ANA GİRİŞ SAYFASI İLMİHAL KONULARI İLETİŞİM & ULAŞIM BİLĞİ VE GÖRÜŞ İÇİN E - MAİL
 
 
  ÇAĞDAŞLIK ve İSLAM İLE İLGİLİ AYET VE HADİSLER,
Eklenme : 04.11.2022
Okunma : 1464

     İSLAM DİNİNDE ÇAĞDAŞLIK ve İLERİCİLİK NEDİR ?

     ÇAĞDAŞLARI ve İLERİCİLERİ GÖRMEK NEDİR ?

     BAŞKA MİLLETLERE ÖZENİP KENDİ KİMLİĞİNİ KAYBETMEK NEDİR ?

     DOST ve MÜTTEFİK ZANNETTİĞİNİZ MİLLETLERİ TANIMAK NEDİR ?

 

     İSMET İNÖNÜNÜN LOZANDA,  ATATÜRKE VE TÜRK MİLLETİNE HIYANETİ NEDİR, ?  

     TÜRKİYENİN GERİ KALMIŞLIĞININ ve BİLİM ve TEKNOLOJİ ÜRETEMEMESİNİN NEDENİ NEDİR, ?  

     TÜRKİYENİN GERİ KALMIŞLIĞININ ve TÜRKİYEDEKİ İŞSİZLİĞİN, İŞ YOKLUĞUNUN NEDENİ NEDİR, ?  

 

     İslam Dininin Sahibi, Allah Zül Celal ve Allah Rasulu Muhammed Aleyhisselamdır,

İslam Dininin Olmazsa Olmazları, Asli Hükmiyetleri, Allah Zül Celalin Ayetleri ve Allah Rasulunun Hadisleridir,

İslam Dininin, Olmazsa Olmazlarını, Ondan Bundan değil,

İslam Dinini Sahibinden, Allah Zül Celal ve Allah Rasulunden Öğrenin,

 

     İslam Dininin İnancını, İman Etmiş olma şartlarını İbadetlerini ve gereklerini, Tam ve Doğru olarak öğrenmezseniz,

Öğrenmek istemezseniz, Öğrenmeden Yaşarsanız,

Bence diyerek, Yaşadığınızın, Doğru İnanç, İman ve İbadet olduğuna inanır ve yaşarsınız,

Buda Sizi, Sapıklaşmaktan ve Sapıklıktan başka bir yere götürmez, götüremez,

 

     İSLAM DİNİNİ ANLAYIP YAŞAMAK                 BAKARA SURESİ AYET 245

“ Her Kim Mümin bir Müslümandırki, Allah Zül Celale Güzel bir Borç versinde,

Allah Zül Celal Ona, Mükafatları ile, Kat Be Kat geri Ödesin,”der

 

     İSLAM DİNİNİ ANLAYIP YAŞAMAK                 RAMUZ EL HADİS HADİS No C/2 S/198 H/6

  Sahabeden Enes Bin Malik (ra) anlatıyor, Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem,

“ Her Kim Müslüman, İslam Dinini Tefekkuh etmekle, İslam Dinin Özünü, İcabatını, Hükmiyetini öğrenmekle ve

Üzerinde Düşünmekle Mükelleftir ve Her Müslümanın Allah Zül Celale Borcudur, “ dedi der,

 

     İSLAM DİNİNİ ANLAYIP YAŞAMAK                 CAMİUSSAGIR HADİS No 2119

  Sahabeden Enes Bin Malik (ra) anlatıyor, Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem,

“ İslam Dininin En Hayırlı İbadeti, İlk önce, İslam Dininin Gereklerini, Olmazsa Olmazlarını Öğrenmektir,”dedi der,

 

     İSLAM DİNİNİ ANLAYIP YAŞAMAK                 RAMUZEL HADİS No C/3 S/254 H/3

  Sahabeden Ebu Hureyre (ra) anlatıyor, Allah Rasûlu Sallallahu Aleyhi ve Sellem,

“ Allah Zül Celalin Ayetlerinden, Allahın Rasulu olan Benim Sözlerimden, Hadislerimden,

Sünnetlerimden, hiç olmazsa, İbadetlerinizin ve Amelinizin Doğru olup olmadığını anlayacak kadar,

Hakiki İslam Dininin Yolunu bulacak kadar, Amelinizin, Çalışmanızın karşılığındaki Durumunuzun,

İslam Dini Hükümlerinde Yerinizin en az Ne olduğu hakkında, kendi yerinizi bulacak kadar öğrenin,

Heyet ilminden de, Kara ve Deniz karanlıklarında, Yolunuzu bulacak kadar öğrenin,” dedi der,

 

     İSLAM DİNİNİ ANLAYIP YAŞAMAK                İBNİ MACE HADİS No 54

   Sahabeden Abdullah Bin Amr (ra) anlatıyor, Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem,

“ Dini İlimlerin ve Beşeri İlimlerin Asli Kaynağı Üç tür,

Birincisi,          Amel edilmesi Olmazsa Olmaz Şart olan Ayetler,

İkincisi,            Amel edilmesi Olmazsa Olmaz Şart olan Sünnetlerimdir,

                        Bunlar, Bilmeniz Şart olan İlimlerdir,  Amel edilmesi olmazsa olmaz olan Farizalardır,

Üçüncüsü,      Ayetlerden ve Sözlerimden Hadislerimden çıkarılacak İlimlerdir,

                        Bu İlimlerin dışında kalan, Bilgilerin Bilinmesi, Amel edilmesi, İbadet edilmesi olmayan,

                        Kıssalar, Hikayeler, Cedellerdir, Öğrenilmesi Zaruri değildir, Olmazsa Olmaz değildir,” dedi der,

 

     İSLAM DİNİNİ ANLAYIP YAŞAMAK                 DARİMİ HADİS No 655

  Sahabeden Enes Bin Malik (ra) anlatıyor, Allah Rasûlu Sallallahu Aleyhi ve Sellem,

“ Kur'anı anlamaya çalışmadan okumakla,  Kur'an okunmuş olmaz,

Sözlerimi, Hadislerimi, Sünnetlerimi anlamaya yaşamaya çalışmadan sadece Nakletmekle ilim olmaz,

İman ve Amel, Kur'anı Kerimi, Sözlerimi, Hadislerimi ve Sünnetlerimi anlamaya çalışmakla, yaşamaya çalışmakla,

yaşatmaya çalışmakla, İlim ve Hidayetle anlayışla olur “ dedi der,

 

     İSLAM DİNİNİ ANLAYIP YAŞAMAK                ALİ İMRAN SURESİ AYET 19

“ Mutlakki, Allah Katında Kabul edilecek olan Din, İslam Dinidir,” der,


     İSLAM DİNİNİ ANLAYIP YAŞAMAK                MAİDE SURESİ AYET 3

“ Allah Zül Celal,”  Size Din olarak İslam Dinini Beğendim ve Seçtim, Size Dininizi tamamladım, “ der,

 

     İSLAN DİNİNİ ANLAYIP YAŞAMAK                 ZÜMER SURESİ AYET 11

“ Rasulum Deki, Dininizi, Allah Zül Celale Halis kılarak, ( başka şeyleri karıştırmayarak )

İman ve İbadet Etmekle Emrolundunuz,”der,

 

     İSLAN DİNİNİ ANLAYIP YAŞAMAK                 ZÜMER SURESİ AYET 2

“ Mutlak ki Biz Size, Kitabınız, Kuranı Kerimi, İslam Dinini, Rasulum ile Hak olarak indirdik,

Onun için, Dininiz, Allah ve Rasulunun Dini oluncaya kadar,

Dininizi Allaha ve Rasulune Halis Kılınız, Sadece ve Sadece Allaha ve Rasulune Tahsis ediniz,” der,

 

     İSLAN DİNİNİ ANLAYIP YAŞAMAK                 ZÜMER SURESİ AYET 3

“ Mutlak bilinizki, İslam Dini, Halis Din, Ancak ve Mutlak,  Allah Zül Celalin ve Rasulunun Dinidir,

Veliler, Evliyalar, Tarikat diyerek, Dinde İhtilaflar, çekişmeler, ayrışmalar çıkarma Dini değildir,

  Veliler, Evliyalar, Tarikat diyerek, Dinde İhtilaf, çekişme, ayrışmalar çıkaranlar,

Biz bu Velilere, Evliyalara, Tarikatlara, bizi Allah'a daha çok yaklaştırsın diye tabi oluyoruz derler Ya,

Allah Zül Celal, Dinine ihtilâf Sokanlara, Nifak Sokanlara hükmünü verdiği zaman onlarda, sizde göreceksiniz,” der,

 

     İSLAM DİNİNİ ANLAYIP YAŞAMAK                 CAMİUL AHLAKIR HADİS No C1 H196

  Sahabeden İbni Şirin (ra) anlatıyor, Allah Rasûlu Sallallahu Aleyhi ve Sellem,

“ Sözlerim, Hadislerim konusunda Allah Zül Celalden Korkun,

Allah Zül Celalin Ayetlerindeki, Benim Sözlerimi, Hadislerimi, Kimden aldığınıza Azami Dikkat ediniz,

Ayetlerdeki, Sözlerimdeki Anlamların, Hükümlerin açıklamalarını Kimden aldığınıza Azami Dikkat ediniz,

Ayetlerdeki, Sözlerimdeki Anlamları, Hükümleri, Anlamları Daraltmadıklarına, Azami Dikkat ediniz,

Zira Ayetler ve Sözlerim, SİZİN DİNİNİZ dir,” dedi der,

 

     İSLAN DİNİNİ ANLAYIP YAŞAMAK                 ENFAL SURESİ AYET 39

“ Dininiz Tamamıyla, Allah ve Rasulunun Dini oluncaya kadar,

Dininize Fitne Sokanlarla ve Fitne sokanların Fitneleri Yok oluncaya kadar, Mücadele edin, Savaşın,” der,

 

     Yani, İslam Dinini, Ruhbanlık Cemaati Dini yaparak değil, Şeyhlik, Müritlik Dini değil,

İslam Dinini, Dedeler, Babalar, Bacılar, Pirler Dini değil, Sema veya Semah Fokloru Dini değil,

İslam Dinini, İlahi, Gazel, Kaside, Mevlid, Naat, Şiir, Değiş, Türkü okuma Dini değil,

İslam Dinini, Masal, Hikaye, Kıssa, Menkıbe anlatımıyla İroni Dini değil, Afyon gibi anlatımla Uyuşturma Dini değil,

İslam Dinini, Hanefilere göre şöyle, Şafilere göre şöyle diyerek, İslam Dinini, Mezheplere uydurulmuş,

                        Mezheplere yapıştırılmış, Birbirinin Tam Zıddı olan Fetvalarla, Mezhep Fetvaları Dini değil,

İslam Dinini, Peygamberimizin Mezhebi hangisiydi dedirten Mezhepçilikle, Mezhep Dini değil,

İslam Dinini, Peygamberimizin Tarikatı hangisiydi dedirten Tarikatçılıkla, Tarikat Dini değil,

İslam Dinini, Onun Bunun Söylediklerine göre, Onun Bunun Fetva verdiklerine göre, Fetva Dini değil,

     Dinayet, Diş İşleri Yüksek Kurulu, Yüksek Atma Dini değil, Güzel Kuran Okuma diyerek, TEGANNİ Dini değil,

     Bence Diyerek, Kendi Fikrini, Allah Zül Celale ve Rasulune, Şirk koşmuş olmakla, Şirk Dini Değil,

     Entel Dantel Sosyete İlahiyat Profları Dini değil, İslamcı Yazar Dini değil,

     Yahudiler ve Hristiyanlar gibi Sadece ve Sadece İlahi söylemek, Dua yapmak ile, İlahi ile Dua Dini değil,

     Pornfösör Adnan Oktar ve Hayasız Kediciklerinden, Hayasızlık ve İffetsizlikle, İffetsizlik ve Hayasızlık Dini değil,

     İslam Dininden Nefret ettirmek için kurulmuş olan teşkilatlar, Işıd, Hizbul Vahşi, Hizbul Tahrir, Elkaide Dini değil,

 

     İslam Dinini, Allah Zül Celale Miraç ile, Tamamen Allah Zül Celalin Kitabı Kuranı Kerim Ayetlerinde Emrettiği,

Allah Rasulunun Hadislerinde Bildirdiği ve Sünnetlerinde gösterdiği Din, Allah ve Rasulunun Dini oluncaya kadar,

     İslam Dininin Doğrusunu, Allah Zül Celalin Kitabı Kuranı Kerim Ayetlerinden, Allah Rasulunun Sözlerinden,

Hadislerinden, Sünnetinden Öğrenip, Nefislerinizle yapmakla, Doğru olanı Helal olanı yapmakla,

Yanlış olandan, Haram olandan sakınıp kaçınmakla, yapmamakla, Evladlarınıza ve Başkalarına anlatıp Öğretmekle,

Dillerinizle, Doğrusunu söyleyip Yanlışı terk ettirmeye çalışmakla,

Allah Zül Celale, Allahın ve Rasulunun bildirdiği gibi Canla Başla, Gayretle Cehd ederek, ibadet ediniz der,

 

     İSLAN DİNİNİ ANLAYIP YAŞAMAK                 METEALİBUL ALİYE HADİS No 2908

  Sahabeden İbni Abbas (ra) anlatıyor, Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem,

“ Allah Zül Celal, her hak sahibine Muhakkak hakkını vermiştir,

Muhakkak ki Allah Zül Celal Farzlar kıldı, Sünnetler koydu, Hadler, Sınırlar ve Cezalar Çizdi,

Helal ve Haramları ayırdı, İslamın Şeriatını koydu, geniş ve kapsamlı kıldı, dar kılmadı,” dedi der

 

     İSLAN DİNİNİ ANLAYIP YAŞAMAK                 TİRMİZİ HADİS No 2413 

  Sahabeden Ebu Cuhayfe (ra) anlatıyor, Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem,

“ Senin Üzerinde, Rabbinin Hakkı vardır, Kendi Kendinin Hakkı vardır, Eşinin, Ailenin Hakkı vardır,

Misafirinin Hakkı vardır, Her Hak Sahibine Hakkını vermekle Mükellef ve Sorumlusunuz, “ dedi der,

 

     İSLAN DİNİNİ ANLAYIP YAŞAMAK                 CİN SURESİ AYET 14 ve 15

“ Doğrusu, Sizden, Haksız olan Müslümanlarda var, Bizlerden yana olan Müslümanlarda var,

Mutlakki Mümin Müslüman Olanlar, İşte Doğru yolu, Allah Zül Celalin ve Rasulunun Yolunu Bulanlardır,”

“ Allah Zül Celalin ve Rasulunun Doğru yolundan çıkanlar, Cehenneme Odun olacaklardır,”der 

 

     İSLAN DİNİNİ ANLAYIP YAŞAMAK                 TALAK SURESİ AYET 1

“ İşte Bunlar Allah Zül Celalin Sizin için Kıldığı Hudutlarıdır, Sınırlarıdır,

Her Kim ki Allah Zül Celalin Hudutlarını, Sınırlarını aşmaya kalkarsa, ancak ve Mutlak Kendine Zulmetmiş olur,

İnkarcılardan Kafirlerden Sapıklardan, Sapıtmışlardan, Sapkınlardan olmuş olur,”der, 

 

     İslam Dini ve Kuranı Kerim anlatılıyor, Anlatımın içinde Ayet Hükmiyeti YOK !!!

İslam Dini ve Kuran anlatılıyor, Allah Rasulunun, Nasıl anlattığı YOK !!!  Anlatımın içinde Hadis Hükmiyeti YOK !!!

İslam Dini anlatılıyor, Anlatımın içinde, İSLAMIN EDEP, HAYÂ ve İFFET konuları, Ayet ve Hadis Hükmiyeti YOK !!!

Sevgi, Saygı Hoşgörü anlatılıyor, Anlatımın içinde Ayet ve Hadis Hükmiyeti YOK !!!

 

     Güya İslam Dinini Anlatıyorlar, Sadece ve sadece

İslamın Tarihi ve Muhterem Zaatlar Menkıbeleri, Kerametleri anlatılıyor,

İslam Dini diyerek, Sadece ve sadece etrafında, Tarihinde, Sahabe ve Muhterem Zaatlar Menkıbelerinde,

Kıssalarında dolaşmayın, İslam Dininin içine, Olmazsa olmaz Amellerine giriniz,

     Zira, YEVMİ MAHŞER HESABIN da,  İslamın etrafında dolaşmaktan değil, Muhterem Zaatlar Kerametlerinden,

Kıssalardan, Hikayelerden, Masallardan sorulacak değil, İslamın Tarihinden sorulacak değil,

 

     İslam Dininin, İman Etmiş olma Şartlarından,                                        SORGULANACAKSINIZ,

     İslam Dininin, Olmazsa Olmaz Amellerini yapıp yapmadığınızdan,      SORGULANACAKSINIZ,

     İslam Dininin, Olmaması Gerekenlerinden,                                           SORGULANACAKSINIZ,

 

     Yani, Mahşerde, İlk Önce, İmanınızın Olup Olmadığından Sorgulanacaksınız,

sonra, İmanınızın Olmazsa Olmaz Şartlarını, Yerine getirip getirmediğinizden Sorgulanacaksınız,

sonra, İbadetlerinizi yapıp yapmadığınızdan ve Eksikliklerinden Sorgulanacaksınız,

 

     Zira, İslam Dinine İman Etmiş olmanızı, Yapmanız Şart olan Olmasa Olmaz Amellerini,

Yapmamanız Şart olan Olmazları, İslam Dininin Sahibine,

Allah Zül Celale ve Rasulune İspat etmek Zorundasınız, !!!

Hiç, İmanınızı ve Amellerinizi, Sahibine İspat etmeyi Düşündünüzmü ? !!!


     DÜŞÜNMEK, FELSEFELİ ve MANTIKLI OLMAK        İNSAN SURESİ AYET 2

“ İnsanı İmtihan etmek için, Gören ve İşiten Düşünen olarak Yarattım, “ der,

 

     DÜŞÜNMEK, FELSEFELİ ve MANTIKLI OLMAK        HUUD SURESİ AYET 7

“ Allah Sizi Yarattım ki, Hanginizin Daha Güzel işler yapacağı hakkında denenmektesiniz,  “ der,

 

     DÜŞÜNMEK, FELSEFELİ ve MANTIKLI OLMAK        ZÜMER SURESİ AYET 7

“ Şüphesiz, Allah Zül Celal, Sizin Namazınıza, İbadetinize Muhtaç değildir “ der,

 

     DÜŞÜNMEK, FELSEFELİ ve MANTIKLI OLMAK        FATIR SURESİ AYET 15

“ Ey İnsanlar, Siz Allah Zül Celale Muhtaçsınız,” der, 

 

     DÜŞÜNMEK, FELSEFELİ ve MANTIKLI OLMAK        RAAD SURESİ AYET 19

“ Rabbinden, Sana İndirilenin, Hak olduğunu bilen ve kabul eden kimse ile,

Hak olduğunu, İnkar eden kabul etmeyen kimse bir olurmu ? 

Bunu, Ancak Akılı Selim Sahipleri Düşünür ve Anlar “ der,

 

     DÜŞÜNMEK, FELSEFELİ ve MANTIKLI OLMAK        HUUD SURESİ AYET 24 ve 30

“ Gören, İşiten, Duyan, Gördüğü, İşittiği, Duyduğunun üzerinde Düşünenlerle,

Fasık Kör Olanlar, Baktığı halde görmeyenler, Görmek istemeyenler,

Fasık Sağır olanlar, İşittiği halde Duymayanlar, Duymak istemeyenler Bir ve Eşit olumu, ? 

Haala Düşünmeyecekmisiniz ? Siz Hiç Düşünmeyecekmisiniz ? ”  diye soruyor,

 

     DÜŞÜNMEK, FELSEFELİ ve MANTIKLI OLMAK        RAMUZELHADİS HADİS No C/5 S/482 H 3

  Sahabeden Haris (ra) anlatıyor, Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem,

“ Cahil Olmaktan, Cehaletten şiddetli Fakirlik yoktur,

 Akıldan daha faydalı Zenginlik, Tefekkür ( Düşünmek ) gibi de İbadet yoktur,

Tefekkür etmeden, Düşünmeden İbadet yapmakta yoktur,

( Yani Düşünmeden yapılan bir şey, İbadet dahi olsa size bir faydası yoktur,) ” dedi der,

 

     DÜŞÜNMEK, FELSEFELİ ve MANTIKLI OLMAK        CAMİUSSAGIR HADİS No 39

  Sahabeden Ebu Hureyre (ra) anlatıyor, Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem,

“ Ey İnsanoğlu, Rabbine İtaat etki, Düşünceli ve Akıllı olasın,

Rabbine İsyan edersen, İnkarcılardan olursun, “ dedi der,

 

     DÜŞÜNMEK, FELSEFELİ ve MANTIKLI OLMAK        NİSA SURESİ AYET 82

“ Kuranı Kerimi, İslam Dinini, Haala, Gereği gibi Hiç Düşünmeyecekmisiniz, ?

 

     Şimdi, Sizin Dininiz, Kimin Dini oluyor ?  Şimdiden düşünerek okuyunuz,  

 

 

     ÇAĞDAŞLIK ve İLERİCİLİK                    YUNUS SURESİ AYET 61

“ Yerde ve Gökte, zerre miktarınca bir şey yokturki !

Hak ve Adaletin, Bilimin, Araştırmanın ve geliştirmenin, İlerlemenin, Eğitim ve Öğretimin,

Ne ve nasıl olduğuna ve olacağına dair tek bir şey Kuranı Kerimin Ayetlerine bulunmasın,

Mutlaka ve Mutlaka, Kuranı Kerim Ayetlerinde vardır “ der.

 

     ÇAĞDAŞLIK ve İLERİCİLİK                    KEHF SURESİ AYET 54

“ And olsun Biz, Kuranı Kerim ayetlerinde, her çeşit meseleyi, İnsanlara türlü biçimlerde açıkladık ve anlattık,

Lakin İnsanlar, Meseleleri inceleyerek, araştırarak, üzerinde çalışmalar yaparak,

Düşünerek anlayabilir, öğrenebilir “ der.

 

     ÇAĞDAŞLIK ve İLERİCİLİK                    ZARİYAT SURESİ AYET 56

“ Allah Zül Celal, Ben İnsanları, En yüksek değerlerle Edep ve Haya ile ancak ve ancak Bana İbadet etsinler ve

En yüksek değerlerle, Edep ve Haya, Hak ve Adalet ilkeleri içinde İnsanlığa hizmet etsinler diye yarattım, “ der.

 

     ÇAĞDAŞLIK ve İLERİCİLİK                    ENBİYA SURESİ SURESİ AYET 16 ve 17

“ Ben Yeri ve Göğü, Ter ve Gök arasında bulunanları, Kendime bir Eğlence için yaratmadım,

Şayet, bir Eğlence edinmek isteseydim, Kendi katımda, Arşı bir Eğlence edinirdim, “ der,

 

     ÇAĞDAŞLIK ve İLERİCİLİK                    ALİ İMRAN SURESİ AYET 191

“ Onlar, Allahın Varlığına ve Birliğine İman edenler, Mümin Müslümanlar, Ayaktayken, Otururken, Dinlenirken,

Her durumda, Allahı Düşünürler, Göklerin ve Yerlerin Yaratılışı üzerinde düşünürler “ der,

 

     ÇAĞDAŞLIK ve İLERİCİLİK                    BAKARA SURESİ AYET 177

“ Yüzlerinizi : Doğuya veya Batıya çevirmeniz, Hak ve Adaleti, Doğruluğu ve Dürüstlüğü, orada aramanız,

Sizin için iyilik, ( Çağdaşlık ve İlericilik ) değildir,

Asli İyilik, ( Çağdaşlık ve ilericilik ) Toplumun Hak ve Adaletle idare edilmesini sağlamakla,

( İnsana Toplum üstü Hak değil, Toplum gereklerine, ihtiyaçlarına göre İnsana Toplum içinde Hak vermekle,)

Sözleşmelerinizi, Sözlerinizi yerine getirmekle olur, Sözleşmelerini ve Sözlerini Hak ve Adaletle yerine

getirenler, İşte Onlar, Gerçek ve doğru, ( Çağdaş ve İlerici) olanlardır  “ der.

 

     ÇAĞDAŞLIK ve İLERİCİLİK                    ALİ İMRAN SURESİ AYET 110

“ İşte Size İndirdiğimiz Bu Kitap Kuranı Kerimle, Bu Din İslamiyetle, Allah Zül Celale İman Etmekle,

En Hayırlı Ümmet kılındınız, İnsanlar için çıkarılmış Kötülüklerden, Çirkeflerden, Faydasız şeylerden Nehyedenler,

Engelleyenler, Uzaklaştıranlar, Koruyanlar, İyilikleri, Güzellikleri, Hak ve Adaleti Emredenler, yapanlar,

uygulayanlar, En Hayırlı Ümmettir,

  Sizden Önceki Kitap Ehlide, Yahudi ve Hiristiyanlarda, Bu İndirdiğimiz, Kitap Kuranı Kerime,

Bu İslam Dinine, İman etmiş olsalardı, Hayırlı Ümmetten olurdu,

Lakin Onlar, Fasıklıkları ile, İnkarcılıkları ile, Ruhbanlıkları ile, Allah Yolundan, Ümmet yolundan çıkmışlardır,” der,

 

     ÇAĞDAŞLIK ve İLERİCİLİK                    RAMUZ EL HADİS HADİS No C2 S136 H 3 ve 5

  Sahabeden Cabir ve İbni Mesud (ra) anlatıyor, Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem,

“ Siz, Allah Zül Celale ve Allahın Rasulu ve Kulu Olan Bana, İslam Dinine İman ve İbadet eden Sizler,

Asli Hak olan Din üzerindesiniz, Mahşer Gününde Ben Sizin Çokluğunuzla İftihar edeceğim,

Benden sonra başkalarına uyarak Sakın gerilemeyin,

  Sizler, İsabetli bir yol üzerindesiniz, Mansur ve Muzaffer olacaksınız,

Sizler, Şarkla Garbın Futuhatını, Bilimini, Zenginliğini, Refahlığını geçeceksiniz, “ dedi der,

 

     ÇAĞDAŞLIK ve İLERİCİLİK                    TİRMİZİ HADİS No 2334

  Sahabeden Enes Bin Malik (ra) anlatıyor, Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem,

“ İnsan, Adem oğludur, İnsana yakın olan, Onun Ecelidir,

Ecel, İnsana Ensesinden, Can Damarından daha yakındır,

İnsanoğlunun kavuşmak istediği Arzu ve İstekleri ise, İleridedir, İleridedir, İleridedir, “ dedi der,

 

     ÇAĞDAŞLIK ve İLERİCİLİK                    MÜSLİM HADİS No 438

  Sahabeden Ebu Said El Hudri (ra) anlatıyor, Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem,

“ İlerleyin ve bana uyun, Sizden sonrakilerde size uysunlar, Sizi takip etsinler,

Hangi Bir kavim gerilerse, Allah Zül Celal, Onları Rahmetinden geriletecektir, “ dedi der,  

 

     ÇAĞDAŞLIK ve İLERİCİLİK                    KİTABUZ ZÜHD VER REKAİK HADİS No 846

  Sahabeden Avn İbnü Abdullah (ra) anlatıyor, Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem,

“ Bu Gününün, geçen gününden Hayırlı olmasına, Yaarını nında, Bügününden Hayırlı olmasını istersen,

İhtiyaçlarını Israrla, Hırsla, elde etmek ve istemekten sakın, Özür dileyecek şeyleri yapmaktan sakın,

Faydalı, Yararlı şeyler yapmaya bak, Namaza durduğun zamanda, Son Namazınmış gibi kıl,

gücünün yettiği kadar bunları yap,” dedi der, 

 

     ÇAĞDAŞLIK ve İLERİCİLİK                    MEKASİTUL HASENE HADİS No S 402

  Allah Rasulunun Damadı ve Ehli Beyti Hz Ali (ra) anlatıyor, Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem,

“ İki Günü Müsavi olan, İki Günü Birbirine eşit olan, Önceki güne göre daha bir şey öğrenmeyen,

Gelişmeyen, Geliştirmeyen, Hep aynı şekilde kalan Ziyandadır, İşlerini erteleyenler, zararlı çıkarlar,

Ziyanda olurlar, Helak olurlar, “ dedi der,

 

     ÇAĞDAŞLIK ve İLERİCİLİK                    İBNİ MACE HADİS No 203

  Sahabeden Cerir Bin Abdullah (ra) anlatıyor, Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem,

“ Kim, Toplum için, İnsanlık için, iyi bir Çığır, bir İlim açarsa,

( İnsanlığın ve Toplumun faydalanması için bir keşif, bir icad yaparsa,

Toplumun ve İnsanlığın, Rahat ve Sosyal yaşanması için Bilimi geliştirerek bir Çağ açarsa ) Ölüp Gittiğinde dahi,

Toplum ve İnsanlık O Çığırdan, Çağdan yararlanırsa, Ona açtığı Çığırın mükafatı  Sadakayı Cari ,

Devam eden Sadaka olarak, kat kat fazlası ile verilecektir,

  Kim : Toplum için, İnsanlık için, kötü bir Çığır, Çağ açarsa,

Toplumun ve İnsanlığın zarar gördüğü kötü bir Çığır açarsa, Ölüp Gittiğinde dahi,

( Yolsuzluk, Dolandırıcılık, Fıskı Fucur olan Paparazzi ve Magazinsel yaşam, Terör olan bir çağ açarsa)

Onada açtığı Kötü Çığırın, Çağın cezası tam ve eksiksiz olarak verilecektir,

O Kötü Çığırdan gidenlerin cezasının bir mislide O kötü Çığırı açana yüklenecektir, “ dedi der.

 

     ÇAĞDAŞLIK ve İLERİCİLİK                    İBNİ MACE HADİS No 78

  Allah Rasulunun Amcasının oğlu, Damadı, Ehli Beyti ve İlk Müslümanlardan, Hz. Ali (ra) anlatıyor,

Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem, “ Çalışınız, İşlerinizi ve İbadetlerinizi bırakıp kaderiyecilik yapmayınız,

Herkes ne İş yapmak için Azmederse, Azmettiği O iş için kendisine kolaylaştırılmıştır, “ dedi der,

 

     ÇAĞDAŞLIK ve İLERİCİLİK                    İ.MÜNZİRİ HADİS No C1 S125 H6

  Sahabeden Ebu Hureyre (ra) anlatıyor, Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem,

“ Kim, Darda kalana, Sıkıntıda kalana, bir Kolaylık gösterir, giderirse, Sıkıntıda kalanın,

Sıkıntıdan kurtulması için yardım ederse,  Allah Zül Celalde Onun, Dünyadaki ve Ahiretteki işlerini Kolaylaştırır,

Sıkıntılarına kolaylık gösterir, Sıkıntılarını giderir,

Kim, İlim Bilim öğrenmek öğretmek için bir yola düşerse, girerse, 

Allahta O yolu, O ilmi Ona kolaylaştırır, “dedi der,

 

     ÇAĞDAŞLIK ve İLERİCİLİK                    MÜSLİM HADİS No 2647 / 7

  Allah Rasulunun Damadı ve Ehli Beyti Hz Ali (ra) anlatıyor, Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem,

“ Amel etmek, Çalışmak için Herkese imkân ve Vakit verilmiştir,

Saadet ehline, saadet ehlinin ameli müyesser olacaktır,

Şekavet ehline ise, şekavet ehlinin amelî müyes­ser olacaktır,

Siz Çalışmaya devam ediniz, Herkesin yapacağı iş, kendisine kolaylaştırılmıştır, “ dedi der,

 

     ÇAĞDAŞLIK ve İLERİCİLİK                    TİRMİZİ HADİS No 2135

  Sahabeden Abdullah Bin Ömer (ra) anlatıyor, Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem,

“ Herkesin, Yapmak için Azmettiği İşi, kendisine kolaylaştırılmıştır, Azmettiği işi kolaylıkla başaracaktır,

Mutluluk ehlinden olan Kimse, Şüphesiz mutluluk için çalışıp çabalayacaktır,

Bedbahtlık ehlinden olan Kimse, Bedbahtlık için çalışıp çabalayacaktır, ” dedi der,

 

     ÇAĞDAŞLIK ve İLERİCİLİK                    MAİDE SURESİ AYET 48

“ Topluma ve İnsanlığa yararlı, İyi, Güzel ve Faydalı işlerde yarışın “ der,

 

     ÇAĞDAŞLIK ve İLERİCİLİK                    SAFFAT SURESİ AYET 60 ve 59

“ İşte büyük başarı, Mutluluk ve Dayanışma budur, Çalışanlar, Bunun İçin Çalışsınlar “ der.

 

     Bu Ayetler ve Hadisler Atasözlerimizde, “ Halka Hizmet, Hakka Hizmettir “ diye açıklanır,

Hakka Hizmet İse İBADETTİR,

 

 

     ÇAĞDAŞLARI ve İLERİCİLERİ GÖRMEK                    BAKARA SURESİ AYET 101

“ Allah tarafından kendilerine, daha önce indirilen Kitabı,

Tastik edici, Doğrulayıcı Bir Peygamber geldiği zaman, daha önceki Kitaba İman edenlerden bazı guruplar,

Kuranı Kerimde Allahın bildirdiği Sistemi, Sanki bilmiyormuş gibi Son gelen Kuranı Kerimi reddettiler “ der,

 

     ÇAĞDAŞLARI ve İLERİCİLERİ GÖRMEK                    NEML SURESİ AYET 14

“ Kendileride, Bunları yakınen bildikleri, Kendi kendilerine dahi İnandıkları halde,

Zulum ve Kibirlenmelerinden Kuranı Kerimi ve Sistemini İnkar ettiler, “ der,  

 

     ÇAĞDAŞLARI ve İLERİCİLERİ GÖRMEK                    HUD SURESİ AYET 100 ve 101

“ Ey Muhammed, Kuranı Kerimden bu Sana anlattıklarımız, O Kavimlere, O Milletlere getirdiğimiz Felaketlerin

haberleridir,  Biz Onlara Zulmetmedik, Onlar Kendi kendilerine Zulmettiler, O Kavimlerin O Milletlerin bazıları,

Onların üzerine getirdiğimiz felaketlerle yok olup gittiler, O Kavimlerin,

O Milletlerin bazılarıda hala vardır, “der,

 

     ÇAĞDAŞLARI ve İLERİCİLERİ GÖRMEK                    NAHL SURESİ AYET 36

“ Andolsun : Her Kavmin, Her Milletin içine, Allahın Vahiy Emirlerini bildiren ( Sosyal Yaşam üzenini ) açıklayan,

Sadece Allaha Kulluk eden ve Sadece Allaha Kulluk edin diyen bir Peygamber gönderdik,

Yeryüzünü gezip dolaşın, Şeytan Sapıklığının peşinden gidenlerin, ( Allahın, Sosyal Yaşam biçimi olarak verdiği

Vahiy Emirlerine, Çağdışı diyenlerin, Yok sayanların ) sonu nasıl olmuş görün “ der.

 

     ÇAĞDAŞLARI ve İLERİCİLERİ GÖRMEK                    EBU DAVUD HADİS No 3643

  Sahabeden Ebu Hureyre (ra) anlatıyor, Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem,

“ Her Kim Tembellik yapar, Kibirlenir ve İlim ile Çalışmazsa, Soyu Sopu Onu İleri götürmez, götüremez “ dedi der,

 

 

    ATATÜRKÜN, CUMHURİYET İLKELERİNDEN BİRİ OLAN LAİKLİĞİ, EĞİTİM ve ÖĞRETİMİ TANIMLAMASI

“ Bizim Dinimizde, İslam Dininde Ruhbanlık yoktur,

Sahte Dindarlarla, Gerçek Dindarlar, Din İstismarı yapanlarla, Dini İstismar edenler, ancak,

Gerçek Din Eğitimi ve Öğretimi ile ayırt edilebilirler,

     Hepimiz eşitiz, Dinimizin Hükümlerini Eşit olarak öğrenmeye, Mecburuz,

Din Eğitimi ve Öğretimi almayan Milletlerin ayakta kalması mümkün değildir,

Her fert : İstediğini düşünmek veya İstediğine inanmak, Seçtiği Dinin İcaplarını yapmak veya yapmamak,

Kendine mahsus Siyasi bir fikre malik olmak, Hak ve Hürriyetine sahiptir,

Kimsenin : Fikrine ve Vicdanına Hakim olunamaz,

     Her Kişi, Dinini Din İşlerini, İmanını öğrenmek için bir yere Muhtaçtır, ORASIDA OKULDUR,

( Eğitim ve Öğrenim yerleri Ruhbanlar ve Ruhban Kurumları değildir, )

“ Türkiye Cumhuriyeti, Şeyhler, Dervişler ve Müritler Devleti olamaz “

( Ruhban Din Adamları, Devletin İdare İşlerine, Devlet Adamlarıda, Dinin İbadet İşlerine karışamaz, )

“ En Hakiki Mürşit İLİMDİR, Öğretmenler, Yeni Nesiller, Sizin Eseriniz olacaktır “ diye ifade etmedimi ?

 

     ATATÜRK İLKELERİNDEN olan INKILAP KANUNUMUZ olan ve Anayasamıza göre Korunması gereken

TEVHİDİ TEDRİSAT KANUNUN,

 

1 ci maddesi : Türkiye dahilindeki bütün ilmiye ve Tedrisiye müeessesatı, MAARİF VEKALETİNE merbuttur der,

 

2 ci maddesi : Şeriye ve Evkaf Velkaleti, veyahut Hususi Vakıfalar tarafından İdare olunan,

                        bilcümle Medrese ve Mektepler, Maarif Vekaletine devir ve Raptedilmiştir, der,

 

4 cü maddesi : Maarif Vekaleti, Yüksek Diniyat mütehassısları yetiştirilmek üzere,

                         Darülfununda bir İlahiyat Fakültesi tesis ve İmamet ve Hitabet gibi,

                         Hidematı Diniyenin ifası vazifesiyle, mükellef memurların yetişmesi için de,

                         aynı Mektepler küşat edecektir, der,

 

7 ci maddesi  : İş bu Kanunun, İcrayı ahkamına, İcra Vekilleri memurdur, der,

 

     Yani : Dini Eğitim ve Öğretimde dahil olmak üzere, Türkiyedeki Bütün Eğitim ve Öğretim,

Milli Eğitim Bakanlığına bağlı Devlet Okullarında ve Üniversitelerde yapılmak zorundadır, der,

Aynı mektepler, yani okullar küşat edilirken, Aynı okullar açılırken,

aynı dereceye, statüye ve aynı eşitliğe sahip olur, dileyen dilediği Liseye gider veya sonra değiştirir,

( başka kurum ve kuruluş karışamaz, İşte Gerçek Laiklik burada başlar )

 

     Devletin Eğitim ve Öğretim Kurumları :

Şahsa veya bir Zümreye yönelik ve Tek yönlü Eğitim ve Öğretim Kurumları değildir, Olamaz.

Topluma ve Millete yönelik Eğitim ve Öğretim Kurumlarıdır.

Milletin : Bilgilendirileceği, Eğitileceği, Uzlaştırılacağı, Bütünleştirileceği Kurumlardır.

 

     Tevhidi Tedrisat Kanunu : Halen yürürlükte olan ve Anayasamızın 174 cü maddesine göre,

Ikılap Kanunlarının korunması kapsamında bulunan,  Değiştirilmesi yada Eğitim ve Öğretim birliği adı altında,

başka şekilde yorumlanması ile  diğer Devlet kurumlarının müdahale dahi edemeyeceği Temel bir Kanundur,

Eğitim ve Öğretim birliğide, Din Eğitimi ve Öğretimini diğer derslerden ayırmak kısıtlamak yasaklamak

ve kaldırmak veya Orta öğretim okullarından mezun olan öğrencilerin Üniversitede önünü kesmek değildir.

Tevhidi Tedrisat Kanunun amacı, Eğitim ve Öğretim birliği adı altında

Tek yönlü olan Eğitim ve Öğretimle ve İdeolojiler ile şartlanmış nesiller yetiştirmek değildir.

 

 

     ATATÜRK İLKELERİNDEN olan, INKILAP KANUNUMUZ olan ve Anayasamıza göre Korunması gereken

BAZI KİSVELERİN GİYİLEMEYECEĞİNE DAİR, KILIK KIYAFET KANUNUN, 

 

1 ci maddesi,  Her hangi Din ve Mezhebe Mensup olurlarsa olsunlar,

                        RUHANİLERİN, Mabet ve Ayinler haricinde, Ruhani Kisve Taşımaları yasaktır,

                        Hükümet, Her Din ve Mezhepten, Münasip göreceği yalnız bir Ruhaniye,

                        Mabet ve Ayin haricinde, Ruhani Kıyafeti taşıyabilmek için Muvafakat Müsaadeler verebilir,

                        Bu Müsaade müddetinin hitamına, onun aynı Ruhani hakkında yenilenmesi veya

                        bir başka Ruhaniye verilmesi Caizdir, der,

 

2 ci maddesi, Türkiyede, Kanuna Tevkifan teşekkül etmiş ve edecek olan, İzcilik, Sporculuk gibi topluluklar,

                        ve CEMİYET, ve Kulup gibi heyetler ve Mektepler, Mahsus Kıyafet, Alamet ve Levazım

                        taşımak istedikleri zaman, Yalnız Nizamname veya Talimatname ile,

                        Muayyen tiplere uygun kıyafet ve Levazım taşıyabilirler, der,

 

5 ci maddesi, Türkiye Devleti nezdine Memur bulunanların Kıyafetleri Beynelmilel Mer”i adetlere,

                        ( Yani, Milletin Görenek ve Adetlerine ) tabidir, der,

 

6 cı maddesi, Bu Kanunun, Tatbik suretini gösterir bir nizamname yapılır, der

 

8 ci maddesi, Bu Kanunun İcrasına, İCRA VEKİLLERİ HEYETİ MEMURDUR “ der,

Yani Mahkeme Üyeleri ve başka kurum ve kuruluş karışamaz, İşte Gerçek Laiklik burada başlar, 

 

 

     ATATÜRK İLKELERİNDEN olan, INKILAP KANUNUMUZ olan ve Anayasamıza göre Korunması gereken

BAZI KİSVELERİN GİYİLEMEYECEĞİNE DAİR, KILIK KIYAFET KANUNUN,

TATBİK SURETİNİ GÖSTERİR NİZAMNAME KANUNUNUN, 

 

5 ci maddesi,   Türk Inkılabına, Rejimine ve Vahdetine Muhalif bir ciheti olmamak,

                         Hükümetce, kabul edilmiş Resmi kıyafetlerden ayrı olmamak, ( kaydı ile )

                         İzcilik ve Sporculuk gibi Topluluklar ve Cemiyet ve Kulup gibi Heyetlerce,

                         Bu gün kullanılmakta olan ve yukarıdaki şartlara uygun olduğu bu teşekküllerin,

                         altıncı maddeye göre verecekleri beyannamelerle,

                         Mahalli Hükümetlerince anlaşılan Kıyafet ve Levazım Tip olarak kabul edilecektir,

                         ( yani Aynı Şartlara Haiz olmak üzere başka Tiplerde kabul edilebilir,)  der,

 

6.cı maddesi,  Kıyafet tebdili ( düzenlemesi ) halinde, İstimalden evvel, ( Yürürlüğe girmesinden öce )

                         Beyanname ile, ( Yönetmelik ile ) Yeniden kurulacak, İzcilik ve Sporculuk gibi topluluklar ve

                         Kulup gibi heyetler, Bir Kıyafet, Alamet ve Levazım taşımak istedikleri taktirde,

                         Nizamnameleri ile birlikte, Onları gösteren bir Beyannameyi ( Yönetmeliği )

                         aynı Makama tevdi eder,  

 

8 ci maddesi,   Mektep ve Başka bilgi Müesseselerine devam edenlerin, Bir Kıyafet, Alameti farika

                         kullanmalarına luzum görüldüğü taktirde, TİP TAYİNİ bu Mektep ve Müesseselerin,

                         Merbut bulundukları VEKİLLİKCE ( BAKANLIKCA ) Talimatname yapılır, 

                         Bu gibi Mektep ve Müesseseler için kabul olunacak alametleri,

                         Mektep ve Müesseselerden Mezun olanlarda taşıyabilirler, der,

 

11 ci maddesi, 2596 numaralı kanunun, 6 cı maddesine göre tanzim olunmuş ve Şürayı Devletce görülmüş

                         olan, bu Nizamname Hükümlerini İcra Vekilleri ( Bakanlıklar ) Heyeti yürütür, der,

 

     Yani ; Milletin Manevi değerlerine, Örfüne, Sosyal ve Sıhhı yaşantıyı korumaya yönelik olarak,

Görevin gerektirdiği Niteliklerle Kılık ve Kıyafet Yönetmeliği düzenlenir der,

Hiçbir İnsan veya Devlet görevlisi, İslam Dininin Sosyal yaşantısını,

İslam Dininin İbadetlerinin bir tanesini dahi yok sayamaz, değiştiremez, kendine uyduramaz,

 

     Türk olmayan bir Yabancının, Türk Vatandaşlığına girmesi için bir zorlama varmı ?

Fakat Türk Vatandaşı oluncada, Türk Anayasa ve Kanunlarına uyması Zorunlu değilmi ?

Askeri disipline uymayan veya kendine uyduran bir İnsana Asker denilemeyeceği gibi,

Ben Müslümanın diyeninde, İslam Dininin Maneviyatına uyma ve

İslam Dininin Maneviyatını maddi olarak yaşama arzusundan daha doğal ne olabilir ?

 

     Yani Atatürk Kılık Kıyafet Kanununu, Dini, Ruhbanların, Ruhbanlık Kılık Kıyafetinden kurtarmak için çıkarmıştır,

Kadınların Kızların, Başını Kıçını açması için değil, 

 

     İlk Büyük Millet Meclisi Milletvekilleri ve Atatürk,

Eğitim ve Öğretimin nasıl yapılması gerektiğini Kanunla belirlemek için, Aklı Hür, Fikri Hür,

Nesiller yetiştirilmesi için, TEVHİDİ TEDRİSAT KANUNU'nu çıkardılar,

     Tevhidi Tedrisat Kanunun ismi ; Türkceleşmiş iki Arabca kelimedir,

“TEVHİD “ Birleştirmek, “TEDRİSAT “ Dersler demektir,

Bütün itibarı ile “TEVHİDİ TEDRİSAT “ Din Eğitimi ve Öğretiminin, diğer derslerle birleştirilerek bütünleştirilerek

Eğitim ve Öğretim kurumlarında verilmesi zorunluluğu demektir.

     Tevhidi Tedrisat Kanunun anlamı ve amacı : Devletin Eğitim ve Öğretim Kurumlarında,

Temel Eğitim ve Öğretim dersleri, Fen, Matematik, Fizik, Kimya, Biyoloji, Coğrafya, Tarih derslerini,

Tam ve Doğru şekilde birleştirilerek, birbiriyle alakaları ve neticeleri olan şekilde,

Beşeri derslerle birlikte, Temel Din Eğitimi ve Öğretimi derslerinin, Din Eğitimi ve Öğretimi dersleri ile birleştirilip bütünleştirilip, En doğru şekilde düşünebilen, Medeni bir şekilde tartışabilen,

doğru kararları alıp doğru icraatlar yapabilecek olan, Aklı Hür, Vicdanı Hür, Nesiller yetiştirebilmek tir.

     Temel Eğitim ve Öğretimde verilecek ders sayısı ve niteliği,

Tevhidi Tedrisat Kanununa göre belirlenmek zorundadır.

 

     Temel Din Eğitimi, Öğretimi ve İbadetler, Onun bunun söylediğine göre değil,

Herhangi bir İdeoloji temeline göre değil, İslam Dininin Asli kaynağı, Kuranı Kerim ve İslam Dininin Peygamberi

Hz. Muhammedin Hadisleri dahilinde öğrenilmesi ve öğretilmesi, Eğitim ve Öğretiminin yapılması zorunludur.

     Temel Din Eğitimi, Öğretimi ve İbadetler, Onun bunun söylediğine göre değil,

Herhangi bir İdeoloji temeline göre değil, İslam Dininin Asli kaynağı, Kuranı Kerim ve İslam Dininin Peygamberi

Hz.Muhammedin Hadisleri dahilinde öğrenilmesi ve öğretilmesi, Eğitim ve Öğretiminin yapılması zorunludur.

     Anayasamızın 24. maddesi ve Inkılab Kanunu olan Tevhidi Tedrisat Kanunu gereğince,

Devletin Eğitim ve Öğretim kurumlarında verilmesi zorunlu olan Temel Din Eğitimi ve Öğretimi bugün,

bir anlam ifade eden tam ve doğru şekilde verilmediğinden,

Laik Eğitim ve Öğretim adı altında kısıtlandığından, Hiç kimse,

İslam Dininin asli kaynağı olan Kuranı Kerim Ayetlerinin ve İslam Dininin Peygamberi Hz.Muhammedin

Hadislerinin neyi ifade ettiğini öğrenemiyor, anlayamıyor,

     Tevhidi Tedrisat Kanununun, Laikliğin, Anayasamızın ve 24 cü Maddesinin ve dahi Atatürk İlkelerinin amacı,

Kız ve Erkek Öğrencileri birleştirmek değil, Eğitim ve Öğretimi birleştirmektir,

 

     Atatürkten sonra, bir şekilde Devleti İdare yetkisini eline geçiren,

Lafta Çağdaş, Aydın ve Laik olarak geçinen, Örümcek Beyinli Bunak ve Karanlık kafalar,

Tevhidi Tedrisat Kanununu, Yani Temel Derslerin ve Din Eğitimi ve Öğretiminin birleştirilmesi Kanununu,

Atatürk ve Atatürcülük adına, Okullarda, Kız ve Erkek Öğrencilerin birleştirilmesi kanunu olarak

uygulamadımı ?  Çağdaşlığı, Hayasızlık ve İffetsizlik olarak uygulamadımı ?

Karma Eğitim adı altında Okullarda, Kız ve Erkek Öğrencilerin birleştirilmesi,

Lise Kız Tuvaletlerinde, Bebek Ceninleri olarak Önünüze gelmedimi ? Halende Devam etmiyormu ?

 

     4 ve 5 yaşlarındaki çocuklara kendi Kültürümüzde  olmayan Bale, Opera, Resim, Piyano, Keman dersleri

verilmesinin Modernlik, Çağdaşlık ve İlericilik göterilmesine karşılık, Temel Eğitim ve Öğretimde Din Eğitimi ve

Öğretiminin kısıtlanması, Yaş Sınırlaması getirilmesi, “ Çocuk, Din Eğitim ve Öğretimini 18 yaşına gelince kendi

seçsin ve yapsın “  gibi Masumane yalanlar ve Hiziplerle kısıtlanması,

Açık ve Net olarak İslam Dini ve Milletin Maneviyatı düşmanlığı değilmidir ? 

 

     İslam Dininde ; Çocuk, Yaşlı, Kadın veya Erkek gibi, Cinsiyet ve YAŞ ayrımı yapmaksızın

Kısıtlama ve yasaklama getirmeksizin, Beşikten Mezara kadar Eğitim ve Öğrenim almak ve vermek,

Tüm Müslümanlara Farz, Zorunlu, Dokunulamaz, Devredilemez ve Vazgeçilemez bir İbadettir.

Bu günkü Din Eğitimi ve Öğretimi, İslam Dininin asli kaynağı Kuranı Kerim Ayetlerinden ve

İslam Dininin Peygamberi Hz. Muhammedin Hadislerinden yapılmadığı için,

Din Eğitimi ve Öğretimi kişilerin kendi görüşlerine ve ideolojilerine göre yapılan öğretiler olduğu için,

Toplumdaki İnsanlarımız, Çelişkilere ve sapıklıklara saplanmışlardır.

 

     Inkılab Kanunumuz olan Tevhidi Tedrisat Kanunu ve Anayasamızın 24 cü maddesi de aynı şartları koyar.

Eğitim ve Öğretimi bazı kavramlar adı altında, Tek yönlü yapmak veya yaptırmak,

birde Eğitim ve Öğretime İdeolojileri karıştırmak, Toplumsal hoşgörüsüzlüğü, cepheleşmeyi,

zıtlaşmayı ve Terörü getirdiği açık ve net olarak ortada değimlidir, ?

 

     Kuranı Kerimin Ayetlerinde ve Hz.Muhammedin Hadislerinde,

Hata, eksiklik ve çağdışılık arayan, kendi hatasını, eksikliğini ve çağdışılığını bulur.

Devletin Eğitim ve Öğretim kurumlarında Din eğitimi sadece masal olarak geçiyor,

İmam Hatip liselerinde ise, yetersiz ve yersiz bir Müfredatla sınırlanıyor,

İmam Hatip Liseleri Müfredatında dahi, yukarıdaki konu bazlı

Ayet ve Hadis incelemesi Eğitimi ve Öğretimi verilmezken,

Diğer vatandaşlar, Dinini nereden ve nasıl öğrenecek,

Din vicdanlara hapsedilecek bir olgumudur ? DİN Eğitimi ve Öğretimi İrticamıdır, Gereksizmidir ?

 

     İnancının gereğini öğrenmeyenler, Öğrenmek istemeyenler, yaşayamayanlar,

Yaşadığının Doğru İnanç olduğuna inanmak zorunda kalır,

İslam Dininin İnancını ve İbadetlerini, Tam ve Doğru olarak öğrenmeyenler, Öğrenmek istemeyenler,

yaşamayanlar, yaşadıklarının doğru inanç ve ibadet olduğuna inanır,

İnancın ve İbadetin ne olduğunu bilmedikleri ve İbadetleri olmadığı için, İbadet ve Devlet işlerini ayırt edemezler,

Ancak ve ancak, İslam Dininin İcaplarını, İbadetlerini öğrenenler ve yerine getirenler,

Din ve Devlet işlerini birbirinden ayırt edebilirler,

 

     İnancının gereğini Öğrenmeyen, Öğrenmek istemeyen, yaşamayan,

yaşadığının doğru inanç olduğunu zanneden, Şimdiki Laik Zümreler,

Laikliği : İnançsızlıklarına inanmak olarak gördüklerinden,

Laikliği : Dinin Sosyal yaşantısını Toplumdan soyutlamak ve İbadetlerin reddedilmesi olarak gördüklerinden,

Laikliği : Şahsı, Dininin Sosyal yaşantısından, kısıtlanarak uzaklaştırılması olarak gördüklerinden,

Laikliği : Din Eğitimi ve Öğretimini, kısıtlamak ve çarpıtmak olarak gördüklerinden,

İslam Dinin Sosyal yaşam biçimi ve İbadetlerini, İrticai faaliyet ve Laiklik karşıtı eylem olarak nitelendiriyor,

İslam Dininin İbadetlerini ve Sosyal yaşam biçimini, Devlet adına Suç olarak icat ediyor ve nitelendiriyor,

Kişiyi ve Toplumu bunlardan dolayı, Yargılıyor, cezalandırıyor, Toplumdan tecrit ediyor.

Akılsız, Mantıksız saçma sapan yasaklamalar ve kısıtlamalar getiriyorlar. Laikliği, Dinsizlikmiş gibi uyguluyorlar,

Bu vakıa, Sosyal Hukuk ve Adalet İlkelerine bağlı Devlet anlayışı ile taban tabana zıt değilmi ?

Bu vakıa, Türk Milletinin, Ülkesi ile bölünmez bütünlüğünün parçalanması demek olan Sosyal Terör değilmi ?

 

     Toplumda : Sosyal Yaşam ve Din Kuralları ve Din Eğitimi ve Öğretimi :

Devlet Okullarında birbirinden ayrılırsa, Soyutlanırsa, aşağıdaki sapıklıklar ortaya çıkar,

Din ve Sosyal Yaşam Kuralları olarak yerleşir,

Şayet, Ayetlerdeki ve Allah Rasulunun Sözleri Hadislerdeki, Düşünceyi, Felsefeyi, Siz anlamaya çalışmazsanız,

Tartışmazsanız, Ayet ve Hadislerin Düşüncesini, Felsefesini, Tartışmasını,

Münafıklar, Münafık Din Adamları Münafık Basın ve Medya yapar,

Düşüncesi ve Felsefesi olmayan bir adam, Köyün altında bir yalan atar, üstüne çıkar kendide inanır,

Onların, Çirkef Düşünce, Felsefesinde ve Tartışmasında boğulur kalırsınız,

Fakat, Tartışma yaparkende, Adam Gibi Tartışma yapacaksınız, başka şekilde değil !

 

     Ayet ve Hadislerden, Kendi Bilgisini, Kariyerini, Kendi yönünü geliştirmesini, bırakın herkes kendisi yapsın,

Zira, bir diğeri çıkıp, Laiklik taraflılığı adına, İrticai faaliyet ve Laiklik ve Laik Eğitim ve Öğretim, Kavramları adı

altında, İslam Dinine, Kuranı Kerim ve Ayetlerine, İslam Dininin Peygamberi Hz.Muhammedin Hadislerine,

İslam Dininin İbadetlerine, Ezan, Namaz, Oruç, Haç ve Türban İbadetlerine ve Mukaddesata,

1400 yıl önceki karanlık, Kara kitap, Bu adamları belliycez, Yarasalar, Yobazlar, Kökten Dinciler, Aşırı Dinciler,

Çağdışı adamlar, Karanlık Kafalılar, İrticacılar, Takiyyeciler, Beyin yıkayıcılar, Bir Metrelik bezin peşine düşenler,

Tarikatcılar, Laiklik ve Rejim düşmanları diye, Çirkef bir Siyasetle, Milletin Manevi değerlerine hakaretlerle

saldıranlara, Sen İftira ve Hakaret ediyorsun diyemiyor,

 

     Laiklik ve Laik Eğitim ve Öğrenim ve Cumhuriyet kazanımları kavramları adı altında,

Anayasal Devlet Yetkisini, İdeolojik ve Partizan olarak kötüye kullanan,

İslam Dinini : Sosyal Yaşamı ve İbadetleri olmayan, yok sayan bir İnanç Sistemi olarak gösteren ve uygulayan,

İslam Dininin Hiçbir İbadetini ve Sosyal Yaşamını karşısında görmek istemeyen, Çağ dışı olarak niteleyen,

Din Eğitim ve Öğrenimini kısıtlayan yasaklayan ve engelleyen, gerek Siyasilerin, gerek Dinci gibi gözüken ve

Tamamıda İslam Dinine saygısı özde değil lafta olan soysuz Demokratların ve

İdarecilerin yetki diktatörlüğüne, bırakmıyormu ?

     Toplumumuz, Doğru Toplum ve Temel Din Eğitimi ve Öğretimini, Toplumsal Sosyal Vatandaşlık bilgilerini,

Temel Türk Tarihi Eğitimi ve Öğretimi, Temel Kimliğimiz ve Kişilik Eğitimini,

Türk Bilimi ve Sosyal yaşama geçiriliş şekli ve Türk Medeniyetini,

Tam ve Doğru ve Nitelikli olarak, İdeolojilerden arındırılmış şekilde, Devletimizin Okullarında,

Devletin Eğitim ve Öğretim Kurumlarında, Zorunlu Temel Eğitim ve Öğretimde, Diğer Derslerle birlikte ve

birbirlerine olan alakaları dahilinde, Doğru ve gerçek bir müfredatla birleştirilerek öğrenirlerse,

Sizinde hoşlanmadığınız, benimde hoşlanmadığım, Şuursuzluk, Bilinçsizlik ve tamamen cahillikten oluşan

boşluğu kullanan İnsanlar ve Zümreler, kendiliğinden ortadan kalkacaktır.

Oluşturulmaya çalışılan, Laik Devlet İdeolojisi ve Laik Eğitim Öğretim adı altında

Din Eğitimi ve Öğretiminin kısıtlanması ile veya başka yolla değil.

     Din Eğitim ve Öğretimini Devletin Eğitim ve Öğretim kurumlarından dışlarsanız,

dışardan alınan Din eğitimi ve öğretimi ne kadar doğru olur ?

     Araştırma, Öğrenme ve Toplumun anlayacağı biçimde anlatma yerine,

İslam Dininin, İnsana ve Topluma ve Sosyal Hayata ve Sosyal yaşantıya hitap eden doğru şekli yerine,

Pornofösör Entel dantel İlahiyat Dekanlarının ve İslamcı yazarların,

Televizyonlara çıkıp Safsatalar uydurması, tiksinti veren asliyeti olmayan Masallar ve Hikayeler anlatması,

bu safsatalarıda gerçekte varmış gibi anlatması,

Diyanet İşleri Başkanlığının belirlediği Hutbe ve Vaazlar, Merkezi Sistem Vaazlar ve Hutbeler, Konuşmalar,

Cuma Vaazlarında Merkezi sistemle, Din Adamı sıfatında Uyuşturulmuş, Cahilleştirilmiş Vaizlere,

Vaaz ve Hutbelerde hikaye ve masal anlattırmak, Camilerdeki Din Görevlilerine, Namaz kıldırma Memurlarına,

Cemaate sadece Namaz komutları verdirmek, Toplumumuzda Cehaletin kaynağı olmuştur,

     İspatı ;

İnsana ve Topluma, Sosyal Hayata, Sosyal Yaşama neler getirdiğini bildiren Ayet ve Hadislerden,

Kuranı Kerim Ayetlerinin ve İslam Dininin Peygamberi Hz Muhammedin sözleri olan Hadislerden,

Bu yazımda bulunan Ayet ve Hadislerden, Cuma Vaazlarında ve Hutbelerinde hiç anlatıldımı ?

     Anlattırmazlar, çünkü bu doğruların öğrenilmesi, Şu anda Hakimiyeti elinde tutanların işine gelmez,

Toplumu ve Milleti devamlı kargaşa ve Terör içinde bırakmak isterler, Kargaşa ve Terörden çıkar sağlarlar,

Bu Doğrular öğrenilirse, Kendi İdeolojilerinin İnsana, İnsanlığa ve Topluma ne kadar zararlı olduğu ortaya çıkar,

İmam Hatipler, Atatürk ve Cumhuriyet Düşmanı yetiştiriyor diyerek, Bunlar İrtica yuvası diyerek,

Yalan ve İftira atarak, Kendi pisliklerini örtmeye ve kapatmaya çalışırlar,

“ Dün dündür, Bugün bugündür “ Benim Memurum İşini Bilir, “ diyerek,  Bu pislikler, Yolsuzluklar, Vurgunculuklar, Milleti Fakru Zaruret içinde Harap ve Bitap düşürmeler olarak önünüze gelmedimi ?

 

     İslam Dininin, Kuranı Kerim Ayetlerinin ve İslam Dininin Peygamberi Hz.Muhammedin Hadislerinin

kısaca Şeriatın Biz İnsanlara verdiği ve gösterdiği Devlet Yönetimi şekli,

Sosyal Hukuk ve Adalet İlkelerine bağlı, Tam Demokratik ve Tam Laik Cumhuriyet şeklidir.

Bunu anlamnın tek yolu ise, ancak ve ancak Kuranı Kerimim Ayetlerini ve Hz.Muhammedin Hadislerini okumak,

tam ve doğru biçimde anlamak, öğrenmek ve öğretmektir.

Hak Hukuk ve Adalet adına, Eğitim ve Öğretim adına, Ticaret ve Ekonomi adına, her ne iş yaparsanız,

Beşeri Bilimleri ve Manevi Bilimleri, Maddi ve Felsefi Bilimleri ve İhtiyaçlarınızı ararsanız,

kısaca İnsanlık için ne ararsanız, En güzelini, en idealini, en iyisini ;

Kuranı Kerimin Ayetlerinde ve İslam Dininin Peygamberi Hz.Muhammedin Hadislerini okur ve

kastettiği mana açılımlarını anlamaya çalışırsanız, Hepsini bulursunuz,

 

     Atatürkün

“ En Hakiki Mürşit İlimdir İlkesi, “ Muasır Medeniyet seviyesi “ olarak gösterdiği ilericilik ve çağdaşlık,

yukarıdaki Ayet ve Hadisleri ifade etmiyormu ?  Yukarıdaki Ayet ve Hadisler, Şeriat Kanunudur, 

     ATATÜRK ün, Belirttiği gibi “ Aklı Hür Vicdanı Hür Nesiller yetiştirilmek “ isteniyorsa, !

Atatürk İlkeleri, Atatürkün Laikliği ve Eğitim ve Öğretimi tanımlaması gereği,

Tevhidi Tedrisat Kanunu gereği : Eğitim ve Öğretim Diğer Derslerle birlikte verilmek zorundadır.

Din Eğitimi ve Öğretimi, Devletimizin Eğitim ve Öğretim kurumlarında tam ve doğru olarak verilmediği için,

ne olduğu belirsiz sapık tarikatların, Dinci gibi gözüken yada Dinci olmadığını söyleyen,

ne emelde olduğunu gizleyen Siyasetcilerin, Simsarların elinde İdeolojik olarak kullanılmaya mahkum oluyor,

Devletin Eğitim ve Öğretim Kurumlarında, Din Eğitimi ve Öğretimi, kısıtlamalar, yasaklamalar ve

çarpıtmalar ile asliyetini kaybettirerek verilirse, Bilimin, gelişmenin ve çağdaşlığın olması mümkün değildir,

Devletin Eğitim ve Öğrenim kurumlarında, Beşeri derslerle birlikte ve birbiriyle alakalı şekilde,

Din Eğitimi ve öğretimi verilmelidirki, Bilim, araştırma, geliştirme ve çağdaşlık olabilsin.

 

 

     BAŞKA MİLLETLERE ÖZENİP KENDİ KİMLİĞİNİ KAYBETMEK NEDİR ?

 

     BAŞKA MİLLETLERE ÖZENİP KENDİ KİMLİĞİNİ KAYBETMEK       ŞUURA SURESİ AYET 8

“ Allah Zül Celal dileseydi Sizi Tek Millet yapardı, Dileyen Allah Zül Celalin Rahmetine Gönlünü açar,

Allah Zül Celalde Onu Rahmetinin içine sokar, Zalimler, Kendi Kendilerine Zulmedenler ise

Allah Zül Celalin Rahmetine Gönlünü kapatır, Allah Zül Celalde O Zalimlerin,

Kendilerine Zulmedenlerin karşılığını Zulum olarak verir, “ der,

 

     BAŞKA MİLLETLERE ÖZENİP KENDİ KİMLİĞİNİ KAYBETMEK       KÜTÜBÜ SİTTE HADİS No 5903 

  Sahabeden Ebu Derda (ra) anlatıyor, Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem,

“ Bir Millete karşı olan ilgin, sevgin, muhabbetin ve samimiyetin, seni sağır ve kör eder,

Onların Fitnelerini, Bozgunculuklarını, Düşmanlıklarını, Kinlerini duymaz ve görmez olursunuz “ dedi der,

 

     BAŞKA MİLLETLERE ÖZENİP KENDİ KİMLİĞİNİ KAYBETMEK       ALİ İMRAN SURESİ AYET 28

“ Kim İslam Dinine düşman olanları dost edinirse, Allah ile bir dostluğu kalmaz “der

 

     BAŞKA MİLLETLERE ÖZENİP KENDİ KİMLİĞİNİ KAYBETMEK                   RAMUZELHADİS No C/4 S/366 H/3

  Sahabeden Amir İbni Şuayb (ra) anlatıyor, Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem,

“ ( Edepsizlik ve Hayasızlıkla ) Ne Yahudiye ve ne de Nasraniye ( Hiristiyanlara)  benzemeyin,

Edepsizlik ve Hayasızlıkla, Bizden başkasına benzeyen bizden değildir, Müslümanlardan değildir, “dedi der,

 

     BAŞKA MİLLETLERE ÖZENİP KENDİ KİMLİĞİNİ KAYBETMEK       İ.MÜNZİRİ HADİS No C/5 S/308 H/15

  Sahabeden Amir İbni Şuayb (ra) anlatıyor, Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem,

“ ( Kılık Kıyafetinde, Sosyal yaşantısında ) Başka Milletlere benzemeye Özenen Bizden değildir, “ dedi der,

 

     BAŞKA MİLLETLERE ÖZENİP KENDİ KİMLİĞİNİ KAYBETMEK       EBU DAVUD HADİS No 4031

  Sahabeden İbni Ömer (ra) anlatıyor, Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem,

“ Kim. Bir Millete benzemeye özenirse, Onlar gibi yaşamaya başlarsa, O da Onlardan sayılır “ dedi der,

 

     BAŞKA MİLLETLERE ÖZENİP KENDİ KİMLİĞİNİ KAYBETMEK       İBNİ MACE HADİS No 3994

  Sahabeden Ebu Hureyre (ra) anlatıyor, Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem,

“ Yemin ederimki gelecek zamanda Siz, Yahudilerden ve Hristiyanlardan Milletlerin yaşantılarına,

( Çağdaş Millet, İlerici Millet, Modern Millet, Şık Millet, Asil Bir Millet, Özgür Millet, Serbest Millet diyerek

özenerek) Tıpatıp uyacaksınız, Hatta Onlar ( Çağdaşlık ve İlericilik diyerek ) bir Kertenkele deliğinden girseler

dahi, Sizde gireceksiniz, ( İslam Dininin Hükümlerine Gericilik, Yobazlık, Çağdışılık diyeceksiniz )

Kendi kendinizi Helak edeceksiniz , “ dedi der,

 

     BAŞKA MİLLETLERE ÖZENİP KENDİ KİMLİĞİNİ KAYBETMEK       RAMUZ EL HADİS No C2 S127 H8

  Sahabeden Abdullah İbni Ömer (ra) anlatıyor, Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem,

“ Bir Kavim ( yani Millet), Bir Başka Kavmi, Milleti, ( Allah Zül Celale Asi olan, İsyan eden, İman etmeyi,

İbadet etmeyi reddeden, Edep ve Haya yı Reddeden ve Edepsizlikte ve Hayasızlıkta ileri giden Bir Milleti,

Çağdaş Millet, İlerici Millet, Modern Millet, Şık Millet, Asil Bir Millet, Özgür Millet, Serbest Millet diyerek

özenerek ) Çok sevdi, ve bu sevgidede çok aşırıya gitti, bunun yüzünden O Kavim, O Millet

Kendi Kendini Helak etmiş oldu,

  Bir Kavimde ( yani Millette), Bir Başka Kavmi, Milleti, ( Allah Zül Celale Sevgi ve Muhabbetle, Edep ve Haya ile

İman eden ve İbadetlerini yapan, Çağdışı Millet, Gerici Millet, Yobaz Millet, Paspal Millet, diyerek özenerek)

Kibirlilik ve Üstünlük taslayarak O Kavmi, Aşağı ve Hor gördü, bundada çok aşırıya gitti, bunun yüzünden

O Kavim, O Millet Kendi Kendini Helak etmiş oldu, Siz Başka Kavimlere karşı böyle olmayın,

Kendi Kendinizi Helak eden olmayın, ” dedi der,

 

     BAŞKA MİLLETLERE ÖZENİP KENDİ KİMLİĞİNİ KAYBETMEK       İBNİ MACE HADİS No 4181

  Sahabeden Enes Bin Malik (ra) anlatıyor, Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem

“ Şübhesiz, Her Dinin, İman edenlerine özgün bir Huyu, Karakteri, Ahlakı vardır,

İslam Dinine İman edenlerin, Yani Benim Ümmetimin, Diğer Ümmetlere, Yahudilere ve Hiristiyanlara Tek

farklılığı, Karakterinde, Kılık ve Kıyafetinde, Hal ve Hareketlerinde  Ahlakında, EDEB ve HAYA  sıdır,

UTANMASI dır, Edep ve Haya ile İman ve İbadet etmesidir,

Edep ve Haya Kanunlarına Riayet etmesidir,  “ dedi der,

 

     BAŞKA MİLLETLERE ÖZENİP KENDİ KİMLİĞİNİ KAYBETMEK       İBNİ MACE HADİS No 1853

  Sahabeden Abdullah Bin Ebi Evfa (ra) anlatıyor, Muaz Bin Cebel, Allah Rasulunun yanına gelerek,

Allah Rasulune Seçde edince, Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Muaz Bin Cebele çok Öfkelendi,

“ Bu Nedir Ey Muaz”  diye sordu, Soru karşılığında Muaz Bin Cebel ise,

“ Ben Şama gittiğimde, Şamdakilerin Reislerine, Hükümdarlarına, İnanç Önderlerine Secde ettiklerini gördüm,

Şam dan Geldiğimde Bende Zâtınıza Seçde etmeyi arzu ettim ve Size Seçde ettim “ diye cevap verdi.

Bu cevaba karşılık olarak, Allah Rasulu,

“ Rükü ve Secde, Sadece ve Sadece Allah Zül Celal içindir, Sadece ve Sadece Allaha yapılır,

Allahtan Başkasına Rükü ve Secde edilemez, ( Saygı göstermek diye ) Secde edilen Ben dahi olsam,

Banada Secde edilemez, Sizi, Allahtan başkasına, Rükü ve Secde etmeyi Men ederim,

Sakın birdaha böyle bir şey yapmayın,

  Şayet Allahtan Başkasına Secde edilebilecek olsaydı, Kadının Kocasına İtaati hususunda,

Kadının Kocasına Secde etmesini Emrederdim, “ dedi der,

 

 

     DOST ve MÜTTEFİK ZANNETTİĞİNİZ MİLLETLERİ TANIMAK                    ALİ İMRAN SURESİ AYET 118

“ Ey Allaha ve Rasulune, İslam Dinine İman eden Müslümanlar,

İslam Dinine İman etmeyenleri, İslam Dininin Sosyal yaşantısını yok etmek isteyenleri

kendinize Dost edinmeyin, Onlar, Sizin aranızda Nifak çıkarmaktan, bozgunculuk yapmaktan,

Toplumunuzda Terör çıkarmaktan, Toplumunuzu dejenere etmekten, Sizi bozmaktan geri durmazlar,

Onlar devamlı, Size sıkıntı veren şeyleri isterler, Onların ağızlarından, Kin ve Öfke taşmaktadır,

İçlerinde sakladıkları Düşmanlık Kinleri ise, daha büyüktür “ der.

 

     DOST ve MÜTTEFİK ZANNETTİĞİNİZ MİLLETLERİ TANIMAK                    İBNİ MACE HADİS No 4042

  Sahabeden Avf Bin Malik El Eşari (ra) anlatıyor, Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem,

“ Beni Asfer' arasında, ( Hristiyan ve Musevi, Yahudi olan Devletler arasında ) bir Sulh, Barış olacak,

Kendi Devletleri arasında Siyasi, Ekonomik, Sosyal ve Askeri birleşme anlaşması olacak,

Sizinde, Onlarla aranızda Sulh ve Barış olacak, ( Siyasi, Ekonomik, Sosyal ve Askeri anlaşmanız olacak )

Bilahare bu anlaşmalar takibinde Sizin Askeri gücünüzü azaltmanızı isteyecekler,

Sonra : Sizinle olan Barış anlaşmanızı ( Siyasi, Ekonomik, Sosyal ve Askeri anlaşmanızı ) bozarak,

Size Hıyanet edecek, Çok büyük Askeri kuvvetlerle, Komuta ettikleri her bayrak altında,

Sizi yok etmek için Sizin üzerinize yürüyeceklerdir, Dikkatli Olun, “ dedi der,

 

     DOST ve MÜTTEFİK ZANNETTİĞİNİZ MİLLETLERİ TANIMAK              METEALİBUL ALİYE HADİS No 4565 

  Sahabeden İbni Rumane (ra) anlatıyor, Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem,

“ Dünyayı, Adi Oğlu Adi Sahiplenince, ( Adi Oğlu Adi Dünyanın Jandarmalığına geçince,

Müslümanlarda buna seyirci kalıp Onlara Tabi olunca,) Kıyametiniz Kopmuş demektir,”dedi der,

 

     DOST ve MÜTTEFİK ZANNETTİĞİNİZ MİLLETLERİ TANIMAK              RUDANİ HADİS No 9783, 9857 ve 9879 

  Sahabeden Ebu Hureyre ve Zübeyr Bin Adiy (ra) anlatıyor, Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem,

“ Herç Zamanında, Adam öldürmek, ( yani Anarşi Terör) Vakalarında, Katil olan, Neden öldürdüğünü,

Öldürülen, Katledilen, Neden Öldürüldüğünü, Katledildiğini bilmediğinde, Şerli İnsanların, Kötü İnsanların,

Irkcı İnsanların, Cani İnsanların, Katliamcı İnsanların, Katliamından Muzdarip olduğunuzda,

“ Her gelen gün, geçen günden daha kötü olduğunda,” Dünyanın En Alçak oğlu Alçak İnsanı, Haini,

Hıyanet edeni, Canisi, Dünyanın En Mutlu İnsanı olduğunda, Kıyametiniz kopmuş demektir, “ dedi der,

 

     DOST ve MÜTTEFİK ZANNETTİĞİNİZ MİLLETLERİ TANIMAK              BUHARİ HADİS No 2123

  Sahabeden Ebu Hureyre (ra) anlatıyor, Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem,

“ İnsanlar arasında Fitneler, Çirkefler Zuhûr ettiğinde,

Herç, Adam öldürmek, ( yani Anarşi Terör ) Vakı`aları Çoğaldığında, Kıyametiniz kopmuş demektir, “ dedi der,

 

     DOST ve MÜTTEFİK ZANNETTİĞİNİZ MİLLETLERİ TANIMAK              RAMUZELHADİS HADİS No C/3 S/256 H 6

  Sahabeden İbni Ömer (ra) anlatıyor, Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem,

“ Yahudiler, Sizlerle, Sizlerin arasında devamlı Mukâtele edecekler,

Sizin aranızdan Provakatörlerle, Aranızda Terör çıkarmak için devamlı Mümin Müslümanlara musallat olacaklar,

Öyle bir zaman gelecekki, Yahudiler Size Mukatele ettiklerinde, Musallat olduklarında, Savaş açtıklarında,

Sizi Öldürmeye geldiklerinde, Yahudilerden biri, Bir Taşın arkasına gizlense,

O Taş, Ey Allahın Mümin Kulu, Bir Yahudi, Benim arkama gizlenmiştir,

Seni Katletmek isteyen O Yahudiyi Sen Öldür, diyerek dile gelecek “ dedi der, 

 

    Allah Rasulunun Bu Sözü Bugun Teyit edilmedimi ?

Zira Siyonist İsrailin, Yok ettiği ve İslam Alemininde Seyrettiği Filistindeki Bir Müslümanın, İsrailli bir Yahudiye

Söylediği bu Allah Rasulunun Sözü karşılığında İsrailli Yahudinin verdiği cevap İslam Aleminin ne durumda

olduğunu çok iyi ispatlıyor, Yahudinin Cevabı,

“ Evet, O Sözü Bende Çok İyi biliyorum, Ben O Sözdeki Yahudiyim,

   Lakin Sen O Sözdeki Müslüman değilsin.” !!!

 

 

     ÇAĞDAŞ ve İLERİCİ ve DOST ZANNETTİĞİNİZ MİLLETLERİ TEVRATTAN TANIYIN,  !!!

 

     YAHUDİLERİN TAHRİP ETTİĞİ TEVRAT,                  MEZMURLAR 2 B 135 A 4

“ Tanrı Rab, Kendine Öz Halkı olarak, İsrail Halkını Seçti, “  diyen, Yahudilerin Tahrip ettiği Tevrattaki gibi,

 

     YAHUDİLERİN TAHRİP ETTİĞİ TEVRAT,                  MISIRDAN ÇIKIŞ B 22 A 25,

“ Çevrenizdeki Uluslar, Köleleriniz, Cariyeleriniz ve Uşağınızdır, Onlar yaşamları boyunca Sizin Kölenizdir,

Sahibi ve Efendisi olarak Onları Satın alabilirsiniz,” diyen Yahudilerin Tahrip ettiği Tevrattaki gibi,

 

     YAHUDİLERİN TAHRİP ETTİĞİ TEVRAT,                  YASADAKİLER B 9 A 3 

“ Onları Kovalayacaksınız, Onları Ortadan kaldıracaksınız, Bir Çırpıda Yok edeceksiniz,

Size Boyun Eymelerini sağlayacaksınız, ” diyen, Yahudilerin Tahrip ettiği Tevrattaki gibi,

 

     YAHUDİLERİN TAHRİP ETTİĞİ TEVRAT,                  YASADAKİLER B 20 A 13, 14, 15 ve 16  

“ Tanrınız Rab Onların Kentini Elinize geçirince, Orada yaşayan Bütün Erkekleri kılıçtan geçirip Öldürün,

Kadınlarını, Çocuklarını, Hayvanlarını, Kentlerindeki Her Şeyi Yağmalayın,

Yakınınızdaki Milletlere ve Sizden Uzaktaki Milletlerin Tümüne böyle davranacaksınız,

Bu Halkların, Bu Milletlerin Kentlerinde, Soluk alan Hiçbir Canlıyı Yaşatmayacaksınız, ” diyen,

Yahudilerin Tahrip ettiği Tevrattaki gibi,

 

     YAHUDİLERİN TAHRİP ETTİĞİ TEVRAT,                  1,KIRALLIK B 9 A 21

“ İsrail Halkının, Tamamen Yok edemediği İnsanları ve bu İnsanların Soyundan gelen ve Ülkenizde kalanları

Angarya İşlere koşacaksınız, Bu durum Halen bugünde devam etmektedir, “diyen,

Yahudilerin Tahrip ettiği Tevrattaki gibi, 

 

     YAHUDİLERİN TAHRİP ETTİĞİ TEVRAT,                  YASADAKİLER B 7 A 14, 15 ve 16 

“ Tanrı Rab, Bütün Hastalıkları Sizden Uzaklaştıracaktır, Korkunç Bulaşıcı ve Öldürücü Hastalıklardan Hiçbirini

Size vermeyecektir, Bütün Bu Hastalıkları, Sizden Nefret edenlere vereceksiniz, 

Tanrınız Rabbin, Elinize Teslim edeceği Tüm Halkları, Milletleri Yok edeceksiniz, Onlara Acımayacaksınız,

” diyen, Yahudilerin Tahrip ettiği Tevrattaki gibi,

 

     TÜRK ' ler : Kendi Irkını üstün gören, Kendi Irkından başkasına yaşama hakkı tanımayan,

İngiliz, Fransız, Ermeni, İspanyol, Alman, Rus, Yunanlı ve Yahudiler gibi

Kendi Irkından olmayan Milletleri köleleştiren, Sömürgeleştiren VAHŞİ bir Medeniyet kuran,

VAHŞİ bir Medeniyet içinde olmamıştır,

 

     Toplumsal Sevgiyi, Saygıyı, Hoşgörüyü ortadan kaldıran Yahudi Ruhban Din Adamları,

Tevratı, Hiristiyan Ruhban Din Adamları İncili, Tahrip ettikleri, Yok ettikleri, değiştirdikleri için, 

Asli Yahudilk ve Hiristiyanlıkta olan Laiklik, Toplumsal Sevgi,

Saygı ve Hoşgörü Ruhban Din adamları tarafından Tahrip edildiği için, yok edildiği için,

Bugün Toplumsal Sevgi, Saygı ve Hoşgörü diyerek, Medeniyetler arası uzlaşma diyerek, 

kavram kargaşaları ile yeni bir şeyler üretmeye çalışmakta gibi gözükmekteler,

İslam Dinini Terör Dini olarak göstermeye gayret etmekteler,

İslam Dinimi Terör Dini, Yoksa Kendilerinin Tahrip Ettikleri Dinlerimi Terör Dini ?

Tarihteki Haçlı Savaşları Kimlere karşı ve Kimlerin İttifakı ile çıkarılmıştır, ?

Buğünkü durumda Tarihtekinden farklı bir şey değildir,

 

     TARİHTE, Kendi Irkından başkasına yaşama hakkı tanımayan,

Sömürgecilikle İstila ettikleri Ülkeleri, Köleleştiren, İngiliz, Fransız, Alman, İtalyan, Yunan, Ermeni,

Rus Medeniyeti ve Milliyetciliğini, Cağdaşlık ve Medeniyet olarak göstermeye kalkışmasın,

Tarihin Sayfaları, ve İstiklal Harbimiz, Bu Milletlerin Vahşilikleri ile doludur,

Türk Tarihinde ise bunlarınkine benzer en ufak bir leke yoktur.

     Orta Çağdaki adı : Haçlılar, Çanakkale ve İstiklal Harbindeki adı : Müttefik İşgal Kuvvetleri,

Atatürkün tanımlaması ile : Müstevliler, Şimdiki adı : Avrupa Birliği olan Ülkelerin,

İngilizler, Fransızlar, Yunanlılar, İtalyanlar, Ermeniler, Almanlar ve Ruslar için

Tarihin : Namertliğini ve Vahşiliğini yazdığı bir Millet değil,

İslam Türk Medeniyetini, Türk Mertliğini, Türk Hoşgörüsünü, Tarihe, Destanlarla yazan bir Milletiz,

 

    Yahudi ve Hiristiyan Vahşi Batının birleşerek, ilk önce Müslüman Araplarla, daha sonra

Müslüman Türklerle yaptığı Askeri savaşların hepsine Haçlı savaşları denir,

En son Askeri durumda olan Haçlı savaşları Çanakkale, Kutul Amare ve İstiklal harbidir,

 

     Çanakkale, Kutul Amare, harbini kazandığımız halde, Harp Kaybetmediğimiz halde,

Bizim Yurt Savunmamız olduğu halde, Müttefikimiz diye Alman General For Sandersan a

Çanakkale Baş Komutanlığını verip, Resmi Rakamlara göre 250,000 aslı iki katı olan Askerimizi Katlettiren,

     Sarıkamışta, Düşmanla karşı kaşıya dahi gelmeden, Resmi Rakamlara göre 90,000.

aslı iki katı olan Askerimizi Dondurarak Katlettiren, İttihatcı Jön Türk, Enver ve Talat Paşanın Hıyaneti ile,

     Müttefik oldukları Almanya 1 Dünya harbini kaybetti diye, Yurdumuzun İşgal edilmesine Hıyanetle İzin veren,

Devleti Osmanlı Aliyi Yıkan, En az Bir O Kadar Askerimizin İnsanımızın

İstiklal Harbinde Katledilmesine sebep olan, İttihatcı Jön Türk, Enver ve Talat Paşanın Hıyaneti ile,

Devleti Aali Osman İç karışıklıklar, kargaşalar, çekişmeler ve istikrarsızlıklar nedeni ile kaybedilmiştir,

Meşrutiyeti ilan ettirdikten sonra, Demokrasi diyerek çıkardıkları iç ve dış karışıklıklarla,

bu günkü adı Avrupa birliği olan Müstevliler tarafından Yurdumuzun işgaline ve Osmanlı Devletini yıkılmasına

Devletin kaybedilmesine, Jön Türklerin, İttihatcıların çekişmeleri karışıklıkları sebep olmadımı ?

 

    Vınston Çhirçilin, İngiliz Lordlar Kamarasında yargılanırken Çanakkale Savunması

 

    Müttefik İşgal Kuvvetleri Baş Komutanı Vınston Çhirçil, Çanakkale, Kutul Amare ve İstiklal harbini kaybettikten

sonra, İngiliz Lordlar Kamarasında, İngiliz Yüce Divanında, Çanakkale, Kutul Amare ve İstiklal Harbini

Kaybettiğinden dolayı yargılanırken, İngiliz Lordlar Kamarasının,

 “ Dünyanın dört bir tarafından getirdiğimiz sayısız askerler ile, Zamanın en güçlü Silahları Donanma ile,

en yetkili Müttefik kuvvetler baş komutanı olarak seni yetkili kıldığımız halde,

niçin üç beş tabya Türkün önünden geçip İstanbulu alamadın, Türkleri Parçalayamadın ? sorusuna karşılık,

 

Cevap olarak, “ Siz harp ettiğinin Milletin Tarihini biliyormusunuz ?

                          Bilinen Tarihte, Türklerin Harp meydanından yenilgi alarak çekildiğini gördünüzmü ?

Tarihi ne kadar bilirseniz O kadar ileri gidersiniz,

Türklerin yaşantılarını, Dininin Kitabı Kuranı Kerimden, Peygamberi Muhammedin Sözlerinden,

İslam Dininden uzaklaştırmadıkca, İslam Halifeliğini kaldırmadıkca,

Türklerin yaşantılarını çeşitli Kavram bunalımları ile bozmadıkca Türkler üzerine galip gelemezsiniz,

Ancak ve ancak, ( Çağdaşlık, Şeriatcılık, Laiklik, Modernlik, Sağcılık, Solculuk, Liberallik, Milli görüşcülük,

Türkcülük, Kürtcülük, Dinler Arası Diyalog gibi ) çeşitli Kavram bunalımları ile Türklerin arasına Nifak sokarak,

Kendi kimliğinden ve İslam Dininden uzaklaştırarak yaşantılarını bozarsanız,

Sizin Türklerle harp etmenize gerek kalmaz, Türkler Sizin istediğiniz şekle girer, kendi değerlerini kaybederek,

kendi kendilerini imha ederler “ diyerek Çanakkale, Kutul Amare ve İstiklal Harbini Kaybettiğinin Savunmasını yaptı,

Chrçilin bu Savunması daha sonra Önümüze Lozan Maddeleri olarak gelecekti, 

    

     Komutasında İstiklal Harbini Kazandıktan Sonra, Mustafa Kemal Atatürk,

Lozan Antlaşmasını yapmak için Lozana gitmek için hazırlanırken, çok önemli bir İstihbarat aldı,

Aldığı İstihbarat, İstiklal harbinde Mağlup oldukları Komutana, ( Mustafa Kemal Atatürke,)

Lozana geliş sürecinde Suikast yapılacaktı, Atatürk, Kendi Canından korktuğu için değil,

İstiklalini Tekrar yeni kazanmış Türk Milletinin Devlet Başkansız, Komutasız kalmaması için İsmet İnönüyü gönderdi,

 

     Tarihimize, İsmet İnönünün Diplomasi Zaferi diye kakıştırılan Lozan Antlaşmasına göre,

Harbin Sonlandırılması, Türk Devletinin Tanınması için, Vınston Çhirçilin,Türk Delegasyonu Başkanı İsmet İnönüye,

Lozan antlaşmasının, Türk Milleti tarafından anlaşılmamasını sağlamak şartı ile, gizli Maddeleri dayatmaları,

 

     Vınston Çhirçilin, İsmet İnönüye, “ Siz Geri Kalmış Bir Milletsiniz,” diyerek başladığı Lozan Maddeleri,

 

1 - Harf Devrimi ile Osmanlı Alfabesinin kaldırılmasını, Latin Alfabesinin kabul edilmesini,

 

2 - İslam Halifeliğinin Kaldırılmasını,

 

3 - Laiklik Rejiminin kabul edilmesini,  

 

4 - Yahudi ve İngilizlerin Çizdiği Sınırların kabul edilmesini,  

 

5 - İngilizlerin, İsviçrenin, Batı Kanunlarının, Medeni Kanun olarak Konulmasını,

 

6 - Modernlik ve Çağdaşlık diye Batının Kılık Kıyafetinin Kanun olarak kabul edilmesini,

 

7 - Türk Topraklarında Petrolun, Bor Madeninin çıkarılıp İşlenmemesi Tahakkümünün kabul edilmesini,

 

8 - Türkiyenin Burnunun dibindeki On İki Adaların ve Adacıkların Yunanistana verilmesi Şartı ile,

      Bu Maddeleri Kabul ederseniz ve Yaparsanız, Sizin Yeni Bir Devlet olduğunuzu kabul ederiz ve

      Müttefik İşgalini Sonlandırırız diyerek bunları LOZAN maddelerini dayadı,

 

     İstiklal Harbi Kazanmış olan bir Millete, Üzerine gelen Düşmanlarına, Yoklukla, Yoksullukla, karşı koyan,

Çanakkale, Kutul Amare, Yemen, Sarıkamış Harbi, İstiklal Savaşları ile Bitap Düşen, Harap Düşen Milletimizin,

Savaşlarda Şehit düşmesiyle azalan Erkek Nufusuna göre, Milletimizin bu haliyle,

Tekrar Harbe devam etme mecali olmadığını düşünen Mustafa Kemal Atatürk, Harbin Sonlanması için,

Milletin biraz toplanması kendine gelebilmesi ve İstiklal mücadelesine devam edebilmesi için,

Lozanda, İsmet İnönü Hıyanetiyle dayatılan bu maddeleri Kabul etmek zorunda kaldı,

Zira Cumhuriyetin 10 cu yıllında yapılabilen Nufus Sayımında, Büyük Çoğunluğu Kadın ve Çocuk olmak üzere

Nufus ancak 10 milyon kişi idi,

 

     Vınston Çhirçilin, Çanakkale Harbini kaybettikten sonra, İngiliz Avam Kamarası Yüce Divanda yargılanırken

yaptığı Savunma, Lozan da, LOZAN ANTLAŞMASININ MADDELERİ olarak kabul ettirildi,

 

 

     Osmanlı Alfabesinin Kaldırılması, Latin Alfabesi ile değiştirilmesi sonucunda,

     Harf Devrimi yapılırken,

     Bu Milletin Daha Önceki Bilimini, Tarihini, Kültürünü okuyamayacağını,

Tarihine, Kültürüne, Bilimine, bilgisiz kalacağını, Türk İslam Biliminin, Tarihinin, Kültürünün, yok olacağı,

Dini İlimlerini Okuyamayacağı, tamamen Cahilleştirileceğini, Düşünülmedi, düşünmediler,

 

     Harf Devrimi yapılırken,

     Bu Milletin, Geçmişini okuyamayacağını, Geçmişini doğru öğrenemeyeceğini, Geçmişinden Kuvvet alarak

yürüyemeyeceğini, Geçmişe ait uydurmaların, İftiraların doğru kabul edilmesine sebeb olacağını,

Devrimi yapanlar Düşünmediler, Bugün düşünülse bile ne kadar fayda verecektir, ?   

 

     Osmanlı Alfabesinin, Latin Alfabesi ile değiştirilmesini dayatan Haçlı Yahudi ve Hiristiyan Batı,

Kendi Alfabesini Başka Alfabe ilemi değiştirdi ? Alfabeyi değiştirmek Bir Milleti Yok etmek ile eşdeğer değilmidir ?  

Üzerinden Yüz Yıl geçti ve artık Osmanlıcayı yazabilecek ve okuyabilecek nesil Yok edildiği için

Şimdi Osmanlı Alfabesine geri dönülsün dahi diyemiyorum,

 

     Osmanlı Medrese Eğitiminin kaldırılmasını dayatan Yahudi ve Hiristiyan Batı,

Kendi Kimliğinin, Kendi Kişiliğinin olmadığı bir Eğitim Sisteminemi geçti ?

 

     Laikliği, Din ve Devlet İşlerinin birbirinden ayrılması diye yutturan Yahudi ve Hiristiyan Batı,

Kendi Kültüründen, Kendi Kimliğinden, Kendi Medeniyetinden ayrıldımı ?

 

     Laiklik adına, Yahudiler Hahamlığı, Hiristiyanlar Papalığı Kaldırdımı ?

 

     Hilafet veya Halifelik, Ruhbanlık değildir veya Babadan Oğula geçen bir Vasiyet değildir, Devlet Başkanlığıdır.

Hilafet Kaldırılmazdan Önce Bütün Dünya Müslümanları Hilafetle birbirine Bağlı idi,

Türkiye Cumhuriyeti Devletimiz kurulduğunda,  Halifelik ve Hilafet, Resmen kaldırıldı,

Lakin, Halifeliğin Bir İslam Birliği Sıfatı bulunduğunu, Halifeliğin Kaldırılması ile Gelecekte birdaha telafi

edilemeyecek kadar, Türk ve İslam Birliğinin bozulacağını, İslam Ülkelerinin, Haçlılar ve Yahudiler karşısında

Komutasız, Zayıf ve Kuvvetsiz kalacağı, Param Parça Parçalanacağı düşünülmedi, !!!

 

     Atatürkün çizdiği Misakı Milli Sınırları değil,

     Lozanda, Kendi çizdikleri Sınırları, Yeni Türk Devletine kabul ettiren Yahudi ve Hiristiyan Batı, 

Kendileri için Başkalarının çizdiği Sınırlarımı Kabul etti ?

 

     Osmanlı Kanunlarının Kaldırılmasını Şart koşan Yahudi ve Hiristiyan Batı,

Kendi Kanunlarını Kaldırıp Başkasının Kanunlarınımı aldı ?

Şimdiki Mevcut Kanunlar, Hanginize Makul ve Mantıklı gelmektedir ?

 

     Yahudi ve Hiristiyan Batı, Lozan Antlaşmasında gibi, Kendi Topraklarında Bulunan Madenlerin çıkarılıp

İşlenmemesi, Topraklarındaki Petrolun ve Bor Madeninin çıkarılıp İşlenmemesi Tahakkümü mü kabul etti, ?

 

     İsmet İnönünün Hıyaneti ile, Kabul edilen ve Atatürk Devrimleri diye Yutturulan, Lozan Maddeleri ile

Bugünler Çizildi, İnönü Zaferi olarak kakalanan, Lozan Antlaşması Gizli Maddeleri,

O Tarihten beri Hala Açıklanmışmıdır, ?

 

     Türkiye Kıta Sahanlığını, Türk Karasularını dahi hesap edemeyen ve Türkiyenin burnunun dibindeki

On İki Adayı ve Adacıkların Kıta sahanlığını hesap edemeyen, Siyasi deha İsmet İnönünün Hıyaneti ile,

     O günden bu yana kadar Türkiyenin başına bela olan ve gelecekte dahi ve olmaya devam edecek olan,

Türk Karasuları,Türkiye Kıta Sahanlığını kabul edilmezliğini bırakan, Siyasi deha İsmet İnönünün Hıyaneti ile,

İstiklal Harbi ile İstiklalini kazanmış bir Millete Lozan Maddeleri Zafermidir, Hezimetmidir, Hıyanetmidir,  ?

     Biz Harp ile İstiklalini Kaybetmiş Bir Milletmiyiz, Harp ile İstiklalini Kazanmış bir Milletmiyiz ?

 

     Mustafa Kemal Atatürk, Milletine Açıklayamadığı İsmet İnönünün Hıyanetini, Hainliğini,

Sonra Yetişecek Genç Nufusa seslenerek, Gençliğe Hitabesi ile verdi,

 

     MUSTAFA KEMAL ATATÜRK,  Gençliğe Hitabesinde,

 

“    Ey, TÜRK İstikbalinin Evladı, “ Beni görmek, Beni Anlamak değildir,

( ileride, Heykellerimin, Büstlerimin, Resimlerimin önünde, Şuursuzca Kalas gibi durmak değildir,

Bana Zurna Dinletisi ile Saygı Gösterisinde bulunmak değildir,) Behamahal Benim Fikirlerimi anlamaktır,

Fikirlerimi, anlamaya ve değerlendirmeye çalışmadan Beni anlamış olamazsınız,”

“    Ey, TÜRK İstikbalinin Evladı, Manda ve Himaye Kabul olunamaz, Geçmişteki Atalarımın,

Devletleri gibi, Selçuklu ve Devleti Osmanı Aali gibi, Bağımsızlık, Benimde Karakterimdir,

     Beni de yetiştiren, Devleti Osmanı Aalidir, Sultan Abdülhamidin kurduğu Askeri Rüştiye,

İstanbul Harp Okulu ve İstanbul Harp Akademileridir, ”

“    Ey, TÜRK İstiklalinin Evladı,

Cumhuriyet, Bedava kazanılmış bir şey değildir, Cumhuriyeti elde etmek için, Kanımızı döktük, Canımızı verdik,

Vatanın her tarafına, Kırmızı Kanımızı akıttık, İcabatında, Vatanımızın, Toprağımızın, Milli ve Manevi değerlerimizin,

Müesseselerimizin Müdafası için, lazım olanı yapmaya her an hazır olun,

Esas Düstürunuz, Yurtta Sulh Cihanda Sulhtur, Zira, Zaruret olmadıkca, Harp bir Cinayettir,

     Ey, TÜRK İstiklalinin Evladı,

İstikbalde dahi, Dahili ve Harici Bedhahların olacaktır, İstiklal ve Cumhuriyete kastedecek Düşmanlar,

Bütün Dünyada Emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler, 

Bu imkân ve şerâit, çok nâmüsait bir mahiyette tezahür edebilir,

     Cebren ve Hileler ile, Aziz Vatanımızın Bütün Kaleleri Zaptedilmiş, Bütün Tersanelerine girilmiş,

Bütün Orduları dağıtılmış, Memleketin Her Köşesi Bilfiil İşgal edilmiş olabilir,

     Bütün bu Şeraitten daha Elim ve Vahim olmak üzere, Memleketin dahilinde ve İktidara sahip olanlar,

( Türkiye Cumhuriyeti Devleti İktidarına sahip olanlar, Türk Devleti ve Milletine Muhalefetle Muhalefet İktidarı olanlar,)

Gaflet, Dalalet ve Hatta Hıyanet içinde olabilirler,

     Hatta, bu İktidar sahipleri,

Şahsi Menfaatlerini, Müstevlilerin Siyasi Emelleri ile, Tevhit edebilirler, Birleştirebilirler,

( Cumhurbaşkanı, Başbakan, Bakanlar, Genel Kurmay Başkanı, Öğretim Kurumu Başkan ve yöneticileri,

Ekonomi Kurumları Başkan ve Yöneticileri, Türkiye Cumhuriyeti Devleti İktidarına sahip olanlar,

Muhalefet partileri, Basın, Medya ve Güya Sivil Toplum Kuruluşları gibi,

Türk Devleti ve Milletine Muhalefetle Muhalefet İktidarı olanlar,

Müstevlilere Dost olmakla, Türk Devletine ve Türk Milletine Düşman olabilirler, )

Gaflet ve Dalalet ve Hatta Hıyanet içinde bulunabilirler,

Türk Milletini, Türk Cumhuriyeti Devletini, Fakru Zaruret içinde, Harap ve Bitap düşürebilirler,  

Geçmişteki Devletlerimizi, Selçuklu ve Devleti Osmanı Aaliyi yıkanlar bunlardır,

“    Ey, TÜRK İstikbalinin Evladı, İşte bu Ahval ve Şerait içinde dahi, birinci vazifen,

Türk istiklalini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet Muhafaza ve Müdafaa etmektir.

Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur, Bu temel, senin, en kıymetli hazinendir,

“    Ey, TÜRK İstikbalinin Evladı, Bir gün, istiklal ve cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen,

vazifeye atılmak için içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şeraitini düşünmeyeceksin.

Türk İstiklal ve Cumhuriyetini, Türk Milletini, Müdafa ve Muhafaza etmek ve kurtarmak için,

“ MUHTAÇ OLDUĞUN KUDRET, DAMARLARINDAKİ ASİL KANDA MEVCUTTUR,”

“ Çanakkale ve İstiklal Harbini ve İstiklali kazandıran Güç ve Kudret, İşte bu Güç ve Kudrettir “ demekle

İnönünün ve Sonrakilerin Türk Milletine İhanetini ve Hıyanetini söylemiyormu ?

 

     İsmet İnönünün Atatürke ve Türk Milletine İhaneti ve Hıyaneti,

Atatürkün Enfeksiyona bağlı Hastalığını fırsat bilip, Yahudi ve İngilizlerin verdiği

Kinin ve adı ve içeriği açıklanmayan ilaçlarla, Çok Sinsice ve birazda zamana yayarak,

Atatürkün Hastalığını Siroz Hastalığına çeviren, Atatürkü Ayağa dahi kalkamaz duruma getirerek,

Atatürke Suikasti uygulayan Tetikci, İsmet İnönü değilmidir,?

 

     İsmet İnönünün Atatürke ve Türk Milletine İhaneti ve Hıyaneti,

Atatürkün Ölümünden Sonra Milli Şef olup,

Resmi Dairelerden, Atatürkün Resmini İndirip Kendi Resmini Koydurmadımı ?

Türk Parasından Atatürkün Resimlerini kaldırıp Kendi Resmini Bastırmadımı ?  

 

     Milli Şef İsmet İnönü, İkinci Dünya Harbini bahane ederek,

Camilerden, Mescitlerden bir kısmını, Askeri Kullanım adı altında Ahıra çevirmedimi, ?

Mescitlerin ve Vakıf Mallarını satmadımı ?

 

     Milli Şef İsmet İnönü, Buğdayı ve Tahılı yetiştiren Köylümüze varıncaya kadar,

İkinci Dünya Harbini bahane ederek Milleti Ekmek Karnesine bağlanmadımı ?

 

     Milli Şef İsmet İnönü, Atatürkten Sonra, Atatürk ve Atatürcülük adına, Tevhidi Tedrisat Kanununu,

Yani Temel Derslerin ve Din Eğitimi ve Öğretiminin birleştirilmesi Kanununu,

Okullarda, Kız ve Erkek Öğrencilerin birleştirilmesi kanunu olarak uygulamadımı ?   

Çağdaşlığı, Hayasızlık ve İffetsizlik olarak uygulamadımı ?

Karma Eğitim adı altında Okullarda, Kız ve Erkek Öğrencilerin birleştirilmesi,

Lise Kız Tuvaletlerinde, Bebek Ceninleri olarak Önünüze gelmedimi ? Halende Devam etmiyormu ?

 

     Milli Şef İsmet İnönü, Kılık Kıyafet ve Şapka devriminden sonra, Mütevazi ve Muhafazakar insanlarımızı,

Devlet Dairelerine girişten, Okullardan Teçrit etmesi ve aşağılaması ile, 

Atatürk ve Atatürkcülük adına Batılılaşmak, Avrupalılaşmak diye, Milletin Dini ve Ahlaki Maneviyatını Yok etmedimi ?

 

     Milli Şef İsmet İnönü, Devrimlere muhalefet ediyor diye, Atatürk ve Atatürkcülük adına,

Yüzlerce, binlerce İlim adamlarımızı İstiklal Mahkemelerinde İdam ettirip, Sonra yargılatmadımı ?  

 

     Milli Şef İsmet İnönü, Ezanı, Beynelmilel İslami Lisanı yerine, Uydurukca Türkce ile Okutturup,

Ezanı Türkce Okutmakla İslamı Topraga gömdük demedimi ?

 

     Milli Şef İsmet İnönü,  Atatürkün, Milletin Dinini öğrenmesi ve bilmesi için kurduğu Diyanet işleri Başkanlığını,

Fiili olarak, Uyuşturulmuş, Cahilleştirilmiş, Din Adamları Memurluğu,

Sadece ve sadece Menkıbe, Masal ve Hikaye anlatma, Namaz Kıldırma Memurluğu Başkanlığı yapmadımı ?

 

     Milli Şef İsmet İnönü, İngilizlerin direktifi ile İngilizlerin verdiği Din Eğitimi ve Öğretimi Müfredatıyla,

Uyuşturulmuş, Cahilleştirilmiş Din Adamları yetiştirmek için İmam Hatip Okullarını Açtırmadımı ?

 

     Milli Şef İsmet İnönü, Cuma Namazı Vakti, Mesai saatleri içine geldiği zaman Kamu görevlisi Memurlara

Cuma Namazını Yasak etmedimi ?

 

     Milli Şef İsmet İnönü, Askeriyemizde, Namazını kılan, Orucunu tutan, Dininin gereklerini yapmaya çalışan

Subaylarımızı, Gerici, İrticacı, Atatürk ve Atatürkcülüğe aykırı hareketli diyerek Ordumuzdan attırmadımı ?

 

     Milli Şef İsmet İnönü, Devlet Seferberliği Zorbalığı ile, Osmanlıcayı Yok etmek için, Gerek Osmanlıca

Gerek Arabca olan Kuranı Kerimleri, Hadis Kitaplarını, İslam Kaynaklarını, Eline Geçirebildiği Bütün Osmanlıca

Eserleri, Türk Medeniyeti Kaynaklarını Askerlerle toplattırıp Yakıp Kül etmedimi ?

 

     Milli Şef İsmet İnönü,  Atatürkten ve Harf Devriminden Sonra, Atatürkün Kurduğu, Türk Dil ve Tarih Kurumu ile,

Geçmiş anlaşılamasın diye, Türkce Konuşma ve Yazma Lisanını Uyudurukca Türkceye çevirmedimi ? 

 

     Geçmiş Tarih bilgimizi, Bu gün  Uydurmasız, Yalansız, İftirasız bir doğruluğa getirebilirmisiniz ?

     Atatürk, Nutuk Kitabını Türkce yazmadımı ? Nutuk Kitabı, Atatürkten sonra 5 kez Tercüme edilmedimi ?

     Atatürke ve Cumhuriyete sahip çıkmak, İslam Dinine ve Ecdadımıza hakaret etmekmidir ?

     Soyunu reddeden Demokratların UYDURUK Türkcesi, Cumhuriyet kazanımımıdır ?

 

     Milli Şef İsmet İnönü, Milletin İtibarını kaybedince, Kendi itibarını yeniden kurabilmek için,

İnancımızın, Maneviyatımızın tam aksine, Atatürk ve Atatürkcülük adına,

Her yere Atatürkün Heykellerini dikip, Atatürke Saygı diyerek, Bu Heykellerin önünde Zurna Dinletisiyle

Saygı duruşunda durmayı zorunlu kılmadımı ?

 

     Milli Şef İsmet İnönü,  Yaptığı bütün Çirkefi, Pisliği, Melanetleri Atatürk ve Atatürkcülük adına yapmakla,

     O Kadarki, İstiklal Harbinde Baş Komutanının Arkasında Sıra Dağlar gibi Duran Türk Milletini,

Atatürke Hakaret ettiren şekle getiren İsmet İnönü değilmidir ?

 

     Yahudiler, Her türlü Çirkefi Pisliği Melaneti kendileri hazırlar yapar, Lakin Hiçbir şekilde Kendilerinin adı geçmez,  

Başkalarının üzerine düzenlerler, başkalarının üzerinde kalır,

     Milli Şef İsmet İnönününde Bütün Bunları Atatürk ve Atatürkcülük adına yapıyor olması,

aynen Dünyanın Başına Bela olan Yahudiler gibi yapması değilmidir ?

 

     25 Temmuz 1951 de Andan Menderes, güya bu hakaretleri önlemek için

Atatürkü Koruma Kanunu diye bir kanun çıkardı,

Bu Kanunun Metninde, “ Atatürk'ün hatırasına alenen hakaret eden veya söven kimse bir yıldan üç yıla kadar

hapis cezası ile cezalandırılır. Atatürk'ü temsil eden heykel, büst ve abideleri veyahut

Atatürk'ün kabrini tahrip eden, kıran, bozan veya kirleten kimseye bir yıldan beş yıla kadar ağır hapis cezası verilir.

Yukarki fıkralarda yazılı suçları işlemeye başkalarını teşvik eden kimse asıl fail gibi cezalandırılır” der,

 

     Önceki Ecdadıma Hakareti nasıl kabul etmiyorsam, Katiyetle Atatürke hakareti bende kabul etmem,

     Lakin Bu Kanunun, Atatürkü Koruma veya fikirlerini anlama yönünden bir alakası yoktur,

Zira Atatürkü koruma ve Fikirlerini anlama değil, daha ziyade Atatürkün Heykellerini, Büstlerini, koruma kanunudur,

Atatürk Heykellerinin, Büstlerinin, Resimlerinin Laiklikle, Laik Rejimle,

Atatürkün Fikirlerini anlamakla ne alakası vardır, ? Aklı olan buraya gelsin, 

 

     2021 yılında öncesindede varmı bilemiyorum, Sözde Atatürkcü Düşünce Derneği olan, Sözde Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği olan Derneklerin Ana Okullarında 10 Kasımda Atatürkü anma diye Çocuklara

Atatürkün Resimlerine Heykellerine Secde ettirildiğini görmedinizmi ?

 

     Atatürk Milliyetciliğinde, Atatürke Saygı, Atatürkün fikirlerini anlayarak,

hiçbir kavram adı altında ayrımcılık yapmadan Milletine hizmet etmek demek değilmidir, ?

Ataya Saygı : Totemleştirilmiş Büstlerinin önünde, kalas gibi şuursuzca durmakla,

Ataya Zurna dinletmek olamaz, Fikirlerini anlama ve değerlendirmeden, Atatürkcülük olmaz, olamaz,

     Atatürk : Büstlerinin, Lahtinin Totemleştirilmesini ve önünde, şuursuzca kalas gibi durmakla ve

kendisine Zurna dinletisi ile yapılan bir saygı gösterisini istermiydi ?

bu adamların Atatürke Manevi Saygıları zaten yok, Maddi saygılarıda ancak bu kadar,

     Bizim İslam Edebimizde, Geçmişimize Zurna dinlettirerek, Kalas gibi Şuursuzda durmak değil,

Rahmet için Dua etmek vardır,

Geçmişimize Saygılı ve Sevgili olabilmek için Onların Emanetlerini korumak için 15 Temmuz gibi durulur,

 

     İnönünün, Hazırladığı ve müracat ettiği Natoya giriş planı ile İnönüden Sonra, İnönünün bıraktığı Hain Siyasetle,

Adnan Menderes Hükümeti, Natoya Giriş ve Nato Üssü diyerek Başkent Ankaradan, sonra İstanbul ve Şileden

sonra İzmirden Amerikan Hava Üssü vermekle başlayan, Tekirdağ Amerikan Üssünü, Balıkesir Amerikan Üssünü,

Konya Amerikan Üssünü, Muğla Amerikan Üssünü,  Mersin ve Adana İncirlik Amerikan Üssünü, Hatay Amerikan Üssünü, Şanlıurfa ve Malatya Kürecik Amerikan Radar Üssünü, Diyarbakır Amerikan Üssünü, Şırnak, Batman, Mardin, Batman, Amerikan Üssünü, Vererek Türkiyeyi Göbeğinden İngiliz ve Amerikan Mandasına bağladı,

     Mersin Amerikan Üssünden başlayıp Batman ve Mardine devam eden çizgideki Amerikan Üslerinin Dizilimi

ayrıca dikkatinizi çekmiyormu ? Bu Çizgi, Amerikanın Kürdistan Haritasının Türkiye üzerindeki Sınırları değilmidir ?

Daha da aslı, Kürdistan adı altında, Yahudilere Vaad edilmiş Toprakların, BOP, Büyük Ortadoğu Projesinin,

Büyük İsrail Terör Devletinin sınırları değilmidir ?  Üslerin Yerleşim Niteliğini şimdi anlayabildinizmi ?

     Buralar Nato Üsleri olarak geçmektedir, Lakin, Bu Üsler, Neden Hep Amerikan Komutası altındadır,

     Nato üssü olması hesabıyla, Türkiyeninde Nato Üyesi olması hesabıyla,

Bu Üslerdeki Komutanın, ve Komutanların Türkiyeden olması elzem ve gerekli değilmidir ?

Bu Üslere Türkiyenin, Benim Genel Kurmay Başkanım dahi, Neden Girememektedir, ?

Şayet ve Gerçekten Türkiye Nato Üyesi ise,

Bu Üslerin Komutasının Derhal Türkiyeye alınması gerekli Şart değilmidir, ?

Zira Türkiye Nato Üyeliğine Girişten bu yana Nato Yaptırımları diye 1974 den başlayan Amerikan Yaptırımları Ambargoları ile Natodan Ne Fayda Görmüştür ? 

 

     Daha sonra Avrupa Birliğine Giriş Süreci başlatıldı,

Avrupa Birliği denilen ittifak nedir düşünülmedi halende düşünülmüyor,

Çanakkalede İttifak Kuvvetleri olarak İngilizler, Fransızlar Gemileriyle Boğazlara dayanmadımı ?

Daha sonra Çıkarma yaparak 500,000 İnsanımızı Katletmedilermi ?

Kendileri beceremediler, Arkadan kışkırttıkları Yunan ile Yurdumuzu İşgal edip, İnsanlarımızı Katletmedilermi ?

O Yunanı İstiklal harbi ile Yurdumuzdan kovmadıkmı ?

Şimdi ise, İngilizle, Fransızla, Amerika ile Yunanla Nato Müttefikiyiz,

aynı Müttefiklerin Avrupa birliğine girmek için ise, İdarecilerimiz, Muhalefet dahil Siyasilerimiz yalvarıp durmaktalar,

yaptırımlarıda ayrıca İstiklal harbimizdeki gibi devam etmekte değillermi, ?

Avrupa Birliği denilen İttifak, Atatürkün ifadesiyle “ Müstevliler ” değilmidir, ?

 

     Özal Hükümetinin de, Türkiyenin, Avrupa Birliği Mandasına bağlanması gayreti ile başlattığı ve

IMF ye borçlanması ile, İngiliz, Amerikan ve Avrupa Birliği Hegemonyasına giriş süreci, 

28 Şubat Süreci Demirel, Çiller ve Ecevit Hükümetleri Avrupa Birliği Uyum Yasaları adı altında,

Türkiyenin Tarım Üretimine kota koymasıyla, Tamamen İthalata dayalı Tüketim Ekonomisi oluşturmasıyla,

Tamamen, İngiliz, Amerikan ve Avrupa Mandasına Girdirdiler,

Yeşil Sermaye, Şeriatcı Sermaye, Dinci Sermaye, adı altında TMSF ile El koyulan Türk Bankalarının, % 80 nini

İngiliz, Amerikan ve Yahudi Kartellerine satıp, Memleketin Ekonomisini Bunlara teslim etmedilermi, ?

Bunlarda, Döviz Kuru ile oynayarak, Faiz Kuru ile oynayarak Bir Aşağı bir yukarı ile Memleket ekonomisini devamlı

Krız ve Bunalım halinde devam ettirmiyorlarmı ?

Erdoğan Hükümetiylede Israrla Avrupa Birliği Uyum yasaları adı altında halen devam etmekte değilmi dir, ?

 

     Atatürkün, Cumhuriyeti Kurup ilan ederken “ Manda ve Himaye Kabul olunamaz, Geçmişteki Atalarımın,

Devletleri gibi, Selçuklu ve Devleti Osmanı Aali gibi, Bağımsızlık, Benimde Karakterimdir,

     Beni de yetiştiren, Devleti Osmanı Aalidir, Sultan Abdülhamidin kurduğu Askeri Rüştiye,

İstanbul Harp Okulu ve İstanbul Harp Akademileridir, ” Sözünün hilafına, Tersine,

Çanakkale ve İstiklal Harbinde, Yurdumuzu İşgal ve İstila eden ve Bizi Sömürgeleştirmek isteyen bu

Milletlere, Bugün özenti duyarak, Nato ve Avrupa Birliği diye onların hegemonyası altına gireceksek,

Çanakkale ve İstiklal harbini Neden yaptık ?

 

     Bunlar  Atatürkün söylediği “ Gaflet ve dalalet ve hatta Hıyanet değilmidir ?

 

     Yukarıdaki, Allah Zül Celalin ve Rasulunun Hadisleri Size bir çağrışım vermiyormu ?

Atatürkün,“ Cebren ve Hileler ” ile başladığı sözlerini yaşamıyormusunuz ?

 

     Atatürkün “ Muasır Medeniyet seviyesi “ olarak gösterdiği ilericilik ve çağdaşlık,

yukarıdaki Ayet ve Hadisleri Şeriat Kanununu ifade etmiyormu ?

Bu Ayet ve Hadisler, 1400 yıl önceki karanlık diye hakaretler edilen ŞERİAT KANUNUDUR,

 

     Atatürk, “ Beni görmek, Beni anlamak değildir, Behamahal Benim Fikirlerimi anlamaktır “ demekle,

Bu Ayet ve Hadisleri Şeriat Kanununu ifade etmiyormu ? Bu Ayet ve Hadisler Şeriat Kanunudur,

 

    Atatürkün, Gençliğe Hitabesindeki Sözleri, yukarıdaki Ayet ve Hadisleri Şeriat Kanununu  İfade etmiyormu ?

Bu Ayet ve Hadisler, Şeriat Kanunudur,

 

     Dünya tarihine ve Yaşadığınız Tarihe bir Bakın, Demokrasi, Özgürlük, Gelişmişlik götürüyorum adı altında, 

Sömürgecilik Tarihi ve Sömürgeciliğini devam ettirdiğini yaşadığınız,  Kimlerin Tarihidir, ?     

 

     Şimdiki, Modern ve Gelişmiş Ülkeler denilen Avrupa Birliği ve Amerika,

Engizisyon İlkelliği Çağında yaşarken : Bugün Fizikte, Kimyada, Matematikte, Biyolojide, Tıpta, Mekanikte,

Sibernitikte, Otamasyonda, Mimaride,Coğrafya ve Haritacılıkta, Astronomide, Kanun olarak bilinen Bilim

kuralları, Türk Bilginleri ve Alimleri tarafından, Avrupanın ve Amerikanın bilginlerinden,

en az 600 – 700 – 800 - 900 Yıl önce Eserlerinde Yazıldı ve Açıklandı. Avrupanın ve Amerikanın Bilginleri :

Bizim şimdiki sözde aydın ve çağdaş olan Rektörlerimiz ve Dekanlarımız gibi,

Türk Bilgin ve Alimlerinin eserlerini, bunlar Arap Alfabesi ile yazılmış diye yok saymayıp,

Kendi Dillerine tercüme ettiler, Bu Eserlerden aldıkları Bilim kurallarını, kendileri bulmuş veya keşfetmiş gibi

kendilerine mal ettiler, Yakın Çağın Sonuna kadar Vahşi Batının Üniversitelerinde, Bilimsel Ders Kitabı olarak

Eğitim ve Öğrenimde kullanıldı ve Medeni, Çağdaş ve Gelişmiş Ülkeler oldular.

halende Bilim Tarihi Ders Kitapları olarak Eğitim ve Öğretimde Ders Kitabı olarak kullanılmaktadır.

Bizim, AYDIN geçinen, Örümcek Kafalılar, Ecdadımızın Eserlerini okumazlar, Şayet Okurlarsa İrtica Hortlar,

Lakin, Bu Sözde Aydınlar, İşkembeden yalan atma, Laf salatası atmayı pek çok severler,

Vahşi Batının, kendi Bilginleri, “ DÜNYA DÖNÜYOR “ dediğinde, Engizisyon Mahkemelerinde yargılayıp,

Ceza olarak kendi Bilim Adamlarını yakarak İdam ettiklerini anlamak istemezler,

Türkiyenin Geri kalmışlığını İslam Dinine bağlayan bir Rektör,“ Keşke Türkler Müslüman olmasaydı” demedimi?

 

     Hizbul Vahşi Terörü, Hizbul Tahrir Terörü, Elkaide Terörü, nasıl oluyorda kendi kendine çıkıyor ve

hiç bir İz bırakmadan tekrar kayboluyor, Hizbul Vahşi Terörünü, Hizbul Tahrir Terörünü, Elkaide Terörünü

besleyip büyütenler, İslam Dinini Sosyal yaşantısı ile Maneviyatını yaşamaya çalışan İnsanlarmıdır,

Yoksa Sizinde ve Herkesinde bildiği gibi, Kendini Dünyanın Jandarmalığına çıkarmış olan

İngiliz, Amerikan ve Yahudi Siyaseti Terörümüdür ?

 

     Bu Teröristlerin arkasından gelip, Çeşitli kavram kargaşaları ile

     Dini Değerlerini Yaşamaya çalışanları, Dindar olanları,

“ Şeriatcılar, Gericiler, Yobazlar, Yarasalar, Köten Dinciler,” diyerek, Atatürkcü Olanlara düşman ettiler,

     Atatürkcü olanları, “ Modernler, Entelektüeler, Sosyeteler, Dinsizler,  diyerek,” Atatürke Düşman edip,

Milletimizi kamplara bölenler kimlerdir ?

 

     1915 Çanakkale, Kutul Amare ve 1919 – 1922, İstiklal harbimizden Sonra, amacına ulaşamayan

İngilizler ve Batı, Çhirçil in yukarıdaki sözlerini temel alarak, Haçlı Kültür savaşını başlattı ve

Bugünün İttihatcıları ile devam etmekte değilmidir ?.

 

     1915 Çanakkale, Kutul Amare ve İstiklal harbimizden Sonra,  

İngilizler ve Vahşi Batının Haçlı Kültür savaşına yenik düşmüş durumdayız.

 

   “ İt Derisinden Post, Haçlı Kültüründen Dost olamaz “

     İstiklali kazanmak hiç kolay olmadı, Geçmişte yurdumuzu işgal ve istila eden

Avrupa Birliğinin hegemonyasına girerek İstiklali kaybedip tekrar kazanmak ise hiç mümkün gözükmemektedir.

     Geçmişte Yurdumuzu İşgal ve İstila eden, Bizi Sömürgeleştirmek isteyen Avrupa Birliğinin Hegemonyasına

girerek, İstiklalimizi kaybedip, tekrar kazanmak ise çok daha zor olacağını görmüyormusunuz ?

 

     İslam Dini gelmezden önceki Dünya Tarihindeki Ecdadımız,

Anavlar, Kelteminalar, Karasuklar, İskitler, Sümerler, Avarlar, Büyük Hun, Ak Hun, Avrupa Hun,

Uygur ve Orhun Devleti, Japon Denizinden, Manş Denizine kadar, Adriyatik Denizinden, Baltık Denizine kadar,

Asya ve Avrupa Kıtasının Tamamına yakın Coğrafyada Yüzyıllarca Egemenlik kurdu,

     İslam Dini gelip İslam Dinini kabul eden Ecdadımız,

Göktürkler, Babürler, İlhanlılar, Gazneliler, Artuklular, Timur Devleti, Selçuklu ve Devleti Aali Osman,

Balkanlarda, Kafkasyada, Mezotopamyada, Asya Kıtasında, Afrika Kıtasının kuzeyinde Atlas Okyanusuna

kadar olan Coğrafyada, Yüzyıllarca Egemenlik kurdu. Egemenliği altında bulunan Devletlerde :

İngilizlerin, Fransızların ve İspanyolların yaptığı gibi, Sömürge Vahşiliği yapsalar, İnsanları Köleleştirselerdi,

İngilizler, Fransızlar ve İspanyollar gibi kendi Lisanlarını konuşma ve kullanma zorunluluğu getirselerdi,

İngizce, Fransızca ve İspanyolca konuşmayanları ve öğrenmeyenleri Katletselerdi, Öldürselerdi,

Bugün Tüm Dünyada : İngilizce, Fransızca ve İspanyolca değil, TÜRKCE LİSAN KONUŞULUYOR OLURDU.

     Yoksa Siz hala : İngilizlerin, Fransızların ve İspanyolların Çok Medeni olduğunu,

İngilizcenin, Fransızcanın ve İspanyolcanın Çok güzel bir Lisan olduğu içinmi, Çok Asil Milletler olduğu içinmi,

Bütün Dünyada İngilizce, Fransızca ve İspanyolca konuşulduğunu zannediyorsunuz ?

 

     İslam Dünyasının İlmiyle kabul ettiği, İslam Biginlerinin ve Alimlerinin çoğunluğu TÜRK ' tür.

İmamı Azam, İmamı Şafi, Müslim, Buhari, Nesei, Hoca Ahmet Yesevi, İbni Sina, Farabi, Gazali, Biruni,

Ebul Vefa, Harizmi, Fergani, Cezeri, Caca Bey, Babürşah, Alaattini Attar, Takuiddin, Ahi Evranı Veli,

Kaşgarlı Mahmut, İbrahim Hakkı, Uluğ Bey, Piri Reis, Mevlana, Hacı Bektaşi Veli, Yunus Emre, Edebalı,

Hoca Nasrettin, Hacı Bayramı Veli, Evliya Çelebi, İbni Haldun, Hazerfen Ahmet Çelebi, Ali Kuşcu gibi niceleri

TÜRK ' tür. Eserleri TÜRKCE ' dir.

 

     Bu Alimler Tevhidi Tedrisat Kanunundan 1200 Yıl önce, Tevhidi Tedrisat yaparak Eğitim ve Öğrenim verdi,

Bu Alimlerin, Bilginlerin yazdığı Eserler, Soyunu reddeden Demokratların UYDURUK Türkcesi,

UYDURUK Lisanı, Müsade ederse anlayabilirsiniz, yoksa anlayamazsınız.

Bu Eserlerin yazıldığı zamandaki ve Konuşma Lisanı da olan Güzel Türkcemiz,

Soyunu reddeden UYDURUK Türkcesi ile dejenere edildiğinden,

bu Eserlerin okunması ve anlaşılması imkansız hale getirilmiştir. Bugün Bu Eserleri Süleymaniye

Kütüphanesinden ve Osmanlı Arşivlerinden çıkarıp okuyabilecek kaç kişi kalmıştır ?

 

     Türklerin : Arabcayı öğrenmelerindeki gayesi, Kuranı Kerim Ayetlerini ve İslam Dininin Peygamberi

Hz.Muhammedin Hadislerini, En doğru şekilde öğrenmek, anlamak, yaşamak ve öğretmek içindir.

     Kuranı Kerim ve Hz.Muhammedin Hadisleri Bu Alimler tarafından Türkceye tercüme edildi ve açıklandı,

Şimdiki Alfabemiz, Latin Alfabesi olduğu içinmi, Ecdadımızın yazdığı ve bize bıraktığı bu Eserler,

Arab Alfabesine benzeyen Alfabe ile yazıldı diye Arabca imiş ?

     Siz hala Kuranı Kerim ve Hz.Muhammedin Hadislerini,

son 70 – 80 yıldamı Türkceye tercüme edildiğinimi zannediyorsunuz ?

 

     TÜRKCE İbadet diye, Hangi Türkceyi kastediyorlar ? Uydurukca olan Türkceyimi ?

İslam Dininin Miracı Olan Namaz İbadeti, Türkce kılınacak olsa,

İslam Dininin Evrensel bir Çağrısı olan Ezan İbadeti,

Tekrar Türkçe Okunmaya başlasa, Tükce İbadet diyerek Kavram kargaşası çıkarıp,

Zaten Dini Bilgisi yok denecek kadar az olan vatandaşın kafasını karıştıranlar, 

Camiye Beş vakit Namaz Kılmaya, Cuma Namazına, Bayram Namazına gideceklermi ?

 

     Türklerin : İslam Dini kabul etmezden önceki Alfabesi, asli Türk Alfabesi olan Uygur Alfabesidir,

Türkler, İslam Dinini kabul ettikten sonra, Kuranı Kerim Alfabesi olan Arab Alfabesine geçtiler,

Arab Alfabesinde, Türkce karşılığı olmayan harfleri türeterek, Arab Alfabesini Türkceye adapte ettiler,

Bu Alfabe Arab Alfabesine benzer fakat, gerek yazım Lisanı, gerek okuma Lisanı TÜRKCEDİR.

Bu Alfabe ile yazılan bir Kitabı, bir Arab alıp okuyamaz ve anlayamaz, çünkü Arabca değil, TÜRKCEDİR.

Türkler, gerek Devlet işleri ile ilgili yazışmalarında gerek Bilimsel ve Edebi Eserleri yazmada

Türkceye adapte ettikleri bu Alfabeyi kullandılar.

     Bu Alfabe ile yazılan bir Kitabı bir Latin alıp okuyamaz, anlayamaz, çünkü Latince değil TÜRKCEDİR.

Latin Alfabesine geçiş nedeni, Arab Alfabesi öğrenilmesinin, yazılmasının okunmasının zor olması,

yada karışık olması gibi safsata, uydurma ve yalan nedenler değildir,

Latin Alfabesini kabul etmekle, Latin olunmadığına göre, Arab Alfabesini kabul etmekle de Arab olunmaz,

Arabca öğrenmekle, Arab Milliyetcisi olunmaz, İngilizce öğrenmekle, İngiliz Milliyetcisi olunuyormu ?

 

     Türklerin : Arabcayı öğrenmelerindeki gayesi, Kuranı Kerim Ayetlerini ve İslam Dininin Peygamberi

Hz.Muhammedin Hadislerini, En doğru şekilde öğrenmek, anlamak, yaşamak ve öğretmek içindir.

Arabca olan Kuranı Kerim Ayetlerini ve Hadisleri, bu günkü Arablar anlasalar idi,

Arabların Devlet yönetimi şekli bu günkü gibi Aşiret Devleti şekli değil,

Demokratik, Laik Cumhuriyet Devleti şekli olurdu.

 

     Atatürkte Ecdadımızın daha önce Arab Alfabesi ile Türkce yazdığı Eserleri Yok Saymak için

Latin Alfabesine geçirmiş değildir.

     İstiklal Harbi yaptığımız Milletler tarafından, tekrar İstiklal Harbi şartlarına düşürülmemek için,

İstilacı, İşgalci, Sömürgeci olan Milletlerin yazışmalarını anlamak öğrenmek ve gerekli tedbirleri almak için,

İstiklal Harbimizden sonra, Yeni kurulan Devletimizde, Harf Devrimi ile Latin Alfabesine geçildi.

Daha önce Arab Alfabesine geçişte olduğu gibi, Latin Alfabesinde Türkce karşılığı olmayan harfleri türeterek,

Latin Alfabesini Türkceye adapte ettiler.

 

     Vahşi Batı Amerika, Soy kırım olarak yapmak için geliştirdiği, Atom Bombasıyla,

İkinci Dünya harbinde, Savaş diye Japonyaya attığı Atom Bombasıyla Japonlara Soy Kırım yapan, Katliam Yapan

Amerikaya Teslim olan Japonya, Bugün Gelişmiş Ülkelerden olan Japonya, ve dahi

Çin Alfabesiki, Harf değil, Her kelimesi bir Karakter olan, Sağdan sola Düz Yazı değil, Soldan sağa düz yazı değil,

Alt alta yazılan alfabesini değiştirdimi, ?

Lakin, Kendilerine Soykırımla Katliam Yapan Vahşi Batınında Yazısını ve Lisanını öğrenmek ve kendini onlara karşı savunmak için Latin Alfabesini Öğrenmedilermi ?

     2010 yılında Çinde yapılan Arkeleojik bir kazıda, 2000 yıl önceki açılan anıt bir mezardan çıkan

bir Çince yazılmış Tableti, O Mezarı açmakla çalıştırılan Çinli bir İşci, O Tapletteki yazıyı alıp okuyabilirken,

Şimdi Bizde Kim, 100 Yıl öncesi Osmanlıca bir Mektubu okuyabilmektedir ? 

 

     Vinston Çhirçil in “ Tarihinizi, Kültürünüzü, Medeniyetinizi Ne kadar biliyorsanız,

O Kadar ileri gidersiniz” sözüne karşılık şimdi ben soruyorum,

Biz Tarihimizi, Kültürünüzü, Medeniyetinizi Ne kadar biliyoruz ? Ne kadar İlerdeyiz ?

 

     3 MART 1340 Tarih, 430 sayılı TEVHİDİ TEDRİSAT KANUNU,

2  ARALIK 1934 Tarih, 2596 sayılı BAZI KİSVELERİN GİYİLEMEYECEĞİNE DAİR, KILIK KIYAFET KANUNU,

18 ŞUBAT 1935 Tarih, 2933 sayılı 2596 sayılı Kanunun tatbik suretini gösterir, NİZAMNAME KANUNU,

Inkılap Kanunlarımız, 5 Şubat 1937 de Kabul edilen Laiklik İlkesinden önce kabul edilmiştir,

Inkılap Kanunları İdeolojik Laikliğe değil, Laiklik, Inkılap Kanunlarına dayanmaktadır,

 

     Tevhidi Tedrisat Kanununun, Laikliğin, Anayasamızın ve 24 cü Maddesinin ve dahi Atatürk İlkelerinin amacı,

Eğitim ve Öğretimi birleştirmektir, Kız ve Erkek Öğrencileri birleştirmek değildir.

Atatürkten sonra, bir şekilde Devleti İdare yetkisini eline geçiren,

Lafta Çağdaş, Aydın ve Laik olarak geçinen, Örümcek Beyinli Bunak ve Karanlık kafalar,

Tevhidi Tedrisat Kanununu : Kız ve Erkek Öğrencileri birleştirmek olarak anlamış,

Laikliği : Din Eğitimi ve Öğretimi Derslerini diğer derslerden dışlamak, kısıtlamak ve yasaklamak olarak

anlamış, Anayasamızın Eğitim Öğretimde Eşitlik ilkelerini, 24 Maddesi İlkelerini, kendi çıkarlarına kullanmak

olarak almış, Atatürk İlkeleri ve Çağdaşlığı, Edepsizlik ve Hayasızlık Özgürlüğü olarak anlamış,

bu şekilde uygulamışlardır.

     4 ve 5 yaşlarındaki çocuklara kendi Kültürümüzde  olmayan Bale, Opera, Resim, Piyano, Keman dersleri

verilmesinin Modernlik, Çağdaşlık ve İlericilik göterilmesine karşılık, Temel Eğitim ve Öğretimde Din Eğitimi ve

Öğretiminin kısıtlanması, Yaş Sınırlaması getirilmesi, “ Çocuk, Din Eğitim ve Öğretimini 18 yaşına gelince kendi

seçsin ve yapsın “  gibi Masumane yalanlar ve Hiziplerle kısıtlanması,

Açık ve Net olarak İslam Dini ve Milletin Maneviyatı düşmanlığı değilmidir ? 

 

     Modernlik, Çağdaşlık, Şıklık Diye Kılık Kıyafet Kanunu yapılmasını dayatan Yahudi ve Hiristiyan Batı,

Kendi Kimliği, Kendi Medeniyeti, Kendi Kişiliği dışında bir Kılık Kıyafetimi kabul etti ?

     Koruyucu Kabuğunu Kaybeden Bir Nebatat, anında nasıl bozuluyorsa, Kılık Kıyafetini, Kişiliğini, Kimliğini

Kaybeden Bir Milletinde Öyle Bozulacağı düşünülmedi ?

Zaten Garip olan şeyde, Bozulanın, Bozulduğunu Bilmemesidir,

Kendini Modern, Çağdaş, Aydın, Müreffeh, daha iyi, daha mükemmel zannetmesidir,

 

     Dini : Siyasete alet ediyorsunuz, Din İstismarcılığı yapıyorsunuz, Takiyye yapıyorsunuz,

Bölücülük yapıyorsunuz diyerek, gerek Dini bilgileri, gerek Hukuki bilgileri, gerek Beşeri bilgileri,

gerek Ekonmomi bilgilerini, gerek Tarihimizi, Kaynağından ve Devletin Eğitim ve Öğretim Kurumlarında

öğrenmemizi ve değerlendirmemizi, Muhakeme edebilmemizi, Doğruyu bulmamızı : İdeolojik olarak engelleyen,

Kökten fanatik Partizan Siyasilerin ve İdarecilerin asli emellerini şimdi anlayabildinizmi ?

 

     Türklerin,: Devlet Rejimlerinde ve Sistemlerinde bu zamana kadar,

başka rejimlerin ve sistemlerin etkisi altında kalması, Onun himayesine girmesi, gibi bir korku Fobisi yoktu.

Bugün Rejimden ve Sistemden yana bir korku Fobisi varsa,

Gaflet, Dalalet ve Hatta Hıyanet içinde bulunan Bunak İktidar sahiplerinin,

Siyasilerin ve Medyanın İdeolojik Kimlik, Kişilik Zafiyeti Bunalımı, Şizofrenik Paranoya hastalığı değilmi ?

 

     Türklerin Devlet Tarihinde, Devlet Kurma, Devlet Başkanı olma, Egemenlik adına Cuma Hutbesi okunması

bir Devlet Geleneğidir, Atatürkte Yeni Kurulan Cumhuriyet Rejimi Devletimizden sonra,

Balıkesir Camiinde Cuma Hutbesi okuyarak bu geleneği devam ettirmiştir,

Şimdi biz. Cumhurbaşkanlığına Gelen şahsa Egemenlik adına Cuma hutbesi okusun desem,

Laikliğe aykırı, Cumhuriyet ve Rejim düşmanlığı yapmış olurmuyum, İrtica hortlarmı ?

     Bu Gaflet ve Dalalet ve Hatta Hıyanet uykusundan artık UYANIN !!!

Gözünüze taktığınız Dolap Beygiri Gözlüğünü çıkarında öyle bakın !!!

 

     Bizim Ecdadımız da, bu Laiklik anlayışı hassasiyetinden şaşmadan, İdaresi altındaki Toplumları,

Bu Laiklik anlayışı hassasiyetinden en ufak bir şaşma dahi göstermeden,

Toplumları bir biriyle zıtlaştırmadan, Cepheleştirmeden ve Tahriklere meydan vermeden İdare etmişlerdir,

Şayet, Halifelik ve Hilafet, Ruhbanlık olsa idi, aynı zamanda Halife olan Osmanlı Padişahları,

İlim sahibi Alimlerin, Bilginlerin önünde, Ders almak, Fikir almak için Diz çökmezdi.

 

     Şimdiki, Kökten Fanatik partizanlıkla, Çağdaşlık, Şeriatcılık, Laiklik,

Modernlik, Sağcılık, Solculuk, Liberallik, Milli görüşcülük, Türkcülük ve Kürtcülük gibi kavram kargaşaları ile

kamplaştırılan Milletimizin durumu bunu İspat etmiyormu ?

 

     Ecdadımızın yazdığı bu Eserlerin büyük kısmı, Süleymaniye Kütüphanesinde ve Osmanlı Arşivlerinde

Mevcut olup, Kütüphane Mahzenlerinde, Rutubete ve Güvelere terk edilmiş vaziyette yok olup gitmektedir,

Ey Siyasiler, İdareciler ve Devletin Yöneticileri, TÜRK Tarihine ve Bilimine Duyduğunuz Çağdaş Saygı bumu ?

 

     Batının, Çağdaş ve Modern olması, Bilimde Teknolojide ilerlemiş olması, Sizi Çağdaş, Modern yapmaz,

Sizi Bilimde ve Teknolojide ilerletmez, 

 

     Dünyanın En İlkel Kabilesi dahi, HAKA DANSI ile İlk önce kendi Kimliğini ön plana çıkarırken,

Kaybettiği Kimliğini, Kişiliğini ve Medeniyeti : Batıda veya Doğuda aramak,

Her icraatımız için : Avrupa birliği ve Amerika ne diyecek diye, kendi kendimize sormak,

İslam Dininin Sosyal Yaşam biçimini, Diğer Rejimlerdeki yaşam gibi göstermek,

EN REZİL, KİMLİK ve KİŞİLİK BUNALIMI DEĞİLMİ ?   You Tupta Haka dansı diye yazın görürsünüz,

 

     Çağdaşlığı, Medeniyeti Başka Milletlerden, Müstevlilerden, ve dahi Soyunu Reddeden Demokratlardan

öğrenmeye ihtiyacımız yok, Asli Medeniyeti anlamamak için TAŞ olmak lazım TAŞ,

Bizim Ecdadımızda, TAŞ işcisi idi, Taşlara Hükmederek, İnsanlık için Mimariyi, Mimari ile birlikte,

İnsanlık için Medeniyeti geliştirdi ve yaydı,

     Ecdattan ve Atatürkten sonra, Baba, Bacı, Hoca, Milliyetcilik, Cumhuriyetcilik, Demokratiklik, Laiklik, Liberallik,

Ekonomistlik, Dürüstlük kavramlarını, Kavram kargaşaları ile Milletine Yarasa demekle,

Dün Dündür, Bugün Bugündür, demekle, Benim Memurum işini bilir demekle, Rüşvetle, Vurgunculukla,

Yolsuzluklarla, Dolandırıcılıkla, Fitne ve Fesatla, Modernlik ve Şıklık diye Fuhuşla,

KİMLER : Neyin Medeniyetini geliştirdi ? Medeniyet Nedir, Kim Ne Kadar Medenidir ?

 

     Kamusal alanda, Kızların ve Kadınların bedenlerine yapışan, Cinselliğini ortaya çıkaran,

hatta İç çamaşırını dahi belli eden şekilde Streçh Pantolon giymesi nasıl sosyal bir haksa,

Kamusal alanda Pantalon giymeyen Kızların ve Kadınların Türban bağlamasıda, O derece Anayasal bir haktır,

Kamusal alan diyerek, Kızların ve Kadınların Türbanıyla oynamak, yasaklamak, Anayasal Eğitim ve Öğrenim

hakkını, Kamu hizmetine girme hakkını, Despotizmle Gasp etmek ortadan kaldırmak, 

En büyük Cinsi Sapıklık ve Bölücülüktür, Kamusal alanda Türban yasağı, Türkiye Cumhuriyeti Devletini,

Ne kadar ileri götürmüştür, Ne Kadar Çağdaş yapmıştır, Medeniyet seviyesini Ne Kadar yükseltmiştir ?

 

     Diyorlarki ! “ Atam İzindeyiz “ peki, Bu Memleketi Atatürkün gösterdiği ve Atatürk İlkesi olan,

Muasır Medeniyet seviyesine yükseltmek için, Yalanlarınızı, Mahalle karıları gibi Dedikodularınızı,

İftiralarınızı bırakarak, Ne zaman çalışmaya başlayacaksınız ?

 

     Bizim, Baş ve Kıç açmayı, Modernlik, Şıklık, Çağdaşlık, İlericilik, Aydınlık zanneden,

Tipleri Kayık, Mantar Zekalı, Balık Zekalı, Çağdaş gerici Yobaz Aydınlarımız,

10 cu Yıl Marşının Demir Ağ larına takıldı kaldılar,

Diğeri, Atı alan Üsküdarı, Pardon, Manyetik Rezonanslı Süpersonik Hızlı Tireni alan, Üsküdarı geçti,

 

 

     İslam Ülkelerinde ve Ülkemizde, Fakirlik, Yoksulluk, Güçsüzlük ve Geri kalmışlık varsa,

Ben Müslümanın diyenin, İslam Dininin Sosyal yaşam kurallarına uymadığı veya kendine uydurduğu için vardır.

İslam Dinini Siyasal olarak niteleyenler, İslam Dinine hakaret edenler, Gavur olsa gam keder değildir,

İslam Ülkelerinin ve Türkiyenin, Ekonomide, Bilimde ve Siyasette geri kalmışlığının nedeni, İslam Dini değildir,

 

     TÜRKİYENİN GERİ KALMIŞLIĞININ ve BİLİM ve TEKNOLOJİ ÜRETEMEMESİNİN NEDENİ,

     Bilim ve Teknoloji Üreten Kurumlar olması gereken,  Eğitim ve Öğrenimi geliştiren kurumlar olması gereken

Üniversitelerimizde, Sanki gözlerinde At Gözlüğü varmış gibi, Matematik, Fizik, Kimya, Biyoloji, Tıp,

Mühendislik, Sosyoloji, Felsefe, Mantık, Edebiyat, Tarih, Sosyal Hukuk gibi Bilimlerin Birbiriyle İlgisini

kuramayan, Geri kalmış Örümcek kafalı Ord. Rrof. Doç. Dr. Rektörlerimiz, Dekanlarımız,

Araştırma görevlilerimizdir,

 

     TÜRKİYENİN GERİ KALMIŞLIĞININ ve BİLİM ve TEKNOLOJİ ÜRETEMEMESİNİN NEDENİ,

     Ekonomide, Bilimde, Siyasette ilerlemeyi ve çağdaşlığı Sadece Batı bilir diyen,

İlerlemeyi ve çağdaşlığı, Kılık kıyafette Edepsizlik özgürlüğü ile Baş ve Kıç açmayı Çağdaşlık, Uygarlık,

İlericilik, Medeniyet, zanneden, İslam Dininin Sosyal yaşantısını, Çağdışı ve yobazlık olarak niteleyen,

ortadan kaldıran, Halkın değerleri olan Mukaddesata Hakaret eden, Yolsuzlukların, Vurgunculuğun hamisi olan,

Siyasiler, İdareciler ve Üniversitelerimizde, Geri kalmış Örümcek kafalı Ord. Rrof. Doç. Dr. Rektörlerimiz,

Dekanlarımız, Araştırma görevlilerimizdir,

 

     TÜRKİYENİN GERİ KALMIŞLIĞININ ve BİLİM ve TEKNOLOJİ ÜRETEMEMESİNİN NEDENİ,

     “ İslam Dininin Kuralları Dogmadır, Dogma değiştirilemez hükümde olduğunu kabul ediliyor,

Bilim ise Kuşkudur, Bilim Her zaman değişir ve gelişir “ diyen, Lakin şimdiye kadar hiçbir gelişme

gösteremeyen, Herkesin ve Benim, Onlarda geçek bir Bilim olduğundan, Kuşkulu olduğumuz,

Geri kalmış, Örümcek kafalı, Ord. Rrof. Dç. Dr. Rektörlerimiz, Dekanlarımız, Araştırma görevlilerimiz,

Matematik, Fizik, Kimya ve Biyoloji Bilimlerinin birbiriyle bağlantısını kuramıyor,

Bilim ve Teknoloji Üretemiyor, Kendilerinin Kısır ve Çirkef bilgilerine boğulup kalıyorlar,

Bilim ve Teknolojinin Bu Bilimlerin Birleşkesinden çıktığını dahi düşünemiyorlar,

Fakültesinden Mezun oluncaya kadar, Mühendisin, Gerçek Mühendislikle, İlim ve Bilim Mühendisliği ile

Çalışması alakası yok, Matematikcinin, Ne işe yarayacağı konusunda Matematikle alakası yok,

Fizikcinin, Ne işe yaradığı ile alakası yok. Biyolojicinin, Biyolojinin ne işe yaradığını hakkında alakası yok,

Onun içinde, Türkiye Bilim ve Teknoloji üretememektedir,

Bilim ve Teknoloji Ancak ve Ancak Bilimlerin birleşkesinden çıkar ve gelişir,

Ord. Rrof. Dç. Dr. Rektörlerimiz, Dekanlarımız, Araştırma görevlilerimiz,

Matematik, Fizik, Kimya ve Biyoloji Bilimlerinin birbiriyle bağlantısını kuramıyor,

Bilim ve Teknoloji Üretemiyor, Kendilerinin Kısır ve Çirkef bilgilerine boğulup kalıyorlar,

İslam Dini, Ceza ve İbadet Hükümleri değiştirilemez doğru, Lakin,

İslam Dininin, İlimi ve Bilimi geliştirmeyi Emrettiğini anlamak dahi istemiyorlar, 

Kendilerinde olan Bilimin, Memlekete, Yurdumuza, İnsanlığa bir faydaları varmıdır ?

Şimdiye kadar ve Dünyaca tanınan Hangi Bilimi geliştirmişlerdir ?

Kendilerinde olan Bilimin, Memlekete, Yurdumuza, İnsanlığa bir faydaları varmıdır ?

Örnek olarak, Sadece Türk Mühendislere ait olan Bir Otomobil Modeli geliştirmesi, Markası varmıdır ?

Fakültesinden Mezun oluncaya kadar, eline bir Kurbağacık anahtar dahi almamış bir Makine Mühendisi,

Hangi Makineyi ve Teknolojiyi İcad edebildiler, ?

 

     Çağımızın Bilim ve Teknoloji Harikası olan Bilgisayarın, Bilgisayarı çalıştırma dilinde,

Aptal Pascal, Basic ve Fortran çalıştırma dilleri, Bilgisayar çalışma dilleri,

Sıfır ve Bir Rakamından başka bir Rakamı ve Harfi tanımıyor,  

bizim Geri kalmış, Örümcek kafalı, Ord. Rrof. Dç. Dr. Rektörlerimiz, Dekanlarımız, Araştırma görevlilerimiz,

Bilgisayarın çalışma diline, 2 Rakkamını tanıtabilirlermi ?

 

     TÜRKİYENİN GERİ KALMIŞLIĞININ ve BİLİM ve TEKNOLOJİ ÜRETEMEMESİNİN NEDENİ,

     Bilim adamları Ticareti bilmiyor, Ticaret Adamları Bilimi bilmiyor, Siyaset Adamlarımız, Devlet Adamlarımız,

Hem Bilimi, Hem Ticareti Hem Gerçek Siyaset nedir onu bilmiyor ama,

Kökten Fanatik Partizanlıkla ve çirkef bir siyasetle Meclise ve İktidara bunlar gelmesidir,

 

     Bilim adamlarımızın, Ticareti öğrenmesi, Ticaret adamlarımızında Bilimi öğrenmesi,

Devletimizin Yönetiminede, Hem Ticareti, Hem Bilimi bilen ve bu ikisi arasındaki ilişkiye göre

Devletimizi yönetecek olan, Partizanlık ve Çirkef siyaset yapmayacak olan,

Gerçek Siyasetcileri, Devlet Adamı olarak seçilmesi Elzem ve şarttır,

 

     Ekonomide, Bilimde, Siyasette ilerlemeyi ve çağdaşlığı Sedece Batı bilir diyen,

İlerlemeyi ve çağdaşlığı, Kılık kıyafette Edepsizlik özgürlüğü ile Batıya benzemek olarak zanneden,

İslam Dininin Sosyal yaşantısını, Çağdışı ve yobazlık olarak niteleyen, ortadan kaldıran,

Halkın değerleri olan Mukaddesata Hakaret eden, Yolsuzlukların ve Vurgunculuğun hamisi olan,

Siyasiler ve İdarecilerdir. İspatı : Siyasiler ve İdareciler, utanmadan sıkılmadan,

Milletin gözünün içine baka baka, partizanca yalanlar söylemeye, Mahalle karıları gibi dedikodu yapmaya,

“ Dün dündür, Bugün bugündür “ diyerek Milleti aldatmaya devam etmiyorlarmı ?

 

     Türkiyede Siyasi Partiler, İktidarlar ve Muhalefetler ;

Sağcılık, Solculuk, Muhafazakarlık veya Sosyal Demokratlık Fanatizmi temeline göre oluştuğundan,

İktidara gelen her partinin İdeolojisi ayrı olduğundan, Devletimizin Eğitim ve Öğretim Sistemini

Kendi İdeolojilerine göre yönlendirdiklerinden, Devletimizin Eğitim ve Öğretim Sistemini Çökertilmiştir,

Sağcılık ve Solculuk Fanatizmi, Devletimizin Eğitim ve Öğretim Sistemini Çökertmiştir,

Milletimiz içinde Kamplaşmalar, Cepheleşmeler Kargaşalar,

Huzursuzluklar, İstikrarsızlıklar çıkartmayada devam etmekteler, 

 

     Çağdaşlığı, Medeniyeti Başka Milletlerden, Müstevlilerden, ve dahi Soyunu Reddeden Demokratlardan

öğrenmeye ihtiyacımız yok, Asli Medeniyeti anlamamak için TAŞ olmak lazım TAŞ,

Bizim Ecdadımızda, TAŞ işcisi idi, Taşlara Hükmederek, İnsanlık için Mimariyi, Mimari ile birlikte,

İnsanlık için Medeniyeti geliştirdi ve yaydı,

 

     Ecdattan sonra : Baba, Bacı, Hoca, Milliyetcilik, Cumhuriyetcilik, Demokratiklik, Laiklik, Liberallik,

Ekonomistlik, Dürüstlük kavramlarını, Kavram kargaşaları ile Milletine Yarasa demekle,

Dün Dündür, Bugün Bugündür, demekle, Benim Memurum işini bilir demekle, Rüşvetle, Vurgunculukla,

Yolsuzluklarla, Dolandırıcılıkla, Fitne ve Fesatla, Modernlik ve Şıklık diye Fuhuşla,

KİMLER : Neyin Medeniyetini geliştirdi ? Medeniyet Nedir, Kim Ne Kadar Medenidir ?

 

     Batının, Çağdaş ve Modern olması, Bilimde Teknolojide ilerlemiş olması, Sizi Çağdaş, Modern yapmaz,

Sizi Bilimde ve Teknolojide ilerletmez, 

 

     Bilim ve Teknolojide İleri olan, Öğretim ve Eğitiminde Ahlak bulunmayan Milletler, 

Ne Kadar Medenidir ? Ne kadar Çağdaştır ? Ne Kadar Uygardır ?

İçinde Ahlak bulunmayan Bilim ve Teknoloji Ne kadar Uygardır ? Ne kadar Çağdaştır ? Ne kadar Medenidir ?  

 

     Bizim, Baş ve Kıç açmayı, Modernlik, Şıklık, Çağdaşlık, İlericilik, Aydınlık zanneden,

Tipleri Kayık, Mantar Zekalı, Balık Zekalı, Çağdaş gerici Yobaz Aydınlarımız,

10 cu Yıl Marşının Demir Ağ larına takıldı kaldılar,

Diğeri, Atı alan Üsküdarı, Pardon, Manyetik Rezonanslı Süpersonik Hızlı Tireni alan, Üsküdarı geçti,

 

     Diyorlarki ! “ Atam İzindeyiz “ peki, Bu Memleketi Atatürkün gösterdiği ve Atatürk İlkesi olan,

Muasır Medeniyet seviyesine yükseltmek için, Yalanlarınızı, Mahalle karıları gibi Dedikodularınızı,

İftiralarınızı bırakarak, Ne zaman çalışmaya başlayacaksınız ?

 

     TÜRKİYENİN GERİ KALMIŞLIĞININ ve TÜRKİYEDEKİ İŞSİZLİĞİN, İŞ YOKLUĞUNUN NEDENİ,

     Avrupa Birliği Uyum Süreci Yasaları adı altında, Müstevlilerin,  yani  Avrupa Birliğinin direktifi ile,

1997  28 Şubat Sürecinde, Kesintisiz Zorunlu Eğitim süresince,

Kesintisiz Zorunlu Eğitime Tabi olan Yaş gurubundaki çocuklara,

Çıraklıkla İş öğrenme, Meslek öğrenme maksadıyla dahi olsa, Çalışma yasağı getirilmesidir,

     Avrupa Birliği Uyum Süreci Yasaları adı altında, Müstevlilerin, Avrupa Birliğinin direktifi ile,

28 Şubat Sürecinin devamıyla, Kesintisiz Zorunlu Eğitim Sistemine getirilen Çalışma yasağı ile,

Eğitim ve Öğretimde, Yaş fakını, Kuşak farkını ve bir Mesleğe yönelebilme farkının ortadan kaldırmasıyla,

18, 19 Yaşına kadar Öğrencilere, Üniversite kapısına gelinceye kadar bir Vasıf ve Nitelik kazandırılmamasıyla,

Yani, Kendi başınada Bir iş yapabilir durumu, Esnaflık ve Zenaatkarlık ÖLDÜRÜLMÜŞTÜR,

Yani Esnaflığın, Zenaatkarlığın Öldürülmesi değilmidir ?,

Esnaflık ve Zenaatlarlık Öldürülmüş olduğu içinde, Yeni Esnaf ve Zenaatkarlar yetişebiliyormu ?

 

     Orta Okul, Liselerimiz ve Fakültelerimiz geneli,

Reel Hayata bir Vasıf, Bir Zenaat, bir Meslek kazandırmamaktadır,

Zira Ancak, Çıraklıktan yetişenler, Vasıflı, Zenaatli ve bir Meslek sahibi olabilmektedir,

Daha sonrada imkanlarının gelişmesi ile Kendine ait bir İş yeri açabilmektedir,

Vasıfsızlar, Zenaatsizler, bir Meslek sahibi olamayanlar değil,

Hiç, Vasıfsız, Zenaatsiz Mesleksiz birinin kendine ait bir iş yeri açabildiğini gördünüzmü ? 

Bir Vasıfı, Bir Zenaati, Bir Mesleği olmadığı içinde, İşsizlik ve Gizli İşsizlik denilen faktör, Katlanarak artmaktadır,

 

     Hiçbir İş, Hiçbir Zenaat, Hiçbir Meslek,

Zorunlu Kesintisiz ve 18 Yaş altı Çocuklara Çalışma yasağı getirilen, Eğitim Öğretim süreci ile öğrenilemez,

Zorunlu Kesintisiz El Becerisi ve Gayretle, Ustası ve aynı zamanda İşvereni Nezaretinde,

Çıraklık, Kalfalık ve Ustalık safhaları ile Öğrenilebilir, 

Zira, Liseyi bitirme yaşına gelen biri, 19, 20 yaşından sonra, bir Gence,

Çıraklık yaptırıp, Meslek, İş öğretilebilirmi ?  Öğrenebilirmi ?

İş Öğretende, Meslek Öğretende, İş Öğrenende, Meslek Öğrenende yok edilmedimi ?

Sonrasında da işte bu İşsizlik Felaketi yaşanmakta ve dahi devam ettirilmekte değilmidir, ?

 

     Zorunlu Kesintisiz Eğitim Öğretim sürecinde, Yani 18 Yaşına gelinceye kadar,

Bir İş Bir Meslek Bir Zenaat öğrenme için Çalışma yasağı varken, Devlet, Onu Reşit Saymadığı haldeyken,

Velisinin İmzası olamadan, hiçbir muamele yapamazken, Evlenme Yasağı varken, Devlet Ehliyet dahi vermezken,

Devlet Askere dahi Almazken,

     Meslek Odalarında, Kalfalık, Ustalık belgesi alabilmek için, Stajyerlik süresi ve Stajyerlik Sınavı varken, 

Serbest Mesleklerde, Avukatlık, Mali Müşavirlik, Doktorluk için, En az 3 yıl ve daha uzun süreli

Stajyerlik süresi ve Stajyerlik Sınavı varken, 

     Bir Gün önce, Oy dahi kullanamazken, Siyaset yasağı varken, Bir Gün Sonra Yaşı,

Seçilme Yaşı 18 olduğundan, Herhangi bir Vasfı, Zenaati, Mesleği olmasada, Bakan dahi olabilir,  

Bu Felaket bir açmaz, Felaket bir Tezat değilmidir, ?

     Lakin, Sanat, Tiyatro, Sinema, Dizi Oyunculuğu denilerek, Bebek, Çocuk Sanat Çıraklığı var,

Sporcu yetiştirmek adı altında, Çocuk Futbol Çıraklığı var, Bu Bebeklere, Bu Çocuklara Çalışma yasağı yok, !!!

Onlara Çalışma Yasağı yok ta, Zenaat, Meslek Öğrenecek Genç Çocuklara Çalışma yasağı neden var ?

 

     Avrupa Birliği Uyum Süreci Yasaları adı altında, Müstevlilerin, Avrupa Birliğinin direktifi ile,

28 Şubat Sürecinin devamıyla, Zorunlu Kesintisiz Eğitim süresi sonunda, 18 veya 19 yaşlarına geldiğinizde,

Liseyi bitirebilmiş oluyorsunuz, Lakin Bir Üniversiteye, Size Meslek Öğretecek verecek Bir Fakülteye Girebilecek

Eğitim Kalitesi alamadığınızda,  Çıraklıkla bir iş Bir meslek öğrenebilme yaşını geçmiş olduğunuzdan,

Bir İş Bir Meslek öğrenemediğiniz için çalışabilecek bir iş bulamıyorsunuz,

Gizli İşsizler Ordusu denilen Guruplara girmiş oluyorsunuz,

 

     Zorunlu Kesintisiz Eğitim ve Öğretimi bitirenlerin Hepsinin,        Devlet Memuru olamayacağına göre,

     Zorunlu Kesintisiz Eğitim ve Öğretimi bitirenlerin Hepsinin,        Masabaşı Bir işi olamayacağına göre,

Endistüri Meslek Liseleri sayısı ve Çıraklık Eğitim merkezleri yeterli olmadığına, olamayacağına göre,

Mevcutta bulunan Üniversiteler, Fakülteler, Mezun edebildikleri örgencilerine bir meslek

bir iş öğretemediklerine göre, Zorunlu Kesintisiz Eğitim Sürecini, Lise yi bitirene kadar, Liseden sonra,

yani Yaş 18, 19 yaşlarına gelince, Çıraklıkla bir iş, bir Meslek öğrenemeyeceğine göre,

İş Öğrenemeyenin, Meslek öğrenemeyenin, Yapabileceği, Geçimini sağlayabileceği bir işi olabilirmi ?

 

     Zorunlu Kesintisiz Eğitim ve Öğretimin, İlk Dört Yılı İlk Okuldan ve İkinci Dört Yılı Orta Okuldan Sonra,

Ortaokul ve Lisede Sınavlara Devam zorunluluğu şartıyla,

Ebanın Televizyon ve İnternet dersleri ile, Açık Ortaokul, Açık Lise olarak Devam edilebilmesi ve

Açık Ortaokula ve Açık Liseye Devam ile Zorunlu Eğitim ve Öğretimin Tamamlanması Şartı ile,

Zorunlu Kesintisiz Eğitim ve Öğretimle birlikte, bir İş, bir Zenaat ve bir Meslek öğrenebilmesi,

İş ve Meslek öğrenemediği için Mesleksiz ve İşsiz kalmaması için, 18 Yaş altı çocuklara,

Ağır ve Tehlikeli işler kapsamında olan işler haricinde, Çırak olarak Çalışma Yasağının kaldırılması ile,

Zorunlu Eğitim ve Öğretimin Tamamlanması, Zorunlu ve Elzemdir, 

Zira bir İş Öğrenemeyenin, Meslek öğrenemeyenin, Yapabileceği, Geçimini sağlayabileceği bir işi olabilirmi ?

 

     Endistüri Meslek Liselerinin Sayısı yeterli değildir,     

Zorunlu Kesintisiz Eğitim ve Öğretimimizde, Düz Liselerin, İmam Hatip Liselerinin, En Az Yarısının,

Ticaret Liselerinin ve Düz Meslek Liselerinin Tamamının, Endistüri Meslek Liselerine dönüştürülmesi ile,

Çıraklık Eğitimi, Vasıflı, Zenaatli ve Meslekli İnsan yetiştirilmesi, Zorunlu ve Elzemdir,   

 

     Eğitim ve Öğretim Sürecinde, Vasıfsız, Zenaatsiz Mesleksiz İnsanlar yetiştirmek yerine,

Çıraklıkla, Deneyimle Vasıf, Zenaat, Meslek kazandırma yolunun tekrar açılmasıyla,

18 yaş altı Çalışma yasağının kaldırılmasıyla, Vasıfsız İşciliklere, Vasıf Kazandırmak,

Vasıflı Elaman Niteliği Kazandırmak, AHİLİK Geleneğimizdendir,

 

     Mevcut İstihdamın Yüzde Kaçı, Bir Zenaat, Bir Mesleki tecrübe ile olan İstihdammıdır, ?

Çırak Çalışma yasağından bu yana, Vasıfsız işciliğe İstihdam denilebilirmi ?

Vasıfsız, Niteliksiz İstihdam, Robotize İşcilik değilmidir ?  Robotize işcilik, Bir Niteliktir, bir Vasıftır diyebilirmisiniz ?

 

     TÜRKİYENİN GERİ KALMIŞLIĞININ ve TÜRKİYEDEKİ İŞSİZLİĞİN, İŞ YOKLUĞUNUN NEDENİ,

     Ülkemizdeki İşsizliğin, İş yokluğunun, Üretimin, İmalatın, Ticaretin yokluğunun,

İstikrarsızlığın, Ekonomik Krizlerin, İç kargaşanın, Terörün, Temel nedeni,

İş öğrenmemek, İş bilmemek, İş beğenmemek, Yapılan veya yaptırılan işin hakkını tam olarak ve Zamanında

vermemek ve İş öğretmemektir,  Devleti, İş Kapısı ve İş Garantisi olarak görmek değilmidir, ?  

 

     TÜRKİYENİN GERİ KALMIŞLIĞININ ve TÜRKİYEDEKİ İŞSİZLİĞİN, İŞ YOKLUĞUNUN NEDENİ,

     Kendi Yurdunuzda, Kendi kaynaklarınızla, Kendi Üretim ve İstihdamınızla üretebileceğiniz

Tüketim Mallarını dahi, Üretim, İmalat, İstihdam yapmadan, sadece İthalat yaparak tüketim yapmaktır,

Tüm Kazancınızı, Yurt dışından yaptığınız İthalatın bedelini borcunu ödemeye ayırmak zorunda kaldığınızda,

Esnafın, Sanayicinin Eli ile Para Piyasadan çekilip, Yurt dışına gittiğinde,

İşsizlik, İş Darlığı ve İş yokluğu Tüm felaketi ile meydana çıkar,

 

     İş Bilene, Meslek Bilene, İşinde, Mesleğinde başarılı olana, İşini, Mesleğini geliştirene, Üretene, İş Çok,

İş Bilmeyen, Meslek Bilmeyen, İşinde, Mesleğinde başarılı olmayana, İşini, Mesleğini geliştirmeyene,

Üretmeyene İş yok, İş Bilmeyen, Meslek Bilmeyen, İşinde, Mesleğinde başarılı olmayan,

İşini, Mesleğini geliştirmeyen, Çalışmayan, Üretmeyen, Üretmeden Tüketen,

Çalıştığı işine ve İş Yerine Hainlik, Hıyanet yapan, Hainliğe ve Hıyanetliğe çalışan,

Arsız, yapacak İş bulamadığında Yüzüne Tükürmüşler,  Arsız Yağmur Yağıyor zannetmiş,

Siz Hiçbir İş bilmeyeni İşten anlamayanı, İşinizde Randıman vermeyeni, İşinizi kötü edeni, İşe alırmısınız ?  

Zira Memleketimizde “ Yağ var, Un var, Şeker var, Fırın var, Helva yapacak Usta yok “ !

 

     İş yokluğundan, Kazanç yokluğundan Müşteri yokluğundan, Ekonomik Kırizden Şikayet edenler,

Perişan olanlar, Yaptığınız, Ürettiğiniz, Sattığınız Malınız, Kaliteli Sağlamdıda, Hile, Hıyanet ve Hainlik

yapmadınızda, “ Müşteriniz Vaadıda, İşinizde İstikrarınız Vaadıda,”

İşinizi, Mal üretim Kalitenizi, Ticaretinizi, Başkasımı bozdu, İslam Dinimi Bozdu, Yok etti ?

 

     Kuranı Kerim Ayetleri ve İslam Dininin Peygamberi Hz. Ahmet, Mahmud, Muhammed, Mustafanın Sözleri,

Hadisleri, Sünnetleri Şeriat Kanunudur,  Yazımın Başından Sonuna Kadar olan, Bu Ayet ve Hadisler

ŞERİATI TANIMLAMAKTADIR,  Yukarıdaki Ayet ve Hadisler, Şeriatın Sosyal ve İçtimai Kanunudur,

 

     Temel Hak ve Hürriyet, Sosyal Hukuk ve Sosyal Adalet içeren,

Toplum Vicdanını Rahatlatıcı olan Bütün Kanunlar : ŞERİAT YASASIDIR,

Hak, Adalet ve Sosyal Hukuk üzere olan Tüm Yasa ve Kanunlar, Şeriat Yasası ve Kanunudur,

Temel Hak ve Hürriyet, Sosyal Hukuk ve Sosyal Adalet içermeyen Yasalar zaten Yasa değildir,

 

     Hiç bir İnsan olamazki, Şayet İslam Dininin, Şeriatın Kendisine verdiği hükümleri,

Kendi Nefsinde tatbik ederek yaşasında, Mahkemeye bir davası düşsün !!!,

     Her İnsan İstesede istemesede, Anlasada, Anlamak istemesede, kabul etsede, kabul etmesede,

ancak ve ancak Şeriat Kanunları Hükmünde yaşar,

İnsanın Dünyaya gelişinden, gidişine kadar Her şey Şeriat Kanununa Tabidir,

 

     Baharda Yaprak açan ve Canlı Kalarak Sonbaharda yaprağını döken ve Sonraki Baharda yeniden

Yaprak açan Ağacın, bu çizelgesi Şeriat Kanunudur, 

     Siz, Keyfiyetinize göre, İstediğiniz zaman, İstediğiniz yere, İstediğiniz kadar,

Yağmur yağdırabilme Kanunu yapabilirmisiniz ? Ağaca Kışın Yaprak açtırması ve Canlı kalarak

Yazın Yaprağını dökmesi, Sonra Kışın yeniden Yaprak açması Kanununu yapabilirmisiniz ?

 

     Akıl, Mantık, Bilim, Demokratiklik, Laiklik, Sosyal Adalet ve Hukuk Sistemine ve İlkelerine,

Çağdaşlığa, İlericiliğe aykırı bir tek Ayet yada Hadis yoktur,

Şu Ayet yada hadis Akla ve Mantığa aykırı diyorsanız, O Konuda sizin Aklınız yada Mantığınız tıkalıdır,

O konuda Aklınızı ve Mantığınızı açmanız lazım, İşine gelmeyen, İşine gelmeyen şeyi anlamak istemez,

anlamaz İşinize gelmeyen, Ayet ve Hadislere, Akla ve Mantığa Aykırı demek,

bunu Söyleyenlerin ve Tastik edenlerin Sapıklığı ve Sapıtmışlığıdır.   

Kendini Akıllı ve Aydın zannedenler ! Bazı şeyleri anlamanız için Size, “ Kıral Çıplak “ diyen bir Çocukmu lazım ?

  

     Ben Müslümanım, fakat Şeriata karşıyım, demek, Şeriata karşı olmak, Şeriatı kendi hayatından dışlamak,

Akıl, Mantık, Bilim, Demokratiklik, Laiklik, Sosyal Adalet ve Hukuk Sistemine ve İlkelerine karşıyım demektir,

     Müslüman olduğunu söyleyen ve kendincede İbadetlerini yerine getirmeye çalışan O İnsan,

Yaptığı İbadetlerin Şeklini ve Zamanını belirten Kanunun, Hangi Kanun olduğunu zannediyor ?

“ Ben Müslümanım, Fakat Şeriata karşıyım “ ifadesinden, daha Ahmakca bir ifade bulabilirmisiniz ?

     Her İnsanın bu andan itibaren kendi kendine sorması ve cevaplandırması gereken bir soru ?

“ Ben Ne istiyorum ? Şeriat, Bana Ne veriyor ? Benden bir Şeyler alıyor veya Mahrum bırakıyormu ?

 

     Yukarıdaki Ayet ve Hadisler, İslam Dinine, İmanınızın ve İbadetlerinin Hükümlerini ve Şekillerini açıklayan,

İmanınızın ve İbadetlerinizin nasıl olması gerektiğini açık ve net bir şekilde bildiren,

İslam Dininin Temel İbadetlerini ve Nasıl ve Ne zaman yapılacağını belirleyen,

Gayet Açık ve net ve anlaşılır olarak, Şeriatın Maddi ve Manevi İbadet Kanunlarıdır, 

Hesap Gününde, Mahşerde karşılaşacağınız, Sorulacak olan Hesap budur,

 

     İslam Dininde İman ve İbadet, yapılıp geçilen bir memuriyet değildir,

İslam Dini : Herkesin kendi vicdanına göre kendine uydurduğu ve Vicdanlara hapsedilen bir Din değildir,

İslam Dininin hiçbir hükmü, Accık ucundan tutulacak bir oyuncak değildir,

 

     İslam Dinine İman Etmek ve İslam Dininin İbadetlerini yerine getirebilmek konusunda bu Kadar hassas,

açık ve net, Ayet ve Hadislere rağmen, başkaca ifadelerle, Falanca söyledi, filanca yaptı, Ben yaptım oldu,

Mantığıyla devam ederek, Müslüman olduğunuzu, İbadetlerinizin kabul edildiğini,

başkalarına yada bana, ispat etmeye çalışarak kendinizi kandırmayın,

 

     Sizin Müslüman olduğunuza dair, İmanınızı kabul edecek olan, İbadetlerinizi kabul edecek olan,

başkası yada ben değilim, Müslüman olduğunuzu, yani İslam Dinine İmanınızı ve İbadetlerinizi,

Cenabı Hak olan Allah Zül Celale ve Habibi ve Peygamberi Hz Muhammed Aleyhisselama

kabul ettirmekle yükümlüsünüz.

 

ŞERİAT, SADECE DİNİ İBADETLER İÇİN DEĞİL,

İNSAN TOPLULUKLARI İÇİN YÖNETİM, SOSYAL HUKUK ve SOSYAL ADALET SİSTEMİDİR,

 

1983 İstanbul Eyüp İmam Hatip Lisesi Mezunu

1987 Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesi Mezunu

İslam Mektebi Öğrencisi

S.M.Müşavir  a.aziz Kocaoğlan

Eleştirinizi ve Müzakerenizi yazın, Mail: azizkocaoglan@hotmail.com

GAZİANTEP  /  TURKEY

 

 

 


 
Copyright © Tüm Hakları Saklıdır www.ilmihalim.com
Hazırlayan FERHAT'IN ŞİRİNİ
 
Tasarım Ve Kodlama  Es Yazılım Bilişim