilgileri ile, kendine zarar verebilecek İnsanları teşhis ve tesbit eden, Düşünen,

                        kendini onlardan koruyan İnsan,

 

İkincisi ;           Güya İnanan ve İman eden, fakat İman ettiği Dinin gereklerini öğrenmeyen,

                        öğretmeyen ve gereklerini yerine getirmeyen, İbadetsizliği İnanç zanneden, Bilgisiz ve

                        Cahil olduğu için, kendisine zarar verebilecek İnsanları tesbit edemeyen, Düşünmeyen,

                        Dini mevzuda, yada Devlet mevzuunda, Başkalarının Kendisini kullanabileceği İnsan,

 

Üçüncüsü ;      İnanmayan, İman etmeyen yada İnanmış ve İman etmiş gibi görünen,

                        Cahil İnsanların bilgisizliğinden faydalanarak, İnsanları her konuda aldatmaya,

                       kullanmaya çalışan, Din Eğitimi ve Öğretimini kendi amaçlarına göre kısıtlayan,

                        Toplum içinde Terör meydana getiren İnsan,

 

     Siz, Bu Üç Gurup İnsan Karakterinden hangisine sahipsiniz ?

Sanki Günümüzdeki birilerini tarif ediyor, bu konuda biraz Siz düşünün,

 

     Soyunu Reddeden, Soyunu Silen Demokratlar, Laiklik, Herkesin Dinini seçmesi ve yaşaması özgürlüğüdür derler,

Lakin, Kendilerince İcad ettikleri Laiklikle, Laiklik Dinine inanırlar, Zira, kendilerince uydurdukları Laiklik Dininde,

İslam Dinine Amansız derecede alerjileri olduğu için, İslam Dini hariç, bütün inanışlar ve hareketler serbesttir,

     Onlara İslamdan bir şey dedinizmi, Hemen Dini Siyasete alet etmeyin derler,

Ecdattan ve Atatürkten sonra gelmiş geçmiş Güya Müslüman gibi gözüken Siyasilerde aynı şekilde

Bütün İnsanlarımızı Siyasi Emelleri ile aldatıp Siyasetlerine alet etmedilermi ? 

Zira, Bu Kavramların peşinde koşanların, Allah ve Rasulunu Dini ile, İslam ile, Bağdaşıklıları varmı ?

 

    Ziya Paşanın İfadesi ile, “ Ainesi iştir Kişinin, Laafa bakılmaz, Görünür Aklı, Kişinin Sinesinde,”    

 

 

     İSLAM DİNİNE DÜŞMAN LAİKLİK ANLAYIŞI      BELED ( İNSAN ) SURESİ AYET 2, 3 ve 10

“ Biz İnsanı Karmaşık atık bir Lahza Sudan, Yarattık,

“ Kuşkusuz Kendi isteğinizle, Kendi İradenizle, İman edip Şükredici yolda olmanızıda,

İmanı İnkar edip, Nankörlük edip Küfredici yolda olmanızıda gösterdik,

Sizi İmtihan etmek için İşiten ve Gören ve Düşünen yaptık,

( Kendi İsteği ile, İman Edici, Şükredici olabilmesi veya Nankörlük yapıp İnkarcılardan olabilmesi için )

“ Biz İnsana İki Yoluda ( İman Etmeyide, İnkar etmeyi, İmansızlığı da) gösterdik,” der,

 

     İSLAM DİNİNE DÜŞMAN LAİKLİK ANLAYIŞI      KAFİRUN SURESİ AYET 6, 4 ve 3

“ Rasulum Deki, Sizin Dininiz Size, Benim Dinim Banadır,

( Herkesi Dini İnancı Kendinedir, Kendindedir, Başkasının Zoruyla değil, Hiç Kimse, Hiç Kimsenin, Dini İbadetlerine,

İcaplarına, alay ederek dahi olsa, karalama küçük düşürme, yasaklama, Yasaklama getiremez hakaret edemez, )”

“ Benin, Sizin Dininize, İnançlarınıza, uymadığım, uymayacağım, uyamayacağım gibi,

Kendinizce uydurduğunuz ilkelere Kendiniz uymadığınız gibi,”

“ Sizde Benim Dinime, İslam Dinine, uyacak, uyabilecek değilsiniz,” der

 

     İSLAM DİNİNE DÜŞMAN LAİKLİK ANLAYIŞI      TİYN SURESİ AYET 4 ve 5

 “ Allah Zül Celal, Muhakkakki, İnsanı Emsalsiz biçimde, Ehsani Takviym olarak ve İnsan Sevgisi ile

Yarattım,“ Sonra İnsanlardan bazıları, kendi kendini, Aşağılıkların aşağılığına cevirdi “ der,

 

     İSLAM DİNİNE DÜŞMAN LAİKLİK ANLAYIŞI      ENAM SURESİ AYET 70

“ Dünya Hayatı Kendilerini aldattığı için, Dinlerini, Bir Oyun ve Eğlenceye çeviren,

Oyunlarını, Eylencelerini İbadet edinen Kimseleri Haala bırakmıyormusunuz, ?, “ dedi der, 

 

     İSLAM DİNİNE DÜŞMAN LAİKLİK ANLAYIŞI      RUM SURESİ AYET 32

“ Dinlerini parçaladılar ve bölük bölük, gurup gurup Fırkalar, Tarikatlar oldular,

her bir bölük ve gurup, kendi yandaşları ile övünür,

diğerlerinin doğruları dahi olsa, fanatik bir taraftar olarak reddederler “ der,

 

     İSLAM DİNİNE DÜŞMAN LAİKLİK ANLAYIŞI      ŞUURA SURESİ AYET 14

“ Onlar, Dinleri Üzerlerine Tamamlandıktan, Kendilerine İlim geldikten sonra,

Sırf Aralarındaki İhtirastan, Çekememezlikten, Dinlerinde Tefrika ile birbirleri ile Ayrılığa düştüler,

ve dahi devam edecekler, ” der, 

 

     İSLAM DİNİNE DÜŞMAN LAİKLİK ANLAYIŞI      RAAD SURESİ AYET 36

“ Müminlerden Öyleleri vardırki, Kendilerine vahyederek indirdiğimiz Kitaptaki Hükmiyetleri,

bunlar Rabbimin Hükmiyetleridir diyerek sevinçle karşılayanlarda vardır, Bu Hükmiyetlerde Hizipleşenler, Ayrışanlar,

Hükmiyetlerin bir kısmını, İşlerine gelmeyen kısmını İnkar ederek Şirk Koşmuş olanlarda vardır,

Rasulum Deki, Ben ancak ve Mutlak Rabbime Kulluk etmekle ve Bana İndirileni Sizlere Tebliğ etmekle Emrolundum,

Ben de Onu Tebliğ ediyorum, Dönüşüm ve Dönüşünüz mutlak Ona olacaktır,”

“ Rasulum, Sana Düşen, Sadece Tebliğ Etmektir, Bana Düşen ise, Ancak ve Mutlak olan Hesaba Çekmektir,”  der 

 

 

     İslam Dininde, Din Adamlarının veya Birilerinin : Kendi kafalarına göre, Din veya Devlet adına Suç icad ederek

Yargılama ve Cezalandırma yapması yoktur, İslam Dini bunu kesinlikle reddeder,

Bu gibi Din Adamlığı ve Ruhbanlık Sıfatları kurumlarının, İnsanlar üzerinde bir hakimiyet kurmasıda

söz konusu olamaz. İslam Dini Yukarıda sayılan Öğretilerin tamamını kesinlikle reddeder.

İslam Dininin Temeli Ayet ve Hadislerdir, Ayet ve Hadislere dayanmayan bir Hüküm Bir şey,

Kesinlikle İslam Dini değildir, Bir Hüküm, Bir Şey Ayet ve Hadislere dayanırkende,

Diğer Ayet ve Hadisleri ve Hükmünü ortadan kaldıran ve Yok eden değildir,

 

     Laiklik ve Laik Eğitim ve Öğrenim ve Cumhuriyet kazanımları kavramları adı altında,

Anayasal Devlet Yetkisini, İdeolojik ve Partizan olarak kötüye kullanan,

İslam Dinini : Sosyal Yaşamı ve İbadetleri olmayan, yok sayan bir İnanç Sistemi olarak gösteren ve uygulayan,

İslam Dininin Hiçbir İbadetini ve Sosyal Yaşamını karşısında görmek istemeyen, Çağ dışı olarak niteleyen,

Din Eğitim ve Öğrenimini kısıtlayan yasaklayan ve engelleyen, gerek Siyasilerin, gerek Dinci gibi gözüken ve

İslam Dinine saygısı lafta olan soyunu reddeden Demokratların, İdarecilerin yetki diktatörlüğüne, bırakmıyormu?

 

     Laiklik taraflılığı adına, İrticai faaliyet ve Laiklik ve Laik Eğitim ve Öğretim, Kavramları adı

altında, İslam Dinine, Kuranı Kerim ve Ayetlerine, İslam Dininin Peygamberi Hz.Muhammedin Hadislerine,

İslam Dininin İbadetlerine, Ezan, Namaz, Oruç, Haç ve Türban İbadetlerine ve Mukaddesata,

1400 yıl önceki karanlık, Kara kitap, Bu adamları belliycez, Yarasalar, Yobazlar, Kökten Dinciler, Aşırı Dinciler,

Çağdışı adamlar, Karanlık Kafalılar, İrticacılar, Takiyyeciler, Beyin yıkayıcılar, Bir Metrelik bezin peşine

düşenler, Tarikatcılar, Laiklik ve Rejim düşmanları diye, Çirkef bir Siyasetle,

Milletin Manevi değerlerine hakaretlerle saldıranlara, Sen İftira ve Hakaret ediyorsun denilemiyor,

 

     Osmanlı Devletinin Son 50 yılında Devamlı Haclı saldırıları ile bu saldırılara karşı devamlı harp halinde

Olduğundan Osmanlı Devleti içinde Sadece Ruhbanlık Eğitimi vermeye başlayan Avami Eğitim Kurumları,

Tekke ve Zaviyeleri kapattı, Yeni Türkiye Cumhuriyeti Devletimiz kurulduğunda, Atatürk, Dini Eğitimin ve Öğretiminin,

Fen, Matematik gibi diğer derslerle birleştirilmesi Kanununu Tevhidi Tedrisat Kanununu çıkardı,

Tevhidi Tedrisat Kanunu,  Temek Eğitim ve Öğretimde,  İlk, Orta ve Lise Dönemi Eğitim ve Öğretimde,

Tüm Temel Derslerin Birleştirilmesi Kanunudur, bugünkü gibi Kız ve Erkek Öğrencilerin birleştirilmesi kanunu değil,

Zira bu Lise Kız Tuvaletlerinde Bebek Ceninleri olarak önünüze gelmiyormu ? bunu kabul edenmisiniz ?

 

     İnancının gereğini Öğrenmeyen, Öğrenmek istemeyen, yaşamayan,

yaşadığının doğru inanç olduğunu zanneden, Şimdiki Laik Zümreler,

Laikliği : İnançsızlıklarına inanmak olarak gördüklerinden,

Laikliği : Dinin Sosyal yaşantısını Toplumdan soyutlamak ve İbadetlerin reddedilmesi olarak gördüklerinden,

Laikliği : Şahsı, Dininin Sosyal yaşantısından, kısıtlanarak uzaklaştırılması olarak gördüklerinden,

Laikliği : Din Eğitimi ve Öğretimini, kısıtlamak ve çarpıtmak olarak gördüklerinden,

İslam Dinin Sosyal yaşam biçimi ve İbadetlerini, İrticai faaliyet ve Laiklik karşıtı eylem olarak nitelendiriyor,

İslam Dininin İbadetlerini ve Sosyal yaşam biçimini, Devlet adına Suç olarak icat ediyor ve nitelendiriyor,

Kişiyi ve Toplumu bunlardan dolayı, Yargılıyor, cezalandırıyor, Toplumdan tecrit ediyor.

Akılsız, Mantıksız saçma sapan yasaklamalar ve kısıtlamalar getiriyorlar. Laikliği, Dinsizlikmiş gibi uyguluyorlar,

Bu vakıa, Sosyal Hukuk ve Adalet İlkelerine bağlı Devlet anlayışı ile taban tabana zıt değilmi ?

Bu vakıa, Türk Milletinin, Ülkesi ile bölünmez bütünlüğünün parçalanması demek olan Sosyal Terör değilmi ?

 

     İslam Dininin asliyetinde, Herkes, Dininin İbadet ve Sosyal Yaşam Kurallarını Öğrenmek, Öğretmek ve

Yaşamak yükümlülüğündedir, Öğrenipte, Öğrendiğini yaşamayanın, Öğrendiğini Öğretmesi, Mümkün değildir,

Ruhban Din Adamlarının Din bilgisinin, Sizi Bilgili yapması Mümkün değildir,

Ruhban Din Adamlarının gayesi, Sizin Kafanızı daha çok karıştırıp, Sizin üzerinizde Hakimiyet kurmaktır,

Şimdiki Adı Avrupa birliği olan Hiristiyan olan ülkelerde,

Engizisyonun nasıl hakimiyet kurdu tarih kaynakları ile bilinmektedir,

Şimdide Kilisenin, Papalığın, O Ülke ve Ülkeler üzerinde hakimiyet kurduğu ve etkili olduğu bilinmektedir,

Batıda, Yakın Çağın sonuna kadar Devlet işlerini, Hahamlar, Papazlar ve Papa idare etmiş veya etkili olmuş,

kendi kafalarında uydurdukları Din kuralları ile Suç icad etmiş, Halkı yargılamış ve cezalandırmıştır,

Bu Vakıa Tarihe “ ENGİZİSYON MAHKEMELERİ “ vahşeti diye geçmiştir,

Birilerinin kendi kafalarına ve ideolojilerine göre Suç icad edip, yargılamasına ve cezalandırmasına

ENGİZİSYON VAHŞETİ dir, sonucu Toplum içinde Terör vahşiliğidir.

 

    Laik Eğitim kavramı adı altında, Din Eğitimi ve öğretimini içeriğini,

Mahkeme Kararları ile diğer derslerden ayırıp, kısıtlayıp, sınırlayıp, anlamsız ve manasız hale getirerek,

Temel Din Eğitimi ve Öğretimi, Uyuşturulmuş Cahilleştirilmiş Din adamı sıfatındakilere,

İnsanlara Masal, Hikaye Anlatan Din adamlarına, Camide Namaz kıldırma memurlarına,

Namaz kıldırma memurluğu başkanlığına,

Kendini Çağdaş ve Aydın Din Alimi olarak lanse eden Fındıkkıran Pornocu Pornofösör,

Sosyete İlahiyat Dekanlarına, Ucube İslamcı Yazarlara, Tarikatlara ve Alevi DEDELERİNE bırakılamaz,

Zira bunların Hiç birinin Eğitimcilik Vasfı yoktur, Eğitimcilik Vasfı olmayanlar, Eğitim ve Öğretim veremez,

Eğitim vermeye kalkarsa, durumlar çok değişik şekiller alır,

 

     Temel Din Eğitimi ve Öğretimi, Cemalettin Kaplancılara, Ali Kalkancılara, Aczimendi gibi sapık tarikatlara,

Hizbul Vahşi, Hizbuttahrik, İBDAC, EL Kaide gibi Terör örgütlerine bırakılamaz,

Zira Temel Din Eğitimi ve Öğretimi, Laik Eğitim ve Öğretim adı altında

Devletimizin Eğitim ve Öğretim kurumlarında, diğer derslerden ayrılır,

Tam ve Doğru olarak verilmez yada kısıtlanırsa, bunlar devreye girer.

Başka yerlerden öğrenilen yanlış Dini bilgiler, Terörün beslenip büyüdüğü nedenlerden biri değilmidir ? 

 

 

     Osmanlı Devletimizde, Devşirme Ocağından yetişen ve Sırp Asıllı ve dahi Kıbrıs Fatihi olan,

Sokullu Mehmet Paşa, Padişahlıktan sonra En yüksek Devlet Makamı olan Sadrazamlığa,

yani Başbakanılığa gelebiliyor iken, Osmanlı Askeriyesinde ve İdaresinde,

Ermeni ve Yahudi Paşalara Hiçbir ayrımcılık ve bölücülük yapılmazken,

Bugün : Kamusal Alan Kavramları adı altında, Devletine İtaat ve Hizmet ederek, İbadetlerini yerine getirmeye

çalışan İnsanlarımızı, İrticai faaliyet yapıyor uydurmaları ile, Temel Hak ve Hürriyetleri Gasp ediliyor,

ayrımcılık yapılıyor, bölücülülük yapılıyor, Anayasal olarak, Devlet İdaresinde bulunma, Memuriyet yapma,

Kamu hizmetinde bulunma hakları, İrticacı damgası ile, Amirlerin, İnfaza Yargı uydurması ile,

İtiraz dahi edilemeyecek ve başka yerde İş bulamayacak şekilde görevinden atılıyor,

Eğitim ve Öğrenim göremeyecek şekilde Okullarından atılıyor,

Anayasal, Demokratik, Laik ve Sosyal Hukuk Devleti nerede ? Siz bu Laiklik anlayışını anlayabildinizmi ?

Osmanlıdaki bu Laiklik anlayışına ulaşabildinizmi ?

 

     Tarihte : Ecdadımızın Kurduğu Devletlerde ve Osmanlı Devletinde, Devletin ve Devlet İdarecilerinin :

Halkın, Dini ve Sosyal Yaşantısı ile bir proplemi ve aykırılığı yoktur, Hangi Milletten ve Hangi İnanışta olursa

olsun, Devlet İdaresinde : Toplumları birbirine düşman eden saçma sapan yasaklar getirilmemiş, aksine 

Toplumların kendi inançları gereğini yapmalarına özen gösterilmiştir,

 Ayrı Dinde ve Ayrı İnanışta olan Milletleri, Yüzyıllarca aynı İdare altında,

Toplumsal çatışmalara yol açmadan, Toplumsal Huzur içinde, Rahat içinde, yaşamalarını temin etmiştir,

Şimdiki İdarecilerimiz, Kendi Toplumumuz içinde aynısını yapıyormu ?

 

     Tarihteki Devletlerimizde ve Din Devleti olduğu ileri sürülen Osmanlı Devletimizde,

Kime ve Zorla, İslam Dini kabul ettirilmeye çalışılmıştır ?

İdare zoru ile, Kanun zoru ile ve Saçma sapan yasaklarla, Kimin,

Mensubu olduğu Dinin gereklerini yerine getirmesine, engel olunmuş ve bu hürriyetleri yok sayılmışmıdır ?

Şimdiki Bizim İdaremiz , Bize : Dinimizin Sosyal Yaşam biçimini kısıtlayıp, yasaklayıp ve teçrit edince,

Laikliği İthal ettiğimiz Fransa da, İslam Dininin Sosyal Yaşam biçimine, Türbana yasaklama ve kısıtlama getirir,

Hani, Ecdadımızdaki Laiklik, Hani Fransadaki Laiklik, Hani Şimdi Bizde uygulanan Laiklik ?

 

     Osmanlı Devletimizde : Devlet Başkanlığı, Padişahlıktı, Lakin, Devlet adına bir iş yapılırken, karar alınırken,

Osmanlı Devleti Yasama Organı olan, Divanı Hümayunda, İNSANLIK MECLİSİNDE,

Devlet Adamlarının tamamının görüşleri alınır, Hak ve Sosyal Adalet ilkeleri dahilinde getirdikleri dayanaklara

göre, Doğru olan çoğunluğun fikirleri neticesinde Demokratik olarak Kararlar alınırdı,

Osmanlı Devleti, Padişahlıktı, Lakin Diktatörlük değildi,

Şimdi Makam yetkisini eline geçiren, Ben Ne dersem O olur diyor, adı Demokratik Fiil, Despot Diktatörlük !!!

 

     Bugün Din Adamı diye Kimi, Kimleri dinliyorsanız,

Kuranı Kerim Surelerinde, Allah Rasulunun Hadislerinde, Sünnetlerinde bulunan Hükümleri Yok ederek,

Şu Mezhebe göre şöyle, Şu Taraikata göre şöyle, Bu mezhebe göre, Bu Tarikata böyle diyerek,

Birbirinin tam zıddı fetvaları Mezheplere yamayarak anlatmıyorlarmı ?

 

     Cemaat ve Tarikatlardan şikayet edilmekte ;

Eğitimsizlik, Bilgisizlik, Cahillik ve Ruhbanlık yapısı ile oluşan Cemaatleşme ve Tarikatlardan bende

hoşlanmıyorum, bu tür cemaatleşme ve Tarikatların çıkmasına ve gelişmesine neden olan şey,

Sözde Din Eğitimi ve Öğretimini Diğer Eğitim ve Öğretimden ayırmak,

Laik Eğitim ve Öğretim diyerek, Din Eğitimi ve Öğretimini kısıtlamasından kaynaklanmaktadır.

Şayet Din Eğitimi ve Öğretimimin, Temel ve Zorunlu Eğitim Öğretimde, diğer dersler ile birleştirilirse,

Tam ve Doğru olarak Eğitim ve Öğretim verilirse, Eğitimsizlikten, Bilgisizlikten, Cahillikten,

Ruhbanlık yapısı ile oluşan bu tür Cemaat ve Tarikatlar kendiliğinden ortadan kalkar, başka yolla değil.

 

     CUMHURİYET Kavramı, İslam Dini kökenli bir Kavramdır, Cemaat Kavramının çoğuludur,

Cemaat Kavramının bugünkü karşılığı, Sivil Toplum örgütleridir,

Cumhuriyet Kavramının, yerine geçebilecek ve İrticai olmayan bir kavramınız varmı ?

     Şayet Din Eğitimi ve Öğretimi, Devletin Eğitim ve Öğretim Kurumlarında,

Tam ve Doğru şekilde verilirse, Her Kişi Dininin gereklerini Tam ve Doğru olarak öğrenirse,

Bu gibi Din Adamlığı ve Ruhbanlık kurumlarının, İnsanlar üzerinde bir hakimiyet kurmasıda söz konusu olamaz,

 

     1850 li yıllara kadar Şeyhlik ;

bugünkü anlamı ile Bilim adamlarının kendi alanlarında Ordinaryus Profösörlüğü idi,

yani : Askeri açıdan, Genel Kurmay Başkanlığı, Eğitim ve Öğretim açısından, Rektörlük, Dekanlık,

YÖK Başkanlığı olan, Medrese Şeyhliği,

Üretim, Ticaret ve Mesleki açıdan, Sanayi, Ticaret, Esnaf birlikleri Başkanlığı olan,

Ahilik Şeyhliği gibi Başkanlıklardı, 1850 li yıllardan sonra, Osmanlı Devletinin son dönemlerinde,

Devletin içinde olan iç karışıklıklar nedeni ile,

Osmanlı Devletini ortadan kaldırmak için çalışan, Buğünkü adı Avrupa birliği olan

Müttefik İşgal kuvvetleri ülkeleriyle devamlı harpler nedeni ile,

Osmanlı Devleti, Eğitim ve Öğretim denetiminden uzak kalmıştı,

1850 li yıllardan sonra Tekke ve Zaviyelerde Şeyhlik, DİNİ alanda Ruhbanlık oldu,

günümüzdeki Tarikatlar da, tıpkısının aynısı bu Ruhbanlık kültürüne dayanmaktadır.

Günümüzde Medyamız Sahte Şeyhlerden bahsetmekte ve İslam Dininden bu yolla nefret ettirmeye

devam etmektedir, Bu Medyaya Soruyorum, Hakiki Şeyh Nasıldır ?

Sizin Menfeat lerinize dokunmayanlar, Sizin emellerinize hizmet edenlermi Hakiki Şeyh tir ?

“ Allah ile Kul arasına kimse giremez “ denilen kavram, Ruhbanlığın ne olduğunu anlatmaya yetmiyormu ?

 

 

     İSLAM DİNİNE DÜŞMAN LAİKLİK ANLAYIŞI      HADİD SURESİ AYET 27

“ ( Allah ile Kul arasına Vasıta olarak icad ettikleri, Din adamlığını, İnanç Öndeliğini ) Ruhbanlığı,

Biz Onlara yazmamıştık, Ruhbanlığı, Din Adamlığını, İnanç Önderliğini, Siz İcad ettiniz,

Ruhbanlığı ( Din Adamlığını, İnanç Önderliğini ) İcad edenler, sapıtmış ve yoldan çıkanlardır, “ der.

 

     İSLAM DİNİNE DÜŞMAN LAİKLİK ANLAYIŞI      RAMUZEL HADİS HADİS No C/2 S/144 H/3

  Sahabeden Ebu Umame (ra) anlatıyor, Allah Rasulu Sallalahu Aleyhi ve Sellem,

“ Ben Hakiki kolay bir Din ile, kolaylaştırılmış bir Din ile gönderildim ve Sonradan Ruhbaniyet icad etmedim,

Yahudi Hahamları, Hiristiyan Papazları Dinlerinde Sonradan Ruhbaniyet icad ettiler Fakat Ruhbanlığı dahi

yerine getirmediler, Din adına sonradan ihdas ettikleri Helal ve haramları dahi yerine getirmediler, “ dedi der,

 

     Yahudilikte ve Hiristiyanlıkta, Dini Öğrenmek, Dini İbadetleri yapmak, Dini Hükmiyetleri yerine getirmek,

Ayin Yapmak, Sadece ve sadece Ruhban Hahamlara, Papazlara, Piskoposlara aittir,

Sade vatandaş bunlar olmadan Dini hiçbir şey yapamaz,

     İslam Dininde ise, Dinin Öğrenilmesi, Dini İbadetleri yapılması, Dini Hükmiyetlerin yerine getirilmesi,

Herkese Ferden aittir, Ferdi bir Mükellefiyettir, Zira İslam Dininde Ruhbanlık Yoktur,  

 

     İndirildiği dönemden sonra Yahudi Hahamlarının ve Hristiyan Papazlarının kendince uydurarak

Tahrip ve Tahrif ederek yazdığı, Yahudiliğin Kitabı TEVRAT ve Hristiyanlığın Kitabı İNCİL de,

Suç ve Cezayı bildiren Hükümler, Sosyal Hukuk ve Adalet Sistemini bildiren Hükümler,

Yargı ve Cezalandırmanın Devlet İdaresine ait olduğu Hükümler, Seçim Sistemi ve Demokratik olma Hükümleri,

Laiklik yani Devlet İdaresi işlerinin, ; Şekli ve Zamanı belirtilmiş İbadet işlerinden ayrı olduğu Hükümler yoktur,

Hahamların ve Papazların, Ruhban Din Adamlarının, Din adına İcad ettikleri Suçlar ve Cezalar vardır.

     Bunun İspatı, Hepsi Hristiyan oldukları halde, KATOLİK, ORTODOKS, PROTESTAN ve SÜRYANİ

Mezheplerinin İncillerinin ayrı ayrı olmasıdır, tek benzerlik gösteren noktası Hepsinde Ruhbanlık vardır.

İslam Dininde Ruhbanlık yoktur.

 

            Yahudilikte :    Yahudilik Dini olan Museviliğe kabul edilme standardı olan,

                                   Sonradan Yahudi ve Musevi olunmaz, Yahudi Musevi doğulur gibi,

                                   Patrik, Haham ve Papazlara Diz çökmek ve Secde etmek gibi,

           

            Hiristiyanlıkta : Hiristiyanlık Dinine girmeyi kabul demek olan Vaftiz edilme gibi,

                                   Dinden çıkarılmak demek olan Afaroz edilme gibi,

                                   Günah Çıkartma, Kutsanma ve Kutsama, Kutsallık addederek İkonaları öpmek gibi,

                                   Ayinlerde Sadece Papazın İncil okuyup İbadet etmesi diğerlerinin Papazı seyretmesi gibi,

 

     İslam Dininin Asliyetinde : Papalık, Papazlık, Rahibelik, Mollalık, Şeyhlik, Müritlik, Tarikat Liderliği,

Tarikat Dedeliği ve Babalığı gibi Din Adamlığı Ruhbanlık Sıfatları ve Kurumları yoktur,

İslam Dinine atfedilen, yapıştırılmaya çalışılan, Şeyhlik ve Müritlik Kavramının aslı,

Şeyhlik Öğretmenliktir, Müritlik Öğrenciliktir, Kesinlikle Ayet ve Hadisleri terk edip,

Ruhban Din Adamlarına tabi olmak değildir,

 

     İslam Dini ile bağı kopan ise, Serseri Mayın gibi dolaşır,

Mayının nerede ve ne zaman patladığında ve Ne kadar zarar verdiğinide siz ölçmeye çalışınız, 

     Bilgisizlik, Cahillik, her kötülüğün ama her kötülüğün kaynağıdır,

Bilgisiz, Cahil bir İnsan, Toplumdaki art niyetli İnsanlardan, kendini koruyamaz, kollayamaz ve savunamaz.

Dini bilgisi ve diğer bilgileri tam olan bir İnsanı, art niyetli olan İnsanlar,

gerek Din hususunda gerek diğer hususlarda aldatarak kendi çıkarlarına alet ederek kullanamaz,

Bilgisi olmayan Cahil İnsanlar, art niyetli İnsanların peşinden, Fanatik bir taraftar olarak sürüklenir,

 

     Ancak ve Ancak, Allah Zül Celalin Kitabı Kuranı Kerim ve Allah Rasulu Hz Muhammed

Sallallahu Aleyhi ve Sellemin ifadeleri, Sözleri, Hadisleri, Sünnetleri, sayamayacağınız kadar anlam ve Adres taşır,

Kuranı Kerimdeki Ayetlerin ve Allah Rasulunun Sözlerinin, Hadislerinin,

Düşüncesinin, Felsefesinin, Daha üstünü ve Daha Doğrusu yoktur, Bulamazsınız,

Kuranı Kerim Ayetlerinde ve Allah Rasulunun Sözlerinde, Hadislerinde, sayamayacağınız kadar çok,

Düşünce, Felsefe ve Adres vardır, Mesela, sadece Topraktan çıkanı sayabilirmisiniz ?

 

     Yahudiliğin Kitabı TEVRAT ta Hiristiyanlığın Kitabı İNCİL de, böyle Çeşitli yönler,

Çeşitli anlamlar ve adresler Yoktur, Yahudilerin Tahrip ettiği Tevratta, Hiristiyanların Tahrip ettiği İncilde,

İnsan İfadelerinde, Sözlerinde böyle çeşitli Yönler Anlamlar çıkması mümkün değildir ve mümkün olamaz,

İnsan İfadelerinde böyle çeşitli yönler, Anlamlar, Adresler varmıdır ?

İslam Dininin Nasıl bir İNSALIK SİSTEMİ olduğunu anlayabildinizmi ?

 

 

            KAİNATI : Yoktan Yaratan, ( Kainatın yoktan var oluşuna, Bilim, BİGBEN , Büyük patlama diyor )

            KAİNATI : Başkası tarafından, Şarsılamaz Yörünge Düzeninde Yaratan,

            ATMOSFERİ ve MANYETİK ALANI ile, Kendi Kendini koruyan DÜNYAYI Yaratan,

            TABİAT, BİYOLOJİ, KANUNLARI diye nitelendirilen,

Kendi kendini yeşerten, Tamir eden, Temizleyen Sistemi Yaratan, ( Bilim bugün buna Kök Hücre tedavisidiyor )

BU KAİNATA, EFENDİ OLMASI İÇİN : Kendi kendini tamir eden Biolojik bir Mekanizma ile İNSANI Yaratan,

ISO 9000, ISO 9001, ISO 9002 Kalite Standardı gibi, Bir Müslümanın Asgari Standartları olan Bu İlkeleri,

Toplumun, Kendi kendini İdare etmesi için gerekli Bu İlkeleri, İnsanın, İnsan Olabilmesi için, Medeniyeti,

Kuranı Kerim Ayetlerinde ve İslam Dininin Peygamberi Olan Hz.Muhammedin Hadislerideki Şeriatı ile

Bütün İnsanlığa, Tam ve Eksiksiz olarak bildirdi, gösterdi, İnsanlığa düşen vazife,

Asgari bu Standartlara göre hareket etmek ve İnsanca yaşamaktır, Bunlar bir İddia veya İdeoloji değildir,

Kuranı Kerim Ayetlerinde ve İslam Dininin Peygamberi Hz. Muhammedin Hadislerinde mevcuttur,

Teknik ve Beşeri Bilimlerin bu güne kadar ulaşabildiği seviyeye göre, İnsanlık bu İlkeleri ancak anlayabilmiş, 

Kıyamet diye nitelenen, İnsanlığın Yok oluş tarihine kadarda, İnsanlık, bu İlkeleri anlamaya devam edecektir,

 

     Bilim ve İlim Ne Kadar gelişirse gelişsin ve dahi geliştikce, Ancak ve ancak Allah Zül Celalin

Kuranı Kerim Ayetleri ve Habibi ve Rasulu Muhammed Aleyhisselamın Sözlerini Hadisleri Hükümlerini

Tastik eder, İspatlar, Dogma diyerek, Ayet ve Hadisler Hükümlerini, Kendi Akıllarını

Ayet ve Hadislerden Üstün gören, Sapıkların, Sapıtmışların, İnkarcıların İddialarını, Yalanlarını,

Düzenlerini, Düzenbazlıklarını ise Yok eder,

 

    ÜMMET olmak, Vatandaşlık değildir.

Semavi Dinlerde bir Peygambere ve Dine İman etmek ve O Dine Mensup olmak demektir.

Hz. Musa Peygambere ve Tevrata İman edenlere, Musevi Ümmeti,

Hz. İsa Peygambere ve İncile İman edenlere, Hiristiyan Ümmeti,

Hz.Muhammed Peygambere ve Kuranı Kerime İman edenlere, Müslüman Ümmeti denir.

Önemli olan Bu Üç Peygamberden Biri dahi Sizi Ümmeti olarak kabul edecekmi ? Siz Onun hesabını yapın ?

Tarihteki Devletlerimizde, Selçuklu ve Osmanlı Devletlerimizde de Bu Ümmetler vardı,

Var olmayada devam edecektir, Ümit ederimki,

Ümmet kavramı ile Ulus ve Vatandaşlık kavramını bir daha karıştırmazsınız.

 

 

     HALİFELİĞİN RUHBANLIK OLMADIĞI                                       YUNUS SURESİ AYET 14

“ Yeryüzünde Sizi, Halifeler, Devlet Başkanları yaptıkki, Nasıl davranacağınızı görelim, “ der.

 

     HALİFELİĞİN RUHBANLIK OLMADIĞI                                       HUUD SURESİ AYET 7

“ Allah Sizi Yarattıki, Hanginizin Daha Güzel işler yapacağı hakkında denenmektesiniz,  “ der,

 

     HALİFELİĞİN RUHBANLIK OLMADIĞI                                       EN”AM SURESİ AYET 165

“ Sizi Yeryüzünde İmtihan etmek için, Sizi Yeryüzünün Halifeleri, Devlet Başkanları, Devlet İdarecileri olarak,

Kiminizi Kiminizden, Seçmiş ve Seçilmiş olmakla Yetkili kılan Allahtır “ der.

 

     HALİFELİĞİN RUHBANLIK OLMADIĞI                                       CAMİUSSAGIR HADİS No 2420

  Sahabeden Enes Bin Malik (ra) Allah Rasulu Sallalllahu Aleyhi ve Sellem,

“ İdarecileriniz, Allah Zül Celalin, Yeryüzündeki Halifeleridir, Onu aldatan, Hak yoldan sapar,

Onun iyiliğini düşünüp yol gösteren ise doğru yoldadır, “ dedi, der,

 

     HALİFELİĞİN RUHBANLIK OLMADIĞI                                       BUHARİ HADİS No 1915

  Allah Rasulunun Hanımlarından ve Müminlerin Annesi Aişe (ra) anlatıyor,  Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve

Sellem bana, Yâ Âişe, “ Ebu Bekirin oğlunla, Ebu Bekire haber göndererek Benden Sonra, Hilâfeti,

Devlet Başkanlığını, Ebû Bekire, Vâsıyyet etmeyi arzu ettim. Fakat Sonra,

Hilâfet dedikoducularının sözlerinden ve Hilâfet umanların temennîlerinden nefret ederek düşündüm ki,

Allah, Azze ve Celle, Ebû Bekir`den başkasının Halîfe olmasını Men`edebilir, Hilafeti vermeyebilir,

Yahud, Allah Azze ve Celle, Hilafeti, Halifeliği, Ebû Bekir`den başkasına Müyesser kılmayabilir, 

Mü`minler de Ebû Bekir`den başkasının Halîfe olmasını men` edebilirler, İstemeyebilirler,

Mü`minler, Ebû Bekir`den başkasını, Bî`at ve Mutâba`attan, Seçmekten ve Tabi olmaktan imtinâ edebilirler,

çekinebilirler, Hilafeti, Devlet Başkanlığını, Birine Vasiyet edersem,

Müslümanlardan Başka birininde Halife, Devlet Başkanı olabileceği men edilirse,

Vasiyet edilen, İyi Basiretli bir Devlet adamı olacak olmazsa,

Müminler arasına karışıklık, kargaşa, bozgunculuk ve nifak çıkacağını gördüm,

Hilafeti, Halifeliği, Devlet Başkanlığını birine Vasiyet etmekten vazgeçtim, “ dedi der.

 

     HALİFELİĞİN RUHBANLIK OLMADIĞI                                       METEALİBUL ALİYE HADİS No 2039

  Sahabeden Ebu Salebe El Huşeni (ra) Allah Rasulu Sallalllahu Aleyhi ve Sellem,

" Bu ümmetin başlangıcı Nübüvvet ve Rahmettir, ondan sonra Hilâfetle Rahmet dönemi başlayacaktır,

Hilafetten Sonra, Zulüm dolu Krallık, onun peşinden Azgınlık, Zorbalık ve Fesat dönemi başlayacaktır,” dedi der,

 

     Hilafet veya Halifelik, Ruhbanlık değildir veya Babadan Oğula geçen bir Vasiyet değildir,

Devlet Başkanlığıdır.Seçim Sistemi ile Devlet Başkanı seçilmesi, Demokrasi, Demokratiklik ve Laiklik,

Hiçbir Medeniyet Mitolojisinde yokken, Kuranı Kerimin Ayetlerinde ve İslam Dininin Peygamberi

Hz.Muhammedin Hadislerinde açık ve net olarak bildirilmiştir,

 

     İslam Dininin Peygamberi Hz. Muhammed ten sonra, Beş Halife, yani Beş Devlet Başkanı,

Hz. Ebu Bekir, Hz Ömer, Hz. Osman. Hz.Ali ve Hz. Hasan bu Seçim Sistemi ile Halife,

yani Devlet Başkanı olmuşlardır.  Bu Beş Halife şimdiki gibi,

Yargı dokunulmazlığı ve Yargı ayrıcalığı ile Sefahat ve Saltanat sürmekle değil,

“ Fırat kenarındaki bir koyunun, ayağının kayarak Nehre düşmesinden, ben sorumluyum “ diyen ve

İdaresi altındaki Toplumların tüm sıkıntılarını kendisi arayıp bularak ve dahi,

Devlet işi yaparken Devletin Mumunu, Namaz kılarken kendi Mumunu kullanma, hassasiyetinde LAİKLERDİ.

 

     Bizim Ecdadımız da, bu Laiklik anlayışı hassasiyetinden şaşmadan, İdaresi altındaki Toplumları,

Bu Laiklik anlayışı hassasiyetinden en ufak bir şaşma dahi göstermeden,

Toplumları bir biriyle zıtlaştırmadan, Cepheleştirmeden ve Tahriklere meydan vermeden İdare etmişlerdir,

Şayet, Halifelik ve Hilafet, Ruhbanlık olsa idi, aynı zamanda Halife olan Osmanlı Padişahları,

İlim sahibi Alimlerin, Bilginlerin önünde, Ders almak, Fikir almak için Diz çökmezdi.

 

     Tarihte Orta Çağdaki adı, Haçlılar, Haçlı Birliği, Çanakkale, İstiklal Harbindeki adı, Müttefik İşgal Kuvvetleri,

Atatürkün tanımlaması ile, Müstevliler olan, Şimdiki adı Avrupa Birliği olan,

Türkiyeye karşı devamlı Yunan kışkırtıcısı olan  İngiliz, Fransız, Alman ve Amerikanın Güdümünde devamlı

Osmanlı Devletine ihanet ve Hıyanetlik eden Osmanlıyı Sırtından vuran, Arapların Halifeliğini Resmen kaldırdı,

O Araplar halende aynı şekilde devam etmekte değilmi ?   

 

     Türklerin : Devlet Rejimlerinde ve Sistemlerinde bu zamana kadar,

başka rejimlerin ve sistemlerin etkisi altında kalması, Onun himayesine girmesi, gibi bir korku Fobisi yoktu.

Bugün Rejimden ve Sistemden yana bir korku Fobisi varsa,

Gaflet, Dalalet ve Hatta Hıyanet içinde bulunan Bunak İktidar sahiplerinin,

Siyasilerin ve Medyanın İdeolojik Kimlik, Kişilik Zafiyeti Bunalımı, Şizofrenik Paranoya hastalığı değilmi ?

 

 

ŞERİAT, SADECE DİNİ İBADETLER İÇİN DEĞİL,

İNSAN TOPLULUKLARI İÇİN YÖNETİM, SOSYAL HUKUK ve SOSYAL ADALET SİSTEMİDİR,

 

    Kuranı Kerim ve Şeriat, İlim Kitabıdır, Kuranı Kerim ve Şeriat, Şifa Kitabıdır,

Kuranı Kerim ve Şeriat, İnsanlık Kitabıdır, Kuranı Kerim ve Şeriat, Ahlak Kitabıdır,

Kuranı Kerim ve Şeriat, Eğitim ve Öğrenim Kitabıdır, Kuranı Kerim ve Şeriat, İlkeler Kitabıdır,

Kuranı Kerim ve Şeriat, Sosyal Hukuk ve Sosyal Adalet Kitabıdır, Kuranı Kerim ve Şeriat, Demokratiklik

Kitabıdır, Kuranı Kerim ve Şeriat, Temel Hak ve Hürriyetler, İlkeler, Sosyal Hukuk ve Sosyal Adalet,

Medeniyet Kitabı olduğu için,  ANAYASA  KİTABIDIR.

 

     ŞERİATIN , yani İSLAM DİNİNİN : Temel Hak, Hürriyet, Sosyal Hukuk ve Adalet esasları özeti bunlardır,

ŞERİAT = Temel Hak ve Hürriyetler, Sosyal Hukuk ve Sosyal Adalet, Demokratik ve Laik Cumhuriyettir,

Laiklik, Demokratiklik, Cumhuriyetcilik, Sosyal Hukuk ve Sosyal Adalet İlkeleri = ŞERİATTIR,

 

     Kuranı Kerim Ayetleri ve İslam Dininin Peygamberi Hz. Ahmet, Mahmud, Muhammed, Mustafanın Sözleri,

Hadisleri, Sünnetleri Şeriat Kanunudur,  Yazımın Başından Sonuna Kadar olan, Bu Ayet ve Hadisler

ŞERİATI TANIMLAMAKTADIR,  Yukarıdaki Ayet ve Hadisler, Şeriatın, Laikliği Kanunudur,

 

     Temel Hak ve Hürriyet, Sosyal Hukuk ve Sosyal Adalet içeren,

Toplum Vicdanını Rahatlatıcı olan Bütün Kanunlar : ŞERİAT YASASIDIR,

Hak, Adalet ve Sosyal Hukuk üzere olan Tüm Yasa ve Kanunlar, Şeriat Yasası ve Kanunudur,

Temel Hak ve Hürriyet, Sosyal Hukuk ve Sosyal Adalet içermeyen Yasalar zaten Yasa değildir,

 

     Hiç bir İnsan olamazki, Şayet İslam Dininin, Şeriatın Kendisine verdiği hükümleri,

Kendi Nefsinde tatbik ederek yaşasında, Mahkemeye bir davası düşsün !!!,

     Her İnsan İstesede istemesede, Anlasada, Anlamak istemesede, kabul etsede, kabul etmesede,

ancak ve ancak Şeriat Kanunları Hükmünde yaşar,

İnsanın Dünyaya gelişinden, gidişine kadar Her şey Şeriat Kanununa Tabidir,

 

     Akıl, Mantık, Bilim, Demokratiklik, Laiklik, Sosyal Adalet ve Hukuk Sistemine ve İlkelerine,

Çağdaşlığa, İlericiliğe aykırı bir tek Ayet yada Hadis yoktur,

Şu Ayet yada hadis Akla ve Mantığa aykırı diyorsanız, O Konuda sizin Aklınız yada Mantığınız tıkalıdır,

O konuda Aklınızı ve Mantığınızı açmanız lazım, İşine gelmeyen, İşine gelmeyen şeyi anlamak istemez,

anlamaz İşinize gelmeyen, Ayet ve Hadislere, Akla ve Mantığa Aykırı demek,

bunu Söyleyenlerin ve Tastik edenlerin Sapıklığı ve Sapıtmışlığıdır.

Kendini Akıllı ve Aydın zannedenler ! Bazı şeyleri anlamanız için Size, “ Kıral Çıplak “ diyen bir Çocukmu lazım ?

 

     Ben Müslümanım, fakat Şeriata karşıyım, demek, Şeriata karşı olmak, Şeriatı kendi hayatından dışlamak,

Temel Hak ve Hürriyetleri, Toplumda İnsan Haklarını, Sosyal Hukuk ve Sosyal Adaleti, Sosyal Yaşam Biçimini,

Toplumun Huzurunu, Laikliği istemiyorum demektir,

     Ben Müslümanım, fakat Şeriata karşıyım, demek, Şeriata karşı olmak, Şeriatı kendi hayatından dışlamak,

Sosyal Hukuk ve Sosyal Adaleti, Egemenlik, Yasama ve Senato haklarını istemiyorum

kabul etmiyorum demektir,

     Ben Müslümanım, fakat Şeriata karşıyım, demek, Şeriata karşı olmak, Şeriatı kendi hayatından dışlamak,

Sosyal Hukuk ve Sosyal Adaleti, Yargı ve Cezalandırma sistemini istemiyorum kabul etmiyorum demektir,

     Ben Müslümanım, fakat Şeriata karşıyım, demek, Şeriata karşı olmak, Şeriatı kendi hayatından dışlamak,

Sosyal Hukuk ve Sosyal Adaleti, istemiyorum demektir,

 

     Ben Müslümanım, fakat Şeriata karşıyım, demek, Şeriata karşı olmak, Şeriatı kendi hayatından dışlamak,

Akıl, Mantık, Bilim, Demokratiklik, Laiklik, Sosyal Adalet ve Hukuk Sistemine ve İlkelerine karşıyım demektir,

     Ben Müslümanım, fakat Şeriata karşıyım, demek, Şeriata karşı olmak, Şeriatı kendi hayatından dışlamak,

Doğruluk ve Dürüstlüğü, Yürütme ve Devletine İtaat haklarını istemiyorum, kabul etmiyorum demektir,

 

     Müslüman olduğunu söyleyen ve kendincede İbadetlerini yerine getirmeye çalışan O İnsan,

Yaptığı İbadetlerin Şeklini ve Zamanını belirten Kanunun, Hangi Kanun olduğunu zannediyor ?

“ Ben Müslümanım, Fakat Şeriata karşıyım “ ifadesinden, daha Ahmakca bir ifade bulabilirmisiniz ?

 

     Her İnsanın bu andan itibaren kendi kendine sorması ve cevaplandırması gereken bir soru ?

“ Ben Ne istiyorum ? Şeriat, Bana Ne veriyor ? Benden bir Şeyler alıyor veya Mahrum bırakıyormu ?

 

     İslam Dininde İman ve İbadet, yapılıp geçilen bir memuriyet değildir,

İslam Dini : Herkesin kendi vicdanına göre kendine uydurduğu ve Vicdanlara hapsedilen bir Din değildir,

İslam Dininin hiçbir hükmü, Accık ucundan tutulacak bir oyuncak değildir,

 

     İslam Dinine İman Etmek ve İslam Dininin İbadetlerini yerine getirebilmek konusunda bu Kadar hassas,

açık ve net, Ayet ve Hadislere rağmen, başkaca ifadelerle, Falanca söyledi, filanca yaptı, Ben yaptım oldu,

Mantığıyla devam ederek, Müslüman olduğunuzu, İbadetlerinizin kabul edildiğini,

başkalarına yada bana, ispat etmeye çalışarak kendinizi kandırmayın,

 

     Sizin Müslüman olduğunuza dair, İmanınızı kabul edecek olan, İbadetlerinizi kabul edecek olan,

başkası yada ben değilim, Müslüman olduğunuzu, yani İslam Dinine İmanınızı ve İbadetlerinizi,

Cenabı Hak olan Allah Zül Celale ve Habibi ve Peygamberi Hz Muhammed Aleyhisselama

kabul ettirmekle yükümlüsünüz.

 

     Yukarıdaki Ayet ve Hadisler, İslam Dinine, İmanınızın ve İbadetlerinin Hükümlerini ve Şekillerini açıklayan,

İmanınızın ve İbadetlerinizin nasıl olması gerektiğini açık ve net bir şekilde bildiren,

İslam Dininin Temel İbadetlerini ve Nasıl ve Ne zaman yapılacağını belirleyen,

Gayet Açık ve net ve anlaşılır olarak, Şeriatın Maddi ve Manevi İbadet Kanunlarıdır, 

Hesap Gününde, Mahşerde karşılaşacağınız, Sorulacak olan Hesap budur,

 

    Yazımın başından itibaren İncelediğimiz ve anlamaya çalıştığımız ŞERİATIN,

Temel Hak ve Hürriyetlerini, Laikliğini, Egemenliğini, Senatosunu, Yasamasını, Yürütmesini, Seçim sistemini ve

Demokratikliğini, Eğitim ve Öğrenimini, Ticaret Hakkını, Çağdaşlığını, İlericiliğini ve Medeniyetini,

Silahlı Kuvvetlerin yapılandırılmasını ve Askeri açıdan Yurt Savunması yani Cihadı,

Sosyal Hukuğunu, Sosyal Adaletini ve Yargısını, Bir İnsanın, kendi başına yalnız olarak kaldığı zamanlarda dahi,

kendi İnsanlığını ve benliğini kaybetmemesi için gerekli şart olan EDEP ve HAYA' sını,

İslam Dininin Temel İbadetlerini ve Zamanlarını gördük,

Bunların Tamamı ŞERİATTIR ve ŞERİAT Yasalarıdır,

Bunların bir tek bölümünü dahi kabul etmemek veya dışlamak, Tamamını kabul etmemek ve dışlamaktır,

İslam Dininden çıkmak, İslam Dinini Reddetmektir,

Sizin Müslümanlığınız Nerededir, Nasıldır, Müslümanlığınızın İspatını, bana yada başkalarına değil,

Bizzat Allah Zül Celale İspat etmek zorundasınız,

 

 

     İSTİKLAL HARBİMİZDE, MİLLETİMİZİN, ARDINDA SIRA DAĞLAR GİBİ DURDUĞU,

     YENİ DEVLETİMİZİN KURUCUSU OLAN, BAŞKOMUTAN MUSTAFA KEMAL ATATÜRK ün,

     Kendi eliyle yazdığı Mektuplarında,

     CUMHURİYET İLKELERİNDEN, LAİKLİĞİ, LAİK EĞİTİM ve ÖĞRETİM İLKESİNİ TANIMLAMASI,

     CUMHURİYET İLKELERİNDEN, KADINLARIN KILIK KIYAFETİ TANIMLAMASI,

   “ BENİ GÖRMEK, BENİ ANLAMAK DEĞİLDİR, BEHEMAHAL BENİM FİKİRLERİMİ ANLAMAKTIR,” dediği

     GENÇLİĞE HİTABESİ,

 

     Atatürk,

   “ LAİKLİK, Genel anlamda, Din İşlerinin, Millet ve Devlet işlerinin birbirinden ayrılması demektir,

     LAİKLİK, Din, İbadet ve Vicdan Özgürlüğü, Sınırsız ve Sataşılamaz Doğal Hakların tanımıdır,

                    Türkiye Cumhuriyeti Yurttaşlarının, Din, Dini İbadet ve Vicdan Hürriyeti demektir,

                    Bütün Yurttaşların, Din, İbadet ve Vicdan özgürlüğü yaşamı demektir,

                    Yurttaşların içinde, Çeşitli Dinlerin Mensubları hakkında, Din ve Vicdan Hürriyetine uyulması ile,

                    Eşit Adalet uygulamakla vazifeli olan Hükümet ve Mahkemeler,

                    Adil, tarafsız ve Eşit Adalet uygulaması mecburluktur,

     LAİKLİK, Devlet Rejimi Biçimi demektir, Devletin İdaresindeki Yetkileri ile, Şahıs Rejimi Keyfiyeti biçimi değildir,

     LAİKLİK, Dinsizlik olmadığı gibi, Din İşlerinin, Millet ve Devlet İşleri ile karıştırılmaması ile,

                    Kasde ve Kasdi fiile dayanan Taasupkar hareketlerden sakınmaktır,

    LAİKLİK, Din ve Devlet işlerinin ayrılığı demeksede, Behamahal, Dini Kendinden ayırmak demek değildir,

                    Herkesin Mutlak, bir İnancı ve Dini vardır, Hiçbir İnsanın, İnancını Kendinden ayırması mümkün değildir,

                    Hiçbir İnsan, İnancını kendinden Ayırmaz, ayıramazda, Zira, Ona göre hareket ve iştigal eder,

 

     Her fert, İstediğini düşünmek veya İstediğine inanmak, Seçtiği Dinin İcaplarını yapmak veya yapmamak,

Kendine mahsus Siyasi bir fikre malik olmak, Hak ve Hürriyetine sahiptir,

Hiç Kimsenin, Fikrine ve Vicdanına Hakim olunamaz,

 

      Dinler Vardır ve Lazımdır, Bizimde, Temeli Çok Sağlam bir Dinimiz vardır, 

İslam Dini, Şuura muhalif, ilerlemeye engel hiçbir şey ihtiva etmez, 

Müspet Bilimlerin Temeline, Akla, Fenne, İlme dayalı, Fikir Terbiyesinde, Hakiki olan Mantığa dayalı,

En Tabii, En Makul, En uygun olan Din, Bizim Dinimiz İslam Dinidir, ondan dolayıdırki, En son Din olmuştur,

 

     İslam Dininde ve Türkiye Cumhuriyeti Ulusumuzda, Herkes Eşittir, Hepimiz Eşitiz,

Hiç Kimsenin İnancı, diğerine bir Üstünlük değildir, Kimsenin Kimseye Üstünlüğü yoktur,

Devletimiz içinde, Hiç Kimse, Dininden dolayı ayrıcalıklı olamaz, bu Geçmiş Tarihimizde de böyle ola gelmiştir,

 

     Bizim, Milletimiz, İslam Dini ve Kendi Lisanı ile kuvvetli iki fazilete maliktir,

Hiçbir kuvvet Bu faziletleri milletimizin, Kalp ve Vicdanından çekip alamayacaktır ve alamaz, alamayacaktır,

Hakikate bizzat nasıl inanıyorsam, Dînimize de öyle inanıyorum,

Kasdi Fiillere dayanan, Taassupkar hareketlerden, hakaretlerden Sakınmakla, Her Dinede Saygı gösteririm,

 

     İslam Dininde Zorlama yoktur, Dinin ve Devletin işleri ayrıdır, Şahsi İbadetlerimiz ayrıdır, Devlet işlerimiz ayrıdır,

Dinimizin Şahsi İbadetleri Devlet işi değildir, Lakin, Hak ve Adalet ölçüsünde olan tüm Devlet İşleri dahi İbadetimizdir,  

 

     Geçmişini, Tarihini, Kimliğini, Milliyetini, Medeniyetini, Dinini, doğru öğrenmeyen Milletlerin,

Ayakta kalması mümkün değildir,

     Her Kişi, İlmi, Fenni, Vicdani düşünen Fikrini, Dinini, Din İşlerini, İmanını, Milliyetini, Kişiliğini,

Geçmişini, Tarihini öğrenmek için bir yere Muhtaçtır,

     Herkes, Kendi Geçmişinin, Tarihinin, Kimliğinin, Medeniyetinin,

Kendi Dininin, Doğrusunu,  Asliyette Doğru yerden Öğrenmek Hak ve Hürriyetine sahiptir ve dahi Mecburiyetindedir,

     Tarihimizi, Kimliğimizi, Medeniyetimizi, Dinimizin Hükümlerini, Eşit olarak öğrenmeye, Mecburuz,

Hiç Kimse, Hiç Kimsenin, Dinini Öğrenmesine ve yaşamasına engel bir müdahil olamaz, Müdahil olunamaz,

Sahte Dindarlarla, Gerçek Dindarları, Dini Simsarlık yapanlar, Din Simsarlığı yapanlar, ancak,

Gerçek Din Eğitimi ve Öğretimi ile ayırt edilebilir, ORASIDA OKULDUR,

 

     İyi biliniz ve Dikkat edinizki, Milletin hâkimiyetini bir şahısta yâhut mahdut eşhâsın elinde bulundurmakta

menfaat bekleyen Câhil, Gâfil insanlar vardır, Nihâyet milletin kulağı bunların terennümâtı ile dolar,

o telkînâtı îcâb-i din, yada benim icabatım hakîkatını mahz telakkî etmişlerdir,

Kendilerini, Mevhum kuvvetin mümessili olarak tanırlar, bundan zevk alırlar,

Bu gibiler, Maneviyatlı İnsanlara mürtecî, Hareketlerine de irticâ derler,

Nitekim, Onların etrâfındaki menfaatperestler, Benim kisveme yahut Dinin kisvesine büründürerek

bütün milleti iğfâle, idlâle çalışırlar ve çalışmışlardır, çalışmaktadırlar, 

 

     Katîyetle ve bilâpervâ söylerim ki, Hâkimiyeti Milliyemizin bir zerresini şu veya bu sûretle takyit etmek isteyenler

en koyu mürtecîdir, Öylelere karşı milletin yapacağı şey, onların fikirleri söylemini parçalamak, kabul etmemektir,

     Türk Milleti dahada Dindar olmalıdır, Yani bütün sadeliğiyle Dindar olmalıdır diyorum,

( Geçmişine, Tarihine, Kimliğine, Milliyetine, Medeniyetine, Milleti Maneviyatına, Dinine Kindar değil,)

 

     Türklere istiklâlini veren, Bizim Dinimizde, İslam Dininde Ruhbanlık yoktur,

     İslam Dininde Ruhbanlık olmadığı halde, Meczup, Bâtıl, Sunî îtikatlardan ibaret Tarikatlar, Cemaatlar dini vardır,

İslam Dininin En Hakiki Tarikatı, Cemaati, İslam Dini Medeniyetinin Kendisidir,

Hiç Kimse, bir Tarikata, Cemaata bağımlı olmak zorunda değildir,

Devletimizde Bir Meczup bir Tarikata yada Cemaata Bağlı değildir, Bağlı olamaz, 

Eğitim ve Öğrenim yerleri Ruhbanlar ve Ruhban Kurumları değildir,

Ruhban Din Adamları, Devletin İdare İşlerine, Devlet yönetimi ve İdarecilerde Dinin İbadet İşlerine karışamaz,

 

     Türkiye Cumhuriyeti, Gerçekte İslam Dini ile alakası olmayan, Milleti, İslam Dininin içinde ayrıştıran,

Zıtlaştıran, Meczup Tarikatlar, Meczup Cemaatlar,  Ruhban Şeyhler, Dervişler, Müritler Devleti olamaz,

Fetvâ ile veyahut, şu ve bu gibi telkînâtla milleti irticâya sevk etmek isteyenlerin yeri zindan olacaktır,

Dinimiz, Mezhepler, Tarikatlar hiçbir zaman, Kişi ( İdeolojisi ) Siyaseti aleti olarak kullanılamaz,

bunları benimsemiş olan câhiller, âcizler, işlerine geldiğince daha karışık tenevvür edebilirler,

Onlara ziyâya takarrüp etmek, kendilerini mahv ve mahkûm etmişler demektir, Onları Eğitimle kurtaracağız,

Zira Okul, Genç Beyinlere, İnsanlığa Saygıyı, Milletine, Ülkesine Sevgiyi, Bağımsızlık Onurunu, İktisadiyatı Öğretir,

 

     Muallimler, Öğretmenler, En Hakiki Mürşit İLİMDİR, Cumhuriyet Sizden, İlmen, Fennen ve İktisadi ilimleri

Hakiki Mantıkla, Fikren Vicdani Düşünen, Bedenende kuvvetli olan, Yüksek karakterli Muhafız Nesiller ister, 

     İstiklal Harbimizde Ordularımızın kazandığı Zafer, Muallimlerin, Öğretmenlerin Zaferi Zeminidir, 

Gerçek Zaferi, Siz Muallimler, Öğretmenler kazanacak, Fedakarlığınızla devam ettireceksiniz,

Muallimler, Öğretmenler, Fedakarlığınız ve Vefakarlığınızla Yeni Nesiller, Sizin Eseriniz olacaktır,

Zira, Türk Çocukları, Ecdadını tanıdıkca, daha büyük işler yapmak kuvvetini kendinde bulacaktır,

 

     Efendiler, Camilerin mukaddes minberleri halkın rûhânî, ahlâkî gıdalarına en âlî, en feyyaz membâlarıdır,

     Efendiler, Camiler itaat ve ibadet ile beraber din ve dünya için neler yapılmak lâzım geldiğini düşünmek danışmak

için yapılmıştır, Millet işlerinde her kişinin zihninin başlı başına çalışması lâzımdır,

İşte biz de burada Dinimiz ve Dünyamız için, geleceğimiz ve istiklalimiz için,

millî egemenliğimiz için düşünülmesi gerekeni anlatmak içindir,

Binâenaleyh Camilerin, mescitlerin minberlerinden tenvîr ve irşat edecek kıymetli hutbeler muhteviyatının

halka ittilâ imkânını temin, Şer'iye Vekâlet-i Celîlesi'nin mühim bir vazîfesidir,

     Minberlerden halkın anlayabileceği lisanla ruh ve dimağu hitap olunmakla Ehli İslâm'ın vücûdu canlanır,

dimağı saflanır, îmânı kuvvetlenir, kalbi cesaret bulur, buna nazaran hutebâtı kirâmın hâiz olmaları lâzım gelen

evsâfı ilmiye, liyâkatı mahsûsa ve ahvâli âleme vukuf hâizi ehemmiyettir,

hatiplerin haiz olmaları lâzım gelen özellik, yetenek ve Dünya'nın gidişini bilmeleri çok önemlidir,

  

     Milletimiz, Güçlü Bir Millet olma Azmindedir, bu gereklerden biride, Kadınlarımızında her konuda bilgilenmeleridir,

Kadınlarımız için, asıl Mücadele alanı, Kılıkta biçimden ziyade, Gerçek Bilgi, Kültür, Faziletiyle donanmasıdır, 

Kadınlarımızda, İlim ve Fen sahibi olmalıdır, Kadınlarımız, İctimai hayatta, Erkeklerimizle birbirinin yardımcısı olmalı,

Erkekleri ile beraber, Çok Feyizli, Çok bilgili, Çok aydın olmaya Mecburdurlar,

     Dînimizin emrettiği Tesettür, hem hayatta, hem fazilete uygundur,

Tesettürü Şer’î, Kadınlar için mûcibi müşkilat olmaz, Kadınların hayâti mâişette ve hayâtı içtimâîyede,

hayâtı iktisâdiyede ve hayâtı ilimde erkeklerle teşrîki faaliyet etmesine mânî bulunmayan bir şekli basirettir,

Bu şekli basiret, heyeti içtimâiyemizin ahlâk ve âdâbına mugayir değildir,

     Bizim, Türkiye Cumhuriyeti hayatında, Kadının Tarzı Telebbüsünde teceddüt yapmak Mevzu Bahisi yoktur,

Milletimiz, Örfüne, Terbiyesine göre, istediği kıyafeti ihtiyar eyleyebilir,

Ancak Dinimizde, Milletimiz Örfünde, Mevcut olan, Adeti Mergübeye İntizamı cereyan etmek mevzudur,

     Milletin hayatı kabiliyesi tatbikiyesi temayulatı, Örfüne ve Terbiyesine ait şekillerde kıyafetleri muvaffakiyeti,

temayulatı umumiyeye tevafuk görmek lazımdır,

     Kasaba ve şehirde ecânibin nazarı dikkati en çok, Kadınların Kıyafeti şekli tesettür üzerinde tesebbüt ediyor,

Mamafih, îcâbı dîn olan tesettür, kısaca ifâde etmek lâzım gelirse, kadınların külfetini mûcip ve muhâlifi âdap olmayacak şekli basirette olmalıdır, Şekli tesettür, kadını hayatından, mevcudiyetinden tecrit edecek şekilde olmaz,

     Kadınlarımız, Dîninin emri, Şeriatın emri, mûcibince tesettür etsede,

Kadınlarımız Kara Çarşafla ne O kadar kapanırlar, Nede ( Modernlik diye ) O kadar açılırlar,

     Bu sadette, son söz olarak diyorum ki,

Anaların Evlatlarına vereceği terbiye, Gerçek Terbiye özelliklerini taşıyan evlatlar yetiştirmektir,

     Kızlarını yetiştirecek olan Validelerdir, Kızlarını, Analarının adam etmesi lâzım,

Önceki Analar, Kızlarını Adam etmişlerdi, Lakin bugünkü seviyemiz, bugünkü îcâbât ve ihtiyâcâtı esâsiyeye

Gayrıkâfîdir, Asli kemâlde, Asli zihniyette, Analara muhtacız,

     Türk milleti daha Dindar olmalıdır, Yani bütün sadeliğiyle Dindar olmalıdır diyorum,

     ( Geçmişine, Tarihine, Kimliğine, Milliyetine, Medeniyetine, Milleti Maneviyatına, Dinine Kindar değil,)

     Bu mârûzâtımın istiklâlini, şerefini, hayat ve mevcudiyetini temin ve idame umde ittihaz eden yeni

Türkiye Devleti’nin esaslarından birini teşkil etmesi lâzımdır ve inşallah edecektir,”

 

 

     Ey, TÜRK İstiklalinin Evladı,

     Biz Türkler, Bütün Tarihimiz boyunca, Hürriyet ve İstiklale Timsal olmuş bir Milletiz,

İstiklal, İstikbal, Hürriyet Her şey Adaletle kaim olur,

     Türk Milleti, Kesin bir İmanı, İnancı ve Milli Azmi ile, Yeni bir Devlet kurdu,

Bu Devletin dayandığı esaslar, Tam Bağımsızlıkla, Kayıtsız Şartsız, Milli Egemenlikten ibarettir,

Türkiye Devletinin yapısının Ruhu, Milli Egemenliktir, Kayıtsız Şartsız, Milletin Egemenliğidir,

Millete ( Çeşitli kavramlarla ) Efendilik yapmak yoktur, fikirlerimde olduğu gibi Hizmet etmek vardır,

 

     Ey, TÜRK İstikbalinin Evladı,

     Beni de yetiştiren, Devleti Osmanı Aalidir, Sultan Abdülhamidin kurduğu Askeri Rüştiye,

İstanbul Harp Okulu ve İstanbul Harp Akademileridir, Geçmişteki Atalarımın, Devletleri gibi, Selçuklu ve

Devleti Osmanı Aali gibi, Bağımsızlık, Benimde Karakterimdir, Manda ve Himaye Kabul olunamaz,

 

     Ey, TÜRK İstiklalinin Evladı,

     Çok iyi Bilinizki, Ne Kadar Zengin ve Müreffeh olursa olsun, Milli Benliğini Bilmeyen Milletler,

İstiklalini kaybetmiş Milletler,  Düşman Milletlerinin Uşağı ve Yemleri olurlar,

     Batı, Senden, Türk Milletinde Çok gerilerde idi, Manada, Fikirdede bu böyleydi, Tarihe bakarsanız görürsünüz,

Bugün, Batı Teknikte bir üstünlük gösteriyorsa, Kabahat Sizin değil, Senden öncekilerin, Medeniyet, Gelişmişlik,

Batıdadır diyen, Senden öncekileri ve senin çağındakilerin affedilmez ihmal, Gaflet, Dalalet ve Hıyanetindendir, 

 

     Ey, TÜRK İstiklalinin Evladı,

     Geçici olarakta olsa, Egemenliği kullanma yetkisini vereceğin, Meclislere Gereğinden fazla inanıp, güvenmeyiniz,

zira O Meclisler dahi, Bireysel Despotlukla daha tehlikeli olabilir,

O Meclislerin, öyle kararları olurki, Ulusumuzun yaşamına, giderilmesi imkanı olamayan zararlar belalar getirebilir,   

     Bütün bu Şeraitten daha Elim ve Vahim olmak üzere, Memleketin dahilinde ve İktidara sahip olanlar,

( Türkiye Cumhuriyeti Devleti İktidarına sahip olanlar, Türk Devleti ve Milletine Muhalefetle Muhalefet İktidarı olanlar,)

Gaflet, Dalalet ve Hatta Hıyanet içinde olabilirler,

     Hatta, bu İktidar sahipleri,

( Cumhurbaşkanı, Başbakan, Bakanlar, Genel Kurmay Başkanı, Öğretim Kurumu Başkan ve yöneticileri,

Ekonomi Kurumları Başkan ve Yöneticileri, Türkiye Cumhuriyeti Devleti İktidarına sahip olanlar,

Muhalefet partileri, Basın, Medya ve Güya Sivil Toplum Kuruluşları gibi,

Türk Devleti ve Milletine Muhalefetle Muhalefet İktidarı olanlar,

Müstevlilere Dost olmakla, Türk Devletine ve Türk Milletine Düşman olabilirler, )

Şahsi Menfaatlerini, Müstevlilerin Siyasi Emelleri ile, Tevhit edebilirler, Birleştirebilirler,

Gaflet ve Dalalet ve Hatta Hıyanet içinde bulunabilirler,

Türk Milletini, Türk Cumhuriyeti Devletini, Fakru Zaruret içinde, Harap ve Bitap düşürebilirler,  

Geçmişteki Devletlerimizi, Selçuklu ve Devleti Osmanı Aaliyi yıkanlar bunlardır,

 

     Ey, TÜRK İstiklalinin Evladı,

     İstikbalde dahi, Dahili ve Harici Bedhahların olacaktır, İstiklal ve Cumhuriyete kastedecek Düşmanlar,

Bütün Dünyada Emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler, 

Bu imkân ve şerâit, çok nâmüsait bir mahiyette tezahür edebilir,

     Cebren ve Hileler ile, Aziz Vatanımızın Bütün Kaleleri Zaptedilmiş, Bütün Tersanelerine girilmiş,

Bütün Orduları dağıtılmış, Memleketin Her Köşesi Bilfiil İşgal edilmiş olabilir,

     İşte bu Ahval ve Şerait içinde dahi, birinci vazifen,

Türk istiklalini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet Muhafaza ve Müdafaa etmektir.

Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur, Bu temel, senin, en kıymetli hazinendir,

 

     Ey, TÜRK İstikbalinin Evladı,

     Bir gün, istiklal ve cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen,

vazifeye atılmak için içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şeraitini düşünmeyeceksin.

Türk İstiklal ve Cumhuriyetini, Türk Milletini, Müdafa ve Muhafaza etmek ve kurtarmak için,

“ MUHTAÇ OLDUĞUN KUDRET, DAMARLARINDAKİ ASİL KANDA MEVCUTTUR,”

“ Çanakkale ve İstiklal Harbini ve İstiklali kazandıran Güç ve Kudret, İşte bu Güç ve Kudrettir,”

 

     Ey, TÜRK İstiklalinin Evladı,

     Esas Düsturunuz, Yurtta Sulh Cihanda Sulhtur, Zira, Zaruret olmadıkca, Harp bir Cinayettir,

Cumhuriyet, Bedava kazanılmış bir şey değildir, Cumhuriyeti elde etmek için, Kanımızı döktük, Canımızı verdik,

Vatanın her tarafına, Kırmızı Kanımızı akıttık, İcabatında, Vatanımızın, Toprağımızın, Milli ve Manevi değerlerimizin,

Müesseselerimizin Müdafası için, lazım olanı yapmaya her an hazır olun,

 

     Ey, TÜRK İstiklalinin Evladı,

     Yorgunluk, İnsan olan Her İnsan için, tabii bir halettir, Her İnsanın, Yorgunluğunu yenecek Manevi Kuvveti vardır,

Benim Sizden istediğim, Yorulmamak değil, Yorulduğunuz zamanda dahi, Çalışmaya devam etmektir,

Ey Gençlik, Geçmişteki Soyun gibi, Zeki ol, Daima çalışkan ve Gayretli ol ki İstiklalin elinden gitmesin,

 

     Ey, TÜRK İstikbalinin Evladı,

     Beni görmek, Beni Anlamak değildir, Behamahal Benim Fikirlerimi anlamaktır,

benim Fikirlerimi takip etmektir, Fikirlerimi, anlamaya ve değerlendirmeye çalışmadan Beni anlamış olamazsınız,

     Beni, Benimsemek isteyenler, Benim Fikirlerimi Takip etmek isteyenler,

bu temel eksen üzerinde İlmin ve İlimle olan akılın rehberliğini kabul etmelidir,

( ileride, Heykellerimin, Büstlerimin, Resimlerimin önünde, Şuursuzca Kalas gibi durmak değildir,

Bana Zurna Dinletisi ile Saygı Gösterisinde bulunmak değildir,) diye ifade etmedimi, ?

 

     Mustafa Kemal Atatürk, Türk Milletine, İsmet İnönünün ve sonrakilerin, Gaflet, Dalalet, ihanet ve hatta Hıyanetini,

Sonra Yetişecek Genç Nufusa seslenerek, Gençliğe Hitabesi ile vermedimi ?

 

 

     ATATÜRK İLKELERİNDEN olan INKILAP KANUNUMUZ olan ve Anayasamıza göre Korunması gereken

TEVHİDİ TEDRİSAT KANUNUN, LAİKLİK ANLAYIŞI NE DİR ?

 

1 ci madde : Türkiye dahilindeki bütün ilmiye, Tedrisiye müeessesatı, MAARİF VEKALETİNE merbuttuttur der,

 

2 ci madde   :  Şeriye ve Evkaf Velkaleti, veyahut Hususi Vakıfalar tarafından İdare olunan,

                        bilcümle Medrese ve Mektepler, Maarif Vekaletine devir ve Raptedilmiştir, der,

 

4 cü madde  :  Maarif Vekaleti, Yüksek Diniyat mütehassısları yetiştirilmek üzere,

                        Darülfununda bir İlahiyat Fakültesi tesis ve İmamet ve Hitabet gibi,

                        Hidematı Diniyenin ifası vazifesiyle, mükellef memurların yetişmesi için de,

                        aynı Mektepler küşat edecektir, der,

 

7 ci madde    : İş bu Kanunun, İcrayı ahkamına, İcra Vekilleri memurdur, der,

 

     Yani : Dini Eğitim Öğretimde dahil olmak üzere, Türkiyedeki Bütün Eğitim ve Öğretim,

Milli Eğitim Bakanlığına bağlı Devlet Okullarında ve Üniversitelerde yapılmak zorundadır, der,

Aynı mektepler, yani okullar küşat edilirken, Aynı okullar açılırken,

aynı dereceye, statüye ve aynı eşitliğe sahip olur, dileyen dilediği Liseye gider veya sonra değiştirir,

( başka kurum ve kuruluş karışamaz, İşte Gerçek Laiklik burada başlar )

 

     İlk Büyük Millet Meclisi Milletvekilleri ve Atatürk,

Eğitim ve Öğretimin nasıl yapılması gerektiğini Kanunla belirlemek için, Aklı Hür, Fikri Hür,

Nesiller yetiştirilmesi için, TEVHİDİ TEDRİSAT KANUNU'nu,

Yani, Din Eğitimi ve Öğretiminin, Eğitim ve Öğretim kurumlarında, diğer derslerle birleştirilerek bütünleştirilerek,

verilmesi Kanununu çıkardılar,

 

     Tevhidi Tedrisat Kanunun ismi ; Türkceleşmiş iki Arabca kelimedir,

“ TEVHİD “ Birleştirmek, “TEDRİSAT “ Dersler demektir,

Bütün itibarı ile “TEVHİDİ TEDRİSAT “Din Eğitimi ve Öğretiminin, diğer derslerle birleştirilerek

bütünleştirilerek Eğitim ve Öğretim kurumlarında verilmesi zorunluluğu demektir.

 

     Yani : Dini Eğitim ve Öğretimde dahil olmak üzere, Türkiyedeki Bütün Eğitim ve Öğretim,

Milli Eğitim Bakanlığına bağlı Devlet Okullarında ve Üniversitelerde yapılmak zorundadır, der,

Aynı mektepler, yani okullar küşat edilirken, Aynı okullar açılırken,

aynı dereceye, statüye ve aynı eşitliğe sahip olur, dileyen dilediği Liseye gider veya sonra değiştirir,

( başka kurum ve kuruluş karışamaz, İşte Gerçek Laiklik burada başlar )

 

 

     ATATÜRK İLKELERİNDEN olan, INKILAP KANUNUMUZ olan ve Anayasamıza göre Korunması gereken

BAZI KİSVELERİN GİYİLEMEYECEĞİNE DAİR, KILIK KIYAFET KANUNUN, LAİKLİK ANLAYIŞI NE DİR ?

 

1 ci madde,     Her hangi Din ve Mezhebe Mensup olurlarsa olsunlar,

                        RUHANİLERİN, Mabet ve Ayinler haricinde, Ruhani Kisve Taşımaları yasaktır,

                        Hükümet, Her Din ve Mezhepten, Münasip göreceği yalnız bir Ruhaniye, Mabet, Ayin haricinde,

                        Ruhani Kıyafeti taşıyabilmek için Muvafakat Müsaadeler verebilir,

                        Bu Müsaade müddetinin hitamına, onun aynı Ruhani hakkında yenilenmesi veya

                        bir başka Ruhaniye verilmesi Caizdir, der,

 

2 ci madde,    Türkiyede, Kanuna Tevkifan teşekkül etmiş ve edecek olan, İzcilik, Sporculuk gibi topluluk ve

                        CEMİYET, ve Kulup gibi heyetler ve Mektepler, Mahsus Kıyafet, Alamet ve Levazım taşımak 

                        istedikleri zaman, Yalnız Nizamname veya Talimatname ile,

                        Muayyen tiplere uygun kıyafet ve Levazım taşıyabilirler, der,

 

5 ci madde,    Türkiye Devleti nezdine Memur bulunanların Kıyafetleri Beynelmilel Mer”i adetlere,

                        ( Yani, Milletin Görenek ve Adetlerine ) tabidir, der,

 

6 cı madde,    Bu Kanunun, Tatbik suretini gösterir bir nizamname yapılır, der,

 

8 ci madde,    Bu Kanunun İcrasına, İCRA VEKİLLERİ HEYETİ MEMURDUR “ der,

                        ( Mahkeme Üyeleri ve başka kurum ve kuruluş karışamaz, İşte Gerçek Laiklik burada başlar, )

 

     ATATÜRK İLKELERİNDEN olan, INKILAP KANUNUMUZ olan ve Anayasamıza göre Korunması gereken

BAZI KİSVELERİN GİYİLEMEYECEĞİNE DAİR, KILIK KIYAFET KANUNUN,

TATBİK SURETİNİ GÖSTERİR NİZAMNAME KANUNU, LAİKLİK ANLAYIŞI NE DİR ?

 

5 ci madde,    Türk Inkılabına, Rejimine ve Vahdetine Muhalif bir ciheti olmamak,

                        Yabancı Memleketlerin Siyasi, Askerlik ve Milis gibi teşekkülleriyle münasebeti olmamak,

                        Hükümetce, kabul edilmiş Resmi kıyafetlerden ayrı olmamak, ( kaydı ile )

                        İzcilik ve Sporculuk gibi Topluluklar ve Cemiyet ve Kulup gibi Heyetlerce,

                        Bu gün kullanılmakta olan ve yukarıdaki şartlara uygun olduğu bu teşekküllerin,

                        altıncı maddeye göre verecekleri beyannamelerle,

                        Mahalli Hükümetlerince anlaşılan Kıyafet ve Levazım Tip olarak kabul edilecektir,

                        Aynı Şartları Haiz olmak üzere başka Tiplerde kabul edilebilir, der,

 

6.cı madde,     Kıyafet tebdili ( düzenlemesi ) halinde, İstimalden evvel, ( Yürürlüğe girmesinden öce )

                        Beyanname ile, ( Yönetmelik ile ) Yeniden kurulacak, İzcilik ve Sporculuk gibi topluluklar ve

                        Kulup gibi heyetler, Bir Kıyafet, Alamet ve Levazım taşımak istedikleri taktirde,

                        Nizamnameleri ile birlikte, Onları gösteren bir Beyannameyi ( Yönetmeliği )

                        aynı Makama tevdi eder,  

 

8 ci madde,    Mektep ve Başka bilgi Müesseselerine devam edenlerin, Bir Kıyafet, Alamet ve Levazım

                        kullanmalarına luzum görüldüğü taktirde, TİP TAYİNİ bu Mektep ve Müesseselerin,

                        Merbut bulundukları VEKİLLİKCE ( BAKANLIKCA ) Talimatname yapılır,

                        Bu gibi Mektep ve Müesseseler için kabul olunacak alametleri,

                        Mektep ve Müesseselerden Mezun olanlarda taşıyabilirler, der,

 

11 ci madde,   2596 numaralı kanunun, 6 cı maddesine göre tanzim olunmuş ve Şürayı Devletce görülmüş olan,

                        bu Nizamname Hükümlerini İcra Vekilleri ( Bakanlıklar ) Heyeti yürütür, der,

 

     Yani ; Milletin Manevi değerlerine, Örfüne, Sosyal ve Sıhhı yaşantıyı korumaya yönelik olarak,

Görevin gerektirdiği Niteliklerle Kılık ve Kıyafet Yönetmeliği düzenlenir der,

Hiçbir İnsan veya Devlet görevlisi, İslam Dininin Sosyal yaşantısını,

İslam Dininin İbadetlerinin bir tanesini dahi yok sayamaz, değiştiremez, kendine uyduramaz, der,

 

 

     DEVLET REJİMİMİZİ BELİRLEYEN ATATÜRK İLKELERİMİZDE :

 

     CUMHURİYETCİLİK :

Çoğulcu ( Ulus Kavramı gereği ) Devlet yönetim şekli demektir,

İslam Dini sadece bireye hitap etmez, Dünyadaki bütün Toplumlara ve İnsanlara hitap eder,

Cumhuriyet kavramı, İslam Dini kökenli bir kavramdır, Cemaat kavramının çoğuludur,

Cumhuriyet kavramının yerine geçebilecek ve daha irticai olmayan bir kavramınız varmı ?

 

     DEVLETCİLİK :

Demokratik, Laik, Sosyal Adalet sistemine dayanan Hukuk Devleti demektir,

İslam Dininde, Hak ve Sosyal Adalete dayalı Hukuki Devlet düzenine itaat ve hizmet etmek,

Temel İbadetlerden biridir,

Manevi değerlerine, Dini gereklerine göre ibadet eden İnsanın, Devleti yokmu sayılır ?

 

     HALKCILIK :

Halkın değerlerine sahip çıkmaktır, Halkın, kendi değerlerini yaşayabilmesi için gerekli

bütün şartları yerine getirmektir, Hangi Halkın Manevi bir değeri yani Dini yoktur ?

 

     DEVRİMCİLİK :

Toplum idaresinde Demokratik, Laik, Sosyal Adalet ve Hukuk Devleti ilkeleri içinde,

gelişen çağa ve yeni ihtiyaçlara göre değişiklikler yapabilmektir,

 

     ÖRNEK !!!

Toplumun içinde Aristokratlar, Köleler, Aydınlar, Entellektüeller, Taşra, Kırsal Kesim, diye sınıf farklılığı varsa,

O Millette bu ilkelerden bahsedilemez. Kur'anı Kerim indiği Çağda, hiçbir medeniyet mitolojisinde Demokratiklik,

Laiklik, Sosyal Adalet ve Hukuk sistemi, Seçim sistemi ve Temel Hak ve Hürriyetler yoktu,

Bu ilkelerin hepsini İslam Dini getirmiştir, bu Devrimcilik değilmidir ?

 

     MİLLİYETCİLİK :

Ulusal olarak yaşadığı memleketinin kaynaklarını değerlendirerek, Milletinin kalkınmasını,

Refah düzeyinin artmasını sağlamak, Memleketine hizmet etmek demektir,

Bilim adamlarının, Mucitlerin, Bilimi ve Teknolojiyi geliştirmeleri sadece Milletine hizmet değil,

Tüm Dünya İnsanlarına hizmetidir, örneklerini saymak mümkün değildir,

 

    ÜMMET olmak, Vatandaşlık değildir.

Semavi Dinlerde bir Peygambere ve Dine İman etmek ve O Dine Mensup olmak demektir.

Hz. Musa Peygambere ve Tevrata İman edenlere, Musevi Ümmeti,

Hz. İsa Peygambere ve İncile İman edenlere, Hiristiyan Ümmeti,

Hz.Muhammed Peygambere ve Kuranı Kerime İman edenlere, Müslüman Ümmeti denir.

Önemli olan Bu Üç Peygamberden Biri dahi Sizi Ümmeti olarak kabul edecekmi ? Siz Onun hesabını yapın ?

Tarihteki Devletlerimizde, Selçuklu ve Osmanlı Devletlerimizde de Bu Ümmetler vardı,

Var olmayada devam edecektir, Ümit ederimki,

Ümmet kavramı ile Ulus ve Vatandaşlık kavramını bir daha karıştırmazsınız.

 

     LAİKLİK :

Din ve Devlet İşlerinin, birbirinden ayırt edilmesi demektir,

Toplum İdaresinde, Temel Hak ve Hürriyetlerin, Sosyal Hukukun, Sosyal Adaletin ve Diğer İdari Devlet işlerinin

yerine getirilmesini sağlamak, Toplum Düzeyinde, Devlet düzenine ait bir yükümlülüktür,

Manevi Değerlerin, İbadetlerin yerine getirilmesi, Şahıslara ait bir yükümlülüktür,

Şahıslar Kendi isteğinle İbadetlerini yerine getirir veya getirmez,

Devlet idaresi bu konuda Şahıslara herhangi bir zorlama, kısıtlama yada Dine saygısızlık özgürlüğü getiremez,

 

    Laiklik anlayışı, Temel Hak ve Hürriyetleri, Sosyal Hukuku,

Sosyal Adaleti ve Diğer İdari Devlet işlerini yerine getirmek ile,

Manevi değerleri gereği İbadet yapmak, aynı insanda birleşirse,

Devleti için, Manevi değerlerini, ibadetlerini dışlamak değildir,

Manevi değerleri için, İbadetleri için, Devletini dışlamak ve İbadetlere saygısızlık değildir,

 

 

     ANAYASAMIZ HÜKÜMLERİNDE LAİKLİK ANLAYIŞI NEDİR ?

 

     ANAYASAMIZIN 1. maddesi : Türkiye Devleti, bir Cumhuriyettir, der,

 

     ANAYASAMIZIN 2. maddesi :

Türkiye Cumhuriyeti,Toplumun Huzuru, Milli dayanışma ve Adalet anlayışı içinde, İnsan Haklarına Saygılı,

Atatürk Milliyetciliğine ve Anayasanın başlangıçtaki Temel İlkelere dayanan,

Demokratik, Laik ve Sosyal bir Hukuk Devletidir, der,

 

     ANAYASAMIZIN 5. maddesi : DEVLETİN, AMAÇ ve GÖREVLERİ :

TÜRK MİLLETİNİN Ülkesi ve Milleti ile Bütünlüğünü ve Bölünmezliğini, Bağımsızlığını, Cumhuriyeti ve

Demokrasiyi korumaya, Kişilerin, Toplumun, Refah, Huzur ve Mutluluğunu sağlamaya çalışmaktır,

Kişinin : Temel Hak ve Hürriyetlerini, Sosyal Hukuk Devleti ve Adalet ilkeleri ile bağdaşmayacak suretle

sınırlayan, Siyasal, Sosyal ve Ekonomik engelleri kaldırmaya çalışmaktır

İnsanın : Maddi ve Manevi Varlığının gelişmesi için, gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır, der,

 

     ANAYASAMIZIN 10. maddesi :

Herkes : Dil, Irk, Cinsiyet, Siyasi düşünce, Felsefi İnanç, Din, Mezhep ve benzeri sebeplerle, ayrım

gözetilmeksizin, Kanunlar ( Anayasa Hükümleri ) Önünde eşittir, Hiçbir kişiye, Aileye, Zümreye veya Sınıfa,

imtiyaz tanınamaz, Devlet Organları ve İdare Makamları, Bütün işlerinde,

Kanunlar önünde Eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek Zorundadır, der,

 

     ANAYASAMIZIN 12. maddesi :

Herkes : Kişiliğine bağlı, DOKUNULAMAZ, DEVREDİLEMEZ ve VAZGEÇİLEMEZ

Temel Hak ve Hürriyetlere sahiptir, Temel Hak ve Hürriyetler : Kişinin :

Topluma, Ailesine ve Diğer Kişilere karşı Ödev ve Sorumluluk larınıda ihtiva eder, der,

 

     ANAYASAMIZIN 14. maddesi :

Anayasada yer alan Temel Hak ve Hürriyetlerden hiçbiri,

Temel Hak ve Hürriyetleri Yok etmek amacıyla kullanılamaz der,

Anayasamızın hiçbir hükmü, Anayasada yer alan Temel Hak ve Hürriyetleri yok etmeye yönelik bir faaliyette

bulunma hakkı verir şeklinde yorumlanamaz der,

Devletin : Ülkesi ve Milleti ile Bölünmez Bütünlüğünü bozmak, Türk Devletinin varlığını tehlikeye düşürmek,

Devletin : bir Kişi veya Zümre tarafından yönetilmesini veya Sosyal bir Sınıfın,

                Diğer Sosyal Sınıflar üzerinde egemenliğini sağlamak amacıyla kullanılamaz der,

Dil, Irk, Din ve Mezhep ayrımı yapmak, Sair herhangi bir yoldan,

bu Kavram ve görüşlere dayanan bir Devlet düzeni kurmak amacıyla kullanılamazlar, der,

 

     ANAYASAMIZIN 24. maddesi :

Herkes : Vicdan, Dini İnanç ( İbadet ) ve Kanaat Hürriyetine Sahiptir, der,

Kimse, İbadete, Dini Ayin ve Törenlere katılmaya, Dini İnanç ve Kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz,

Kimse, Dini İnanç ve Kanaatlerinden ( İbadetlerinden ) dolayı kınanamaz ve Suçlanamaz, der,

  Din ve Ahlak Eğitim ve Öğretimi : Devletin gözetimi ve denetimi altında yapılır,

Din ve Ahlak Eğitim ve Öğretimi : İlk ve Orta Öğretim kurumlarında okutulan Zorunlu dersler arasında yer alır,

Bunun dışındaki Din Eğitimi ve Öğretimi, ( Diğer Dinler Eğitimi ve Öğretimi ) ancak Kişilerin kendi isteğine,

Küçüklerin Kanuni Temsilcilerinin talebine bağlıdır, der,

14, madde Hükümlerine aykırı olmamak şartıyle, İbadet, Dini Ayin ve Törenler Serbesttir, der,

  Kimse : Her Ne Suretle olursa olsun, Din veya Din Duygularını,

Dince Kutsal sayılan şeyleri İstismar edemez ve kötüye kullanamaz, der,

Kimse, Devletin : Sosyal, Ekonomik, Siyasi veya Hukuki düzenini, Kısmende olsa,

Din Kurallarına dayandırma veya Siyasi ve Kişisel Nufuz sağlama amacıyla kullanamaz, der,

 

     Dini İbadetlerden hiçbiri Anayasamızın 14. maddesine muhalif veya aykırı değildir olamaz,

Dini İnanç ve Kanaatlerin açıklanmaya zorlanamayacağı, Kanaatlerinden, İbadetlerinden dolayı

kınanamayacağı, Suçlanamayacağı gibi, Dini İnanç, Kanaatler, İbadetler açıklanmak zorunda kalındığında da,

Herhangibir Yasaklama ve Cezai Müeyyide uygulanamaz, Dini İnanç, Kanaatler, İbadetler  Anayasamızın 14 cü

maddesine aykırı olmadığı halde, Bir Yasaklama ve Cezai Müeyyide uygulanırsa,

Demokratik ve Laik, Sosyal Hukuk ve Adalet Devleti ilkelerini yok etmek değilmidir ?

Bu Rejim sorunu değil, Anayasal ve Hukuki bir sorun değilmidir ?  Bunun adı hangi Anayasa ve Hukuk olur ?

 

     ANAYASAMIZIN 13. Maddesi : Temel Hak ve Hürriyetler :

Devletin : Ülkesi ve Milleti ile Bölünmez Bütünlüğünü, Milli Egemenliği, Cumhuriyeti, Milli Güvenliği,

Kamu Düzenini, Genel Asayişi, Kamu yararını, Genel Ahlakı ve Genel Sağlığın korunması amacı ile,

ayasanın ilgili maddelerinde öngörülen özel sebeplerle, Anayasanın Sözüne ve Özüne uygun olarak

sınırlanabilir, ( MAHKEME KARARLARI İLE DEĞİL ) der, Temel Hak ve Hürriyetlerle ilgili,

Genel ve Özel Sınırlamalar, Demokratik Toplum Düzeninin gereklerine aykırı olamaz,

Ön görüldükleri amaç dışında kullanılamaz, der,

 

     ANAYASAMIZIN 15. maddesi :

Kişinin : Yaşama hakkına, Maddi ve Manevi Varlığının bütünlüğüne, DOKUNULAMAZ,

Bunlardan dolayı Suçlanamaz, der,

 

     ANAYASAMIZIN 20. maddesi :

Herkes, Özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir, der,

 

     ANAYASAMIZIN 17. maddesi :

Herkes : Yaşama, Maddi ve Manevi Varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir,

Kimse : İnsan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz, der,

 

     ANAYASAMIZIN 26. maddesi :

Herkes, Düşünce ve Kanaatlerini :

Söz, Yazı, Resim veya başka yollarla, tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir, der,

 

     ANAYASAMIZIN 27. maddesi :

Herkes : Bilim ve Sanatı, serbestce öğrenme ve öğretme, açıklama, yayma ve bu alanda her türlü araştırma

yapma hakkına sahiptir, der,

 

     ANAYASAMIZIN 19. maddesi :

Herkes : Kişi hürriyeti ve güvenliğine sahiptir, Şekil ve Şartları Kanunda gösterilen hallerin dışında,

Yutuklama ve Cezalandırma hallerinin dışında, Tedavi, Eğitim ve Öğrenim Hak ve Hürriyetleri gibi,

Kimse Hürriyetinden yoksun bırakılamaz der, Her Ne sebeple olursa olsun, Hürriyeti Kısıtlanan Kişi :

Kısa sürede, Durumu hakkında karar verilmesi ve bu kısıtlamanın kanuna aykırılığı halinde

hemen serbest bırakılmasını sağlamak amacıyla Yetkili bir Yargı merciine başvurma hakkına sahiptir, der,

 

     ANAYASAMIZIN 42. maddesi :

Kimse : Eğitim ve Öğrenim Hakkından yoksun bırakılamaz,

Eğitim ve Öğrenimim Kurumlarında, Sadece Eğitim, Öğretim, Araştırma ve İnceleme ile ilgili faaliyetler

yürütülür, bu faaliyetler her ne olursa olsun, Engellenemez, der,

 

     ANAYASAMIZIN 70. maddesi :

Her Türk : Kamu Hizmetine girme hakkına sahiptir, Kamu Hizmetine alınmada,

( ve dahi Eğitim ve Öğretime ve Hizmetine alınmada )

Görevin gerektirdiği niteliklerden başka hiçbir ayrım gözetilemez, der,

 

     ANAYASAMIZIN 50. maddesi :

Küçükler ve Kadınlar, çalışma şartları ( Kılık Kıyafet, Eğitim ve Öğrenim Şartları ) bakımından,

Özel olarak korunurlar, der,

 

     ANAYASAMIZIN 124. maddesi :

Başbakanlık, Bakanlıklar ve Kamu Tüzel kişileri, kendi görev alanlarını ilgilendiren Kanunların ve Tüzüklerin

uygulanmasını sağlamak şartıyla Yönetmelikler çıkarabilirler, der,

 

     ANAYASAMIZIN 131. maddesi :

Yüksek Öğretim Kurumlarının, Öğretimi planlamak, düzenlemek, yönetmek, denetlemek,

Yükseköğretim Kurumlarındaki, Eğitim ve Öğretim ve Bilimsel faaliyetleri yönlendirmek,

Bu Kurumların, Kanunda belirtilen amaç ve İlkeler doğrultusunda kurulmasını geliştirilmesini,

Öğretim elemanlarının yetiştirilmesi için planlama yapmak maksadı ile Yüksek Öğretim Kurulu kurulur, der,

 

     ANAYASAMIZIN 130. maddesi :

Üniversiteler ile Öğretim Üyeleri ve Yardımcıları :

Serbestce ve Her türlü Bilimsel araştırma ve yayında bulunabilirler, ancak bu yetki : Devletin varlığı ve

Bağımsızlığı, Milletin Ülkesi ile Bölünmez Bütünlüğü aleyhinde faaliyette bulunma serbestliği hakkı vermez, der,

 

     Türk olmayan bir Yabancının, Türk Vatandaşlığına girmesi için bir zorlama varmı ?

Fakat Türk Vatandaşı oluncada, Türk Anayasa ve Kanunlarınna uyması Zorunlu değilmi ?

Askeri disipline uymayan veya kendine uyduran bir İnsana Asker denilemeyeceği gibi,

Ben Müslümanın diyeninde, İslam Dininin Maneviyatına uyma ve

İslam Dininin Maneviyatını maddi olarak yaşama arzusundan daha doğal ne olabilir ?

 

     ANAYASAMIZIN 40. maddesi :

Anayasa ile tanınmış : Hak ve Hürriyetleri İhlal edilen Herkes,

Yetkili Makama geciktirilmeden başvurma imkanının sağlanmasını isteme hakkına sahiptir, der,

 

     ANAYASAMIZIN 74. maddesi :

Vatandaşlar : Kendileriyle veya Kamu ile ilgili dilek ve şikayetleri hakkında,

Yetkili Makamlara ve Türkiye Büyük Millet Meclisine bir yazı ile başvurma hakkına sahiptir, der,

 

     ANAYASAMIZIN 39. maddesi :

Kamu Görev ve Hizmetinde bulunanlara karşı,

Görev ve Hizmetin yerine getirilmesi ile ilgili olarak yapılan isnatlardan dolayı açılan hakaret davalarında,

Sanık : İsnadın doğruluğunu ispat hakkına sahiptir, der,

İspat isteminin kabulu, İsnat olunan Fiilin doğru olup olmadığının anlaşılmasında,

Kamu Yararının bulunmasına, Şikayetcinin İspata razı olmasına bağlıdır der,

 

     ANAYASAMIZIN 32. maddesi :

Düzeltme ve Cevap Hakkı : Kişilerin Haysiyet ve Şereflerine Dokunulması veya Kendileri ile ilgili gerçeğe aykırı

yayınlar yapılması halinde tanınır ve Kanunla düzenlenir, der,

 

     ANAYASAMIZIN 153 cü Maddesi,

     Anayasa Mahkemesi, Bir Kanun veya Kanun Hükmünde Kararnamenin tamamını veya bir hükmünü

İptal ederken, Kanun koyucu gibi bir hareketle, yeni bir uygulamaya yol açacak biçimde hüküm tesis edemez,

Yasama, Yürütme ve Yargı Organlarını, İdare Makamlarını, Gerçek ve Tüzel kişileri bağlar, der,

 

     ANAYASAMIZIN 11. maddesi :

Anayasa Hükümleri : Yasama, Yürütme ve Yargı Organlarını, Mahkemeleri,

İdare Makamlarını ve Diğer Kuruluş ve Kişileri bağlayan : TEMEL HUKUK KURALLARI dır,

Kanunlar, ( MAHKEME KARARLARI, KILIK KIYAFET YÖNETMELİĞİ ) ANAYASAYA aykırı olamaz, der,

 

     ANAYASAMIZIN 38. maddesi :

Kimse : Kanunun Suç saymadığı bir Fiilden dolayı cezalandırılamaz,

İdare : Kişi Hürriyetinin kısıtlanması sonucunu doğuran bir müeyyide uygulayamaz, der,

 

     ANAYASAMIZIN 129. maddesi :

Memurlar ve Diğer Kamu Görevlileri : Anayasa ve Kanunlara, Sadık kalarak faaliyette bulunmakla

yükümlüdürler, Memurlar ve Diğer Kamu Görevlileri ile Kamu Niteliğindeki Meslek Kuruluşları,

bunların Üst Kuruluşları mensuplarına, Savunma hakkı tanınmadıkca, Disiplin cezası verilemez, der,

 

     Yani : Türkiye Cumhuriyeti Devleti : Devleti eline geçiren Zümrelerin,  İdeolojisine göre kısıtlamalar,

Yasaklamalar getiren Engizisyon Devleti değildir, der,

 

 

     MUSTAFA KEMAL ATATÜRK,

Orta Çağdaki adı : Haçlılar olan, Çanakkale ve İstiklal harbimizdeki adı : Müttefik işgal kuvvetleri olan,

Atatürkün tanımlaması ile adı : Müstevliler olan, bugünkü adı : Avrupa Birliği olan,

İngilizlerin, Fransızların, İtalyanların, Yunanlıların :

Mondoros Mütarekesinden sonra Osmanlının Başkenti olan İstanbulu İstila ve işgal etmelerinden sonra,

Bütün Askeri Komutanların İstanbula çağrıldığında, İstanbula gelen Atatürkün,

Namlularını Saraya yöneltmiş ve İstanbulu işgal etmiş Müttefik işgal kuvvetlerini görünce,

 

     ALİ İMRAN SURESİ AYET 111  de “ Cesur ve Cesaretli olursanız, Düşmanlarınız, Sizin Ordunuzla

savaşsalar dahi Size galip gelemezler, Size eziyetten başka bir şey veremezler,

Siz karşılarında sağlam durdukca, Size Arkalarını dönüp kaçarlar “ dediği gibi,

 

   “ Geldikleri gibi Giderler “ demekle,

 

     Ecdadımızın Yurt olarak seçtiği, 1071 yılında kesin ve geri dönmesiz olarak yerleştiği,

İstiklal Harbimizi başlatmak için, İlk önce Misakı Milli sınırlarımızı çizmekle,

 

     Cihad için gerekli, Askeri planları yapması, Meclisten, Başkomutanlık yetkisi almakla,

Yurdumuzun savunması İşgal ve İstiladan kurtarılması için,

Yerel ve Bölgesel direnişle ve savaşta bulunan Kuvai Milliyecileri birleştirerek,

İstiklal Harbi için Düzenli bir Ordu kurmakla,

 

     Cihad için, Ordumuzun techizi için, Milletimizden elindeki Silah ve Askeri malzemeleri istemekle,

Ordumuzdaki Askerlerin iaşeleri için, Milletimizden, ellerindeki Gıda maddelerinin yarısını istemekle,

Maddi yardım istemekle, Milletimizide bunları vermekle,

 

     İstiklal Harbimizi başlattığında,Ordularımıza hitaben :

“ Hattı Müdafa yoktur, Sathı Müdafa vardır, Bu Satıh Bütün Vatandır demekle,

“ Size : ( Savaşmak için ) Savaşmayı değil, Ölmeyi Emrediyorum, Ya İstilal Ya Ölüm “ “ demekle,

“ Zaruret olmadıkca, Harp bir Cinayettir, Yurtta Sulh Cihanda Sulh “ demekle,

 

     İstiklal Harbi Cephelerinde, Askerlerimizin Taaruza başlamazdan önce,

Cemaat şeklinde yani topluca Namaz kılmakla,

 

     İstiklal Harbinde, Ellerinde Kuranı Kerim Okuyarak,

Yurdumuzu ve Milletimizi İstila ve İşgal eden Düşmanlara karşı, Vatanını ve İstiklalini kurtarmaya,

Savaşmaya ve Şehit olmaya koşan Mehmetcikler için

“ Çanakkale ve İstiklal Harbini ve İstiklali kazandıran Güç ve Kudret, İşte bu Güç ve Kudrettir “ demekle,

 

     İstiklal Harbimiz kazanılıp, Yurdumuz Düşmanlardan kurtarıldıktan sonra,

“ Cumhuriyet, Bedava kazanılmış değildir, Cumhuriyeti elde etmek için, Kanımızı döktük,

Vatanın her tarafına, Kırmızı Kanımızı akıttık, İcabında, Vatanımızı, Toprağımızı, Milli ve Manevi değerlerimizi,

Müesseselerimizi, Müdafası için, lazım olanı yapmaya her an hazır olun, “ demekle,

 

     Türkiye Büyük Millet Meçlisini, Milletvekilleri ile birlikte, Cuma Günü Cuma Namazını kıldıktan sonra,

Kurbanlar keserek, Dualarla açmakla,

 

     TÜRK Devletleri Tarihinde, Devlet Egemenliği ve Devlet Başkanı olan adına,

Cuma Hutbesi okunması bir Gelenektir, Atatürkün, Yeni Devletimizin Egemenliği üzerine,

Balıkesir Camiinde Cuma Hutbesi okumakla,

 

   “ Camiler : Birbirinizin yüzüne bakmaksızın yatıp kalkmak için yapılmamıştır “ demekle,

 

     Yeni Türkiye Cumhuriyeti Devletimiz kurulduktan sonra,

Memleketimizin kalkınması için İktisadi ve Sosyal çalışmalara başlaması, İzmir İktisat Kongresini yapmakla,

“ Borç alan Emir alır, En iyi İktisatcılar, Muhasebeyi iyi yapanlardır,

“ TÜRK : Çalış, Güven, Öğün “ demekle, Memleketimizin kalkınması için kalkınma çalışmalarına başlamakla,

“ Çalışmadan, Yorulmadan, Üretmeden : Para kazanma ve harcama yolunu tutmuş Milletler,

  Önce Haysiyetlerini, Sonra Hürriyetlerini, daha Sonrada İstiklallerini kaybetmeye Mahkumdur, demekle,

“ Manda ve Himaye kabul olunamaz, Bağımsızlık, Benim Karakterimdir,

  Egemenlik Kayıtsız Şartsız Milletindir “ demekle

 

     ATATÜRK, INKILAP KANUNUMUZ olan ve Anayasamıza göre Korunması gereken

İLKELERİNDEN BİRİ OLAN LAİKLİĞİ ve EĞİTİM ve ÖĞRETİMİ, TANIMLAMAKLA,

 

     Ruhbanlık Eğitimi ve öğretimi vermeye başlayan Tekke ve Zaviyeleri kapatmakla,

Ruhbanlık Kurumu olmaya başlayan Halifeliği ve Hilafeti, Yeni Devletimiz kurulduğunda, Resmen kaldırmakla,

“ Tevhidi Tedrisat Kanununu Yani Dini Eğitimi ve Öğretiminin Diğer Derslerle birleştirilmesi Kanununu çıkarmakla,

     Yani ; Devlet İdaresinde bulunan İdareciler, ayrı bir yorum getirmek şekli ilede olsa, İbadetleri kısıtlayamaz,

Hiç Kimseye, Mensup olduğu Dinin gereklerini yerine getirmesine herhangi bir yol kullanılarak engel olunamaz

Hiç Kimse, herhangi bir Dine Mensup olmaya yada gereklerini yapmaya zorlanamaz, Ruhban Din Adamları,

Devletin İdare İşlerine, Devlet Adamları, Yargı ve Yürütme,  Dinin İbadet İşlerine karışamaz, demekle,

 

     Yeni Kurulan Devletimizi, Demokratik Cumhuriyet esaslarına göre yapılandırması,

Kadınlarada : Seçme ve Seçilme hakkı vermekle,

 

     Tek Eşlilik Medeni Kanununu çıkarmakla,

 

     Onuncu Yıl Nutkunda, “ Cumhuriyeti bizler kurduk, Onu geliştirip yüceltecek olan Sizlersiniz “ demekle,

Çağdaşlık ve İlericilik için, Muasır Medeniyet seviyesini göstermekle,

 

 

     MUSTAFA KEMAL ATATÜRK,  Gençliğe Hitabesinde,

     Türk Milletine, İsmet İnönünün ve sonrakilerin, Gaflet, Dalalet, ihanet ve hatta Hıyanetini,

Sonra Yetişecek Genç Nufusa seslenerek, Gençliğe Hitabesi ile vermekle,

 

     Cumhuriyet ve Atatürk İlkeleri olarak bildiğimiz ve Tamamı İslam Dininin Ayet ve Hadis kaynaklı İfade ve

İcraatları ile ATATÜRK, LAİKLİĞE aykırı, LAİKLİK ve REJİM karşıtı İrticai bir eylem, Kökten Dincilikmi yaptı ?

İslam Dinini Siyasallaştırarak Siyasi bir Simge ve Sembol olarakmı kullandı ?

 

     Atatürk, Balıkesir Camiinde Hutbe okumakla ve Namaz kılmakla, Ordudanmı atıldı ?

 

     Atatürk, Laik Eğitim ve Öğretim kavramı adı altında, Eğitim ve Öğretimi Laik' leştirmek diyerek,

Türbanlı olanların Eğitim ve Öğrenim görmesinimi yasakladı gasp etti ?

 

     Liselerden Üniversitelere giriş yapacak olan öğrencilere, Yüksek Öğrenime giriş sınavı puanlamasında,

Katsayı farkı getirerek, İdeolojik olarak farklılaştırdımı ?

 

     Din Eğitimi ve Öğretimini, diğer derslerden soyutlayarak tecrit ederek YAŞ sınırlamasımı getirdi ?

Kuran Kurslarına YAŞ sınırlamasımı getirdi ? Takiyyemi , Bağnazlıkmı yaptı ?

     Kamusal Alan kavramı adı altında, Toplumun büyük kesimini, Toplumdan teçritmi etti ?

 

     Atatürk , yukarıdaki bu sözleri ve faaliyetleri ile, Laik Cumhuriyet İlkeleri ile

Din ve Devlet işlerini birbirinemi karıştırdı ?

 

     Atatürk, bütün bu Sözleri İlkeleri Fiiliyatları ile Yukarıdaki Ayet ve Hadisleri İfade Etmiyormu ?

Yukarıdaki Ayet ve Hadisler ŞERİAT KANUNUDUR,

 

     Atatürkün, İfadelerinin, Fiiliyatlarının, Milleti Millet yapan Manevi değerler ile, İslam Dininin değerleri ile,

birebir olarak örtüşmesi ve bunlarla Milletin Saygınlığını kazanması, Milletimizinde, Onun Önderliğinde

İstiklal Harbini kazanması Laiklik karşıtı İrticai bir Faaliyetmidir ? bir tesadüfmüdür ?

 

 

     Yukarıdaki Atatürk İlkelerine ve Anayasa Hükümlerine göre,

 

            SİYASET :       Kavram Kargaşaları ile Yalan, İftira, Hakaret, Hizipler üretmek değil,

                                   Devletine ve Milletine hizmet etmek demektir,

 

            LAİK'LİK :        Kişisel bağlamda, Din, Vicdan ve Sosyal Yaşam Özgürlüğünün temeli ve Teminatıdır,

                                   Bir Dine Mensup olmak yada olmamak, Dininin gereklerini yapmak veya yapmamak, veya

                                   Dinin gereklerinin yapılmasına engel olunmama Hakkıdır,

 

            LAİKLİK :        Din ve Devlet İşlerinin, birbirinden ayırt edilmesi demektir,

                                   Manevi değerler için, ibadetleri için, Devletini dışlamak değildir,

                                   Devleti için, Manevi değerlerini, ibadetlerini dışlamak değildir,

 

            LAİK'LİK :        Hiç Kimseye ve Hiçbir İdari düzenleme ile,

                                   İbadetlerinin gereğini yapmaya çalışan İnsanlara kısıtlama müeyyide getirmemektir,

                                   Milletin Manevi Değerlerine Hakaret etmemek ve Saygılı olmaktır,

                                   İbadetlerin gereğini yapmak için,

                                   Hiç bir Kimseye, Temel Hak ve Hürriyetleri ve Din ve Dinin İbadetleri Hususunda,

                                   herhangi bir şekilde zorlayıcı bir faktör uygulamamaktır,

                                   Temel Hak ve Hürriyetleri, Sosyal Hukuku, Sosyal Adaleti ve Diğer İdari Devlet işlerini

                                   yerine getirmek, Medeni bir İnsan için Temel bir Zorunluluktur,

 

Laiklik :  Devletin İdari makamlarında bulunanların, Devleti için, Dininin sosyal yaşam biçiminden

              İbadetlerinden vazgeçmesi anlamına veya, Dini için, Devletinden vazgeçmesi anlamına gelemez,

 

Laiklik :  Devletin Kurumlarında, Devlet için, Halkın Sosyal Yaşam biçiminin ve Örfünün dışlanması

              yasaklanması demek değildir,

 

Laiklik :  Kamusal alan, kavramı adı altında, Kişinin, Devleti için, İbadetlerinden ve Dininin Sosyal yaşam

              biçiminden vazgeçmesi, veya İbadetleri ve Dininin Sosyal yaşam biçimi için, Devletinden vazgeçmesi

              anlamına gelemez, Böyle bir şekil Laiklik değildir olamaz,

 

Laiklik :  İbadetlerini yerine getirmeye çalışan ve devam ettiren insanlarımızı, Kamusal alan, kavramı adı altında

            “ İbadetlerinizi Bizim içimizde yapamazsınız ve devam ettiremezsiniz “ diyerek,

              Devletimizin Okullarından ve Kurumlarından atmak ve Teçrit etmek değildir, olamaz,

 

Laiklik :  Devlet yetkisini eline geçirmiş olanların, Şahsi fikirlerine göre şekillendirilmiş olan,

              Kamusal alan kavramı adı altında, Toplumun bir kesiminin, Zorunlu Devlet hizmetlerinden,

              Toplumdan tecrit edilmesi, İkinci sınıf vatandaş muamelesi görmesi,

              Bölücülük yapılması, demek değildir olamaz,

 

Laiklik :  Laik Öğretim kavramı adı altında, Din Eğitimini ortadan kaldırmak, anlamsızlaştırmak, demek değildir,

 

Laiklik :  Devlet yetkisini eline geçirmiş olanlar tarafından, Şahsi, İdeololik ve Partizanca eylemleri ile,

              Anayasal Temel Hak ve Hürriyetlerin, Gasp edilmesi demek değildir, olamaz,

 

Laiklik :“ İnançlara Saygılıyız, ama kendi İdeolojimize göre hareket ederiz, demek değildir, olamaz,

 

Laiklik : Kendimde olmayan İbadet Vasfını, Kamusal alanda, karşımda görmek istemiyorum,

             İbadetlerle ilişkisi olan, İbadetleri yerine getirenler, Laik Kişi değildir, demek olamaz,

 

Laiklik : Dini İbadetlerini yerine getirmeye çalışan insanlara, Dini Siyasallaştırıyorlar,

             Siyasal Simge taşıyorlar demek değildir olamaz,

 

Laiklik : Siyasetsizlik demek değildir, olamaz,

 

Laiklik : Dini İbadetlerini yerine getirmeye ve devam ettirmeye çalışan İnsanlarımıza karşı,

             Bağnazlık, Hoşgörüsüzlük, Edepsizlik ve Saygısızlık demek değildir, olamaz,

 

Laiklik : Dinsizlik değildir, Doğru, Lakin, Dinin Sosyal yaşantısını, Toplumdan soyutlamak,

             Teçrit etmek ve İbadetsizlik demekte değildir olamaz,

 

Laiklik : Laiklik kavramını, neredeyse Laiklik Dini yaptılar, Laiklik, Bir Din değildir olamaz,

 

Laiklik : İslam Dininin ve Milletin, Manevi değerlerine saldırmak, Milletin Manevi değerlerini yok etmek,

             karşısında olmak, fiili olarak saygısızlık yapmak demek değildir, böyle bir Laiklik anlayışı olamaz,

 

Laiklik : Çalıştığı İşinden veya Memuriyetten, Eğitim ve Öğrenim gördüğü okulundan atılmak değildir olamaz,

             Toplumdan Tecrit edilerek Bölücülük yapmak demek değildir, olamaz,

 

Laiklik : Solculuk, Sağcılık, Muhazafakarlık, Liberallik veya Kapitalistlik demek değildir, olamaz,

 

Laiklik : Fanatik Futbol taraftarları gibi Slogan atmak değildir olamaz,

 

Laiklik : Laik Eğitim ve Öğretim birliği kavramı adı altında,

             Din Eğitimi ve Öğretimini diğer derslerden ayırmak, kısıtlamak, kaldırmak veya yok saymak değildir,

 

Laiklik : Eğitim ve Öğretim Rejimi değil, Devlet idaresi Rejimidir, Din ve Devlet işlerini ayırt etmek demektir,

             Eğitim ve Öğretimde : Fen, Matematik, Fizik, Kimya, Coğrafya, Tarih ve diğer beşeri derslerle birbirne   

             bağlantılı ve alakalı olarak, Temel Din Eğitimi ve Öğretimi Öğrencilere verilmelidirki,

             her iki bilgiyede sahip olunmalıdırki, Eğitim ve Öğretim sistemimiz ezbercilikten kurtulsun,

             İbadetler ve Devlet işleri birbirinden ayırt edilebilsin,

 

     Laiklikte : Din İnancı ve İbadetler ayrı, Devlet işleri ayrı, yani bir İnsanın Laik olabilmesi için,

Dini inancının ve İbadetlerini yaşıyor ve dahi Devletinede hizmet ediyor olması şarttırki,

O İnsanın Laikliği anlayabildiği, yaşayabildiği görülebilsin.

 

     Inkılap Kanunlarımız olan, Tevhidi Tedrisat Kanunu, Kılık Kıyafet Kanunu,

Kılık Kıyafet Kanunun Tatbik Suretini gösterir Nizamname Kanunu, Atatürkün Laiklik Tanımlaması,

     Anayasamızın 1,2,12,24,15,17,19,26,27,68,70,71,40,36,74,39,38,42,14,13,11,7,153,124,130,129 ve 32,

maddeleri,  yukarıdaki Ayet ve Hadisleri İfade etmiyormu ? 

 

     İslam Dininin, İslam Dininin Asli Kaynağı, Kuranı Kerim Ayetlerinin, İslam Dininin Peygamberi

Hz. Muhammedin Hadislerinin, Türkiye Cumhuriyeti Devleti Anayasa ve Kanunları esasları ile,

Demokratik Cumhuriyet, Laik, Sosyal Hukuk ve Sosyal Adalet Devleti İlkeleri esasları ile,

Temel Hak ve Hürriyet İlkeleri esasları ile, İnsan Hakları esasları ile,

Atatürk İlkeleri ve Inkılapları esasları ile, hiçbir aykırılığı, tezatlığı ve proplemi yoktur, 

 

     İslam Dinine İnançlı ve İbadetlerini yerine getirmeye çalışan İnsanlarında,

Demokratik Cumhuriyet, Laik, Sosyal Hukuk ve Sosyal Adalet Devleti İlkeleri esasları ile,

Atatürk İlkeleri ve Inkılapları esasları ile, hiçbir aykırılığı, tezatlığı ve proplemi yoktur,

     Proplem : Anayasal Devlet Yetkisini bir şekilde eline geçiren İdarecilerin, Anayasal

yetkilerini, Kendi İdeolojilerine, Kendi Misyonlarına göre, Kökten fanatik partizanlıkla,

Anayasamızdaki Temel Hak ve Hürriyetleri, Kanunları, Sosyal Hukuk ve Sosyal Adaleti,

hiçe sayarak görev yapmasıdır,

 

     Demokratik Cumhuriyet ve Laik Rejim sistemini, İdarecilermi, Siyasilermi yoksa Vatandaşlarmı anlamıyor ?

Demokratik Cumhuriyet ve Laik Rejim Sistemi ile Vatandaşlarınmı proplemi var,

İdarecilerin ve Siyasilerinmi proplemi var ?

 

     Devlet İdaremizdeki İdarecilerimizle, Siyasilerimizin, her birinin ayrı ayrı şekillerde,

İdeoloji ve Misyon proplemleri vardır, herbiri ayrı ayrı olarak ideolojilerini enpoze etmeye devam etmekteler,

Soyunu reddeden Sossuz Demokratların, Bunlardan gelen Devlet İdaremizdeki İdarecilerimizin, Siyasilerimizin

herbirinin ayrı ayrı olarak, İslam Dininin Sosyal Yaşam biçimi ile, İslam Dininin Gerekleri ile, İbadetleri ile,

Uzlaşmaz bir proplemleri vardır,

 

     Soyunu reddeden Demokratların, Siyasilerimizin ve şimdiye kadar bunlardan teşekkül eden

Devlet adamlarımızın, Konusu, Anayasal Suç teşkil eden, İdeolojik, Akılsız, Mantıksız,          

Bölücü despot diktatörce Kanunsuz emir ve yasaklarıyla, İslam Dininin İbadetleriyle

ve buna bağlı olarak Halkımızın Sosyal yaşamıyla uzlaşmaz proplemleri vardır.

 

     Laiklik, İbadetsizlik demek olarak yorumlanıyor, özellikle İdari ve Siyasi bir Devlet görevinde bulunarak

İslam Dininin Sosyal yaşantısını yaşayanları,  İbadetlerini yerine getirenleri anında İrticacı, gerici,

Laiklik, Cumhuriyet ve Rejim düşmanı bir İnsan olarak ilan ediliyor,

bütün siyasi emelleri bunun üzerine kuruluyor,

 

     Devlet İdarecilerimiz ve Siyasilerimiz, İdeolojik olarak, Laikliği kendi tekellerinde görerek,

İslam Dininin İbadetleri ile bir ilişki bulduğu insanımızı, anında, Laiklik karşıtı eylem yapmış sayıyor,

Cumhuriyet ve Rejim Düşmanı İlan ediyor, Okulundan, Memuriyetinden ve İşinden,

İnfaza yargı uydurması ile atıyor,

 

Anayasamızın 12.maddesine göre, kişiliğe bağlı, dokunulamaz, devredilemez,

                                                        vazgeçirilemez Hak olan  İbadetler,

Anayasamızın 15 maddesine göre, Kişinin Maddi, Manevi Varlık bütünlüğü olan,

                                                        kesinlikle suç olmayan İbadetler,   

Anayasamızın 17 maddesine göre, İnsanın, Manevi Varlığını, Maddi olarak yaşaması, gelişmesi olan İbadetler,

Anayasamızın 24.maddesine göre, Serbest olan ve Kimsenin ibadetlerinden dolayı suçlanamayacağı İbadetler,

Anayasamızın 1 ve 2.maddesine göre, Toplumun Huzuru, Milli dayanışması ve İnsan Hakları olan İbadetler, 

Anayasamızın 5.  maddesine göre, Kişinin, Maddi, Manevi varlığı bütünlüğü Hak ve Hürriyeti olan İbadetler, 

Anayasamızın 19.maddesine göre, Kişi Hürriyeti ve Güvenliği olan İbadetler,

Anayasamızın 25.maddesine göre, Düşünce ve Kanaat hürriyeti olan İbadetler,

Anayasamızın 27.maddesine göre, Herkesin Serbestce Bilimi öğrenme ve Öğretme hakkı olan İbadetler,

Anayasamızın 42.maddesine göre, Eğitim ve Öğrenim alma ve verme hakkı olan İbadetler,

Anayasamızın 70.maddesine göre, Kamu hizmetinde bulunma hakkı olan İbadetler,

Anayasamızın 71.maddesine göre, Vatan hizmeti olan İbadetler,

Anayasamızın 14.maddesine aykırı olduğu iddia dahi edilemeyecek olan, yok sayılamayacak olan İbadetler,

Devlet Yetkisini eline geçiren, Milleti Fakru Zaruret içinde, Harap ve Bitap düşüren, Gaflet ve Dalalet ve Hatta

Hıyanet içinde bulunan Bunak İktidar Sahiplerince, Anayasa, Yargıtay, Danıştay, Mahkemelerinde,

Yüksek Öğretim Kurumunda ve Rektörlüklerde, Başbakanlık ve Bakanlıklarda, Devletin Güvenlik Kurumlarında,

Devletin diğer Kurum ve Kuruluşlarında, Atatürk İlkeleri ve Laiklik karşıtı eylem ve İrticai faaliyetmi sayılıyor ?

 

     Anayasamızın Temel Hak ve Hürriyetleri belirleyen maddeleri gereğince, Devlet görevinde bulunan birinin,

Şeklini ve Zamanını, İslam Dininin kurallarının belirlediği Sosyal Yaşam biçimi badetlerinide ve

aynı zamanda yapıyor olması, Din işleri, Devlet işlerine karışıyor anlamına ve saçmalığına gelmez, gelemez,

 

 

 

     28 ŞUBAT Kamusal alan ve Baş Örtüsü Zulmü, Bitmiş Bitirilmiş değil, UYKUDADIR,

 

     Türkiye Büyük Millet Meclisince 1924 de Kabul edilen ilk Anayasamıza,  LAİKLİK İlkesi,

5 ŞUBAT 1937 de 3115 Sayılı Kanunla yapılan Anayasa Değişikliği ile,

Fransadan İthal edilmiş olmasına rağmen,  Anayasamızın 2. maddesinde, sadece KELİME olarak bırakılmış

Atatürk İlkelerine, Inkılap Kanunlarımız olan, Tevhidi Tedrisat Kanununa,

Bazı Kisvelerin giyilemeyeceğine dair, Kılık Kıyafet Kanununa,

Anayasamıza ve Milletimize uygun olan Resmi ve Net bir Laiklik tanımlaması yapılmamıştır ve yoktur,

Kişi Temel Hak ve Hürriyetlerinin kullanılması içeriğinde, İçi boş bırakılan Laiklik İlkesinin,

Anayasal tanımlamasının yapılması ve Anayasamızda yer alması zorunlu bir şarttır.

İşte bu gerekce ile Acil olarak, Atatürk İlkelerine, Inkılap Kanunlarımız ,

Tevhidi Tedrisat ve Kılık Kıyafet Kanununa, Anayasamıza, Milletimize ve Ulusumuza uygun olan,

Anayasamızın Temel Hak ve Hürriyetlerinin niteliklerini taşıyan bir şekilde,

Anayasal Resmi bir Laiklik tanımlaması yapılması ve Anayasamızın 2.maddesi ile birleştirilmesi,

ZORUNLU BİR GEREKLİLİK ve ŞARTTIR,

 

 

     MUSTAFA KEMAL ATATÜRKÜN, LAİKLİK İLKESİNİ TANIMLAMASI,  

 

     Atatürk,

   “ LAİKLİK, Genel anlamda, Din İşlerinin, Millet ve Devlet işlerinin birbirinden ayrılması demektir,

     LAİKLİK, Din, İbadet ve Vicdan Özgürlüğü, Sınırsız ve Sataşılamaz Doğal Hakların tanımıdır,

                    Türkiye Cumhuriyeti Yurttaşlarının, Din, Dini İbadet ve Vicdan Hürriyeti demektir,

                    Bütün Yurttaşların, Din, İbadet ve Vicdan özgürlüğü yaşamı demektir,

                    Yurttaşların içinde, Çeşitli Dinlerin Mensubları hakkında, Din ve Vicdan Hürriyetine uyulması ile,

                    Eşit Adalet uygulamakla vazifeli olan Hükümet ve Mahkemeler,

                    Adil, tarafsız ve Eşit Adalet uygulaması mecburluktur,

     LAİKLİK, Devlet Rejimi Biçimi demektir, Devletin İdaresindeki Yetkileri ile, Şahıs Rejimi Keyfiyeti biçimi değildir,

     LAİKLİK, Dinsizlik olmadığı gibi, Din İşlerinin, Millet ve Devlet İşleri ile karıştırılmaması ile,

                    Kasde ve Kasdi fiile dayanan Taasupkar hareketlerden sakınmaktır,

    LAİKLİK, Din ve Devlet işlerinin ayrılığı demeksede, Behamahal, Dini Kendinden ayırmak demek değildir,

                    Herkesin Mutlak, bir İnancı ve Dini vardır, Hiçbir İnsanın, İnancını Kendinden ayırması mümkün değildir,

                    Hiçbir İnsan, İnancını kendinden Ayırmaz, ayıramazda, Zira, Ona göre hareket ve iştigal eder,

 

     Her fert, İstediğini düşünmek veya İstediğine inanmak, Seçtiği Dinin İcaplarını yapmak veya yapmamak,

Kendine mahsus Siyasi bir fikre malik olmak, Hak ve Hürriyetine sahiptir,

Hiç Kimsenin, Fikrine ve Vicdanına Hakim olunamaz,” diye ifade etmesiyle, 

 

     ANAYASA MAHKEMESİNİN 07,03,1989 TARİHLİ 1989 / 12 KARAR SAYILI GEREKCELİ KARARI

LAİKLİK TANIMLAMASI ile, 

 

     Laiklik, Dar anlamda, Devlet işleriyle, Din İşlerinin ayrılması olarak tanımlansa da,

değişik tanım ve yorumlar yapılsa da, gerçekte Toplumların düşünsel ve örgütsel Evrimlerinin,

Son aşaması olduğu görüşü, öğretide de paylaşılmaktır,

     Gerçekte Laiklik, Din ve Devlet İşleri ayrılığı biçiminde daraltılamaz, 

Laiklik, Boyutları daha büyük, alanı daha geniş bir uygarlık, Özgürlük ve Çağdaşlık ortamıdır,

     Dinsel İnancı ne olursa olsun, İnsanların birlikteliklerini sürdürmeleri, Uygarlık gereğidir,

Laik bir Toplumda, Bireyin İstediği Dine ve İnanca sahip olması,

Yasa Koyucunun ve Yargı kararı vericinin, Her türlü etki ve el atmasının dışındadır,

     Laiklik, Herkesin Vicdan, Dini İnanç ve Kanaat özgürlüğüne saygılı olunmasınıda gerektirir,

İnançların ayrı olmasının doğallığı, Demokrasilerde Düşünce ve İnanç Özgürlüğüyle doğrulanır,

 

     TÜRKİYENİN Modernleşme felsefesi, İnancını yaşama Yöntemidir, İnsanlık İdealidir,

Vicdan Özgürlüğü, Dinsel Yaşamın gereklerinide kapsayan Manevi değerlerle çevrilidir,

Tevhidi Tedrisat Kanunu ve Kılık Kıyafet Kanunu bu gereğin Belgesidir,

     Kişi, İç ve Dış Dünyasıyla, Duygu ve Düşünceleriyle, Beden ve Ruh yapısıyla bir Bütündür,

Herkes Dinini seçmekte, İnançlarını yaşamakta, Din ve Vicdan Özgürlüğü sınırları içersinde serbesttir,

Giysi, Kişiliğini yansıtan bir Araçtır, Çağa, Güne, Ortama, Koşula, Duruma uygun olarak,

Herkes İstediği biçimde giyinebilir,

     LAİK Devlet Ancak, Yurttaşların Din ve Vicdan Özgürlüğünü sağlayıcı, Koruyucu önlemleri alır,

Yasaklayıcı veya Kısıtlayıcı değil,  Tüm Devlet Kuruluşlarında ve İşlemlerinde, olduğu gibi,

Öğretim ve Eğitimin her düzeyinde, Laiklik ilkesine özenle uyulur,

     Devlet, Böylece Bilimsel gereklere uygun biçimde, Kurumlaşmış, Hukukla düzenlenmiş,

Karşılıklı Saygı, Hoşgörü ve anlayışa katkıda bulunan Laiklik, Ulusal birliği sağlar,

Yasama Yetkisi T. B. M. M. sindedir, Bu yetki, Devletin diğer hiçbir organı tarafından kullanılamaz,” der

 

 

     ATATÜRK İLKELERİNE, ANAYASAMIZIN İLGİLİ MADDELERİ GEREĞİNCE ve

ULUSUMUZA uygun bir LAİKLİK Tanımlaması, Anayasa değişikliği aşağıdaki şekilde olmalıdır,

 

 

LAİKLİK,        Egemenliğe, Demokrasiye, Özgürlüğe ve Bilgi birleşimine dayanan, Toplumsal bir atılım,

                        Siyasal, Sosyal ve Kültürel yaşamın, Çağdaş düzenleyicisidir, Onurunu Üstün tutarak,

                        Bireye Kişilik ve Özgür düşünce olanakları veren, bu yolla Siyaset,

                        Vicdan ayrımını gerekli kılarak, Bireyin Vicdan ve Dinsel özgürlüğünü sağlayan İlkedir,

 

LAİK'LİK         Din ve Devlet İşlerinin, birbirinden ayırt edilmesi demektir,

Dinin işleri       Şeklini ve Zamanı, Din kurallarının belirlediği, İbadetler ve bunlara bağlı Sosyal Yaşam biçimidir,

Devletin işleri  Türk Milletinin Bölünmez Bütünlüğünü, Bağımsızlığını, KİŞİNİN,

                        Temel Hak ve Hürriyetlerini ve Güvenliğini,

                        Maddi ve Manevi varlığını koruyarak geliştirmesini sağlayan,

                        Toplumun, Huzur ve Milli dayanışmasını sağlayan,

                        Dini gereklerini yerine getirebilmesinde bir yasaklama ve tecrit ile engel olmayan,

                        Ayrıcalıklı bir Sınıf ve Zümre oluşturmayan, Sosyal Hukuk ve Adalet ilkelerine bağlı,

                        Demokratik Cumhuriyet esaslarına ve Atatürk İlkelerine dayalı Devlet İdaresidir,

 

LAİK'LİK         Kişisel bağlamda, Din, Vicdan ve Sosyal Yaşam Özgürlüğünün temeli ve Teminatıdır,

                        Bir Dine Mensup olmak yada olmamak, Dininin gereklerini yapmak veya yapmamak, veya

                        Dinin gereklerinin yapılmasına engel olunmama Hakkıdır,

 

LAİK'LİK         Milletin Manevi Değerlerine Hakaret etmemek ve Saygılı olmaktır,

                        İbadetlerin gereğini yapmak için, Hiç bir Kimseye,

                        Temel Hak ve Hürriyetleri ve Din ve Dinin İbadetleri Hususunda,

                        herhangi bir şekilde zorlayıcı bir faktör uygulamamaktır,

 

LAİK'LİK         Devletin Kurumlarında, Devlet için, Halkın Sosyal Yaşam biçiminin ve Örfünün dışlanması

                        yasaklanması veya zorla yaptırılması demek değildir,

                        Manevi değerler için, ibadetleri için, Devletini dışlamak değildir,

                        Devleti için, Manevi değerlerini, ibadetlerini dışlamak değildir,

                        Hiç Kimseye ve Hiçbir İdari düzenleme ile,

                        İbadetlerinin gereğini yapmaya çalışan İnsanlara kısıtlama müeyyide getirilemez,

                        Temel Hak ve Hürriyetleri, Sosyal Hukuku, Sosyal Adaleti ve Diğer İdari Devlet işlerini

                        yerine getirmek, Medeni bir İnsan için Temel bir Zorunluluktur,

 

Herkes, Kişiliğine bağlı, Dokunulamaz, Devredilemez, Vazgeçirilemez Temel Hak ve Hürriyetlere sahiptir,

Kişinin,  Maddi ve Manevi Varlığını Yaşama Bütünlüğüne Dokunulamaz,

Kişinin,  Din, Vicdan ve Sosyal Yaşam Özgürlüğü Temelinde,

              Maddi ve Manevi Varlığını koruma ve geliştirme hakkı olan,

Kişinin,  Ailesine ve Toplumdaki diğer kişilere karşı ödev ve sorumluluğu olan,

Kişinin,  Temel Hak ve Hürriyetleri, Kendi güvenliği ve Savunma Hakkı olan,

Kişinin,  Toplum İçinde İnsan Hakları olan,

Kişinin,  Eğitim ve Öğrenim alma ve verme Hakkı olan,

Kişinin,  Toplumun huzuru, Mutluluğu Dayanışması, Kamu ve Vatan hizmetinde bulunma Hakkı olan,

Kişinin,  Kendi Kişiliğini geliştirmesi olan, Din ve Ahlak Eğitimi ve Öğretimi alabilmesi, İnancını,

              Dininin gereklerini ve İbadetlerini öğrenebilmesi, yerine getirebilmesi Hakkı olan

              Kişiliğine Bağlı, DOKUNULAMAZ, DEVREDİLEMEZ, VAZGEÇİRİLEMEZ Temel Hak ve Hürriyetleridir,

Kişinin,  Temel Hak ve Hürriyetlerinin sınırlandırılması, Demokratik ve Laik,

              Sosyal Hukuk ve Adalet İlkelerine dayalı Devlet ve Toplum düzeninin gereklerine aykırı olamaz,

Kişinin,  Temel Hak ve Hürriyetlerinin başladığı yerde, Diğer Kişi veya Kişilerin Hak ve Hürriyetleri biter,

Kişinin,  Dininin İbadet gerekleri ve Sosyal Yaşam Biçimi ve Örfü,

              Anayasanın 14. madde ve Laiklik karşıtı eylem sayılamaz ve çarpıtılamaz,

 

     Devlet İdaresinde bulunan İdareciler, ayrı bir yorum getirmek şekli ilede olsa, İbadetleri kısıtlayamaz,

Hiç Kimseye, Mensup olduğu Dinin gereklerini yerine getirmesine herhangi bir yol kullanılarak engel olunamaz,

Hiç Kimse, herhangi bir Dine Mensup olmaya yada gereklerini yapmaya zorlanamaz,

     Dininin Sosyal Yaşam biçimi ve İbadetleri, Devletin Kamu Kurum ve Kuruluşları ve İdarecileri veya

hiçbir kimse tarafından, Toplumu huzursuz ve rencide eden bir şekilde,

Toplumsal kutuplaşmalara Çatışmalara yol açacak biçimde, Herhangibir yol yada araç kullanılarak yok sayılamaz,

kısıtlanamaz, yasaklanamaz, engel olunamaz,

     Anayasa değişikliği Refarandumla kabul edilir, Referandumla kabul edilmiş Anayasa Maddeleri,

Ancak Referandumla değiştirilebilir,” Şeklinde,

 

     Atatürk İlkelerine, Inkılap Kanunlarımıza,  Anayasamızın

1,2,12,24,15,17,19,26,27,68,70,40,36,74,39,38,42,14,13,7,153,124,130, 5 ve 32. maddeleri gereğince,

Temel Hak ve Hürriyetleri ve Devlet Rejimimizi ifade eden Laiklik İlkesinin  Anayasal tanımlaması yapılması,

Anayasamızın 12. maddesi ile birleştirilmesi,  Atatürk İlkelerine,  Laik, Sosyal Hukuk ve Sosyal Adalet Devleti

İlkelerine, Demokratik Cumhuriyet İlkelerine, Temel Hak Ve Hürriyet İlkelerine, İnsan Haklarına bağlı,

SOSYAL HUKUK ve ADALET DEVLETİ olma için Zorunlu bir gerekliliktir,

 

     TÜRKİYENİN İdarecileri ve Siyasileri 1980 Yılından bu yana, İrtica ile yatıp, İrtica ile kalkıyor,

Fakat İrticadan ne kastediliyor bilen olmadığı gibi, İdareciler ve Siyasiler,

Orta Çağ Engizisyon Mahkemesi kararları gibi, kendi ideolojilerine ve keyfiyetlerine göre irtica önlemi alıyor,

Toplumumuzu yargılıyor, cezalandırıyor, Okulundan, Memuriyetinden ve işinden atıyor,

Milletimizin Manevi değerlerine hakaretler ediyorlar, Milletimiz, İdarecilerin ve Siyasilerin,

İrtica söylemlerinden, ne kastettiklerini anlamış değildir, ,

İrtica Nedir Ne değildir, İlk önce İrticanın ne olduğunu belirten Resmi bir tanımlama yapılmalı,

bu tanımlama yapılırken, Anayasal Temel Hak ve Hürriyetler tam olarak yerine getirilmeli,

Milli Güvenlik Siyaset Belgesine bu Tanımlama yazılmalı değilmidir ?

 

 

1983 İstanbul Eyüp İmam Hatip Lisesi Mezunu

1987 Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesi Mezunu

İslam Mektebi Öğrencisi

S.M.Müşavir  a.aziz Kocaoğlan

Eleştirinizi ve Müzakerenizi yazın, Mail: azizkocaoglan@hotmail.com

GAZİANTEP  /  TURKEY

 

 


 
Copyright © Tüm Hakları Saklıdır www.ilmihalim.com
Hazırlayan FERHAT'IN ŞİRİNİ
 
Tasarım Ve Kodlama  Es Yazılım Bilişim