ANA GİRİŞ SAYFASI İLMİHAL KONULARI İLETİŞİM & ULAŞIM BİLĞİ VE GÖRÜŞ İÇİN E - MAİL
 
 
  LAİKLİK, İSLAMDA DEVLET REJİMİ İLE İLGİLİ AYET VE HADİSLER,
Eklenme : 04.06.2021
Okunma : 10705

     İSLAM DİNİ LAİKLİK ANLAYIŞI NEDİR ?

     İSLAM DİNİNDE RUHBANLIK SINIFI ve SIFATININ OLMADIĞI NEDİR ?

     HALİFELİĞİN RUHBANLIK OLMADIĞI NEDİR, ?

 

     İslam Dinini, Ondan Bundan değil, İslam Dinini Sahibinden, Allah Zül Celal ve Allah Rasulunden Öğrenin,

İslam Dininin Sahibi, Allah Zül Celal ve Allah Rasulu Muhammed Aleyhisselamdır,

Asli Hükmiyetler, Allah Zül Celalin Ayetleri ve Allah Rasulunun Hadisleridir,

Yapmanız şart olan veya Yapmamanız şart olan, Hangi Konuda olursa olsun Bir Ayet yada Hadis vardır,

Zira İman Etmiş olmanızı ve Amellerinizi, İslam Dininin Sahibine İspatlamak Zorundasınız,

Allah Zül Celal ve Allah Rasulunden, Ayet ve Hadislerden Ayet ve Hadislerden Yaşam Hükmiyetleri İlmihali, 

 

 

     LAİKLİK ANLAYIŞI           BAKARA SURESİ AYET 256

“ İslam Dininde, Zorlama yoktur,  Doğruluk, Sapıklıktan seçilip ayrılmıştır ve belli olmuştur,

Her Kim : ( İslam Dinine İman ederek, Kuranı Kerime ve İslamın Peygamberi Hz. Muhammede İman eder )

Kuranı Kerimin Ayetlerini ve İslam Dininin Peygamberi Hz. Muhammedin Hadisleri gereğince,

sadece Allaha İbadet eder ve Sosyal olarak yaşarsa, Dünyada ve Ahirette,

İnsan aklının ölçemeyeceği hassasiyette, Kopmayan, şaşmayan ve sağlam Hak ve Adalete sahip olur” der.

 

     LAİKLİK ANLAYIŞI           KAAF SURESİ AYET 45

“ Biz İman etmeyenleri, İman etmek istemeyenleri, İslamı Öğrenmek istemeyenleri,

İslamı Öğrenmeye engel olanları Çok iyi biliriz, Sen Onlara karşı İslamı Zorla öğretecek,

Zorla kabul ettirecek değilsin, Sen Sadece ve Sadece,

Kuranı Kerimden İslam Dinine İman ve Amel etmeyi anlat,”der,

 

    LAİKLİK ANLAYIŞI                        GAŞİYE SURESİ AYET 21 ve 22

“ Ey Muhammed, ( ve İslamı Tebliğ ediciler,) Senin görevin, İnsanlara sadece İslam Dinini anlatmaktır,

Sen, İnanmayanları, İman etmeyenleri, Zorla İman ettirebilecek değilsiniz, “ der,

 

     LAİKLİK ANLAYIŞI           ŞURA SURESİ AYET 48

“ Rasulum, Biz Seni Onların üzerine bir Bekci, bir Zorlayıcı olarak göndermedik,

Senin Üzerine düşen Vazifen, İslam Dinini Yaşamayı Tebliğ etmekten başka bir şey değildir,” der,

 

     LAİKLİK ANLAYIŞI           YUNUS SURESİ AYET 99

“ İslam Dinine İman etsinler, Müslüman olsunlar diye Sen İnsanları Zorlayacakmısın, ?

Şayet İslam Dinine İman etmeye, Allah Zül Celal Zorlamış olsaydı,

Yeryüzünde Her Kim varsa, Hepsi Toptan İman ederlerdi,” der, 

 

     LAİKLİK ANLAYIŞI           NUR SURESİ AYET 54

“ Rasulum Deki, Rabbimin Peygamberi olan Bana düşen, Tebliğden başka bir şey değildir,

 Allah Zül Celale ve Peygamberi olan Bana İman ve İtaat edin,

Şayet İtaat ederseniz, Mutlak doğru olanı bulursunuz,

  Şunu iyice biliniz anlayınızki, İman, İtaat, İbadet ve Amel hususlarında,

Rasulumun Sorumluluğu, Rasulumun üzerine yüklenendir, Rasulum Kendisine yükletilenden sorumludur,

Sizin Sorumluluğunuzda, Sizin Üzerinize yüklenendir, Sizde, Size yükletilenden sorumlusunuz, “ der,

 

     LAİKLİK ANLAYIŞI           ŞURA SURESİ AYET 52

“ Siz, Kitap Nedir, İman etmek nedir Amel etmek nedir biliyor değildin,

Biz Size Hayat ve Yaşam olacak olan, Emrimizden Bir Yaşam Ruhu Vahyettik,

Şüphesizki O Vahyettiğimiz Kitap Kuranı Kerimle, İslam Dini ile Seninle İnsanları Doğru olan Hak yola döndermek

için, O Vahyi O İlam Dinini Size Bir Yol gösterici Nur kıldıkki, Onunla Doru yolu bulabilesiniz,” der, 

 

     LAİKLİK ANLAYIŞI           TİRMİZİ HADİS No 3328

  Sahabeden Enes Bin Malik (ra) anlatıyor, Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem, 

“ Sorumluluk bilinci duyulmaya Mutlak layık olan Allah Zül Celaldir,

Her Kim, Bana karşı Sorululuk Bilinci duyarak, Yolunu Allah Zül Celalin Kitabına ve Benim Sözlerime,

Hadislerime, Sünnetlerime göre bulur ve yaparsa, Nefsani arzularını ve Benden başka İlah edinmezse,

Allah Zül Celal, Onu Bağışlamayada en layık olan benim “ dedi der,   

 

     LAİKLİK ANLAYIŞI           RİYAZUHUSSALİHİN HADİS No 188

  Sahabeden Ubade İbni Samit (ra) anlatıyor, “ Biz, Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Selleme,

Allah hakkı için hiçbir kınayıcının kınamasından korkmayacağımıza,

Zorlukta da, Kolaylıktada, Sevinçli veya Kederli zamanlarımızdada,

Başkaları bize tercih edildiği zamanlardada, Allah Rasulunu dinleyip, itaat etmeye dair, Beyat ettik,

  Açıkça Küfür sayılan bir şey yapmadıkları sürece, Devleti yönetenlere karşı,

Nerede ve Nasıl olursak olalım Hakkı, Doğruyu söyleyeceğimize, İslam Dinine Bidad,

sonradan Uydurma, İbadetler eklemiyeceğimize veya kaldırmayacağımıza dair, Beyat ettik,“ der,

 

     LAİKLİK ANLAYIŞI           RAMUZ EL HADİS HADİS No C4 S340 H12

  Sahabeden Cabir (ra) anlatıyor, Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem,

“ Her doğan Çocuk, İslam Fıtratı üzerine doğar, Lisanı gönlündekine tercüman olunca,

Akıl Baliğ olunca, Kendi Kendini Kendi Aklı ile yönetebilme yaşına gelince, Lisanı gönlündekine tercüman olunca,

Ya Müslüman Bir Kul, Yada Allah Zül Celale Küfreden Kafir bir Kul olur, Dinini Kendisi seçmiş olur, “ dedi der,

 

     LAİKLİK ANLAYIŞI           MÜSLİM HADİS No 2658

  Sahabeden Ebu Hüreyre (ra) anlatıyor, Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem,

“ Her Doğan Çocuk, İslam Dini Fıtratı, İslam Dini üzere doğar, Sonra Anne ve Babası,

O Çocuğu Yahudileştirir, veya Hiristiyanlaştırır, veya Mecusileştirir, Kendi Dinine yöneltir,

Yani Herkes Kendi Dinine tabidir, Hangi Dini seçerse, O Dinde devam eder “ dedi der,

 

     LAİKLİK ANLAYIŞI           YUNUS SURESİ AYET 108

“ De ki, Ey İnsanlar, Size Rabbiniz Size, Son Hak Kitap olan Kuranı Kerimi göndermiştir,

Artık, Kim, Kuranı Kerimle doğruluğa gelirse, ancak kendisi için gelecektir,

Kimde, Kuranı Kerimden Sapar veya reddederse O da ancak kendi aleyhinde sapıtacaktır “ der,

 

     LAİKLİK ANLAYIŞI           RAMUZELHADİS HADİS No C/4 S/366 H/3

  Sahabeden Amir İbni Şuayb (ra) anlatıyor, Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem, “ Bizden başkasına

benzeyen bizden değildir. Ne Yahudiye ve ne de Nasraniye ( Hiristiyanlara)  benzemeyin. “dedi der,

 

     İSLAM DİNİNDE : İman etmek veya İbadetleri yapmak için, İslam Dininde herhangi bir Zorlama yoktur,

Hangi Dinde olursa olsun, İbadetlerini yapan İnsanlara, Herhangi bir yol kullanarak Zorla engel olmakta yoktur,

Bir İnsanın, İnsan olabilmesı için, İman ettiği Dinin gereklerini yerine getirmek için, İman için,

Medeni olmak için, Kendi kendine, Sorumluluğu ve Zorunluluğu vardır.

 

     Toplum İdaresinde, Temel Hak ve Hürriyetlerin, Sosyal Hukukun,

Sosyal Adaletin ve Diğer İdari Devlet işlerinin yerine getirilmesini sağlamak,

Toplum Düzeyinde Devlet düzenine ait bir yükümlülüktür,

İbadet yapmakta, Temel Hak ve Hürriyetleri, Sosyal Hukuku,

Sosyal Adaleti ve Diğer İdari Devlet işlerinide yerine getirmekte,

Allah nezdinde, İslam Dini Nezdinde, Şeriat Nezdinde : İnsanlar için bir Zorunluluktur ve İbadet Hükmündedir,

 

 

     LAİKLİK ANLAYIŞI           KASAS SURESİ AYET 77

“ Allah'ın sana verdiği şeylerde Dünyadaki Nasibini Gözet, Dünyan içinde çalış,

Lakin Ahiret Yurdunu unutma, Ahiret yurdunuda Gözet, Allah'ın sana ihsan ettiği gibi sen de ihsanda bulun,

Yeryüzünde İnsanlar arasında Bozgunculuk ve Karışıklık çıkarmayın, Zira Allah Bozguncuları sevmez,” der

 

     LAİKLİK ANLAYIŞI           BUHARİ HADİS No 2163

  Sahabeden Abdullah Bin Ömer (ra) anlatıyor,  Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem, 

“ Akşama erdiğinde, Sabahı Gözetleme, Sabaha erişincede Akşamı bekleme, Sıhhat ve Afiyet zamanında

Zamanının bir Kısmını, Hastalık ve İhtiyarlık Zamanın için ayır,

Zamanının bir Kısmınıda Ölümünden Sonraki Ahiret Hayatın için ayır, “ dedi der,

 

     LAİKLİK ANLAYIŞI           METEALİBUL ALİYE HADİS No 3166

  Sahabeden Abdullah Bin Amir Bin El As (ra) anlatıyor,  Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem, 

" Hiç Ölmeyeceğini zanneden, Sonsuza dek yaşayacakmış gibi Dünyan için çalış,

( Lakin Öleceğinide İyi Bil ) Yarın Ölecekmişsin gibi Ahiretin için hazırlan,” dedi der,

 

     LAİKLİK ANLAYIŞI           RAMUZEL HADİS HADİS No C/1 S/75 H/1

  Sahabeden İbni Amir (ra) anlatıyor,  Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem, 

“ Hiç ölmeyeceğini zanneden adam gibi amel et ve yarın ölecek adam gibi de Hazer et “ dedi der,

 

     LAİKLİK ANLAYIŞI           CAMİUSSAGIR HADİS No 626

  Sahabeden Enes Bin Malik (ra) anlatıyor,  Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem, 

“ Dünyalık işlerinizi yoluna koymaya çalışınız, Yarın ölecekmiş gibide Ahiretinizi kazanmaya çalışınız,

İnsanların En İyisi, En Mükemmeli, Hem Dünya İşlerine Hemde İbadetlerine

En İyi şekilde İtina gösterendir,” dedi der,

 

     LAİKLİK ANLAYIŞI           KİTABUZ ZÜHD VER REKAİK HADİS No 1334

  Sahabeden Abdullah Bin Amir Bin El As (ra) anlatıyor,  Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem, 

“ Mutlakki Bu Din, İslam Dini Sizin Üzerinize Sağlam Bir Din olarak indirilmiştir, Onu Yumuşaklıkla anlamaya

Cehd ve Gayret ediniz, Onun için Kendinizde olan hallerinizle Diğer İnsanlara, Allah Zül Celale,

İslam Dininin İbadetlerine karşı Nefret uyandırmayınız, Kendini Fazla yoran, Ne Menziline varabilir,

Ne de Kendine bir Vasıta bulabilir, Kendini ve Vasıtasını Mahveder, İhtiyarlayıpta öleceğini zanneden bir Kimse

gibi Amel et Çalış, ve Yarın Ölecekmişsin gibi Günahlardan Hatalardan sakın, Ahiretin için hazırlan, “ dedi der, 

 

     LAİKLİK ANLAYIŞI           METEALİBUL ALİYE HADİS No 3115 ve 3118

  Sahabeden Ebu Hureyre ve Enes Bin Malik (ra) anlatıyor,  Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem,

“ İnsanların en kötüsü, Dünyasının Şehveti, Mal Mülkü için Ahiretini yok eden kimsedir,

“ Hiç Şüpheniz olmasınki, Allah Zül Celal, Ahiretini arayana, Dünyalığınıda verendir,

Lakin, sadece Dünya ve Dünyalık Peşinde koşanlara, ahreti umursamayanlara Ahireti vermeyecektir,” dedi der,    

 

     LAİKLİK ANLAYIŞI           RAMUZEL HADİS HADİS No C/3 S/282 H /9 ve C/4 S/363 H /10

  Sahabeden Enes Bin Malik (ra) anlatıyor,  Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem,

“ Sizin En Hayırlı İyi olanınız,

Dünyası için Ahiretini terk etmeyen, Ahireti için Dünyasını bırakmayan, İnsanlara yük olmayandır,

 “ Sizin En Doğru ve Dürüst olanınız, Ahireti için Dünyasını, Dünyası için de Ahiretini terk eden kimse değildir,

İkisinden de ayrı ayrı hissesine sahip olandır,

Zira Dünya, Ahirete ulaştırıcı bir vasıtadır, İnsanlara yük olmayınız, “dedi der,

 

     LAİKLİK ANLAYIŞI           TİRMİZİ HADİS No 2333

  Sahabeden İbni Ömer (ra) anlatıyor,  Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem, 

“ Dünya Hayatında, Sağlıklı zamanında, Dünyada garip bir yabancı gibi, yada garip bir yolcuymuşsun gibi ol,

Sabaha eriştiğinde, Akşamı görebileceğini dahi zannetme, Kendini Ölmüşlerden say,

Dünya Malına, Dünya Yaşamına, Dünya Hayatına aşırı bağlanma, Yaşadığın sürece, Çok çalış,

Hasta olmadan önce, Sağlıklı zamanında, Hastalığın için hazırlık yap, Yine çok çalış,

Ölümünden önce Ahiretin için de Hazırlık yap, Böyle yapmazsanız, Bedbahlardan olursunuz  “ dedi der,

 

     İnsanların En İyisi, En Mükemmeli, Hem Dünya İşlerine Hemde İbadetlerine En İyi şekilde İtina gösterendir,

Çeşitli Kavramlar adı altında, Dünyasının yaşam Kanunları için, Dininin İbadet yükümlüğünden vazgeçen,

Dininin İbadet yükümlülüğü için, Dünyasının Yaşam Kanunlarından vazgeçen,

İkisinden birini yok sayan veya savsaklayan, İbadetlerini yapanlara veya yapmayanlara Hakaret eden değildir,

Dinin İbadet Yükümlülüğünü, Çeşitli Kavramlarla aşağılamak değildir,

 

     LAİKLİK ANLAYIŞI           MÜSLİM MUHTASARI HADİS No 2152 ve 2153

  Sahabeden Talha ( ra) ve Allah Rasulunun Hanımlarından ve Müminlerin Annesi Hz Aişe (ra) anlatıyor,

Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellemle, Hurma ağaçlarının bulunduğu bir bahcenin yanından geçerken,

Allah Rasulu Bahcedeki İnsanları gördü ve “ Bunlar Ne yapıyor,” diye sordu, Etrafındakiler,

Erkek Hurma Ağacının Çiçek Tozlarını Dişi Hurma Ağaçlarının Çiçek tozları ile Hurma Ağaçlarını

aşılıyoruz,dediler, Bunun üzerine Allah Rasulu, “ Bunun bir Fayda vereceğini zannetmiyorum,

Bunu yapmazsanız olmazmı, ? dedi, Allah Rasulunun Bu Sözü üzerine bahcedekiler,

Hurma Ağaçlarını aşılamaktan vazgeçtiler, Aşılamayı bıraktılar,

Lakin O sene Hurmalar çok zayıf, kalitesiz ve çok az olmuştu, Allah Rasulu Tekrar oradan geçerken,

“ Hurmalarınıza Ne oldu,” diye sordu, Onlarda, Aşılanmadığı için Bu Sene Hurmalar çok zayıf,

kalitesiz ve çok az oldu, dediler, bunun üzerine Allah Rasulu, “ Ben Size, Allah Zül Celalden gelen bir şeyi

söylüyorsam Onu Hemen yapın, Ben Sizin Zarar görmenizi isteyen değilim, Hurma Ağaçlarını aşılamamanız

konusunda Ben bir Zanda bulunmuştum, Lakin, Dünyalık işlerinizi yapmayı, Siz Kendiniz için daha iyi

bilirsiniz, Nihayette Bende Sizin gibi Bir Kulum, Dünyalık işleri yapmakta, işini bilmeyen biri gibi,

bende isabet etmeyebilirim, Bunlar Fayda veriyorsa yapınız, O halde Hurma ağaçlarını aşılayın,” dedi der,

 

     LAİKLİK ANLAYIŞI           BUHARİ HADİS No  2174

  Sahabeden Abdullah Bin Amir Bin As (ra) anlatıyor, Allah Rasulu Sallalahu Aleyhi ve Sellem,

“ Allah, İlimi ve Bilimi okuyana ve İlim ve Bilim için çalışana verir,

Allah Size, Hak ve Adaleti, İlimi, Bilimi, Araştırmayı, Geliştirmeyi, İlerlemeyi ihsan ettikten verdikten sonra,

Allah Azze ve Celle, Size İlim, Bilim İhsan ettikten sonra, İlimi, Bilimi, Sizden Zorla çekip almaz,

Lakin İnsanlar, Alimler, Bilginler yerine, İlimi, Bilimi, Kendisine dahi fayda vermeyen, Kara Cahil Ahmak

İnsanları, Kara Cahil Ahmak Din Adamlarını kendilerine, Alim, Bilgin ve Hoca edinip, Lider edinip, Önder edinip,

Onlara, gerek Dini bilgileri gereksede Beşeri bilgileri, İhtiyaçlarını sorduklarında,

O Cahil Zümreler, İslam Dinini, Hak ve Adaleti, Doğruluğu ve Dürüstlüğü, Şahsi arzularına, çıkarlarına,

kendi İdeolojilerine uydurarak cevap verecekler. İnsanları, kendilerinin sapıklığına ve dalaletine düşürücekler,

Süsleyerek hoş ve güzel göstererek Ahmakca, Bilgisizce Fetva ile cevap verecekler,  Kendilerinide,

Cevap verdiği İnsanlarıda, Toplumuda, Milletide, Hak ve Doğruluktan saptıracaklar, Sapıklaştıracaklar,

   Böyle olunca, Allah Oradaki Gerçek Alimlerin Ölümü ile,

İslam Dinini, kendi çıkarınıza uydurduğunuzda, Allah O Toplumun içinden,

İlim ve Bilim adamlarını bilgileri ile beraber olarak alır, Allah Azze ve Celle, Oradan İlimi, Bilimi kaldırmış olur,

Çekip almış olur, Artık orada, İlimi, Bilimi,  Dünyada ve Ahirette kendisine fayda vermeyen,

Asliyeti görmeyen ve göstermeyen ( kendini Aydın, Modern, Çağdaş ve Din adamı zanneden, kendilerinden

başkalarını dinlemeyen, İlimi ve bilimi saptıran ve sapıtan, ) Kara Cahil bir Zümre kalır ve

Oradakilerin Felaketi olmaya devam ederler, “ dedi der,

 

     Bir şeyle olan bağı kopan ise, Serseri Mayın gibi dolaşır,

Mayının nerede ve ne zaman patladığında ve Ne kadar zarar verdiğinide siz ölçmeye çalışınız, 

     Bilgisizlik, Cahillik, her kötülüğün ama her kötülüğün kaynağıdır,

Bilgisiz, Cahil bir İnsan, Toplumdaki art niyetli İnsanlardan, kendini koruyamaz, kollayamaz ve savunamaz.

Dini bilgisi ve diğer bilgileri tam olan bir İnsanı, art niyetli olan İnsanlar,

gerek Din hususunda gerek diğer hususlarda aldatarak kendi çıkarlarına alet ederek kullanamaz,

Bilgisi olmayan Cahil İnsanlar, art niyetli İnsanların peşinden, Fanatik bir taraftar olarak sürüklenir,

 

 

     LAİKLİK ANLAYIŞI           YUNUS SURESİ AYET 61

“ Yerde ve Gökte, zerre miktarınca bir şey yokturki !

Hak ve Adalet, Bilim, Araştırma ve geliştirme, İlerleme, Kuranı Kerimin Ayetlerine bulunmasın,

Mutlaka ve Mutlaka, Kuranı Kerimin Ayetlerinde vardır “ der.

 

     LAİKLİK ANLAYIŞI           NAHL SURESİ AYET 90

“ Allah, Ayetleri ile Size, Düşünmeniz ve Öğüt almanız için ile Sistem, İlkeler verir “ der.

 

     LAİKLİK ANLAYIŞI           ŞUARA SURESİ AYET 183

  ( İbadet, Eğitim ve Öğrenim, Ticaret ve Adalet ve Savunma, Milletin İradesine göre yönetim hakkı gibi,)

“ Toplumda, İnsanların Temel Hak ve Hürriyetlerini kısıtlamak ve yasaklamak, yasaktır,

Temel Hak ve Hürriyetleri kısıtlayarak ve yasaklayarak yeryüzünde karışıklık ve bozgunculuk çıkarmak

yasaktır, Toplumda Terör meydana getirecek fiiller yasaktır, Haramdır ” der.

 

     LAİKLİK ANLAYIŞI           MÜMTEHİNE SURESİ AYET 8 ve 9

“ Dininiz hakkında, Sizinle savaşmayan Dininize hakaret etmeyen, Sizi Yurdunuzdan çıkarmayan

kimselere karşı iyilik etmekten, Onlara Hak ve Adaletli bir şekilde davranmaktan, Allah Sizi men etmez,

Çünkü Allah, Hak ve Adaletli şekilde davrananları ve hareket edenleri sever, Dininiz hakkında savaşanlarla,

Hakaret edenlerle, İbadetlerinize yasaklama, kısıtlama getirenlerle, Sizi Yurdunuzdan çıkaranlarla veya

Yurdunuzdan çıkarılmanız için yardım eden kimselerle Dost olmanız yasaktır, Haramdır, ” der,

 

     LAİKLİK ANLAYIŞI           İSRA SURESİ AYET 89

“ And olsun, Kuranı Kerim Ayetlerinde ve O Ayetleri Size anlatan İslâmın Peygamberi Hz Muhammedin

Hadislerinde, Her çeşit örnekleri çeşitli biçimlerde İnsanlara açıkladık, Lakin İnsanlardan çoğu,

Bu Ayetleri ve Hadisleri inkar etmekte, başka sözlerle değiştirmekte,

Bunlar Çağ dışı ve Dogmatik şeyler demekle direttiler, “ der

 

     LAİKLİK ANLAYIŞI           MÜNZİRİ HADİS No C/4 S/66 H 13

  Sahabeden Temim Ed Dari (ra) anlatıyor, Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem,

“ İslam Dini Nasihattır, İslam Dini Nasihattır, İslam Dini Nasihattır,

( İslam Dininin Nasihatleri, Devlet İdarecileri ve Halkı için, İ

nsanların Sosyal yaşamları için İlkelerdir, ) “ dedi der,

 

     LAİKLİK ANLAYIŞI           NESAİ HADİS No 4126

  Sahabeden Temim Ed Dari (ra) anlatıyor, Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem,

“ İslam Dini İlkeleri Nasihattır ve İslam Dinine Samimi olmak demektir,

  Kulun Allah Zül Celali Tek olarak tanıyıp bilmesi,

Allah’ın kendini tanıttığı gibi inanarak hayatını sürdürüp Samimi olması demektir,

Kulun Allahın Kitab’ını Allah tarafından tarif edildiği gibi bilmesi, öğrenmesi, yaşaması,

başkalarına öğretmede Samimi olması demektir,

  Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Selemin, Allahın Peygamberi olduğuna İman etmek ve Samimi olarak,

örnek alarak kabul etmek, İslam Dinini O’nun gibi yaşamayı prensip edinmede Samimi olmak demektir,

  İslam Dini Nasihati, Sosyal Adalet, Sosyal Hukuk ve Sosyal Yaşam biçimini tam ve eksiksiz olarak,

İnsanlara bildiren bir Nasihattır, İlkelerdir, Bu İlkeler içinde, Müslüman idarecilere her konuda itaat ve

yardımda bulunmada Samimi olmak demektir, Diğer tüm Müslümanlara her konuda yardımcı olup

Cennet’e götüren yolları göstermeye nasihat etmek Samimi olmak demektir, ” dedi der,

 

     LAİKLİK ANLAYIŞI           KEHF SURESİ AYET 54

“ And olsun Biz, Kuranı Kerim ayetlerinde, her çeşit meseleyi, İnsanlara türlü biçimlerde açıkladık ve anlattık, 

Lakin İnsanlar, Meseleleri inceleyerek, araştırarak, üzerinde çalışmalar,

Tartışmalar yaparak anlayabilir ve öğrenebilir “ der.

 

     LAİKLİK ANLAYIŞI           BAKARA SURESİ AYET 121 

“ Kendilerine verdiğimiz Kitabı, Kuranı Kerim Ayetlerini, gereğince okuyanlar ve İlmi öğrenenler varya,

İşte Onlar, Hak ve Adaleti, Bilimi, Araştırmayı, Geliştirmeyi ve İlerlemeyi gerçek manada öğrenirler “ der.

 

     LAİKLİK ANLAYIŞI           BUHARİ HADİS No 1100 ve 1654

  Sahabeden İbni Abdullah ve Ebu Bekir Nufey Bin Haris (ra) anlatıyor, Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem,

“ Kişinin, Temel Hak Hürriyetleri Cebren ve Hile şekli ilede olursa olsun, Gasp edilmesi yasaklanmıştır,

“ İyi bilinizki, Birbirinizin Kanını dökmek, Birbirinizi öldürmek, ( Hak ve Hürriyetleri Gasp etmek )

Namuslara Selbetmek, ( Cinselliği Teşhir eden kıyafetler giyinmek, giydirmek, giyilmesini istemek, Zorlamak )

Kesin olarak Yasaktır ve Haramdır,   Kişinin, Hak ve Hürriyetlerinin : Cebren ve Hile ve Zorla Gasp edilmesi

yasaklanmıştır, Birbirinizin Boynunu vuracak suretle,( Birbirinizi Öldürmekle, Malları Gasp etmekle,

Temel Hak ve Hürriyetleri Gasp etmekle ) Dalalete, Fitneye, Nifağa, Çirkefe, Toplumda Terör çıkmasına sebep

olabilecek Vahşete düşerek, İslam Dini öncesi, CEHALET ÇİRKEFİ ÇAĞINA dönmeyiniz “ dedi der.

 

 

     LAİKLİK ANLAYIŞI           İSRA SURESİ AYET 35

“ Bir sözleşmeyi, Bir Anlaşmayı, Bir Ahdinizi yazılı olarak yapmanız,

Sonuç, Netice itibarıyla daha güzeldir, Sizin için daha hayırlıdır, “ der.

 

     LAİKLİK ANLAYIŞI           İSRA SURESİ AYET 34

“ Söyleyipte O şekil olmadığınız, Bilmediğiniz, Şeylerin ardına Fanatik taraftar, Anlayışsız taraftar olarak

Düşmeyin Yazılı veya Yazısız olan Ahitlerinizi, Anlaşmanızı, yerine getirin, Haksızlık ve Hukuksuzluk yapmayın,

Zira Verilen Sözde, Ahdinizde, Şahsi ve Toplumsal Sorumluluğunuz vardır, “ der, 

 

     LAİKLİK ANLAYIŞI           MÜMİNUN SURESİ AYET 8

“ Hakiki Manada İman eden Müslümanlar, İmanı Kemale gelmiş olan Müslümanlar,

Ahidlerine, verdikleri sözlere, yaptıkları anlaşmalara ve Emanetlerine En Mükemmel Özeni gösterendir “ der,

 

     LAİKLİK ANLAYIŞI           TİRMİZİ HADİS No 2713

  Sahabeden Cabir (ra) anlatıyor, Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem,

“ Sizden biriniz, Bir Mektup, Bir Anlaşma yazdığı zaman, ( Sözde İlkesel olan şeylerin, Özde kalabilmesi için,

Temel Hak ve Hürriyetlerinizin Teminat altına alınabilmesi için, )

Onu anlaşılır ve Okunaklı yazsın,  Çünkü bu ihtiyacın giderilmesi için en başarılı yoldur “ dedi der,

 

     Ata Sözlerimiz Yukarıdaki Ayet ve Hadisleri “ Söz Uçar, Yazı Kalır “ diye tefsir eder ve açıklar,

 

 

     LAİKLİK ANLAYIŞI                       ENBİYA SURESİ SURESİ AYET 16

“ Allah Zül Celal, Ben Yeri ve Göğü, Yer ve Gök arasında bulunanları, Kendime bir Eğlence için yaratmadım, “ der,

 

     LAİKLİK ANLAYIŞI                       ZARİYAT SURESİ AYET 56

“ Allah Zül Celal, Ben İnsanları, En yüksek değerlerle Edep ve Haya ile ancak ve ancak Bana İbadet etsinler ve

En yüksek değerlerle, Edep ve Haya, Hak ve Adalet ilkeleri içinde İnsanlığa hizmet etsinler diye yarattım, “ der.

 

     LAİKLİK ANLAYIŞI                       İNSAN SURESİ AYET 2

“ İnsanı İmtihan etmek için, Gören ve İşiten Düşünen olarak Yarattım, “ der,

 

     LAİKLİK ANLAYIŞI           FATIR SURESİ AYET 32     

“ Sonra Kitabı, Kuranı Kerimi, Mümin Kullarıma Miras bıraktım,

Onlardan orta yolda hareket edenler de var, Onlardan Orta yolda gidenler, Hayırlarda, İyiliklerde,

Güzelliklerde herkesten ileri gidenler de var, bu Sizin için En büyük fazilettir,  Onlardan, Yaratılış gayesi dışında

yaşayanlar da var, Yaratılış Gayesi dışında yaşayanlar, Kendi Kendilerine Zulmedenlerdir, “ der,

 

     LAİKLİK ANLAYIŞI                       TİYN SURESİ AYET 4 ve 5

“ Allah Zül Celal, Muhakkakki, İnsanı Emsalsiz biçimde, Ehsani Takviym olarak ve İnsan Sevgisi ile

Yarattım,“ Sonra İnsanlardan bazıları, kendi kendini, Aşağılıkların aşağılığına cevirdi “ der,

 

     LAİKLİK ANLAYIŞI           RAAD SURESİ AYET 25

“ Allah Zül Celale olan Ahitlerini, Allah Zül Celalin Birleştirilmesini Emrettiği Dünyalık Amellerle,

Dini Amellerinin, Bağlarını, Birlikteliğini koparanların, Yeryüzünde ( Kavram kargaşaları ile ) Fitne Fesat Çirkef

çıkaranların Yurdu, En Kötü olan Yurddur, İnsanlarıda En Kötü olan İnsanlardır, “ der, 

 

     LAİKLİK ANLAYIŞI                       FURKAN SURESİ AYET 77

“ İbadetiniz ve Hizmetiniz olmadıktan sonra, Rabbim Sizi ne yapsın ? “ der.

 

     LAİKLİK ANLAYIŞI           MÜSLİM HADİS No 2600, 1733 ve 2599

  Allah Rasulunun Hanımlarından ve Müminlerib Annesi Hz, Aişe, (ra) ve Sahabeden Ebu Musa, Ebu Hureyre,

Cabir Bin Abdullah (ra) anlatıyor, Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem, 

“ Allah Beni, Zorlaştırıcı, Sıkıntıya düşürücü, nede Zorluğu, Sıkıntıyı isteyici olarak göndermedi,

Aksine, Kolaylaştırıcı, Sıkıntıyı giderici, Zorluğu önleyici, Öğretici, Müjdeleyici olarak gönderdi,

“ Saçmalayan, anlamsız, manasız Muhalif olmayınız, Dayanışma halinde Uyumlu olunuz,

İnsanları Sevindirin, Güclüklerini  Kolaylaştırınız, Zorlaştırmayınız, İnsanları Bıktırmayınız, Rahatlatın,

Sakinleştirin, Müjdeleyiniz, Nefret ettirmeyiniz, “ Ben, ( Bozgunculuk, Hizipcilik yapıcı, Kargaşa çıkarıcı,

Kamplaşmalar, Kutuplaşmalar yapıcı, ) Lanet edici bir Peygamber olarak gönderilmedim,

Ben, Ancak ve Ancak, Alemlere Rahmet olarak gönderildim,” dedi der,

 

 

     LAİKLİK ANLAYIŞI           NİSA SURESİ AYET 5 ve 58

“  Allahın Size, Yaşam ve Geçim için verdiği mallarınızı, ( yetkilerinizi, ) Aklı ermezlere vermeyin,

  Bütün İşlerin ve Devlet idaresi İşlerinin en doğru şekilde yapılması gerekliliği ve zorunluluğu için,

“ Allah Size : Emanetleri, ( yani Her türlü işinizi ve Devlet İdaresi işlerini, ) Mutlaka,

Bıranşında bilgili ve Uzman olan Ehline vermenizi, ( Ehlini seçmenizi ) Emreder,

İnsanlar arasında bir Hükme varırken,( Bir seçim yaparken )

Adaletle Hüküm vermenizi ( Adaletle Seçmenizi ) Emreder “der

 

     LAİKLİK ANLAYIŞI           RAMUZEL HADİS HADİS No C/3 S/284 H /14

  Sahabeden Enes Bin Malik (ra) anlatıyor,  Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem, 

“ Dünyadaki İdari işlerinizi Ehline verin, “ dedi der,

 

     LAİKLİK ANLAYIŞI           HAÇ SURESİ AYET 41

“ Onları, yani Hak ve Adalete uyan, ayrımcılık yapmayan doğru adamları, İktidara getirdiğiniz zaman :

İyi olan, Güzel olan İşleri yaparlar ve Emrederler, 

Zararlı ve Faydasız olan işlerden vazgeçirmeye çalışırlar “ der.

 

     LAİKLİK ANLAYIŞI           MÜSLİM HADİS No 78 / 49

  Sahabeden Ebu Bekir Sıddıyk (ra) anlatıyor, Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem,

“ Sizden kim, bir Münker gördüğünde ( Yani bir Haksızlık, bir Adaletsizlik, bir Hukuksuzluk, bir Yolsuzluk,

bir Vurgunculuk, bir Kötülük, bir Zulum, bir Fuhuş yapıldığını gördüğünde,

seyirci kalmayıp gerekli mercilere bildirerek, gerekse Mahkemelerde Dava açarak, gerekse Seçerek,

Gerekse Yetkileri ile ) Kendi Eli ile onu düzeltsin, buna gücü yetmez ise,

Diliyle, Lisanıyla ( konuşarak anlatarak veya yazarak veya diğer vasıtalarla ) onu düzeltsin,

bunlarla gücü yetmezse ( gücü yetmediğini zannedip bunları düzeltmeye çalışamazsa )

Onlara ( sevgi, saygı, muhabbet ve samimiyet beslemesin onlarla işbirliği yapmasın ) Kalbi ile Buğzetsin,

Onlara karşı Sadece ve sadece Kalben Buğzetmek, Sadece Kalbiyle Buğz etmek

( Beni ilgilendirmez demek, Bana ne demek, İnsanın, İnsan Olma vasfını kaybettiği,

İnsanlığı, Medeniyeti kaybettiği, İmanını kaybettiği EN ZAYIF NOKTADIR “ dedi der.

 

     LAİKLİK ANLAYIŞI           DARİMİ HADİS No 257

  Sahabeden Tenim Eddari (ra) anlatıyor, Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem,

" Ey İnsanlar, Dünyadan sakının! Dünyadan sakının, Durum şu ki,

Müslümanlık, başkasıyla değil, ancak Cemâatle olur. Cemâat de, başkasıyla değil, ancak Devletle olur.

Devlet de, başkasıyla değil, ancak Nizam lara itaatle olur. Toplum, Kimi Bilgi ile Devlet Başkanı yaparsa,

Bu Hem O Toplum için, Hemde Devlet Başkanı için Dirlik, Düzen, İstikrar Olur,

Toplum, Kimi Bilgisizliği ile Devlet Başkanı yaparsa,

Bu O Toplum için Düzensizlik, İstikrarsızlık, Perişanlık, Rezillik ile Helak sebebi olur, “ dedi der,

 

     LAİKLİK ANLAYIŞI           NESAİ HADİS No 4120

  Sahabeden Abdurrahman Bin Katade (ra) anlatıyor, Allah Rasulu Sallallâhu Aleyhi ve Sellem,

“ Sizden Herkim, Kendisine Nasıl davranılmasını istiyorsa, kendiside O şekilde davransın,

Adil olduğuna, Görevini Doğru ve Dürüst olarak yapacağına inandığı, Güvendiği birini

Devlet Başkanı olarak seçsin, Gücü yettiği nispette Ona tabi olsun, Ona İtaat etsin “ dedi der,

 

     LAİKLİK ANLAYIŞI           BUHARİ HADİS No 1637

  Allah Rasulunun Damadı ve Ehli Beyti Hz Ali ( ra) anlatıyor, Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem,

“ Amirlere İtaat, Doğru, Hak ve Adaletli, Makul ve Meşru olan Emirler hakkındadır, “ dedi der.

 

     LAİKLİK ANLAYIŞI           BUHARİ HADİS No 1239

  Sahabeden Abdullah Bin Ömer (ra) anlatıyor, Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem,

“ Masıyet bir Emir olmadıkca, ( Hak, Adalet, Sosyal Hukuk esaslarına uygun olmayan bir Emir olmadıkca,

İdeolojik Bir Emir olmadıkca ) Emre İtaat ve O Emri yerine getirmek Vacip bir İbadettir, “ dedi der.

 

     LAİKLİK ANLAYIŞI           İBNİ MACE HADİS No 2864

  Sahabeden Abdullah Bin Ömer (ra) anlatıyor, Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem,

“ Hiçbir Amir : İbadetlere yasaklama getiremez, ( Müslüman olmaya yada İbadetlere Zorlayamaz,)

İslam Dininin Haram ve Günah saydığı bir fiili yapmayı emredemez, ( Zorlayamaz, Kısıtlayamaz,)

Amirlerinizden herkim Size, böyle bir emirle Allaha isyan etmeyi emrederse, O hususta, O Amire İtaat

etmeyiniz, İslam Dininin Günah ve Haram saydığı bir fiili yapmakla emrolunduğun zaman,

O Amirin O Emrini dinlemek ve itaat etmek yerine getirmek yoktur “ dedi der.

 

    LAİKLİK ANLAYIŞI                        RAMUZELHADİS HADİS No C/4 S/404 H/8

  Sahabeden Enes Bin Malik (ra) anlatıyor, Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem,

“ Bir adam Masiyet bir Emir vermek arzusu ile sabahlarsa onun Allah ile alakası yoktur.

Bir kimse de müslümanların derdi ile alakalı olmazsa müslümanlardan değildir, “ dedi der,

 

    LAİKLİK ANLAYIŞI                        RAMUZELHADİS HADİS No C/2 S/178 H/1 de

  Sahabeden İbni Cerir (ra) anlatıyor, Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem,

“ Hangi kavim ki, Çoğunlukları olduğu halde Kuvvetli ve Kalabalık oldukları halde, Masiyet le İdare yapanlara

( Hak, Adalet, Sosyal Hukuku yok eden icraatlarıyla yönetin ve İdare yapanlara)  Biat ları, Seçimleri ile Mani

olmuyorsa, olmaya çalışmıyorsa, Felaketler, Musibetler Onlara Umumi olarak gelecektir, “ dedi der,

 

     Masıyet bir Emir olduğu zaman,  Hak, Adalet, Sosyal Hukuk esaslarına uygun olmayan

bir Emir olduğu zaman, İdeolojik bir Emir olduğu zaman, O Emri yerine getirmek,

O Emre boyun eymek yoktur der.

 

 

     LAİKLİK ANLAYIŞI           ENBİYA SURESİ AYET 93

“ İnsanlar, Kendi aralarında, ( Dedikoduyla, Gıybetle, İftiralar ile, Hizipcilikle, Kavram Kargaşaları ile,

Kendi İdeolojileri ile ) Din ve Devlet İşlerinin birlikteliğini İnkar ettiler, halbuki hepsi bize dönecekler “ der,

 

     LAİKLİK ANLAYIŞI           YUNUS SURESİ AYET 100

“ Allah ; Rezilliği, Pisliği, Ekonomik darlığı, İşsizliği, Huzursuzluğu, İstikrarsızlığı ve Bereketsizliği,

Akıllarını ve Beyinlerini, Doğru Hak ve Adaletli olarak kullanmayanlara verir “ der

 

     LAİKLİK ANLAYIŞI           ALİ İMRAN SURESİ AYET 24

“ Münafıkların, ( İnanca saygılı Laiklik, Çağdaş Müslüman gibi ifadelerle, Dinde Reform diyerek)

uydurdukları yalanlar, dedikodular, fitne ve fesatlar, Onlara Dini inkar ettirmiştir, “ der.

 

     LAİKLİK ANLAYIŞI           ENAM SURESİ AYET 70

“ Dünya Hayatı Kendilerini aldattığı için, Dinlerini, Bir Oyun ve Eğlenceye çeviren,

Oyunlarını, Eylencelerini İbadet edinen Kimseleri bırak, “ dediği halde, 

 

     LAİKLİK ANLAYIŞI           ENFAL SURESİ AYET 35

“ Bizde Sizin gibi Müslümanız diyen Münafıkların yaptıkları ibadet,

Islık çalmadan ve El çırpmadan ibarettir “ der

 

     LAİKLİK ANLAYIŞI           EN’AM SURESİ AYET 159

“ Dinlerini Parça Parça eden Gurup Gurup olanlar varya, Onlarla ; Senin hiç bir işin yoktur,

Onlar ancak, Dini kendileri bilir ve yaşar zannederler,

Dini ; kendi vicdani tekellerinde görürler, İslam Dinini, Vicdanlarına hapsederler “ der,

 

     LAİKLİK ANLAYIŞI           EN’AM SURESİ AYET 116

“ Yeryüzünde bulunan, Hak ve Adaletli bir yol izlemeyen, İman etmeyen veya İman etmiş gibi gözüken,

Hak ve Adalette Çifte standartlı Münafık İnsanlar, Seni Hak ve Adalet yolundan saptırırlar,

Onlar Sadece Zannederler, Vicdani Zanlarına göre,

Bence Din bu şekil olması gerekli derler, Onlar Sadece Saçmalarlar “ der,

 

     LAİKLİK ANLAYIŞI           KEHF SURESİ AYET 101

“ Onlarki, Allahı ve Rasulunu inkar edenler, Kuranı Kerim Ayetlerini ve İslam Dininin Peygamberi

Hz.Muhammedin Hadislerini Dinlemeye, öğrenmeye, anlamaya tahammül edemezler, ve dahi

dinleyenlere de, öğrenenlere de, anlayanlara da tahammül edemezler “ der.

 

     LAİKLİK ANLAYIŞI           BAKARA SURESİ AYET 75

“ Şimdi O Zalimlerin ; Kuranı Kerimin Ayetlerine ve İslam Dininin Peygamberi

Hz.Muhammedin Hadislerine inanmalarınımı bekliyorsunuz ? O Zalimler, Kuranı Kerimin Ayetlerini ve

İslam Dininin Peygamberi Hz.Muhammedin Hadislerinde kendilerine söylenenleri ve yazılanları işitirler,

anlarlar, fakat, Akıl fesadına uğratarak, ( Kelimeleri yerinden kaydırarak ) başka sözlerle değiştirirler “ der.

 

     LAİKLİK ANLAYIŞI           BAKARA SURESİ AYET 78

“ Onların içinde Ümmiler varki ! Okumayanlar ve Öğrenmeyenler,

Doğruyu, Dürüstlüğü ve esası kendi çıkarlarına kullanıp, başkaları için,

Doğruluğu Dürüstlüğü saptıranlar varki ! Kuranı Kerimin Ayetlerini okumazlar ve hiçbir esası bilmezler,

Onların bütün bildikleri ; Hurafeler, Safsatalar, Dedikodular, Kulaktan dolma, asliyeti olmayan ve

kendilerini felakete götüren bilgilerdir, Onlar sadece kendi Zanlarına göre hareket ederler “der.

 

     LAİKLİK ANLAYIŞI           MUTAFFİFİYN SURESİ AYET 32

“ Onlar, Kendilerinin hal ve hareketlerine, davranışlarına bakmazlar, Sırf Müslümanları aşağılamak,

Küçük düşürmek için, Müslüman Müminlere, Şüphesiz bunlar Gerici, Yobaz, Aşırı Dinci, Çağ Dışı,

Takiyyeci derler, “ der,

 

     LAİKLİK ANLAYIŞI           HAÇ SURESİ AYET 8

“ İnsanlardan Kimileri, Dini veya herhangi bir konu üzerinde bilgileri olmadan,

Dini veya herhangi bir konuyu bilmeden, öğrenmeden, nede bir öğreteni olmadan,

Doğru güvenilir bir kaynağı kitabı olmadan, kendi zanlarına göre tartışırlar, hüküm yürütürler,

karar verirler, yargılar ve cezalandırırlar “der,

 

     LAİKLİK ANLAYIŞI           MUNAFİKUN SURESİ AYET 4

“ Onları, Yani İbadetleri Çağ dışı diye niteleyen Münafıkları gördüğün zaman,

Dışarıdan görünüşleri gösterişli ve cinsel cazibeli olduğu için görüntüleri hoşuna gider,

Konuşarak ve yazarak kendilerine göre anlattıkları şeyleri en iyi en güzel en mükemmel şekilde allayıp pullayıp

ve gerçekleri gizledikleri, benim kalbim temiz dedikleri YALAN Fitne, Fesat ve Nifak dolu sözlerini dinlersin,

Kendi aralarında söylediklerini dahi anlamazlar, fakat anlamış gibi yaparlar,

Kendi konuşmaları ve yazışmaları dışında, her konuşmayı ve yazışmayı, kendi aleyhlerinde zannederler,

Onlar, Münafıklar Dayatılmış Odun yığını gibidirler “ der,

 

     LAİKLİK ANLAYIŞI           BAKARA SURESİ AYET 8, 9, 10, 11, 12, 15, 16

“ İnsanlardan öyleleri varki ! İslama İnanmadıkları ve İman etmedikleri halde,

Bizde Sizin gibi Müslümanız derler, Lakin İman ve İbadet yapmaya gelince, İnananları aldatmaya çalışırlar,

( İbadetleri Çağ dışı olarak nitelendirirler, İbadetleri yerine getirmeye çalışan İnsanları,

Gerici, Yobaz ve Çağ dışı olarak ilan ederler, ) Onların Kalplerinde Bozgunculuk, Karışıklık, Fitne, Fesat, Nifak

ve Çirkef hastalığı vardır, ( İnsanları çeşitli kavramlarla bölerek, Toplumda terör estirirler,)

Onlara, Yeryüzünde bozgunculuk, Fitnecilik, Fesatcılık, Nifak yapmayın dendiği zaman,

Biz bunları ( İnançlara Saygılı olarak ) düzelteceğiz derler,

Onlara, Kuranın ve Rasulunun getirdiği ve Tebliğ ettiği esaslara, İnsanların İslama İnandıkları gibi

Sizde İnanın denildiği zaman, Beyinsizlerin İnandığı gibimi inanalım derler,

İyi bilinki, Asıl Onlar, Beyinsiz, Fitneci, Fesatcı, Bozguncu olan Münafıklardır,

Onları, taşkınlıkları, Sapıklıkları ile başbaşa bırakarak,

( bazı Kavram ve İdeolojiler içinde bocalayıp duracak şekle getirerek, ) Allah ta onlarla alay eder,

İşte O Kimselerki ! Hidayeti bırakarak Sapıklığı aldılar, Ticaretleri, ( Ekonomik kararlarıda Kâr etmedi,

Ticareti, Ekonomiyi Sadece biz düzeltiriz ) yalanları kısa sürede açığa çıktı “ der,

 

     LAİKLİK ANLAYIŞI           ALİ İMRAN SURESİ AYET 71

“ Niçin, Hak olanı, Doğru olanı, Adaletli olanı, Haksız olanla, Yalan olanla, Adaletsiz olanla karıştırıyor,

değiştiriyor, bile bile gerçeği gizliyorsunuz ? “ der.

 

     LAİKLİK ANLAYIŞI           NUR SURESİ AYET 15

“ Siz, İftirayı, Hakaretleri, Dilden dile aktarıyor,

hakkında bilgi sahibi olmadığınız şeyleri, ağızlarınızda geveleyip duruyorsunuz “ der,

 

     LAİKLİK ANLAYIŞI           SAF SURESİ AYET 2

“Göründüğünüz gibi olmuyor ve Olduğunuz gibide görünmediğiniz halde,

Neden ( Kavram kargaşaları ile ) Yapmadığınız, Yapmayacağınız, Olmadığınız, Olmayacağınız, şeyleri,

Ağzınızda geveleyip duruyorsunuz, “ diye soruyor,

 

     LAİKLİK ANLAYIŞI           BAKARA SURESİ AYET 44 ve 76

“ İnsanlara İyiliği, Güzelliği, Doğruluğu, Emredip, gösterip, Kendinizi unutuyormusunuz ?

Aklınızı kullanmıyormusunuz ?

Bunları ( Gözünüzün gördüğünü, Kulağınızın duyduğunu) düşünemiyormusunuz ? “ diye soruyor,

 

     LAİKLİK ANLAYIŞI           CAMİUSSAGIR HADİS No 29

  Sahabeden Ebu Hureyre (ra) anlatıyor, Allah Rasulu Sallalahu Aleyhi ve Sellem,

“ İnsanların En Çirkefi ve Allah Zül Celalin Ona Hiç Rahmet etmeyeceği Kimseler,

Başkalarına yapmalarını söyledikleri halde, Kendileri Söyledikleri şeylerin tersini yapanlardır, “ dedi der,

 

     İnsanlara Saygılı olun derler, Kendilerinin saygısı ise sadece “ Biz saygı duyuyoruz “ dan ibarettir,

Tam tersine, İnsanların Maddi ve Manevi değerlerine Hakaret etmekten geri durmazlar,

Doğru ve Dürüst olun derler, Kendi aralarında dahi kapışırlar, onlar görmüyormusunuz ?

 

 

     LAİKLİK ANLAYIŞI           ENBİYA SURESİ AYET 51, 52 ve 53

“ Geçmişte, İbrahim Aleyhisselam Babasına ve Kavmine, Tapınıp durduğunuz,

Bu Saygı Gösterisinde bulunduğunuz, Heykeller, Putlar Nedir, diye sormuştu,”

“ Onlar ise, Biz Atalarımızı, Kavmimizi, Anamızı ve Babamızı

Bunlara Saygı Gösterisinde bulunup Tapar gördük, Bulduk ve Bildik demişlerdi,” der,   

 

     LAİKLİK ANLAYIŞI           ZUHRUF SURESİ AYET 22

“ Doğrusu biz, Atalarımızı, böyle bir Ümmet üzerinde bulduk ve biz de onların izlerinden gitmekteyiz demişlerdi,”der,

 

     LAİKLİK ANLAYIŞI           ARAF SURESİ AYET 148

“ Musanın Kavmi, Musadan Sonra, Süslenmiş Bir Buzağı Heykeline yönelmekle,

O Buzağı Heykelini Tanrı edindiler ve ( Hak olan Dinlerini, Heykellere, Resimlere yönelmekle,

Putperestliğe çevirdiler,) Dinlerine Zulmedenlerden oldular, ” der,

 

     LAİKLİK ANLAYIŞI           FATIR SURESİ AYET 14

“ Onlara, Dikli Putlara, Totemlere, Resimlere, Heykellere ne yaparsanız yapın ne söylerseniz söyleyin,

Çağırsanız da bağırsanızda Sizi Duyamayacak, işitemeyecek, Size cevap veremeyecek olduğunu bildiğiniz halde,

Saygı gösterisi diyerek Haala, Dikili Totemlere, Resimlere, Heykellere, Putlaramı yöneliyorsunuz,? “ diye soruyor,

 

     LAİKLİK ANLAYIŞI           ŞUARA SURESİ AYET 71 ve 75

“ Onlar sayesinde toplanırız, O Putlara ( Heykellere,) sadece Saygı gösterisinde bulunuyoruz derler ya,”

“ Hiç Neye Saygı gösterisinde bulunduğunuzu, yani Neye Tapmakta olduğunuzu düşündünüzmü,” diye soruyor,   

 

     LAİKLİK ANLAYIŞI           ENBİYA SURESİ AYET 67

“ Allahtan başka, Allaha Saygı göstermekten ve Allaha Tapmaktan başka,

Resimlere Heykellere Tapar gibi Saygı gösterisinde bulunanlara Yazıklar olsun,

Hala Siz Akıllanmayacakmısınız,? ” diye soruyor,

 

     LAİKLİK ANLAYIŞI           YUNUS SURESİ AYET 108

“ De ki, Ey İnsanlar, Size Rabbiniz Size, Son Hak Kitap olan Kuranı Kerimi göndermiştir,

Artık, Kim, Kuranı Kerimle doğruluğa gelirse, ancak kendisi için gelecektir,

Kimde, Kuranı Kerimden Sapar veya reddederse O da ancak kendi aleyhinde sapıtacaktır “ der,

 

     LAİKLİK ANLAYIŞI           ARAF SURESİ AYET 195

“ O kendi elinizle Yaptığınız ve kendinize aracı kıldığınız, Resimlerin, Heykellerin, Putların,

Kendi başlarına Yürüyecek Ayaklarımı var, ? Tutacak ellerimi var,? Görecek Gözlerimi var,?

İşitecek duyacak kulaklarımı var, ? İstediğiniz kadar, Biz Onları Sanat için yapıyoruz, Biz Onlara tapmıyoruz deyin,

Biz Sadece O Heykelin, Resmin Karşısında, Manevi olarak O Şahsa Saygımızı gösteriyoruz deyin,

İşte bunlar Sizin, Kendi Kendinize Kurduğunuz Tuzaklarınızdır, O Tuzaklarınızın Farkında dahi olmuyorsunuz, 

O Ortak koştuklarınıza, Aracı kıldıklarınız Tuzaklarınıza uzak durun, Zira O Tuzaklarınız Size geri dönecektir,”der,      

 

     LAİKLİK ANLAYIŞI           KEHF SURESİ AYET 102

“ Allah Azze ve Celle diyorki, Onlar, benden ayrı olarak,

Kullarımı, ( Kullarımın Resimlerini, Heykellerini ) Kendinize VELİLER yapabileceğinizimi Sandınız ?“ diye soruyor,

 

     LAİKLİK ANLAYIŞI           ŞUURA SURESİ AYET 21 ve 13

“ Onların Kedilerine, Allahın izin vermediği, bir şekli koyan, saygı gösterisi yaptıkları ortaklarımı var ?

Dininizi, İslam Dinini doğru tutun, İslam Dininin Hükümlerine teslim olun,

İslam Dininin Hükümlerine Hurafeler karıştırıp İslam Dinini bozmayın ve İslam Dininde ayrılığa düşmeyin,” der,

 

     LAİKLİK ANLAYIŞI           İ.MÜNZİRİ HADİS No C/4 S/500 H 3, 4 ve 6

  Sahabeden Hureym Bin Fatık (ra) anlatıyor, Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem,

“  Allaha Ortak koşmaksızın,  ( Sadece Allaha İman edip ve Sadece Allaha İbadet yapmanız dahi olsa,)

Resimlere, Suretlere, Heykellere Putlara, Totemlere yönelmekten sakının,

( Zira Sizden Birkaç Nesil Sonrası, O Heykelleri ve Resimleri Kendilerine Aracı kılarlar,

İlah edinirler ve onların sebebi siz olursunuz, ) ” dedi der,

 

     LAİKLİK ANLAYIŞI           MAİDE SURESİ AYET 90, 91 ve 3

“ Allah Zül Celale, Rasulu ve Habibi Muhammed Aleyhisselama, İslam Dinine İman eden Mümin Müslümanlar,

Alkollu veya uyuşturucu içecekler, Tabiyeti itibari ile Mutlak Haramdır,

  Fal bakmak baktırmak, Kumar oynamak oynatmak, Şans oyunları Piyango oynamak, oynatmak,

Alkollu İçki içmek, Resimler, Heykeller yapmak, Dikli Putlara, Totemlere Yönelmek,

Muhakkak ve Mutlak Haramdır, Yasaktır, 

  Fal okları, Şans Taşları ile, Şans dolabları ile Kazanç aramanız, Kazanç elde etmeniz Mutlak Haramdır,

Bunların hepsi, Nefis Şeytanızın Sizin için kurduğu, hazırladığı, Sizi Hak yoldan, İslamın yolundan çıkaran,

İmanınızı yok eden, Pislik ve tuzaklardır,  Size, Allah Zül Celali Zikrettirmez, Namaz kıldırmaz,

  Alkollu İçki İçmeye devam etmekle, Kumar oynamaya, Şans oyunları oynamaya devam etmekle,

Kumarla, Şans oyunları ile Kazanç elde etmeye çalışmakla, Aranıza Kin, Nefret ve Düşmanlık girer,

Bunlardan uzak durunki Huzura Güvenliğe Rahata eresiniz, Artık, Alkollu İçkiden, Faldan, Kumardan,

Şans Dolaplarından, Şans oyunlarından, Kazanç elde etmeye çalışmaktan, Dikili Putlara, Totemlere, Resimlere,

Heykellere yönelmekten, Vazgeçtiniz değimli, ? “diye soruyor,

 

     Allah tarafından gönderilmiş Hak Dinlerin Özelliği aynı anlamları taşır,

Yani Hepsinde Ahiret İnancı ve Allaha Yaklaşım ve Ulaşım şekli, Samimi olmak Takvası vardır,

Budistlikde olan, Budaya Secde etmek, Mirvanaya Ulaşmak ifadesi, Yaratıcıya ulaşmak olarak geçmektedir,

Firavunlukta olan, Firavuna Seçde edmek, Yaratıcıya ulaşmak olarak geçmektedir ve

İkinci Hayatın varlığı inancı, Ahiret İnancını taşımaktadır,

     Putperestlik, Budizmin ve Firavunluğun, İnsanların Resim ve Heykellere yönelmesi ile çıkmıştır,

     Alkollu İçki içmekle, Fal bakmak baktırmakla, Kumar oynamak oynatmakla, Şans oyunları Piyango oynamak,

oynatmakla, Resimler, Heykeller yapmakla, Fotoğraflara ve Suretlere yönelmekle, Dikli Putlara, Totemlere

Yönelmekle, Müslümanım diyenlerde Budizme, Firavunluğa, Yahudiliğe ve Hiristiyanlığa doğru gitmek değilmi ?

     İslam Dininde İnsan Heykeli, Hayvan Heykeli, Büstleri, Suretleri yapmak Onlara Saygı gösterisinde bulunmak bunun için Yasak ve Haramdır,

 

     Atatürk Milliyetciliğinde, Atatürke Saygı, Atatürkün fikirlerini anlayarak,

hiçbir kavram adı altında ayrımcılık yapmadan Milletine hizmet etmek demektir,

Ataya Saygı : Totemleştirilmiş Büstlerinin önünde, şuursuzca kalas gibi durmakla,

Ataya Zurna dinletmek olamaz, Fikirlerini anlama ve değerlendirmeden, Atatürkcülük olmaz, olamaz,

Aslında bu adamların Atatürke Manevi Saygıları zaten yok, Maddi saygılarıda ancak bu kadar,

Atatürk : Büstlerinin, Lahtinin Totemleştirilmesini ve önünde, şuursuzca kalas gibi durmakla ve

kendisine Zurna dinletisi ile yapılan bir saygı gösterisini istermiydi ?

 

     Atatürk : “ Beni görmek, Beni anlamak değildir, Behamahal Benim Fikirlerimi anlamaktır “ demekle,

Bu Ayet ve Hadisleri  ifade etmiyormu ? Bu Ayet ve Hadisler Şeriat Kanunudur,

 

     Ben Müslümanım, fakat Şeriata karşıyım, demek, Şeriata karşı olmak, Şeriatı kendi hayatından dışlamak,

İnsan Sevgisini, Saygısını, Hoşgörüsünü ve Dostluğunu, istemiyorum, Putperestliği istiyorum demektir,

 

Atatürk Heykellerinin, Büstlerinin, Resimlerinin Laiklikle, Laik Rejimle ne alakası vardır, ? Aklı olan buraya gelsin, 

 

 

     LAİKLİK ANLAYIŞI           VAKIA SURESİ AYET 7

“ İnsanların Karakteri Üç Sınıftır, “ der,

 

     LAİKLİK ANLAYIŞI           RAMUZ EL HADİS HADİS No C3 S 278 H 10

  Sahabeden Ebu Derda (ra) anlatıyor, Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem, 

“ Allah Zül Celal İnsanların Karakterini Üç sınıf olarak yarattı,

  Bir sınıf, Yılanlar, Akrepler ve Yeryüzü haşeratı gibidir, Bu sınıf hayvanlar gibidir,

  Bir sınıf, Havada Rüzgar gibidir, Bu sınıf, bedenleri beni Adem bedeni gibi, ruhları ise şeytanların ruhudur,

Allah Zül Celal bunlar için şöyle der,

" Onların kalbleri vardır, onunla anlamazlar, Gözleri vardır, onlarla göremezler,

İşte bunlar hayvanlar gibidir, hatta aşağılıkların aşağısıdır,

  Bir sınıf da vardır ki, üzerine Hesab ve ikab terekküb eder,

Bu sınıf ise, Allah Zül Celalin gölgeliklerinden başka gölgenin olmayacağı günde

Allah Zül Celalin Arşının gölgesinde gölgelenecek barınacak olan Müminler Sınıfıdır, “ dedi der,

 

     LAİKLİK ANLAYIŞI           CAMİUSSAGIR SUYUTİ HADİS No 76

  Sahabeden Abdullah Bin Abbas (ra) anlatıyor, Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem,

“ İnsanların Karakteri üç kısma ayrılır,

Birincisi,          Marufu emreden, Dinen yapılması Güzel ve faydalı olan, Helal olan şeyi Söyleyen,

                        yapılmasını Emreden ve Münkerden, Dinen yapılması Çirkin, Kötü olan,

                        Haram olan şeylerin de yapılmamasını Söyleyen, Men eden, Emreden, kimse ve kimselerdir,

İkincisi,            Kendisine ve başkasına zararı olmayan kimselerdir,

Üçüncüsü,      Hem kendisine hem de başkasına zararı doku­nan kimselerdir,

                        kendisinide, Başkalarınıda Helake götüren kimselerdir, “ dedi der,

 

     LAİKLİK ANLAYIŞI           İSRA SURESİ AYET 84

“ Deki, Herkes kendi vicdani karakterine göre hareket eder,

Lakin, Herkesin kendi vicdani karakterine göre hareketi, Doğruluk, Hak ve Adalet kurallarına uymaz,

Doğruluk, Hak ve Adalet kuralları Allah Zül Celal Tarafından belirtilmiştir,

Kimin en doğru vicdani karaktere göre hareket ettiğini Sadece Allah Zül Celal bilir, “ der.

 

     LAİKLİK ANLAYIŞI           HAŞR SURESİ AYET 14

“ Sen, Onları, Derli Toplu sanırsında, Gerçekte, Gerçek gözünle bakarsan,

Onların Kalpleri Paçavra bibi Nifak dolu ve Bozuktur, Kendi aralarındaki çekişmeleri hiç bitmez,

çokda şiddetlidir, Zira Onlar, Kendilerini Akıllı ve Aydın gördükleri halde, Akıllarını kullanmayan,

Akıllarını İpotek vermiş Kimselerdir, Topluluklardır,  “ der,  

 

     LAİKLİK ANLAYIŞI           ALİ İMRAN SURESİ AYET 110

“ İşte Size İndirdiğimiz Bu Kitap Kuranı Kerimle, Bu Din İslamiyetle, Allah Zül Celale İman Etmekle,

En Hayırlı Ümmet kılındınız, İnsanlar için çıkarılmış Kötülüklerden, Çirkeflerden, Faydasız şeylerden Nehyedenler,

Engelleyenler, Uzaklaştıranlar, Koruyanlar, İyilikleri, Güzellikleri, Hak ve Adaleti Emredenler, yapanlar,

uygulayanlar, En Hayırlı Ümmettir, Sizden Önceki Kitap Ehlide, Yahudi ve Hiristiyanlarda,

Bu İndirdiğimiz, Kitap Kuranı Kerime, Bu İslam Dinine, İman etmiş olsalardı, Hayırlı Ümmetten olurdu,

Lakin Onlar, Fasıklıkları ile, İnkarcılıkları ile, Ruhbanlıkları ile, Allah Yolundan, Ümmet yolundan çıkmışlardır,” der,

 

     LAİKLİK ANLAYIŞI           ENAM SURESİ  AYET 108

“ Her Ümmetin İnkarcıları, yaptıkları inkarı ve Uydurdukları İnanc ve İbadetleri gayet süslü, güzel ve

mükemmel görürler, Lakin onlarında dönüşü, İnkarlarının karşılığını Onlara verecek olan Allah Zül Celaledir,

  O Sapıtmışların, O İnkarcıların, O Kafirlerin, Putperestlerin, Ateistlerin, O Kitap Ehlin den gelip sapıtanların,

Mukaddes saydığı ve tapındıkları şeylere sövmeyin, hakaret etmeyinki, Kendi elinizle onlara,

Allah Zül Celale, Rasulu Muhammed Aleyhisselama, İslam Dinine Sövdürmüş, hakaret ettirmiş olursunuz, “ der,

 

     LAİKLİK ANLAYIŞI           CAMİUSSAGIR HADİS No 3322 ve 3327

  Sahabeden Ukbe Bin Amir ve Cübeyr Bin Mutim (ra) anlatıyor, Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem,

“ Allah Zül Celal İndinde, Dindarlığı ve Salih Ameli dışında hiç kimsenin hiç kimseye üstünlü­ğü yoktur,

Kişinin kötü hareketli, dili bozuk, cimri ve korkak olması ( İdeolojik hareketli olması ) Çirkeflik olarak ona

yeter, Irkçılığa çağıran bizden değildir, ırkçılık için savaşan,  bizden de­ğildir,

ırkçılık üzere ölen bizden değildir,“ dedi der,

 

     LAİKLİK ANLAYIŞI           RAMUZ EL HADİS HADİS No C2 S123 H 1

  Sahabeden Ebu Said (ra) anlatıyor, Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem,

“ Rabbiniz de Tektir, Babanız Tektir, Dininiz ve Peygamberiniz de Tektir,

Kızıl Irkın, Zenci Irk üzerine, Zenci Irkın Kızıl Irk üzerine üstünlüğü yoktur,

Acem Irkının, Acem olmayan Irklara üstünlüğü yoktur, Arap Irkının, Arap olmayan Irklara Üstünlüğü yoktur,

Arap Irkı olmayanların Arap olanlara, Hiçbir Üstünlüğü yoktur, Hiç bir milletin diğerine üstünlüğü yoktur,

Allah İndinde Üstünlük, Ancak Edep ve Haya ile, Takva ile yaşayanlardadır, Üstünlük, En yüksek değerlerle

sadece ve sadece Allaha İbadet ve En yüksek değerlerle İnsanlığa Hizmet ile olur “ dedi der,

 

     LAİKLİK ANLAYIŞI           NESAİ HADİS No 4045

  Sahabeden Ebu Hureyre  (ra) anlatıyor, Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem

“ Her Kim,  Allah Zül Celale İtaatten uzak durursa ve Her Kim İslâm Ümmetine karşı sözünde durmazsa,

Her Kim, Benim Ümmetim, İslam Ümmetine karşı ayaklanırsa, İslâm cemaatinden ayrılırsa

Her Kim, İslam Ümmeti dışında bir Guruplaşma yaparak, Irkcılık yaparak, Guruplaşma ve Irkcılık için

ayaklanırsa, Her Kim, Mü’minlere Silah çekerse benden değildir, İslam Ümmetinden değildir, “ dedi der,

 

     LAİKLİK ANLAYIŞI           MİŞKATÜL MESABİH HADİS No 180

  Sahabeden Ebu Ümame (ra) anlatıyor, Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem,

“ Bir Kavim, Bir Cemaat, Hidayete, Doğru olan yola eriştikten sonra, Kendi aralarında Kavga, Çekişme,

Hizipcilik, Fırkacılık yaparlarsa, Dalalete, Sapıtmaya, Sapıklığa, Sapıklaştırmaya gitmiş olurlar, “ dedi der,

 

     LAİKLİK ANLAYIŞI           METEALİBUL ALİYE HADİS No 2927

  Sahabe Kadınlardan Rabia (ra) anlatıyor, Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem,

" Milliyetcilikle, Kendini Üstün Bir Millet olarak görmekle Ümmetim, Kendi Kendini Helak edecek,

Helak olacaklardır, “ dedi der,

 

     LAİKLİK ANLAYIŞI           DARİMİ HADİS No 345 

  Sahabeden Ebu Umame (ra) anlatıyor, Allah Rasulu Sallalahu Aleyhi ve Sellem,

“ Benden sora Ümmetim içinde fitneler, Çirkefler doğacak, O Çirkefler yaşama geçtiğinde,

Kişi Müslüman olarak sabahlar, Kafir olmuş, Yoldan sapıtmış inkarcı olarak akşamlar, Kuranı Kerimin Ayetlerini

ve Benim Hadislerimi öğrenenler ve öğretenler, sadece Allaha İbadet edenler hariçtir “ dedi der,

 

     Buraya kadar olan Yukarıdaki Ayet ve Hadisler, bugünkü anlamıyla, Doğruyu ve Doğru olmayanı

Laikliği, ayırt etmeyi ifade etmektedir. Başka bir anlatımla İnsanın, Karşısındaki bir İnsanı tanıma ve anlama

bilgileridir. Buraya kadar olan Yukarıdaki Ayet ve Hadisler, tam olarak anlaşıldığında,

Üç şekil, İnsan karakterinin varlığı bildirilmektedir.

 

Birincisi ;         İnanan, İman eden, İman ettiği Dinin gereklerini öğrenen, öğreten ve yerine getiren,

                        bu bilgileri ile, kendine zarar verebilecek İnsanları teşhis ve tesbit eden, Düşünen,

                        kendini onlardan koruyan İnsan,

 

İkincisi ;           Güya İnanan ve İman eden, fakat İman ettiği Dinin gereklerini öğrenmeyen,

                        öğretmeyen ve gereklerini yerine getirmeyen, İbadetsizliği İnanç zanneden, Bilgisiz ve

                        Cahil olduğu için, kendisine zarar verebilecek İnsanları tesbit edemeyen, Düşünmeyen,

                        Dini mevzuda, yada Devlet mevzuunda, Başkalarının Kendisini kullanabileceği İnsan,

 

Üçüncüsü ;     İnanmayan, İman etmeyen yada İnanmış ve İman etmiş gibi görünen,

                        Cahil İnsanların bilgisizliğinden faydalanarak, İnsanları her konuda aldatmaya,

                       kullanmaya çalışan, Din Eğitimi ve Öğretimini kendi amaçlarına göre kısıtlayan,

                        Toplum içinde Terör meydana getiren İnsan,

 

     Siz, Bu Üç Gurup İnsan Karakterinden hangisine sahipsiniz ?

Sanki Günümüzdeki birilerini tarif ediyor, bu konuda biraz Siz düşünün,

 

 

     LAİKLİK ANLAYIŞI           RAMUZ EL HADİS HADİS No C1 S15 H11

  Sahabeden Ebu Hureyre (ra) anlatıyor, Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem,

“ İki kişi, bir kişiden Hayırlıdır, Üç Kişi, İki Kişiden Hayırlıdır, Dört Kişi, Üç Kişiden Hayırlıdır,

Onun İçin Siz, İslam Cemaati ile birlikte olunuz, Muhakkak ki Allah'ın Rahmeti, yardımı

İslam cemaati üzerindedir, Aziz ve Celil olan Allah ümmetimi ancak hidayet üzerinde birleştirir,

Biliniz ki, İslam Cemaatinden Uzak olan her kişi için Cehenneme düşmek tehlikesi vardır, “ dedi der,

 

     LAİKLİK ANLAYIŞI           MİŞKATÜL MESABİH HADİS No 185

  Sahabeden Ebu Zer (ra) anlatıyor, Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem,

“ İslam Dinine İman Etmiş Her Kim Bir Mümin, İslam Cemaatinden Bir Karış ayrılırsa,

O Kimsenin İslam Dini ile Bağı kopmuştur, “ dedi der,

 

     ŞERİATTA, yani  İSLAM DİNİNDE,

Manevi Değerlerin, İbadet İşlerinin yerine getirilmesi, Şahıslara ait bir yükümlülüktür,

kendi isteğinle İbadetlerini yerine getirir veya getirmez,

bu konuda Şahıslara herhangi bir zorlama yada kısıtlama yoktur,

 

     İslam Dini : Şahsa ait İbadet hükümleri ile, Devlet işleri olan İdareyi, Sosyal Hukuk ve Adalet İlkeleri,

Demokratik Cumhuriyet esasları ve Seçim sitemi içinde, kesin çizgilerle ayırmıştır,

İslam Dininde İbadet hükümleri, Şahsa ait bir yükümlülük olarak ayrılmış olduğu gibi,

Toplumun huzuru ve devamı olan Devlet işleri, Devlete ait bir yükümlülük olarak ayrılmıştır,

Devlet işleri ayrı, İbadet işleri ayrıdır,

 

     İnsanın Nafakasını kazanması ve Toplum içinde Sosyal olarak yaşaması, Toplum hizmetinde bulunması,

Devlet işlerine fiili olarak katılması, Devletin belirlediği şekilde, Devlet işlerine katılması, İş olarak İbadettir,

Devlet Başkanı olmak, Bakan olmak, Müsteşar olmak, Asker olmak, Memur olmak, Milletine hizmet için,

Devlet İdaresinde bir görevde olmak, bir ibadettir,

 

     Şeklini ve Zamanını İslam Dininin belirlediği İbadetler, İş değildir,

Şahsa ait İbadet hükümleri ile İbadette bulunmak, Devlet İdaresinde bulunmak veya

Devlet işlerine, Din işlerini karıştırmak değildir,

 

     Sosyal Yaşamak : İBADETTİR, İbadetlerin yükümlülüğü, Sosyal yaşamaktır,

Temel Hak ve Hürriyetleri, Sosyal Hukuku, Sosyal Adaleti ve Diğer İdari Devlet işlerinide yerine getirmekte,

Manevi değerleri gereği İbadet yapmakta, : İslam Dini Nezdinde, İnsanlar için bir Zorunluluktur,

 

     ŞERİAT taki, İSLAM DİNİNDEKİ LAİKLİK, İnsana, Toplumda İnsanca yaşama Temel Hak ve Hürriyeti veren,

Toplumun Huzurunu ve dayanışmasını sağlayan, Sosyal Hukuk ve Sosyal Hak ve Adalet ilkelerini veren :

Bazı Zümrelerin, anlamak istemedikleri kadar ve dahi işlerine gelmediği kadar, Demokratik ve Laik Bir Dindir,

Atatürk İlkeleri ile, Temel Hak ve Hürriyetler ile, Sosyal Hukuk ve Adalet İlkeleri ile , Demokratiklik ve Laikle,

T.C. Anayasası ile bir çelişkisi yoktur, ISO 9000, ISO 9001, ISO 9002 gibi Bir Müslümanın, Kalite Standardıdır.

 

            KAİNATI : Yoktan Yaratan, ( Kainatın yoktan var oluşuna, Bilim, BİGBEN , Büyük patlama diyor )

            KAİNATI : Başkası tarafından, Şarsılamaz Yörünge Düzeninde Yaratan,

            ATMOSFERİ ve MANYETİK ALANI ile, Kendi Kendini koruyan DÜNYAYI Yaratan,

            TABİAT, BİYOLOJİ, KANUNLARI diye nitelendirilen,

Kendi kendini yeşerten, Tamir eden, Temizleyen Sistemi Yaratan, ( Bilim bugün buna Kök Hücre tedavisidiyor )

BU KAİNATA, EFENDİ OLMASI İÇİN : Kendi kendini tamir eden Biolojik bir Mekanizma ile İNSANI Yaratan,

ISO 9000, ISO 9001, ISO 9002 Kalite Standardı gibi, Bir Müslümanın Asgari Standartları olan Bu İlkeleri,

Toplumun, Kendi kendini İdare etmesi için gerekli Bu İlkeleri, İnsanın, İnsan Olabilmesi için, Medeniyeti,

Kuranı Kerim Ayetlerinde ve İslam Dininin Peygamberi Olan Hz.Muhammedin Hadislerideki Şeriatı ile

Bütün İnsanlığa, Tam ve Eksiksiz olarak bildirdi, gösterdi, İnsanlığa düşen vazife,

Asgari bu Standartlara göre hareket etmek ve İnsanca yaşamaktır, Bunlar bir İddia veya İdeoloji değildir,

Kuranı Kerim Ayetlerinde ve İslam Dininin Peygamberi Hz. Muhammedin Hadislerinde mevcuttur,

Teknik ve Beşeri Bilimlerin bu güne kadar ulaşabildiği seviyeye göre, İnsanlık bu İlkeleri ancak anlayabilmiş, 

Kıyamet diye nitelenen, İnsanlığın Yok oluş tarihine kadarda, İnsanlık, bu İlkeleri anlamaya devam edecektir,

 

     Bilim ve İlim Ne Kadar gelişirse gelişsin ve dahi geliştikce, Ancak ve ancak Allah Zül Celalin

Kuranı Kerim Ayetleri ve Habibi ve Rasulu Muhammed Aleyhisselamın Sözlerini Hadisleri Hükümlerini

Tastik eder, İspatlar, Dogma diyerek, Ayet ve Hadisler Hükümlerini, Kendi Akıllarını

Ayet ve Hadislerden Üstün gören, Sapıkların, Sapıtmışların, İnkarcıların İddialarını, Yalanlarını,

Düzenlerini, Düzenbazlıklarını ise Yok eder,

 

    ÜMMET olmak, Vatandaşlık değildir.

Semavi Dinlerde bir Peygambere ve Dine İman etmek ve O Dine Mensup olmak demektir.

Hz. Musa Peygambere ve Tevrata İman edenlere, Musevi Ümmeti,

Hz. İsa Peygambere ve İncile İman edenlere, Hiristiyan Ümmeti,

Hz.Muhammed Peygambere ve Kuranı Kerime İman edenlere, Müslüman Ümmeti denir.

Önemli olan Bu Üç Peygamberden Biri dahi Sizi Ümmeti olarak kabul edecekmi ? Siz Onun hesabını yapın ?

Tarihteki Devletlerimizde, Selçuklu ve Osmanlı Devletlerimizde de Bu Ümmetler vardı,

Var olmayada devam edecektir, Ümit ederimki,

Ümmet kavramı ile Ulus ve Vatandaşlık kavramını bir daha karıştırmazsınız.

 

    Laik Eğitim kavramı adı altında, Din Eğitimi ve öğretimini içeriğini,

Mahkeme Kararları ile diğer derslerden ayırıp, kısıtlayıp, sınırlayıp, anlamsız ve manasız hale getirerek,

Temel Din Eğitimi ve Öğretimi, Uyuşturulmuş Cahilleştirilmiş Din adamı sıfatındakilere,

İnsanlara Masal, Hikaye Anlatan Din adamlarına, Camide Namaz kıldırma memurlarına,

Namaz kıldırma memurluğu başkanlığına,

Kendini Çağdaş ve Aydın Din Alimi olarak lanse eden Fındıkkıran Pornocu Pornofösör,

Sosyete İlahiyat Dekanlarına, Ucube İslamcı Yazarlara, Tarikatlara ve Alevi DEDELERİNE bırakılamaz,

Zira bunların Hiç birinin Eğitimcilik Vasfı yoktur, Eğitimcilik Vasfı olmayanlar, Eğitim ve Öğretim veremez,

Eğitim vermeye kalkarsa, durumlar çok değişik şekiller alır,

 

     Temel Din Eğitimi ve Öğretimi, Cemalettin Kaplancılara, Ali Kalkancılara, Aczimendi gibi sapık tarikatlara,

Hizbul Vahşi, Hizbuttahrik, İBDAC, EL Kaide gibi Terör örgütlerine bırakılamaz,

Zira Temel Din Eğitimi ve Öğretimi, Laik Eğitim ve Öğretim adı altında

Devletimizin Eğitim ve Öğretim kurumlarında, diğer derslerden ayrılır,

Tam ve Doğru olarak verilmez yada kısıtlanırsa, bunlar devreye girer.

Başka yerlerden öğrenilen yanlış Dini bilgiler, Terörün beslenip büyüdüğü nedenlerden biri değilmidir ? 

 

     Cemaat ve Tarikatlardan şikayet edilmekte ;

Eğitimsizlik, Bilgisizlik, Cahillik ve Ruhbanlık yapısı ile oluşan Cemaatleşme ve Tarikatlardan bende

hoşlanmıyorum, bu tür cemaatleşme ve Tarikatların çıkmasına ve gelişmesine neden olan şey,

Sözde Din Eğitimi ve Öğretimini Diğer Eğitim ve Öğretimden ayırmak,

Laik Eğitim ve Öğretim diyerek, Din Eğitimi ve Öğretimini kısıtlamasından kaynaklanmaktadır.

Şayet Din Eğitimi ve Öğretimimin, Temel ve Zorunlu Eğitim Öğretimde, diğer dersler ile birleştirilirse,

Tam ve Doğru olarak Eğitim ve Öğretim verilirse, Eğitimsizlikten, Bilgisizlikten, Cahillikten,

Ruhbanlık yapısı ile oluşan bu tür Cemaat ve Tarikatlar kendiliğinden ortadan kalkar, başka yolla değil.

 

     CUMHURİYET Kavramı, İslam Dini kökenli bir Kavramdır, Cemaat Kavramının çoğuludur,

Cemaat Kavramının bugünkü karşılığı, Sivil Toplum örgütleridir,

Cumhuriyet Kavramının, yerine geçebilecek ve İrticai olmayan bir kavramınız varmı ?

     Şayet Din Eğitimi ve Öğretimi, Devletin Eğitim ve Öğretim Kurumlarında,

Tam ve Doğru şekilde verilirse, Her Kişi Dininin gereklerini Tam ve Doğru olarak öğrenirse,

Bu gibi Din Adamlığı ve Ruhbanlık kurumlarının, İnsanlar üzerinde bir hakimiyet kurmasıda söz konusu olamaz,

 

     İSLAM DİNİ, asli kaynağı Kuranı Kerim ve Ayetlerinde, İslam Dininin Peygamberi Hatemul Embiya

Peygamberler Peygamberi Hz.Muhammedin Hadislerinde,

Sosyal Hukuk ve Adalet İlkelerini, Toplum içimde İnsan haklarını veren,

Bilimdeki esaslara, Akla ve Mantığa dayalı olan,

Bazı Zümrelerin ve Sınıfların İşlerine gelmediği için anlamak istemediği kadar,

Demokratik Cumhuriyet ve Laiklik esaslarına sahip olan ve Dini Ruhban Din Adamlarından kurtaran tek Dindir,

İşte, Din Eğitimini ve öğretimini kendi kafalarına ve çıkarlarına göre kısıtlayan,

doğru Eğitim ve öğretim vermeyen kafaların, anlamak istemediği kadar Laiklik, İslam Dininin kendisidir,

İslam Dini gerçek olarak, Laik liği, Toplumsal Sevgi, Saygı ve Hoşgörüyü getiren ve uygulayan bir Dindir.

 

     İslam Dininde, “ DİNDE REFORM “ diye bir SAFSATA ve SAPIKLIK yoktur ve kabul etmez.

İslam Dinini anlamamak ve İslam Dinini kendimize uydurmak gibi bir sapıklığımız vardır.

Kuranı Kerim Ayetlerinin ve İslam Dininin Peygamberi Hz.Muhammedin Hadislerinin belirttiği,

İbadet Şekilleri ve Zamanlarının, Devlet İşleri ile bir alakası olmadığı gibi,

Devlet işlerine karışmasıda mümkün değildir.

 

    Kendi Irkını üstün gören, Kendi Irkından başkasına yaşama hakkı tanımayan,

İngiliz, Fransız, Ermeni, İspanyol, Alman, Rus, Yunanlı ve Yahudiler gibi

Kendi Irkından olmayan Milletleri köleleştiren, Sömürgeleştiren VAHŞİ bir Medeniyet kuran,

Toplumsal Sevgiyi, Saygıyı, Hoşgörüyü, Laikliği ortadan kaldıran,

Yahudi Ruhban Din Adamları Tevratı, Hiristiyan Ruhban Din Adamları İncili,

Tahrip ettikleri, Yok ettikleri, değiştirdikleri için,  Asli Yahudilik ve Hiristiyanlıkta olan Laiklik, Toplumsal Sevgi,

Saygı ve Hoşgörü Ruhban Din adamları tarafından Tahrip edildiği için, yok edildiği için,

Bugün Toplumsal Sevgi, Saygı ve Hoşgörü diyerek, Medeniyetler arası uzlaşma diyerek, 

kavram kargaşaları ile yeni bir şeyler üretmeye çalışmakta gibi gözükmekteler,

Tarihteki Haçlı Savaşları Kimlere karşı ve Kimlerin İttifakı ile çıkarılmıştır, ?

Buğünkü durumda Tarihtekinden farklı bir şey değildir,

Bizim Örümcek kafalı Hizipci Sözde Laikler ise, Asli Laiklik anlayışına Tamamen Fransız kalmışlardır.

Laik, Demokratik, Sosyal Hukuk, Sosyal Adalet Devlet Sistemi Rejimini, Sizinmi keşfettiğinizi zannediyorsunuz ?

 

     Demokratik ve Laik Cumhuriyet düzenini keşfeden veya ilan eden, herhangi bir parti veya Fransa değildir,

Cumhuriyet Düzenini, Demokrasiyi, Laikliği, Sosyal Hukuk ve Adalet İlkelerini getiren,

Tanımlayan, uygulayan, Dini Ruhban Din Adamlarından kurtaran ancak ve ancak İslam Dinidir,

 

     İslam Dininin asli Kaynağı Kuranı Kerim Ayetleri ve İslam Dininin Peygamberi Hz.Muhammedin Hadisleri ile,

Şekli ve Zamanı kesin olarak belirtilmiş olan İbadetlerin, Devlet işlerinden ayrı olduğu ve ayırt edildiği ve

gerçek Laikliği ifade eden İslam Dinine göre, En Mükemmel Devlet İdaresi şekli,

Sosyal Hukuk, Adalet ve Demokratik Cumhuriyet Devletinin nitelikleridir.

 

     İslam Dini, Toplum İdaresinin : Sosyal Hukuk ve Adalet İlkelerine ve Toplum içinde İnsan haklarına,

Bilimdeki esaslara, Akla ve Mantığa, Demokratik ve Laik bir şekilde yapılanmasını emreder.

 

     İslam Dininin, Onun bunun Rejimine göre bir Din olmadığı,

Onun bunun düşündüklerine göre ve Din adına Suç ve Cezalar icad edilebilecek bir Din olmadığı,

Ruhban Din adamlarının, kendi kafasına göre suç icad edip yargılayamadığını ve cezalandıramadığı,

Ruhban Din adamlarının Devlet işlerine karışamadığı Sistemi ancak İslam Dininde gören VAHŞİ BATI,

İslam Dininin özünde getirdiği Laikliği, Seçim sistemini ve Seçimin nasıl yapılması gerektiğini,

Demokratikliği, Çağların gelişmesi ile ancak anlayabilmiş keşfetmiş ve Devlet Rejimi olarak kabul etmişlerdir.

 

     Saudi Arabistanda uygulanan Şeriat dedikleri Yasa, Şeriat Yasası değil, Aşiret Yasasıdır,

Aşiret Yasasının ise Şeriatla ilişkisi ve alakası yoktur, Saudi Arabistan Şeriatla değil,

İngiliz ve Amerikan güdümlü Aşiret yasası ile idare olunmaktadır, artık bunu iyice anlayın, 

 

      SİYASET : Kavram Kargaşaları ile Yalan, İftira, Hakaret, Hizipler üretmek değil,

Devletine ve Milletine hizmet etmek demektir,

İslam Dini, Yani Şeriat : Çirkef bir Siyasetle, Milletin Tüm Manevi değerlerine, Hakaretlerle saldıranlara,

O Çirkef Siyasetlerine, Her yönden yapılan Çirkef saldırılara karşı kendini savunur, Asli Siyasetle cevap verir,

 

    İslam Dininin asli kaynağı Kuranı Kerim Ayetleri ve Hz.Muhammedin Hadisleri, İslam Dinini,

Din adamları ile vasıflandırmıyor, Devlet İşlerini Din adamlarına verin demiyor, aksine

Devlet İşlerini ve diğer işleri “ Bütün Emanetleri, İşleri, Ehline verin “ yani

Branşında uzman olan insanlara verin diyor, Allah ile Kul arasına kimse giremez denilen kavram bu değilmidir ?

Bu İlke ; Atatürkün Devrimcilik İlkesi değilmidir ?

 

     Kendine, Ben Müslümanım diyenler : Siz İslam Dinini Ne Kadar biliyorsunuz, ? Ne Kadar Müslümansınız ? 

Kendine, Ben Atatürkcüyüm, Demokratik ve Laikim diyenler : Siz Ne Kadar Atatürkcüsünüz ? Demokratiksiniz ?

Cevap : İşlerine geldiği ve kendilerine uydurdukları kadar.

 

 

    İSLAM DİNİNDE RUHBANLIK SINIFI ve SIFATININ OLMADIĞI NEDİR ?

 

     İSLAM DİNİNDE RUHBANLIK SINIFININ OLMADIĞI                         HADİD SURESİ AYET 27

“ ( Allah ile Kul arasına Vasıta olarak icad ettikleri, Din adamlığını, İnanç Öndeliğini ) Ruhbanlığı,

Biz Onlara yazmamıştık, Ruhbanlığı, Din Adamlığını, İnanç Önderliğini, Siz İcad ettiniz,

Ruhbanlığı ( Din Adamlığını, İnanç Önderliğini ) İcad edenler, sapıtmış ve yoldan çıkanlardır, “ der.

 

     İSLAM DİNİNDE RUHBANLIK SINIFININ OLMADIĞI                       RAMUZEL HADİS HADİS No C/2 S/144 H/3

  Sahabeden Ebu Umame (ra) anlatıyor, Allah Rasulu Sallalahu Aleyhi ve Sellem,

“ Ben Hakiki kolay bir Din ile, kolaylaştırılmış bir Din ile gönderildim ve Sonradan Ruhbaniyet icad etmedim,

Yahudi Hahamları, Hiristiyan Papazları Dinlerinde Sonradan Ruhbaniyet icad ettiler Fakat Ruhbanlığı dahi

yerine getirmediler, Din adına sonradan ihdas ettikleri Helal ve haramları dahi yerine getirmediler, “ dedi der,

 

     İSLAM DİNİNDE RUHBANLIK SINIFININ OLMADIĞI                         HUCCURAT SURESİ AYET 16 

“ Rasulum Onlara Deki, Dindarlığı, Allahın Dinini, Allahamı öğreteceksiniz ? “der,

 

      İSLAM DİNİNDE RUHBANLIK SINIFININ OLMADIĞI                        TEVBE SURESİ AYET 65

“ Rasulum Onlara Deki ! Allah ile, Allahın Her konudaki Ayetleri ile Allahın Peygamberi ile, Alaymı ediyorsunuz ?

 

     İSLAM DİNİNDE RUHBANLIK SINIFININ OLMADIĞI             TİYN SURESİ AYET 4 ve 5

“ Allah Azze ve Celle Celalu hu, Muhakkakki, İnsanı En Güzel biçimde ve İnsan Sevgisi ile Yarattım,

Sonra İnsanlardan bazıları, kendi kendini, Aşağılıkların aşağılığına cevirdi “ der,

 

     İSLAM DİNİNDE RUHBANLIK SINIFININ OLMADIĞI                         İBNİ MACE HADİS No 168, 170 ve 174

  Sahabeden Abdullah İbni Mesud ve Ebu Zer ve Abdullah İbni Ömer (ra) anlatıyor,

  Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem,

“ Şüphesiz benden sonra Ümmetimden akılları noksan bazı kavimler türeyecektir,

İnsanların sözlerinin en hayırlısı Benim, Sözlerimden Tebliğden bahsedecekler, Kuran okuyacaklar,

fakat okudukları Kuran ve Hadislerim, Onların boğaz çemberlerinden öteye geçmeyecektir,

Öyle Cemaatler, Topluluklar, Nesiller, İnsanlar türeyecekki ! Kuranı Kerimi okuyacaklar,

fakat okudukları Kuranı Kerim, Onların boğazlarından aşağıya inmeyecektir,

Onlar, Okun yaydan çıktığı bibi İslam Dininden çıkacaklar, Kendi Kendilerini Dinden Tard edecekler,

Kendilerini dinleyenlerine Dinden çıkaracaklar, Dinlerine Fasıklığa çevirecekler,

Onlar İslam Dininden Çıkıp Münafık olacaklar, Sonra Dine dönmeyeceklerdir,

Onlar insanların ve hayvanların en kötüleridir, İslam Dinine soktukları Bidad, Hile ve aldatmacılığından,

İnsanların En Şerlisi olan, İnsanlığın başına bela olacak olan, Kıyameti getirecek olan DECCAL,

O Topluluğun, O Kavmin, O Nesilin, O Cemaatin, O Tarikatın, Nihayetinden içinden Çıkacaktır ” dedi der,

 

     İSLAM DİNİNDE RUHBANLIK SINIFININ OLMADIĞI             ALİ İMRAN SURESİ AYET 85

 “ Kim, İslam Dinine Hurafeler karıştırarak İslam Dinini bozarsa, İslam Dininden başka bir Din ararsa,

Bilsinki, Muhakkakki O Din Onlardan Kabul edilmeyecektir, Onlar Ahirette kaybedenlerden olacaktır “ der,

 

     Yani Dini Asliyeti, Hükmü değilde, Asliyetle Hükümle ilişkisi olmayan, Kişinin yaşantısına bir faydası

olmayan, hatta kişiyi Dini Mevzular konusunda uyuşukluğa, aldırmazlığa

önemsizliğe sevk eden Masal Hikaye anlatırlar der,

 

     İslam Dinindeki, İbadetleri belirlemek, İbadetlere Şekil ve Zaman vermek yetkisi,

Sadece Dinin Sahibi olan Allaha ve Allahın Rasulu olan Hz.Muhammede aittir.

Başkasının yada başkalarının yetkisinde değildir,

 

     İslam Dininde ; Şahsi ve Toplumca yapılacak İbadetlerin şeklini ve zamanını,

Ancak ve Ancak İslam Dininin asli kaynağı Kuranı Kerim Ayetleri ve İslam Dininin Peygamberi Hz.Muhammedin

Hadisleri belirler, başkası yada başkaları değil, Kuranı Kerim Ayetleri ve Hz.Muhammedin Hadisleri,

İslam Dininin İbadet şekillerini ve Zamanlarını en ince ayrıntısına ve kolaylaştırmasına kadar,

kesin olarak belirtilmiştir. İslam Dinine İman edeceksen, İslam Dinine göre İbadet edeceksen,

Öğrenme ve Öğretme kaynağımız, İslam Dininin asli kaynağı Kuranı Kerim ve İslam Dininin Peygamberi

Hz.Muhammedin Hadisleridir. Ayet ve Hadis kaynağı dışındaki İbadet şekillerinin ve zamanlarının veya

söylemlerinin, İslam Dini ile en ufak bir alakası yoktur.

 

     İslam Dinindeki İbadetlere şekil ve zaman belirlemek veya Bir ibadet biçimini kaldırmak veya yok saymak

veya değiştirmek veya ertelemek, başkalarının yetkisinde değildir, başkası İbadet belirleyemez, kaldıramaz,

yok sayamaz, veya Çağdışı bir şey diyerek hakaret edemez, Bu İbadetlerde başkalarını hiç ilgilendirmez.

 

     1850 li yıllara kadar Şeyhlik ;

bugünkü anlamı ile Bilim adamlarının kendi alanlarında Ordinaryus Profösörlüğü idi,

yani : Askeri açıdan, Genel Kurmay Başkanlığı, Eğitim ve Öğretim açısından, Rektörlük, Dekanlık,

YÖK Başkanlığı olan, Medrese Şeyhliği,

Üretim, Ticaret ve Mesleki açıdan, Sanayi, Ticaret, Esnaf birlikleri Başkanlığı olan,

Ahilik Şeyhliği gibi Başkanlıklardı, 1

850 li yıllardan sonra, Osmanlı Devletinin son dönemlerinde,

Devletin içinde olan iç karışıklıklar nedeni ile,

Osmanlı Devletini ortadan kaldırmak için çalışan, Buğünkü adı Avrupa birliği olan

Müttefik İşgal kuvvetleri ülkeleriyle devamlı harpler nedeni ile,

Osmanlı Devleti, Eğitim ve Öğretim denetiminden uzak kalmıştı,

1850 li yıllardan sonra Tekke ve Zaviyelerde Şeyhlik, DİNİ alanda Ruhbanlık oldu,

günümüzdeki Tarikatlar da, tıpkısının aynısı bu Ruhbanlık kültürüne dayanmaktadır.

Günümüzde Medyamız Sahte Şeyhlerden bahsetmekte ve İslam Dininden bu yolla nefret ettirmeye

devam etmektedir, Bu Medyaya Soruyorum, Hakiki Şeyh Nasıldır ?

Sizin Menfeat lerinize dokunmayanlar, Sizin emellerinize hizmet edenlermi Hakiki Şeyh tir ?

“ Allah ile Kul arasına kimse giremez “ denilen kavram, Ruhbanlığın ne olduğunu anlatmaya yetmiyormu ?

 

     İSLAM DİNİNDE RUHBANLIK SINIFININ OLMADIĞI                         DARİMİ HADİS No 655

  Sahabeden Es Şami El Utbe (ra) anlatıyor, Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem,

“ Allahın Kitabını tatbik etmekle açıklamakla, Fitne Fesatlarının ortaya çıkmamasından

Mevkilerinin altüst olmasından korkan, Yahudi Hahamları Tevratı, Hiristiyan Rahipleri İncili,

Allah'ın Kitâb'ını kendi görüşlerine göre Değiştirdiler, Değiştiremediklerinide gizlediler, Allaha Muhalefet ettiler,

Amelleriyle Allahın Kitabını değiştirip, karşı geldiler, aykırı işler yapma, hile yapma yollarına saptılar,

Makamlarının, Hükümranlıklarının elden gitmesinden, Mevkilerinin altüst olmasından korkmasalardı,

Hileli yorumları ile Allahın Kitabını değiştirmezlerdi, Değiştiremediklerinide gizlemezlerdi,

Yahudilerde, Hiristiyanlarda, Allahın Kitabı Tevratın ve İncilin açıklanmaması, anlaşılmaması gizlenmesi,

açığa çıkarılmaması hususunda yardımlaştılar ve yardımlaşmaya devam edecekler, 

İşte bunlar, Onların Hak olan Dinlerini yıktı Yok etti “ dedi der,

 

   “ Kuranı Kerim Allah Kelamıdır, Onun için Kuranı Kerimde ve Hz. Muhammedin Hadisleri hükümlerinde

herhangibir değişiklik yapılamaz ve tartışılamaz, “ denilen Kuranı Kerimin ve Hz Muhammedin bu Bağlamından

kurtulun ki, Sizinle tartışalım ve görüşelim diyen 2008 yılındaki Vatikan Papalığı ve Kardinalleri,

Allah Kelamı olan İncilin, Papazlar tarafından nasıl değiştirildiğinin ispatı değilmidir ?  

 

     Yahudilikte ve Hiristiyanlıkta, Dini Öğrenmek, Dini İbadetleri yapmak, Dini Hükmiyetleri yerine getirmek,

Ayin Yapmak, Sadece ve sadece Ruhban Hahamlara, Papazlara, Piskoposlara aittir,

Sade vatandaş bunlar olmadan Dini hiçbir şey yapamaz,

     İslam Dininde ise, Dinin Öğrenilmesi, Dini İbadetleri yapılması, Dini Hükmiyetleri yerine getirilmesi,

Herkese Ferden aittir, Ferdi bir Mükellefiyettir, Zira İslam Dininde Ruhbanlık Yoktur,  

 

     Toplumumuz içinde, Din Adamlığı Sıfatı kullananlar, bugün aynı şekilde beyanatta ve açıklamalarda bulunup,

Allahın Kitabını ve Rasulunun hadislerini, İslam Dininin Hükümlerini,

Kendi menfaatlerine göre değiştirmiyorlarmı ?

 

     İslam Dininin asliyetinde, Herkes, Dininin İbadet ve Sosyal Yaşam Kurallarını Öğrenmek, Öğretmek ve

Yaşamak yükümlülüğündedir, Öğrenipte, Öğrendiğini yaşamayanın, Öğrendiğini Öğretmesi, Mümkün değildir,

Ruhban Din Adamlarının Din bilgisinin, Sizi Bilgili yapması Mümkün değildir,

Ruhban Din Adamlarının gayesi, Sizin Kafanızı daha çok karıştırıp, Sizin üzerinizde Hakimiyet kurmaktır,

Şimdiki Adı Avrupa birliği olan Hiristiyan olan ülkelerde,

Engizisyonun nasıl hakimiyet kurdu tarih kaynakları ile bilinmektedir,

Şimdide Kilisenin, Papalığın, O Ülke ve Ülkeler üzerinde hakimiyet kurduğu ve etkili olduğu bilinmektedir,

Batıda, Yakın Çağın sonuna kadar Devlet işlerini, Hahamlar, Papazlar ve Papa idare etmiş veya etkili olmuş,

kendi kafalarında uydurdukları Din kuralları ile Suç icad etmiş, Halkı yargılamış ve cezalandırmıştır,

Bu Vakıa Tarihe “ ENGİZİSYON MAHKEMELERİ “ vahşeti diye geçmiştir,

Birilerinin kendi kafalarına ve ideolojilerine göre Suç icad edip, yargılamasına ve cezalandırmasına

ENGİZİSYON VAHŞETİ denir, sonucu Toplum içinde Terör vahşiliğidir.

 

     İslam Dininde, Din Adamlarının veya Birilerinin : Kendi kafalarına göre, Din veya Devlet adına Suç icad

ederek Yargılama ve Cezalandırma yapması yoktur, İslam Dini bunu kesinlikle reddeder,

Bu gibi Din Adamlığı ve Ruhbanlık Sıfatları kurumlarının, İnsanlar üzerinde bir hakimiyet kurmasıda

söz konusu olamaz. İslam Dini Yukarıda sayılan Öğretilerin tamamını kesinlikle reddeder.

İslam Dininin Temeli Ayet ve Hadislerdir, Ayet ve Hadislere dayanmayan bir Hüküm Bir şey,

Kesinlikle İslam Dini değildir, Bir Hüküm, Bir Şey Ayet ve Hadislere dayanırkende,

Diğer Ayet ve Hadisleri ve Hükmünü ortadan kaldıran ve Yok eden değildir,

 

     İndirildiği dönemden sonra Yahudi Hahamlarının ve Hristiyan Papazlarının kendince uydurarak

Tahrip ve Tahrif ederek yazdığı, Yahudiliğin Kitabı TEVRAT ve Hristiyanlığın Kitabı İNCİL de,

Suç ve Cezayı bildiren Hükümler, Sosyal Hukuk ve Adalet Sistemini bildiren Hükümler,

Yargı ve Cezalandırmanın Devlet İdaresine ait olduğu Hükümler, Seçim Sistemi ve Demokratik olma Hükümleri,

Laiklik yani Devlet İdaresi işlerinin, ; Şekli ve Zamanı belirtilmiş İbadet işlerinden ayrı olduğu Hükümler yoktur,

Hahamların ve Papazların, Ruhban Din Adamlarının, Din adına İcad ettikleri Suçlar ve Cezalar vardır.

     Bunun İspatı, Hepsi Hristiyan oldukları halde ; KATOLİK, ORTODOKS, PROTESTAN ve SÜRYANİ

Mezheplerinin İncillerinin ayrı ayrı olmasıdır, tek benzerlik gösteren noktası Hepsinde Ruhbanlık vardır.

İslam Dininde Ruhbanlık yoktur.

 

            Yahudilikte :    Yahudilik Dini olan Museviliğe kabul edilme standardı olan,

                                   Sonradan Yahudi ve Musevi olunmaz, Yahudi Musevi doğulur gibi,

                                   Patrik, Haham ve Papazlara Diz çökmek ve Secde etmek gibi,

           

            Hiristiyanlıkta : Hiristiyanlık Dinine girmeyi kabul demek olan Vaftiz edilme gibi,

                                   Dinden çıkarılmak demek olan Afaroz edilme gibi,

                                   Günah Çıkartma, Kutsanma ve Kutsama, Kutsallık addederek İkonaları öpmek gibi,

                                   Ayinlerde Sadece Papazın İncil okuyup İbadet etmesi diğerlerinin Papazı seyretmesi gibi,

 

     İslam Dininin Asliyetinde : Papalık, Papazlık, Rahibelik, Mollalık, Şeyhlik, Müritlik, Tarikat Liderliği,

Tarikat Dedeliği ve Babalığı gibi Din Adamlığı Ruhbanlık Sıfatları ve Kurumları yoktur,

İslam Dinine atfedilen, yapıştırılmaya çalışılan, Şeyhlik ve Müritlik Kavramının aslı,

Şeyhlik Öğretmenliktir, Müritlik Öğrenciliktir, Kesinlikle Ayet ve Hadisleri terk edip,

Ruhban Din Adamlarına tabi olmak değildir,

 

     İslâmın Peygamberi Hz Muhammed, özel olarak seçtiği 40 Vahiy Kâtibine,

Cenabı Hak, Ayetleri vahiy ettiği anda, Sure ve Ayet sıralarına göre yine Bizzat İslâm Dininin Peygamberi

Hz Muhammed tarafından yazdırılmış ve Sahabilerin Hafızalarına aldırılmıştır.

İslamdaki Mezheplerin hepsinde ve Dünyanın neresine giderseniz gidin Kuranı Kerim Ayetleri değişmez

değiştirilemez, Kuranı Kerim Dünyanın her yerinde, noktasına ve virgülüne varıncaya kadar aynıdır.

 

 

     HALİFELİĞİN RUHBANLIK OLMADIĞI                                                YUNUS SURESİ AYET 14

“ Yeryüzünde Sizi, Halifeler, Devlet Başkanları yaptıkki, Nasıl davranacağınızı görelim, “ der.

 

     HALİFELİĞİN RUHBANLIK OLMADIĞI                                                HUUD SURESİ AYET 7

“ Allah Sizi Yarattıki, Hanginizin Daha Güzel işler yapacağı hakkında denenmektesiniz,  “ der,

 

     HALİFELİĞİN RUHBANLIK OLMADIĞI                                                EN”AM SURESİ AYET 165

“ Sizi Yeryüzünde İmtihan etmek için, Sizi Yeryüzünün Halifeleri, Devlet Başkanları, Devlet İdarecileri olarak,

Kiminizi Kiminizden, Seçmiş ve Seçilmiş olmakla Yetkili kılan Allahtır “ der.

 

     HALİFELİĞİN RUHBANLIK OLMADIĞI                                                İBNİ MACE HADİS No 2871

  Sahabeden Ebu Hureyre (ra) anlatıyor, Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve Sellem,

“ İsrail Oğullarının Dünya ve Ahiret işlerini, Dünya ve Din İşlerini, Peygamberler yönetirdi,

Ölen Bir Peygamberin yerini bir Başka Peygamber alırdı, Ancak ve Mutlak Benden Sonra Ne Benim yerimi

alacak Ne Bir Peygamber, Nede İslam Dininin yerini alacak Bir Din Gelmeyecek,

  Benden Sonra Sizin Üzerinize Halifeler, ( yani Devlet İdarecisi olarak, Her Milletin ayrı ayrı Yönetici,

Devlet Başkanları ) gelecektir ve sayılarıda Çoğalacaktır,” dedi,

Yanında bulunan Sahâbîler, Ay Allahın Rasulu, Halîfelerin, ( Devlet Başkanlarının veya adaylarının ) 

Sayısı Çoğalınca, Nasıl ve Ne yapmamız gereklidir ? O Zaman Ne yapmamızı Emredersin diye sordular,

Allah Rasulu, “ Bu Halifelerden, ( yani Devlet Başkanlarından ) Allah Zül Celalin Emirleri ve Benim Sünnetim

dahilinde Onlarından İlk Biat ettiğinize, İlk Seçtiğinize Sadık Kalın, İtaat edin, Onlara İtaat Haklarını verin,

Allah Zül Celal, Onların, Hak ve Adalet üzere Emir Verip vermediklerinide, Sizin Onların Hak ve Adalet üzere

olan Emirlerini Dinlemeyip, İtaat Edip Etmediğinizide, Sizin Onlar üzerindeki Haklarınızıda,

Onların Sizin üzerinizdeki haklarınıda Soracaktır, Allah Zül Celal, Onları, yaptıkları ve Yönettikleri İşlerle,

Sizleri, Hak ve Adaletli Emirlere İtaad edip etmediğinizle, Sorumlu ve Mesul tutacaktır, “ diye cevap verdi der,

 

     HALİFELİĞİN RUHBANLIK OLMADIĞI                                                RAMUZEL HADİS HADİS No C/1 S/9 H/8

  Sahabeden Cabir (ra)  anlatıyor, Allah Rasulu Sallalllahu Aleyhi ve Sellem,

“ Ebu Bekir Sıddıyk Vezirimdir ve Benden sonra Ümmetim üzerine Halifemdir,

Hattap oğlu Ömer, Benim lisanım üzerine konuşur, Osmanı Zinnureyn, Bendendir ve Ben de Osman danım,

Ebu Talibin Oğlu Ali, Amcamın oğludur, kardeşimdir ve Ehli Beytimdir,  Bayrağımın Hamilidir, “ dedi der,

 

     HALİFELİĞİN RUHBANLIK OLMADIĞI                                                BUHARİ HADİS No 1915

  Allah Rasulunun Hanımlarından ve Müminlerin Annesi Aişe (ra) anlatıyor,  Allah Rasulu Sallallahu Aleyhi ve

Sellem bana, Yâ Âişe, “ Ebu Bekirin oğlunla, Ebu Bekire haber göndererek Benden Sonra, Hilâfeti,

Devlet Başkanlığını, Ebû Bekire, Vâsıyyet etmeyi arzu ettim. Fakat Sonra,

Hilâfet dedikoducularının sözlerinden ve Hilâfet umanların temennîlerinden nefret ederek düşündüm ki,

Allah, Azze ve Celle, Ebû Bekir`den başkasının Halîfe olmasını Men`edebilir, Hilafeti vermeyebilir,

Yahud, Allah Azze ve Celle, Hilafeti, Halifeliği, Ebû Bekir`den başkasına Müyesser kılmayabilir, 

Mü`minler de Ebû Bekir`den başkasının Halîfe olmasını men` edebilirler, İstemeyebilirler,

Mü`minler, Ebû Bekir`den başkasını, Bî`at ve Mutâba`attan, Seçmekten ve Tabi olmaktan imtinâ edebilirler,

çekinebilirler, Hilafeti, Devlet Başkanlığını, Birine Vasiyet edersem,

Müslümanlardan Başka birininde Halife, Devlet Başkanı olabileceği men edilirse,

Vasiyet edilen, İyi Basiretli bir Devlet adamı olacak olmazsa,

Müminler arasına karışıklık, kargaşa, bozgunculuk ve nifak çıkacağını gördüm,

Hilafeti, Halifeliği, Devlet Başkanlığını birine Vasiyet etmekten vazgeçtim, “ dedi der.

 

     HALİFELİĞİN RUHBANLIK OLMADIĞI                                                RAMUZELHADİS HADİS No C/5 S/410 H/3

  Sahabe Kadınlardan Sevban (ra)  anlatıyor, Allah Rasulu Sallalllahu Aleyhi ve Sellem,

“ Bir Kimse Marufla Emreder, Münkerden Nehyederse,

O Allah'ın Yeryüzünde Halifesidir, Kitabının Halifesidir ve Rasulünün Halifesidir, “ dedi der,

 

     HALİFELİĞİN RUHBANLIK OLMADIĞI                                                CAMİUSSAGIR HADİS No 2420

  Sahabeden Enes Bin Malik (ra) Allah Rasulu Sallalllahu Aleyhi ve Sellem,

“ İdarecileriniz, Allah Zül Celalin, Yeryüzündeki Halifeleridir, Onu aldatan, Hak yoldan sapar,

Onun iyiliğini düşünüp yol gösteren ise doğru yoldadır, “ dedi, der,

 

     HALİFELİĞİN RUHBANLIK OLMADIĞI                                                METEALİBUL ALİYE HADİS No 2039

  Sahabeden Ebu Salebe El Huşeni (ra) Allah Rasulu Sallalllahu Aleyhi ve Sellem,

" Bu ümmetin başlangıcı Nübüvvet ve Rahmettir, ondan sonra Hilâfetle Rahmet dönemi başlayacaktır,

Hilafetten Sonra, Zulüm dolu Krallık, onun peşinden Azgınlık, Zorbalık ve Fesat dönemi başlayacaktır,” dedi der,

 

     Hilafet veya Halifelik, Ruhbanlık değildir veya Babadan Oğula geçen bir Vasiyet değildir,

Devlet Başkanlığıdır.Seçim Sistemi ile Devlet Başkanı seçilmesi, Demokrasi, Demokratiklik ve Laiklik,

Hiçbir Medeniyet Mitolojisinde yokken, Kuranı Kerimin Ayetlerinde ve İslam Dininin Peygamberi

Hz.Muhammedin Hadislerinde açık ve net olarak bildirilmiştir,

 

     İslam Dininin Peygamberi Hz. Muhammed ten sonra, Beş Halife, yani Beş Devlet Başkanı,

Hz. Ebu Bekir, Hz Ömer, Hz. Osman. Hz.Ali ve Hz. Hasan bu Seçim Sistemi ile Halife,

yani Devlet Başkanı olmuşlardır.  Bu Beş Halife şimdiki gibi,

Yargı dokunulmazlığı ve Yargı ayrıcalığı ile Sefahat ve Saltanat sürmekle değil,

“ Fırat kenarındaki bir koyunun, ayağının kayarak Nehre düşmesinden, ben sorumluyum “ diyen ve

İdaresi altındaki Toplumların tüm sıkıntılarını kendisi arayıp bularak ve dahi,

Devlet işi yaparken Devletin Mumunu, Namaz kılarken kendi Mumunu kullanma, hassasiyetinde LAİKLERDİ.

 

     Bizim Ecdadımız da, bu Laiklik anlayışı hassasiyetinden şaşmadan, İdaresi altındaki Toplumları,

Bu Laiklik anlayışı hassasiyetinden en ufak bir şaşma dahi göstermeden,

Toplumları bir biriyle zıtlaştırmadan, Cepheleştirmeden ve Tahriklere meydan vermeden İdare etmişlerdir,

Şayet, Halifelik ve Hilafet, Ruhbanlık olsa idi, aynı zamanda Halife olan Osmanlı Padişahları,

İlim sahibi Alimlerin, Bilginlerin önünde, Ders almak, Fikir almak için Diz çökmezdi.

 

     Yeni Türkiye Cumhuriyeti Devletimiz kurulduğunda,  Atatürk, Tevhidi Tedrisat Kanununu,

yani Dini Eğitimin ve Öğretimin Diğer derslerle birleştirilmesi Kanununu çıkarmakla,

Ruhbanlık Eğitimi ve öğretimi vermeye başlayan Tekke ve Zaviyeleri kapattı,

Halifeliği ve Hilafeti, Resmen kaldırdı,

     Lakin, Halifeliğin Bir İslam Birliği Sıfatı bulunduğunu ve Gelecekte birdaha telafi edilemeyecek kadar

İslam Birliğinin bozulabileceğini, İslam Ülkelerinin, Haçlılar ve Yahudiler karşısında

Çok zayıf ve kuvvetsiz kalacağını, Param Parça Parçalanacağını düşünmedi, !!!

Hilafet Kaldırılmazdan Önce Bütün Dünya Müslümanları Osmanlı Hilafetine Bağlı idi,

Zira Bugün Hilafet Kurulmaya kalkılsa, Hiçbir Ülke Diğer Bir Ülkedeki Hilafet Makamını Kabul edermi, ?

 

     Türklerin : Devlet Rejimlerinde ve Sistemlerinde bu zamana kadar,

başka rejimlerin ve sistemlerin etkisi altında kalması, Onun himayesine girmesi, gibi bir korku Fobisi yoktu.

Bugün Rejimden ve Sistemden yana bir korku Fobisi varsa,

Gaflet, Dalalet ve Hatta Hıyanet içinde bulunan Bunak İktidar sahiplerinin,

Siyasilerin ve Medyanın İdeolojik Kimlik, Kişilik Zafiyeti Bunalımı, Şizofrenik Paranoya hastalığı değilmi ?

 

     Osmanlı Devletimizde, Devşirme Ocağından yetişen ve Sırp Asıllı ve dahi Kıbrıs Fatihi olan,

Sokullu Mehmet Paşa, Padişahlıktan sonra En yüksek Devlet Makamı olan Sadrazamlığa,

yani Başbakanılığa gelebiliyor iken, Osmanlı Askeriyesinde ve İdaresinde,

Ermeni ve Yahudi Paşalara Hiçbir ayrımcılık ve bölücülük yapılmazken,

Bugün : Kamusal Alan Kavramları adı altında, Devletine İtaat ve Hizmet ederek, İbadetlerini yerine getirmeye

çalışan İnsanlarımızı, İrticai faaliyet yapıyor uydurmaları ile, Temel Hak ve Hürriyetleri Gasp ediliyor,

ayrımcılık yapılıyor, bölücülülük yapılıyor, Anayasal olarak, Devlet İdaresinde bulunma, Memuriyet yapma,

Kamu hizmetinde bulunma hakları, İrticacı damgası ile, Amirlerin, İnfaza Yargı uydurması ile,

İtiraz dahi edilemeyecek ve başka yerde İş bulamayacak şekilde görevinden atılıyor,

Eğitim ve Öğrenim göremeyecek şekilde Okullarından atılıyor,

Anayasal, Demokratik, Laik ve Sosyal Hukuk Devleti nerede ? Siz bu Laiklik anlayışını anlayabildinizmi ?

Osmanlıdaki bu Laiklik anlayışına ulaşabildinizmi ?

 

     Tarihte : Ecdadımızın Kurduğu Devletlerde ve Osmanlı Devletinde, Devletin ve Devlet İdarecilerinin :

Halkın, Dini ve Sosyal Yaşantısı ile bir proplemi ve aykırılığı yoktur, Hangi Milletten ve Hangi İnanışta olursa

olsun, Devlet İdaresinde : Toplumları birbirine düşman eden saçma sapan yasaklar getirilmemiş, aksine 

Toplumların kendi inançları gereğini yapmalarına özen gösterilmiştir,

 Ayrı Dinde ve Ayrı İnanışta olan Milletleri, Yüzyıllarca aynı İdare altında,

Toplumsal çatışmalara yol açmadan, Toplumsal Huzur içinde, Rahat içinde, yaşamalarını temin etmiştir,

Şimdiki İdarecilerimiz, Kendi Toplumumuz içinde aynısını yapıyormu ?

 

     Tarihdeki Devletlerimizde ve Din Devleti olduğu ileri sürülen Osmanlı Devletimizde,

Kime ve Zorla, İslam Dini kabul ettirilmeye çalışılmıştır ?

İdare zoru ile, Kanun zoru ile ve Saçma sapan yasaklarla, Kimin,

Mensubu olduğu Dinin gereklerini yerine getirmesine, engel olunmuş ve bu hürriyetleri yok sayılmışmıdır ?

Şimdiki Bizim İdaremiz , Bize : Dinimizin Sosyal Yaşam biçimini kısıtlayıp, yasaklayıp ve teçrit edince,

Laikliği İthal ettiğimiz Fransa da, İslam Dininin Sosyal Yaşam biçimine, Türbana yasaklama ve kısıtlama getirir,

Hani, Ecdadımızdaki Laiklik, Hani Fransadaki Laiklik, Hani Şimdi Bizde uygulanan Laiklik ?

 

     Osmanlı Devletimizde : Devlet Başkanlığı, Padişahlıktı, Lakin, Devlet adına bir iş yapılırken, karar alınırken,

Osmanlı Devleti Yasama Organı olan, Divanı Hümayunda, İNSANLIK MECLİSİNDE,

Devlet Adamlarının tamamının görüşleri alınır, Hak ve Sosyal Adalet ilkeleri dahilinde getirdikleri dayanaklara

göre, Doğru olan çoğunluğun fikirleri neticesinde Demokratik olarak Kararlar alınırdı,

Osmanlı Devleti, Padişahlıktı, Lakin Diktatörlük değildi,

Şimdi Makam yetkisini eline geçiren, Ben Ne dersem O olur diyor, adı Demokratik Fiil, Despot Diktatörlük !!!

 

     Laiklik ve Laik Eğitim ve Öğrenim ve Cumhuriyet kazanımları kavramları adı altında,

Anayasal Devlet Yetkisini, İdeolojik ve Partizan olarak kötüye kullanan,

İslam Dinini : Sosyal Yaşamı ve İbadetleri olmayan, yok sayan bir İnanç Sistemi olarak gösteren ve uygulayan,

İslam Dininin Hiçbir İbadetini ve Sosyal Yaşamını karşısında görmek istemeyen, Çağ dışı olarak niteleyen,

Din Eğitim ve Öğrenimini kısıtlayan yasaklayan ve engelleyen, gerek Siyasilerin, gerek Dinci gibi gözüken ve

İslam Dinine saygısı lafta olan soyunu reddeden Demokratların, İdarecilerin yetki diktatörlüğüne,bırakmıyormu?

 

     Laiklik taraflılığı adına, İrticai faaliyet ve Laiklik ve Laik Eğitim ve Öğretim, Kavramları adı

altında, İslam Dinine, Kuranı Kerim ve Ayetlerine, İslam Dininin Peygamberi Hz.Muhammedin Hadislerine,

İslam Dininin İbadetlerine, Ezan, Namaz, Oruç, Haç ve Türban İbadetlerine ve Mukaddesata,

1400 yıl önceki karanlık, Kara kitap, Bu adamları belliycez, Yarasalar, Yobazlar, Kökten Dinciler, Aşırı Dinciler,

Çağdışı adamlar, Karanlık Kafalılar, İrticacılar, Takiyyeciler, Beyin yıkayıcılar, Bir Metrelik bezin peşine

düşenler, Tarikatcılar, Laiklik ve Rejim düşmanları diye, Çirkef bir Siyasetle,

Milletin Manevi değerlerine hakaretlerle saldıranlara, Sen İftira ve Hakaret ediyorsun denilemiyor,

 

     Toplumumuz, Doğru Toplum ve Temel Din Eğitimi ve Öğretimini, Toplumsal Sosyal Vatandaşlık bilgilerini,

Temel Türk Tarihi Eğitimi ve Öğretimi, Temel Kimliğimiz ve Kişilik Eğitimini,

Türk Bilimi ve Sosyal yaşama geçiriliş şekli ve Türk Medeniyetini,

Tam ve Doğru ve Nitelikli olarak, İdeolojilerden arındırılmış şekilde, Devletimizin Okullarında,

Devletin Eğitim ve Öğretim Kurumlarında, Zorunlu Temel Eğitim ve Öğretimde, Diğer Derslerle birlikte ve

birbirlerine olan alakaları dahilinde, Doğru ve gerçek bir müfredatla birleştirilerek öğrenirlerse,

Sizinde hoşlanmadığınız, benimde hoşlanmadığım, Şuursuzluk, Bilinçsizlik ve tamamen cahillikten oluşan

boşluğu kullanan İnsanlar ve Zümreler, kendiliğinden ortadan kalkacaktır.

Oluşturulmaya çalışılan, Laik Devlet İdeolojisi ve Laik Eğitim Öğretim adı altında

Din Eğitimi ve Öğretiminin kısıtlanması ile veya başka yolla değil.

 

     İnancının gereğini Öğrenmeyen, Öğrenmek istemeyen, yaşamayan,

yaşadığının doğru inanç olduğunu zanneden, Şimdiki Laik Zümreler,

Laikliği : İnançsızlıklarına inanmak olarak gördüklerinden,

Laikliği : Dinin Sosyal yaşantısını Toplumdan soyutlamak ve İbadetlerin reddedilmesi olarak gördüklerinden,

Laikliği : Şahsı, Dininin Sosyal yaşantısından, kısıtlanarak uzaklaştırılması olarak gördüklerinden,

Laikliği : Din Eğitimi ve Öğretimini, kısıtlamak ve çarpıtmak olarak gördüklerinden,

İslam Dinin Sosyal yaşam biçimi ve İbadetlerini, İrticai faaliyet ve Laiklik karşıtı eylem olarak nitelendiriyor,

İslam Dininin İbadetlerini ve Sosyal yaşam biçimini, Devlet adına Suç olarak icat ediyor ve nitelendiriyor,

Kişiyi ve Toplumu bunlardan dolayı, Yargılıyor, cezalandırıyor, Toplumdan tecrit ediyor.

Akılsız, Mantıksız saçma sapan yasaklamalar ve kısıtlamalar getiriyorlar. Laikliği, Dinsizlikmiş gibi uyguluyorlar,

Bu vakıa, Sosyal Hukuk ve Adalet İlkelerine bağlı Devlet anlayışı ile taban tabana zıt değilmi ?

Bu vakıa, Türk Milletinin, Ülkesi ile bölünmez bütünlüğünün parçalanması demek olan Sosyal Terör değilmi ?

 

     İnancının gereğini öğrenmeyenler, Öğrenmek istemeyenler, yaşayamayanlar,

Yaşadığının Doğru İnanç olduğuna inanmak zorunda kalır,

İslam Dininin İnancını ve İbadetlerini, Tam ve Doğru olarak öğrenmeyenler, Öğrenmek istemeyenler,

yaşamayanlar, yaşadıklarının doğru inanç ve ibadet olduğuna inanır,

İnancın ve İbadetin ne olduğunu bilmedikleri ve İbadetleri olmadığı için, İbadet ve Devlet işlerini ayırt

edemezler, Ancak ve ancak, İslam Dininin İcaplarını, İbadetlerini öğrenenler ve yerine getirenler,

Din ve Devlet işlerini birbirinden ayırt edebilirler,

 

     İnancının gereğini öğrenmek ve yaşamak istemeyenler,

Yaşadığının Doğru İnanç olduğuna inanmak zorunda kalır,

Toplumda : Sosyal Yaşam ve Din Kuralları ve Din Eğitimi ve Öğretimi :

Devlet Okullarında birbirinden ayrılırsa, Soyutlanırsa, aşağıdaki sapıklıklar ortaya çıkar,

Din ve Sosyal Yaşam Kuralları olarak yerleşir,

Şayet, Ayetlerdeki ve Allah Rasulunun Sözleri Hadislerdeki, Düşünceyi, Felsefeyi, Siz anlamaya çalışmazsanız,

Tartışmazsanız, Ayet ve Hadislerin Düşüncesini, Felsefesini, Tartışmasını,

Münafıklar, Münafık Din Adamları Münafık Basın ve Medya yapar,

Düşüncesi ve Felsefesi olmayan bir adam, Köyün altında bir yalan atar, üstüne çıkar kendide inanır,

Onların, Çirkef Düşünce, Felsefesinde ve Tartışmasında boğulur kalırsınız,

Fakat, Tartışma yaparkende, Adam Gibi Tartışma yapacaksınız, başka şekilde değil !

 

  Kuranı Kerim anlatılıyor, Kuranı Kerim Ayetlerinin, Nasıl anlattığı YOK !!! Anlatımın içinde Ayet Hükmü YOK !!!

Allah Rasulu anlatılıyor, Allah Rasulunun, Kendisini Nasıl anlattığı YOK !!! Anlatımın içinde Hadis Hükmü YOK !!!

Kuranı Kerimdeki, Hadislerdeki, İslam Dinindeki bir Hüküm anlatılıyor, Anlatımın içinde Ayet, Hadis Hükmü YOK

Okullarda, okutulan Din Dersi var, Veriliyor, Kitabında, İçinde Ayet Hadis Hükmü YOK !!!

Edep ve HAYA, Allaha ve İnsanlara Sevgi ve Saygı anlatılıyor, Anlatımın içinde Ayet ve Hadis Hükmü YOK !!!

     Anlatımın içinde Ayet ve Hadis olsa dahi, Ayet ve Hadisi anlatan, Ayet ve Hadislerdeki Hükümleri,

Hikayeleştiriyor, Masallaştırıyor, anlamsız bir şekle getiriyor, Hikaye ve Masal olduğundanda

İlgi ve Alaka kalmıyor, Onun içinde Ne anlatanda nede Dinleyende,

Ayet ve Hadisin, hiçbir mana, anlam ve verdiği Hükmü kalmıyor,

 

     Kuranı Kerim ve Hadis Tercümelerine ulaşılabilmesi Çok zor, yada İmkansız bir şey değildir,

Kuranı Kerim Ayetlerinden ve Allah Rasulunun Sözlerinden, Hadislerinden,

Kendilerini Nasıl anlattıkları, Nasıl tanımladıkları Ayet ve Hadisleri Okuyun Öğrenin Alın Verinki,

Üzerinde Düşünmeyi, Felsefe yapmayı, Tartışmayı, birazda kendiniz yapın, Yani,

Aynı Ayet ve Hadislerdeki yönlerden, Adreslerden, Ticaretle ilgili olanları, Ticaret adamları görür,

Mevzuatla ilgili olanları, Mevzuat adamları görür, Tıp la ilgili olanları Tıp adamları görür,

Teknoloji ile ilgili olanları, Teknoloji adamları görür, Tarihle ilgili olanları, Tarih adamları görür,

Sosyoloji ile ilgili olanları, Sosyoloji adamları görür, Askerlikle ilgili olanları, Asker olanlar görür,

Bunun gibi diğer alanlarıda sıralayın,

 

     Ancak ve Ancak, Allah Zül Celalin Kitabı Kuranı Kerim ve Allah Rasulu Hz Muhammed

Sallallahu Aleyhi ve Sellemin ifadeleri, Sözleri, Hadisleri, Sünnetleri, sayamayacağınız kadar anlam ve Adres

taşır, Kuranı Kerimdeki Ayetlerin ve Allah Rasulunun Sözlerinin, Hadislerinin,

Düşüncesinin, Felsefesinin, Daha üstünü ve Daha Doğrusu yoktur, Bulamazsınız,

Kuranı Kerim Ayetlerinde ve Allah Rasulunun Sözlerinde, Hadislerinde, sayamayacağınız kadar çok,

Düşünce, Felsefe ve Adres vardır, Mesela, sadece Topraktan çıkanı sayabilirmisiniz ?

 

     Yahudiliğin Kitabı TEVRAT ta Hiristiyanlığın Kitabı İNCİL de, böyle Çeşitli yönler,

Çeşitli anlamlar ve adresler Yoktur, Yahudilerin Tahrip ettiği Tevratta, Hiristiyanların Tahrip ettiği İncilde,

İnsan İfadelerinde, Sözlerinde böyle çeşitli Yönler Anlamlar çıkması mümkün değildir ve mümkün olamaz,

İnsan İfadelerinde böyle çeşitli yönler, Anlamlar, Adresler varmıdır ?

İslam Dininin Nasıl bir Mucize olduğunu anlayabildinizmi ?

 

     Akla, Mantığa, Bilime aykırı bir tek Ayet yada Hadis yoktur,

Şu Ayet yada hadis Akla ve Mantığa aykırı diyorsanız, O Konuda sizin Aklınız yada Mantığınız tıkalıdır,

O konuda Aklınızı ve Mantığınızı açmanız lazım, İşine gelmeyen, İşine gelmeyen şeyi anlamak istemez,

anlamaz İşinize gelmeyen, Ayet ve Hadislere, Akla ve Mantığa Aykırı demek,

bunu Söyleyenlerin ve Tastik edenlerin Sapıklığı ve Sapıtmışlığıdır.

 

     Bir Ayet veya Bir Hadis okursunuz veya Dinlersinizde, Ne anlattığını Ne Hüküm verdiğini O anda

anlamayabilirsiniz, Şayet Sizin Niyetiniz Samimi olarak O Ayet veya Hadisin Ne anlattığını ve Ne Hüküm

verdiğini anlamak ise, Allah Zül Celal Sizin önünüze bir şekil getirir ve O Ayet veya Hadisin Hükmünü anlarsınız,

Ben bunu çokca yaşadım Ya Siz ?

Kendini Akıllı ve Aydın zannedenler ! Bazı şeyleri anlamanız için Size, “ Kıral Çıplak “ diyen bir Çocukmu lazım ?

 

     Kuranı Kerim Ayetleri ve İslam Dininin Peygamberi Hz. Ahmet, Mahmud, Muhammed, Mustafanın Sözleri,

Hadisleri, Sünnetleri Şeriat Kanunudur,  Yazımın Başından Sonuna Kadar olan,

Bu Ayet ve Hadisler ŞERİATI TANIMLAMAKTADIR,  Yukarıdaki Ayet ve Hadisler, Manevi Şeriat Kanunudur,

 

    Kuranı Kerim ve Şeriat, İlim Kitabıdır, Kuranı Kerim ve Şeriat, Şifa Kitabıdır,

Kuranı Kerim ve Şeriat, İnsanlık Kitabıdır, Kuranı Kerim ve Şeriat, Ahlak Kitabıdır,

Kuranı Kerim ve Şeriat, Eğitim ve Öğrenim Kitabıdır, Kuranı Kerim ve Şeriat, İlkeler Kitabıdır,

Kuranı Kerim ve Şeriat, Sosyal Hukuk ve Sosyal Adalet Kitabıdır, Kuranı Kerim ve Şeriat, Demokratiklik

Kitabıdır, Kuranı Kerim ve Şeriat, Temel Hak ve Hürriyetler, İlkeler, Sosyal Hukuk ve Sosyal Adalet,

Medeniyet Kitabı olduğu için,  ANAYASA  KİTABIDIR.

 

     İslam Dini, Toplum İdaresinin : Sosyal Hukuk ve Adalet İlkelerine ve Toplum içinde İnsan haklarına,

Bilimdeki esaslara, Akla ve Mantığa, Demokratik ve Laik bir şekilde yapılanmasını emreder.

 

      SİYASET : Kavram Kargaşaları ile Yalan, İftira, Hakaret, Hizipler üretmek değil,

Devletine ve Milletine hizmet etmek demektir,

İslam Dini, Yani Şeriat : Çirkef bir Siyasetle, Milletin Tüm Manevi değerlerine, Hakaretlerle saldıranlara,

O Çirkef Siyasetlerine, Her yönden yapılan Çirkef saldırılara karşı kendini savunur, Asli Siyasetle cevap verir,

 

     ANAYASAMIZ HÜKÜMLERİNDE LAİKLİK ANLAYIŞI NEDİR ?

 

     ANAYASAMIZIN 10. maddesi :

Herkes : Dil, Irk, Cinsiyet, Siyasi düşünce, Felsefi İnanç, Din, Mezhep ve benzeri sebeplerle, ayrım

gözetilmeksizin, Kanunlar ( Anayasa Hükümleri ) Önünde eşittir, Hiçbir kişiye, Aileye, Zümreye veya Sınıfa,

imtiyaz tanınamaz, Devlet Organları ve İdare Makamları, Bütün işlerinde,

Kanunlar önünde Eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek Zorundadır, der,

 

     ANAYASAMIZIN 12. maddesi :

Herkes : Kişiliğine bağlı, DOKUNULAMAZ, DEVREDİLEMEZ ve VAZGEÇİLEMEZ

Temel Hak ve Hürriyetlere sahiptir, Temel Hak ve Hürriyetler : Kişinin :

Topluma, Ailesine ve Diğer Kişilere karşı Ödev ve Sorumluluk larınıda ihtiva eder, der,

 

     ANAYASAMIZIN 15. maddesi :

Kişinin : Yaşama hakkına, Maddi ve Manevi Varlığının bütünlüğüne, DOKUNULAMAZ,

Bunlardan dolayı Suçlanamaz, der,

 

     ANAYASAMIZIN 20. maddesi :

Herkes, Özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir, der,

 

     ANAYASAMIZIN 17. maddesi :

Herkes : Yaşama, Maddi ve Manevi Varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir,

Kimse : İnsan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz, der,

 

     ANAYASAMIZIN 26. maddesi :

Herkes, Düşünce ve Kanaatlerini :

Söz, Yazı, Resim veya başka yollarla, tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir, der,

 

     ANAYASAMIZIN 27. maddesi :

Herkes : Bilim ve Sanatı, serbestce öğrenme ve öğretme, açıklama, yayma ve bu alanda her türlü araştırma

yapma hakkına sahiptir, der,

 

     ANAYASAMIZIN 42. maddesi :

Kimse : Eğitim ve Öğrenim Hakkından yoksun bırakılamaz,

Eğitim ve Öğrenimim Kurumlarında, Sadece Eğitim, Öğretim, Araştırma ve İnceleme ile ilgili faaliyetler

yürütülür, bu faaliyetler her ne olursa olsun, Engellenemez, der,

 

     Türk olmayan bir Yabancının, Türk Vatandaşlığına girmesi için bir zorlama varmı ?

Fakat Türk Vatandaşı oluncada, Türk Anayasa ve Kanunlarınna uyması Zorunlu değilmi ?

Askeri disipline uymayan veya kendine uyduran bir İnsana Asker denilemeyeceği gibi,

Ben Müslümanın diyeninde, İslam Dininin Maneviyatına uyma ve

İslam Dininin Maneviyatını maddi olarak yaşama arzusundan daha doğal ne olabilir ?

 

     ANAYASAMIZIN 1. maddesi : Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir, der,

 

     ANAYASAMIZIN 2. maddesi :

Türkiye Cumhuriyeti,Toplumun Huzuru, Milli dayanışma ve Adalet anlayışı içinde, İnsan Haklarına Saygılı,

Atatürk Milliyetciliğine ve Anayasanın başlangıçtaki Temel İlkelere dayanan,

Demokratik, Laik ve Sosyal bir Hukuk Devletidir, der,

 

     ANAYASAMIZIN 5. maddesi : DEVLETİN, AMAÇ ve GÖREVLERİ :

TÜRK MİLLETİNİN Ülkesi ve Milleti ile Bütünlüğünü ve Bölünmezliğini, Bağımsızlığını, Cumhuriyeti ve

Demokrasiyi korumaya, Kişilerin, Toplumun, Refah, Huzur ve Mutluluğunu sağlamaya çalışmaktır,

Kişinin : Temel Hak ve Hürriyetlerini, Sosyal Hukuk Devleti ve Adalet ilkeleri ile bağdaşmayacak suretle

sınırlayan, Siyasal, Sosyal ve Ekonomik engelleri kaldırmaya çalışmaktır

İnsanın : Maddi ve Manevi Varlığının gelişmesi için, gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır, der,

 

     ANAYASAMIZIN 19. maddesi :

Herkes : Kişi hürriyeti ve güvenliğine sahiptir, Şekil ve Şartları Kanunda gösterilen hallerin dışında,

Yutuklama ve Cezalandırma hallerinin dışında, Tedavi, Eğitim ve Öğrenim Hak ve Hürriyetleri gibi,

Kimse Hürriyetinden yoksun bırakılamaz der, Her Ne sebeple olursa olsun, Hürriyeti Kısıtlanan Kişi :

Kısa sürede, Durumu hakkında karar verilmesi ve bu kısıtlamanın kanuna aykırılığı halinde

hemen serbest bırakılmasını sağlamak amacıyla Yetkili bir Yargı merciine başvurma hakkına sahiptir, der,

 

     ANAYASAMIZIN 70. maddesi :

Her Türk : Kamu Hizmetine girme hakkına sahiptir, Kamu Hizmetine alınmada,

( ve dahi Eğitim ve Öğretime ve Hizmetine alınmada )

Görevin gerektirdiği niteliklerden başka hiçbir ayrım gözetilemez, der,

 

     ANAYASAMIZIN 50. maddesi :

Küçükler ve Kadınlar, çalışma şartları ( Kılık Kıyafet, Eğitim ve Öğrenim Şartları ) bakımından,

Özel olarak korunurlar, der,

 

     ANAYASAMIZIN 124. maddesi :

Başbakanlık, Bakanlıklar ve Kamu Tüzel kişileri, kendi görev alanlarını ilgilendiren Kanunların ve Tüzüklerin

uygulanmasını sağlamak şartıyla Yönetmelikler çıkarabilirler, der,

 

     ANAYASAMIZIN 131. maddesi :

Yüksek Öğretim Kurumlarının, Öğretimi planlamak, düzenlemek, yönetmek, denetlemek,

Yükseköğretim Kurumlarındaki, Eğitim ve Öğretim ve Bilimsel faaliyetleri yönlendirmek,

Bu Kurumların, Kanunda belirtilen amaç ve İlkeler doğrultusunda kurulmasını geliştirilmesini,

Öğretim elemanlarının yetiştirilmesi için planlama yapmak maksadı ile Yüksek Öğretim Kurulu kurulur, der,

 

     ANAYASAMIZIN 130. maddesi :

Üniversiteler ile Öğretim Üyeleri ve Yardımcıları :

Serbestce ve Her türlü Bilimsel araştırma ve yayında bulunabilirler, ancak bu yetki : Devletin varlığı ve

Bağımsızlığı, Milletin Ülkesi ile Bölünmez Bütünlüğü aleyhinde faaliyette bulunma serbestliği hakkı vermez, der,

 

     ANAYASAMIZIN 40. maddesi :

Anayasa ile tanınmış : Hak ve Hürriyetleri İhlal edilen Herkes,

Yetkili Makama geciktirilmeden başvurma imkanının sağlanmasını isteme hakkına sahiptir, der,

 

     ANAYASAMIZIN 74. maddesi :

Vatandaşlar : Kendileriyle veya Kamu ile ilgili dilek ve şikayetleri hakkında,

Yetkili Makamlara ve Türkiye Büyük Millet Meclisine bir yazı ile başvurma hakkına sahiptir, der,

 

     ANAYASAMIZIN 39. maddesi :

Kamu Görev ve Hizmetinde bulunanlara karşı,

Görev ve Hizmetin yerine getirilmesi ile ilgili olarak yapılan isnatlardan dolayı açılan hakaret davalarında,

Sanık : İsnadın doğruluğunu ispat hakkına sahiptir, der,

İspat isteminin kabulu, İsnat olunan Fiilin doğru olup olmadığının anlaşılmasında,

Kamu Yararının bulunmasına, Şikayetcinin İspata razı olmasına bağlıdır der,

 

     ANAYASAMIZIN 24. maddesi :

Herkes : Vicdan, Dini İnanç ( İbadet ) ve Kanaat Hürriyetine Sahiptir, der,

Kimse, İbadete, Dini Ayin ve Törenlere katılmaya, Dini İnanç ve Kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz,

Kimse, Dini İnanç ve Kanaatlerinden ( İbadetlerinden ) dolayı kınanamaz ve Suçlanamaz, der,

  Din ve Ahlak Eğitim ve Öğretimi : Devletin gözetimi ve denetimi altında yapılır,

Din ve Ahlak Eğitim ve Öğretimi : İlk ve Orta Öğretim kurumlarında okutulan Zorunlu dersler arasında yer alır,

Bunun dışındaki Din Eğitimi ve Öğretimi, ( Diğer Dinler Eğitimi ve Öğretimi ) ancak Kişilerin kendi isteğine,

Küçüklerin Kanuni Temsilcilerinin talebine bağlıdır, der,

14, madde Hükümlerine aykırı olmamak şartıyle, İbadet, Dini Ayin ve Törenler Serbesttir, der,

  Kimse : Her Ne Suretle olursa olsun, Din veya Din Duygularını,

Dince Kutsal sayılan şeyleri İstismar edemez ve kötüye kullanamaz, der,

Kimse, Devletin : Sosyal, Ekonomik, Siyasi veya Hukuki düzenini, Kısmende olsa,

Din Kurallarına dayandırma veya Siyasi ve Kişisel Nufuz sağlama amacıyla kullanamaz, der,

 

     ANAYASAMIZIN 14. maddesi :

Anayasada yer alan Temel Hak ve Hürriyetlerden hiçbiri,

Temel Hak ve Hürriyetleri Yok etmek amacıyla kullanılamaz der,

Anayasamızın hiçbir hükmü, Anayasada yer alan Temel Hak ve Hürriyetleri yok etmeye yönelik bir faaliyette

bulunma hakkı verir şeklinde yorumlanamaz der,

Devletin : Ülkesi ve Milleti ile Bölünmez Bütünlüğünü bozmak, Türk Devletinin varlığını tehlikeye düşürmek,

Devletin : bir Kişi veya Zümre tarafından yönetilmesini veya Sosyal bir Sınıfın,

                Diğer Sosyal Sınıflar üzerinde egemenliğini sağlamak amacıyla kullanılamaz der,

Dil, Irk, Din ve Mezhep ayrımı yapmak, Sair herhangi bir yoldan,

bu Kavram ve görüşlere dayanan bir Devlet düzeni kurmak amacıyla kullanılamazlar, der,

 

     Dini İbadetlerden hiçbiri Anayasamızın 14. maddesine muhalif veya aykırı değildir olamaz,

Dini İnanç ve Kanaatlerin açıklanmaya zorlanamayacağı, Kanaatlerinden, İbadetlerinden dolayı

kınanamayacağı, Suçlanamayacağı gibi, Dini İnanç, Kanaatler, İbadetler açıklanmak zorunda kalındığında da,

Herhangibir Yasaklama ve Cezai Müeyyide uygulanamaz, Dini İnanç, Kanaatler, İbadetler  Anayasamızın 14 cü

maddesine aykırı olmadığı halde, Bir Yasaklama ve Cezai Müeyyide uygulanırsa,

Demokratik ve Laik, Sosyal Hukuk ve Adalet Devleti ilkelerini yok etmek değilmidir ?

Bu Rejim sorunu değil, Anayasal ve Hukuki bir sorun değilmidir ?  Bunun adı hangi Anayasa ve Hukuk olur ?

 

     ANAYASAMIZIN 13. Maddesi : Temel Hak ve Hürriyetler :

Devletin : Ülkesi ve Milleti ile Bölünmez Bütünlüğünü, Milli Egemenliği, Cumhuriyeti, Milli Güvenliği,

Kamu Düzenini, Genel Asayişi, Kamu yararını, Genel Ahlakı ve Genel Sağlığın korunması amacı ile,

ayasanın ilgili maddelerinde öngörülen özel sebeplerle, Anayasanın Sözüne ve Özüne uygun olarak

sınırlanabilir, ( MAHKEME KARARLARI İLE DEĞİL ) der, Temel Hak ve Hürriyetlerle ilgili,

Genel ve Özel Sınırlamalar, Demokratik Toplum Düzeninin gereklerine aykırı olamaz,

Ön görüldükleri amaç dışında kullanılamaz, der,

 

     ANAYASAMIZIN 32. maddesi :

Düzeltme ve Cevap Hakkı : Kişilerin Haysiyet ve Şereflerine Dokunulması veya Kendileri ile ilgili gerçeğe aykırı

yayınlar yapılması halinde tanınır ve Kanunla düzenlenir, der,

 

     ANAYASAMIZIN 153 cü Maddesi,

     Anayasa Mahkemesi, Bir Kanun veya Kanun Hükmünde Kararnamenin tamamını veya bir hükmünü

İptal ederken, Kanun koyucu gibi bir hareketle, yeni bir uygulamaya yol açacak biçimde hüküm tesis edemez,

Yasama, Yürütme ve Yargı Organlarını, İdare Makamlarını, Gerçek ve Tüzel kişileri bağlar, der,

 

     ANAYASAMIZIN 11. maddesi :

Anayasa Hükümleri : Yasama, Yürütme ve Yargı Organlarını, Mahkemeleri,

İdare Makamlarını ve Diğer Kuruluş ve Kişileri bağlayan : TEMEL HUKUK KURALLARI dır,

Kanunlar, ( MAHKEME KARARLARI, KILIK KIYAFET YÖNETMELİĞİ ) ANAYASAYA aykırı olamaz, der,

 

     ANAYASAMIZIN 38. maddesi :

Kimse : Kanunun Suç saymadığı bir Fiilden dolayı cezalandırılamaz,

İdare : Kişi Hürriyetinin kısıtlanması sonucunu doğuran bir müeyyide uygulayamaz, der,

 

     Yani : Türkiye Cumhuriyeti Devleti : Devleti eline geçiren Zümrelerin,  İdeolojisine göre kısıtlamalar,

Yasaklamalar getiren Engizisyon Devleti değildir, der,

 

     ANAYASAMIZIN 129. maddesi :

Memurlar ve Diğer Kamu Görevlileri : Anayasa ve Kanunlara, Sadık kalarak faaliyette bulunmakla

yükümlüdürler, Memurlar ve Diğer Kamu Görevlileri ile Kamu Niteliğindeki Meslek Kuruluşları,

bunların Üst Kuruluşları mensuplarına, Savunma hakkı tanınmadıkca, Disiplin cezası verilemez, der,

 

     ATATÜRK İLKELERİNDEN olan INKILAP KANUNUMUZ olan ve Anayasamıza göre Korunması gereken

TEVHİDİ TEDRİSAT KANUNUN, LAİKLİK ANLAYIŞI NE DİR ?

 

1 ci madde : Türkiye dahilindeki bütün ilmiye, Tedrisiye müeessesatı, MAARİF VEKALETİNE merbuttuttur der,

 

2 ci madde   :  Şeriye ve Evkaf Velkaleti, veyahut Hususi Vakıfalar tarafından İdare olunan,

                        bilcümle Medrese ve Mektepler, Maarif Vekaletine devir ve Raptedilmiştir, der,

 

4 cü madde  :  Maarif Vekaleti, Yüksek Diniyat mütehassısları yetiştirilmek üzere,

                        Darülfununda bir İlahiyat Fakültesi tesis ve İmamet ve Hitabet gibi,

                        Hidematı Diniyenin ifası vazifesiyle, mükellef memurların yetişmesi için de,

                        aynı Mektepler küşat edecektir, der,

 

7 ci madde    : İş bu Kanunun, İcrayı ahkamına, İcra Vekilleri memurdur, der,

 

     Yani : Dini Eğitim Öğretimde dahil olmak üzere, Türkiyedeki Bütün Eğitim ve Öğretim,

Milli Eğitim Bakanlığına bağlı Devlet Okullarında ve Üniversitelerde yapılmak zorundadır, der,

Aynı mektepler, yani okullar küşat edilirken, Aynı okullar açılırken,

aynı dereceye, statüye ve aynı eşitliğe sahip olur, dileyen dilediği Liseye gider veya sonra değiştirir,

( başka kurum ve kuruluş karışamaz, İşte Gerçek Laiklik burada başlar )

 

     ATATÜRK İLKELERİNDEN olan, INKILAP KANUNUMUZ olan ve Anayasamıza göre Korunması gereken

BAZI KİSVELERİN GİYİLEMEYECEĞİNE DAİR, KILIK KIYAFET KANUNUN, LAİKLİK ANLAYIŞI NE DİR ?

 

1 ci madde,     Her hangi Din ve Mezhebe Mensup olurlarsa olsunlar,

                        RUHANİLERİN, Mabet ve Ayinler haricinde, Ruhani Kisve Taşımaları yasaktır,

                        Hükümet, Her Din ve Mezhepten, Münasip göreceği yalnız bir Ruhaniye, Mabet, Ayin haricinde,

                        Ruhani Kıyafeti taşıyabilmek için Muvafakat Müsaadeler verebilir,

                        Bu Müsaade müddetinin hitamına, onun aynı Ruhani hakkında yenilenmesi veya

                        bir başka Ruhaniye verilmesi Caizdir, der,

 

2 ci madde,    Türkiyede, Kanuna Tevkifan teşekkül etmiş ve edecek olan, İzcilik, Sporculuk gibi topluluk ve

                        CEMİYET, ve Kulup gibi heyetler ve Mektepler, Mahsus Kıyafet, Alamet ve Levazım taşımak 

                        istedikleri zaman, Yalnız Nizamname veya Talimatname ile,

                        Muayyen tiplere uygun kıyafet ve Levazım taşıyabilirler, der,

 

5 ci madde,    Türkiye Devleti nezdine Memur bulunanların Kıyafetleri Beynelmilel Mer”i adetlere,

                        ( Yani, Milletin Görenek ve Adetlerine ) tabidir, der,

 

6 cı madde,    Bu Kanunun, Tatbik suretini gösterir bir nizamname yapılır, der,

 

8 ci madde,    Bu Kanunun İcrasına, İCRA VEKİLLERİ HEYETİ MEMURDUR “ der,

                        ( Mahkeme Üyeleri ve başka kurum ve kuruluş karışamaz, İşte Gerçek Laiklik burada başlar, )

 

     ATATÜRK İLKELERİNDEN olan, INKILAP KANUNUMUZ olan ve Anayasamıza göre Korunması gereken

BAZI KİSVELERİN GİYİLEMEYECEĞİNE DAİR, KILIK KIYAFET KANUNUN,

TATBİK SURETİNİ GÖSTERİR NİZAMNAME KANUNU, LAİKLİK ANLAYIŞI NE DİR ?

 

5 ci madde,    Türk Inkılabına, Rejimine ve Vahdetine Muhalif bir ciheti olmamak,

                        Yabancı Memleketlerin Siyasi, Askerlik ve Milis gibi teşekkülleriyle münasebeti olmamak,

                        Hükümetce, kabul edilmiş Resmi kıyafetlerden ayrı olmamak, ( kaydı ile )

                        İzcilik ve Sporculuk gibi Topluluklar ve Cemiyet ve Kulup gibi Heyetlerce,

                        Bu gün kullanılmakta olan ve yukarıdaki şartlara uygun olduğu bu teşekküllerin,

                        altıncı maddeye göre verecekleri beyannamelerle,

                        Mahalli Hükümetlerince anlaşılan Kıyafet ve Levazım Tip olarak kabul edilecektir,

                        Aynı Şartları Haiz olmak üzere başka Tiplerde kabul edilebilir, der,

 

6.cı madde,     Kıyafet tebdili ( düzenlemesi ) halinde, İstimalden evvel, ( Yürürlüğe girmesinden öce )

                        Beyanname ile, ( Yönetmelik ile ) Yeniden kurulacak, İzcilik ve Sporculuk gibi topluluklar ve

                        Kulup gibi heyetler, Bir Kıyafet, Alamet ve Levazım taşımak istedikleri taktirde,

                        Nizamnameleri ile birlikte, Onları gösteren bir Beyannameyi ( Yönetmeliği )

                        aynı Makama tevdi eder,  

 

8 ci madde,    Mektep ve Başka bilgi Müesseselerine devam edenlerin, Bir Kıyafet, Alamet ve Levazım

                        kullanmalarına luzum görüldüğü taktirde, TİP TAYİNİ bu Mektep ve Müesseselerin,

                        Merbut bulundukları VEKİLLİKCE ( BAKANLIKCA ) Talimatname yapılır,

                        Bu gibi Mektep ve Müesseseler için kabul olunacak alametleri,

                        Mektep ve Müesseselerden Mezun olanlarda taşıyabilirler, der,

 

11 ci madde,   2596 numaralı kanunun, 6 cı maddesine göre tanzim olunmuş ve Şürayı Devletce görülmüş olan,

                        bu Nizamname Hükümlerini İcra Vekilleri ( Bakanlıklar ) Heyeti yürütür, der,

 

     Yani ; Milletin Manevi değerlerine, Örfüne, Sosyal ve Sıhhı yaşantıyı korumaya yönelik olarak,

Görevin gerektirdiği Niteliklerle Kılık ve Kıyafet Yönetmeliği düzenlenir der,

Hiçbir İnsan veya Devlet görevlisi, İslam Dininin Sosyal yaşantısını,

İslam Dininin İbadetlerinin bir tanesini dahi yok sayamaz, değiştiremez, kendine uyduramaz, der,

 

     DEVLET REJİMİMİZİ BELİRLEYEN ATATÜRK İLKELERİMİZDE :

 

     CUMHURİYETCİLİK :

Çoğulcu ( Ulus Kavramı gereği ) Devlet yönetim şekli demektir,

İslam Dini sadece bireye hitap etmez, Dünyadaki bütün Toplumlara ve İnsanlara hitap eder,

Cumhuriyet kavramı, İslam Dini kökenli bir kavramdır, Cemaat kavramının çoğuludur,

Cumhuriyet kavramının yerine geçebilecek ve daha irticai olmayan bir kavramınız varmı ?

 

     DEVLETCİLİK :

Demokratik, Laik, Sosyal Adalet sistemine dayanan Hukuk Devleti demektir,

İslam Dininde, Hak ve Sosyal Adalete dayalı Hukuki Devlet düzenine itaat ve hizmet etmek,

Temel İbadetlerden biridir,

Manevi değerlerine, Dini gereklerine göre ibadet eden İnsanın, Devleti yokmu sayılır ?

 

     HALKCILIK :

Halkın değerlerine sahip çıkmaktır, Halkın, kendi değerlerini yaşayabilmesi için gerekli

bütün şartları yerine getirmektir, Hangi Halkın Manevi bir değeri yani Dini yoktur ?

 

     DEVRİMCİLİK :

Toplum idaresinde Demokratik, Laik, Sosyal Adalet ve Hukuk Devleti ilkeleri içinde,

gelişen çağa ve yeni ihtiyaçlara göre değişiklikler yapabilmektir,

 

     ÖRNEK !!!

Toplumun içinde Aristokratlar, Köleler, Aydınlar, Entellektüeller, Taşra, Kırsal Kesim, diye sınıf farklılığı varsa,

O Millette bu ilkelerden bahsedilemez. Kur'anı Kerim indiği Çağda, hiçbir medeniyet mitolojisinde Demokratiklik,

Laiklik, Sosyal Adalet ve Hukuk sistemi, Seçim sistemi ve Temel Hak ve Hürriyetler yoktu,

Bu ilkelerin hepsini İslam Dini getirmiştir, bu Devrimcilik değilmidir ?

 

     MİLLİYETCİLİK :

Ulusal olarak yaşadığı memleketinin kaynaklarını değerlendirerek, Milletinin kalkınmasını,

Refah düzeyinin artmasını sağlamak, Memleketine hizmet etmek demektir,

Bilim adamlarının, Mucitlerin, Bilimi ve Teknolojiyi geliştirmeleri sadece Milletine hizmet değil,

Tüm Dünya İnsanlarına hizmetidir, örneklerini saymak mümkün değildir,

 

    ÜMMET olmak, Vatandaşlık değildir.

Semavi Dinlerde bir Peygambere ve Dine İman etmek ve O Dine Mensup olmak demektir.

Hz. Musa Peygambere ve Tevrata İman edenlere, Musevi Ümmeti,

Hz. İsa Peygambere ve İncile İman edenlere, Hiristiyan Ümmeti,

Hz.Muhammed Peygambere ve Kuranı Kerime İman edenlere, Müslüman Ümmeti denir.

Önemli olan Bu Üç Peygamberden Biri dahi Sizi Ümmeti olarak kabul edecekmi ? Siz Onun hesabını yapın ?

Tarihteki Devletlerimizde, Selçuklu ve Osmanlı Devletlerimizde de Bu Ümmetler vardı,

Var olmayada devam edecektir, Ümit ederimki,

Ümmet kavramı ile Ulus ve Vatandaşlık kavramını bir daha karıştırmazsınız.

 

     LAİKLİK :

Din ve Devlet İşlerinin, birbirinden ayırt edilmesi demektir,

Toplum İdaresinde, Temel Hak ve Hürriyetlerin, Sosyal Hukukun, Sosyal Adaletin ve Diğer İdari Devlet işlerinin

yerine getirilmesini sağlamak, Toplum Düzeyinde, Devlet düzenine ait bir yükümlülüktür,

Manevi Değerlerin, İbadetlerin yerine getirilmesi, Şahıslara ait bir yükümlülüktür,

Şahıslar Kendi isteğinle İbadetlerini yerine getirir veya getirmez,

Devlet idaresi bu konuda Şahıslara herhangi bir zorlama, kısıtlama yada Dine saygısızlık özgürlüğü getiremez,

 

    Laiklik anlayışı, Temel Hak ve Hürriyetleri, Sosyal Hukuku,

Sosyal Adaleti ve Diğer İdari Devlet işlerini yerine getirmek ile,

Manevi değerleri gereği İbadet yapmak, aynı insanda birleşirse,

Devleti için, Manevi değerlerini, ibadetlerini dışlamak değildir,

Manevi değerleri için, İbadetleri için, Devletini dışlamak ve İbadetlere saygısızlık değildir,

 

     MUSTAFA KEMAL ATATÜRK,

Orta Çağdaki adı : Haçlılar olan, Çanakkale ve İstiklal harbimizdeki adı : Müttefik işgal kuvvetleri olan,

Atatürkün tanımlaması ile adı : Müstevliler olan, bugünkü adı : Avrupa Birliği olan,

İngilizlerin, Fransızların, İtalyanların, Yunanlıların :

Mondoros Mütarekesinden sonra Osmanlının Başkenti olan İstanbulu İstila ve işgal etmelerinden sonra,

Bütün Askeri Komutanların İstanbula çağrıldığında, İstanbula gelen Atatürkün,

Namlularını Saraya yöneltmiş ve İstanbulu işgal etmiş Müttefik işgal kuvvetlerini görünce,

 

     ALİ İMRAN SURESİ AYET 111  de “ Cesur ve Cesaretli olursanız, Düşmanlarınız, Sizin Ordunuzla

savaşsalar dahi Size galip gelemezler, Size eziyetten başka bir şey veremezler,

Siz karşılarında sağlam durdukca, Size Arkalarını dönüp kaçarlar “ dediği gibi,

 

   “ Geldikleri gibi Giderler “ demekle,

 

     Ecdadımızın Yurt olarak seçtiği, 1071 yılında kesin ve geri dönmesiz olarak yerleştiği,

İstiklal Harbimizi başlatmak için, İlk önce Misakı Milli sınırlarımızı çizmekle,

 

     Cihad için gerekli, Askeri planları yapması, Meclisten, Başkomutanlık yetkisi almakla,

Yurdumuzun savunması İşgal ve İstiladan kurtarılması için,

Yerel ve Bölgesel direnişle ve savaşta bulunan Kuvai Milliyecileri birleştirerek,

İstiklal Harbi için Düzenli bir Ordu kurmakla,

 

     Cihad için, Ordumuzun techizi için, Milletimizden elindeki Silah ve Askeri malzemeleri istemekle,

Ordumuzdaki Askerlerin iaşeleri için, Milletimizden, ellerindeki Gıda maddelerinin yarısını istemekle,

Maddi yardım istemekle, Milletimizide bunları vermekle,

 

     İstiklal Harbimizi başlattığında,Ordularımıza hitaben :

“ Hattı Müdafa yoktur, Sathı Müdafa vardır, Bu Satıh Bütün Vatandır demekle,

“ Size : ( Savaşmak için ) Savaşmayı değil, Ölmeyi Emrediyorum, Ya İstilal Ya Ölüm “ “ demekle,

“ Zaruret olmadıkca, Harp bir Cinayettir, Yurtta Sulh Cihanda Sulh “ demekle,

 

     İstiklal Harbi Cephelerinde, Askerlerimizin Taaruza başlamazdan önce,

Cemaat şeklinde yani topluca Namaz kılmakla,

 

     İstiklal Harbinde, Ellerinde Kuranı Kerim Okuyarak,

Yurdumuzu ve Milletimizi İstila ve İşgal eden Düşmanlara karşı, Vatanını ve İstiklalini kurtarmaya,

Savaşmaya ve Şehit olmaya koşan Mehmetcikler için

“ Çanakkale ve İstiklal Harbini ve İstiklali kazandıran Güç ve Kudret, İşte bu Güç ve Kudrettir “ demekle,

 

     İstiklal Harbimiz kazanılıp, Yurdumuz Düşmanlardan kurtarıldıktan sonra,

“ Cumhuriyet, Bedava kazanılmış değildir, Cumhuriyeti elde etmek için, Kanımızı döktük,

Vatanın her tarafına, Kırmızı Kanımızı akıttık, İcabında, Vatanımızı, Toprağımızı, Milli ve Manevi değerlerimizi,

Müesseselerimizi, Müdafası için, lazım olanı yapmaya her an hazır olun, “ demekle,

 

     Yeni Türkiye Cumhuriyeti Devletimiz kurulduktan sonra,

Memleketimizin kalkınması için İktisadi ve Sosyal çalışmalara başlaması, İzmir İktisat Kongresini yapmakla,

“ Borç alan Emir alır, En iyi İktisatcılar, Muhasebeyi iyi yapanlardır,

“ TÜRK : Çalış, Güven, Öğün “ demekle, Memleketimizin kalkınması için kalkınma çalışmalarına başlamakla,

“ Çalışmadan, Yorulmadan, Üretmeden : Para kazanma ve harcama yolunu tutmuş Milletler,

  Önce Haysiyetlerini, Sonra Hürriyetlerini, daha Sonrada İstiklallerini kaybetmeye Mahkumdur, demekle,

“ Manda ve Himaye kabul olunamaz, Bağımsızlık, Benim Karakterimdir,

  Egemenlik Kayıtsız Şartsız Milletindir “ demekle

 

     ATATÜRK, INKILAP KANUNUMUZ olan ve Anayasamıza göre Korunması gereken

İLKELERİNDEN BİRİ OLAN LAİKLİĞİ ve EĞİTİM ve ÖĞRETİMİ, TANIMLAMAKLA,

 

   “ Bizim Dinimizde, İslam Dininde Ruhbanlık yoktur,

Sahte Dindarlarla, Gerçek Dindarlar, Din İstismarı yapanlarla, Dini İstismar edenler, ancak,

Gerçek Din Eğitimi ve Öğretimi ile ayırt edilebilirler, demekle,

 

     Hepimiz eşitiz, Dinimizin Hükümlerini Eşit olarak öğrenmeye, Mecburuz,

Din Eğitimi ve Öğretimi almayan Milletlerin ayakta kalması mümkün değildir, demekle,

 

     Her fert : İstediğini düşünmek veya İstediğine inanmak, Seçtiği Dinin İcaplarını yapmak veya yapmamak,

Kendine mahsus Siyasi bir fikre malik olmak, Hak ve Hürriyetine sahiptir,

Kimsenin : Fikrine ve Vicdanına Hakim olunamaz, demekle,

 

   ( Yani ; Devlet İdaresinde bulunan İdareciler, ayrı bir yorum getirmek şekli ilede olsa,

İbadetleri kısıtlayamaz, Hiç Kimseye, Mensup olduğu Dinin gereklerini yerine getirmesine herhangi bir yol

kullanılarak engel olunamaz, Hiç Kimse, herhangi bir Dine Mensup olmaya yada gereklerini yapmaya

zorlanamaz,) demekle,

 

     Her Kişi, Dinini Din İşlerini, İmanını öğrenmek için bir yere Muhtaçtır, ORASIDA OKULDUR,

   ( Yani, Eğitim ve Öğrenim yerleri Ruhbanlar ve Ruhban Kurumları değildir, ) demekle,

 

   “ Türkiye Cumhuriyeti, Şeyhler, Dervişler ve Müritler Devleti olamaz “

( Yani, Ruhban Din Adamları, Devletin İdare İşlerine, Devlet Adamları, Yargı ve Yürütme,

Dinin İbadet İşlerine karışamaz, ) demekle,

 

   “ En Hakiki Mürşit İLİMDİR, Öğretmenler, Yeni Nesiller, Sizin Eseriniz olacaktır “ demekle,

Ruhbanlık Eğitimi ve öğretimi vermeye başlayan Tekke ve Zaviyeleri kapatmakla,

Ruhbanlık Kurumu olmaya başlayan Halifeliği ve Hilafeti, Yeni Devletimiz kurulduğunda, Resmen kaldırmakla,

“ Tevhidi Tedrisat Kanununu Yani Dini Eğitimi ve Öğretiminin Diğer Derslerle birleştirilmesi Kanununu çıkarmakla,

 

     Yani ; Devlet İdaresinde bulunan İdareciler, ayrı bir yorum getirmek şekli ilede olsa, İbadetleri kısıtlayamaz,

Hiç Kimseye, Mensup olduğu Dinin gereklerini yerine getirmesine herhangi bir yol kullanılarak engel olunamaz

Hiç Kimse, herhangi bir Dine Mensup olmaya yada gereklerini yapmaya zorlanamaz, Ruhban Din Adamları,

Devletin İdare İşlerine, Devlet Adamları, Yargı ve Yürütme,  Dinin İbadet İşlerine karışamaz, demekle,

 

     Yeni Kurulan Devletimizi, Demokratik Cumhuriyet esaslarına göre yapılandırması,

Kadınlara : Seçme ve Seçilme hakkı vermekle,

 

     Tek Eşlilik Medeni Kanununu çıkarmakla,

 

     Onuncu Yıl Nutkunda, “ Cumhuriyeti bizler kurduk, Onu geliştirip yüceltecek olan Sizlersiniz “ demekle,

Çağdaşlık ve İlericilik için, Muasır Medeniyet seviyesini göstermekle,

 

   “ Beni görmek, Beni anlamak değildir, Behamahal Benim Fikirlerimi anlamaktır “ demekle,

 

     Türkiye Büyük Millet Meçlisini, Milletvekilleri ile birlikte, Cuma Günü Cuma Namazını kıldıktan sonra,

Kurbanlar keserek, Dualarla açmakla,

 

     TÜRK Devletleri Tarihinde, Devlet Egemenliği ve Devlet Başkanı olan adına,

Cuma Hutbesi okunması bir Gelenektir, Atatürkün, Yeni Devletimizin Egemenliği üzerine,

Balıkesir Camiinde Cuma Hutbesi okumakla,

 

   “ Camiler : Birbirinizin yüzüne bakmaksızın yatıp kalkmak için yapılmamıştır “ demekle,

 

     Gençliğe Hitabesinde,

“ İstikkbalde dahi, Dahili ve Harici Bedhahların olacaktır,  İstiklal ve Cumhuriyete kastedecek Düşmanlar,

Bütün Dünyada Emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler,  Ey : TÜRK İstiklalinin Evladı,

Memleketin dahilinde İktidara sahip olanlar,  Şahsi menfaatlerini, Müstevlilerin Şahsi emelleri ile tevhit

edebilirler. Gaflet, Dalalet ve hatta Hıyanet içinde bulunabilirler, Milleti Fakru zaruret içinde, harap ve bitap

düşürebilirler, İşte bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen, Türk İstiklal ve Cumhuriyetini kurtarmaktır,

Muhtaç olduğun Kudret, Damarlarındaki Asil Kanda mevcuttur “ demekle,

 

     Atatürk, bütün bu Sözleri İlkeleri Fiiliyatları ile Yukarıdaki Ayet ve Hadisleri İfade Etmiyormu ?

Yukarıdaki Ayet ve Hadisler ŞERİAT KANUNUDUR,

 

     Atatürkün, İfadelerinin, Fiiliyatlarının, Milleti Millet yapan Manevi değerler ile, İslam Dininin değerleri ile,

birebir olarak örtüşmesi ve bunlarla Milletin Saygınlığını kazanması, Milletimizinde, Onun Önderliğinde

İstiklal Harbini kazanması Laiklik karşıtı İrticai bir Faaliyetmidir ? bir tesadüfmüdür ?

 

     Cumhuriyet ve Atatürk İlkeleri olarak bildiğimiz ve Tamamı İslam Dininin Ayet ve Hadis kaynaklı İfade ve

İcraatları ile ATATÜRK, LAİKLİĞE aykırı, LAİKLİK ve REJİM karşıtı İrticai bir eylem, Kökten Dincilikmi yaptı ?

İslam Dinini Siyasallaştırarak Siyasi bir Simge ve Sembol olarakmı kullandı ?

 

     Atatürk, Balıkesir Camiinde Hutbe okumakla ve Namaz kılmakla, Ordudanmı atıldı ?

 

     Atatürk, Laik Eğitim ve Öğretim kavramı adı altında, Eğitim ve Öğretimi Laik' leştirmek diyerek,

Türbanlı olanların Eğitim ve Öğrenim görmesinimi yasakladı gasp etti ?

 

     Liselerden Üniversitelere giriş yapacak olan öğrencilere, Yüksek Öğrenime giriş sınavı puanlamasında,

Katsayı farkı getirerek, İdeolojik olarak farklılaştırdımı ?

 

     Din Eğitimi ve Öğretimini, diğer derslerden soyutlayarak tecrit ederek YAŞ sınırlamasımı getirdi ?

Kuran Kurslarına YAŞ sınırlamasımı getirdi ? Takiyyemi , Bağnazlıkmı yaptı ?

     Kamusal Alan kavramı adı altında, Toplumun büyük kesimini, Toplumdan teçritmi etti ?

 

     Atatürk , yukarıdaki bu sözleri ve faaliyetleri ile, Laik Cumhuriyet İlkeleri ile

Din ve Devlet işlerini birbirinemi karıştırdı ?

 

     Yukarıdaki Anayasa Hükümlerine ve Atatürk İlkelerine göre,

 

            LAİK'LİK :       Kişisel bağlamda, Din, Vicdan ve Sosyal Yaşam Özgürlüğünün temeli ve Teminatıdır,

                                   Bir Dine Mensup olmak yada olmamak, Dininin gereklerini yapmak veya yapmamak, veya

                                   Dinin gereklerinin yapılmasına engel olunmama Hakkıdır,

 

            LAİKLİK :        Din ve Devlet İşlerinin, birbirinden ayırt edilmesi demektir,

                                   Manevi değerler için, ibadetleri için, Devletini dışlamak değildir,

                                   Devleti için, Manevi değerlerini, ibadetlerini dışlamak değildir,

 

            LAİK'LİK :       Hiç Kimseye ve Hiçbir İdari düzenleme ile,

                                   İbadetlerinin gereğini yapmaya çalışan İnsanlara kısıtlama müeyyide getirmemektir,

                                   Milletin Manevi Değerlerine Hakaret etmemek ve Saygılı olmaktır,

                                   İbadetlerin gereğini yapmak için,

                                   Hiç bir Kimseye, Temel Hak ve Hürriyetleri ve Din ve Dinin İbadetleri Hususunda,

                                   herhangi bir şekilde zorlayıcı bir faktör uygulamamaktır,

                                   Temel Hak ve Hürriyetleri, Sosyal Hukuku, Sosyal Adaleti ve Diğer İdari Devlet işlerini

                                   yerine getirmek, Medeni bir İnsan için Temel bir Zorunluluktur,

 

Laiklik :  Devletin İdari makamlarında bulunanların, Devleti için, Dininin sosyal yaşam biçiminden

              İbadetlerinden vazgeçmesi anlamına veya, Dini için, Devletinden vazgeçmesi anlamına gelemez,

 

Laiklik :  Devletin Kurumlarında, Devlet için, Halkın Sosyal Yaşam biçiminin ve Örfünün dışlanması

              yasaklanması demek değildir,

 

Laiklik :  Kamusal alan, kavramı adı altında, Kişinin, Devleti için, İbadetlerinden ve Dininin Sosyal yaşam

              biçiminden vazgeçmesi, veya İbadetleri ve Dininin Sosyal yaşam biçimi için, Devletinden vazgeçmesi

              anlamına gelemez, Böyle bir şekil Laiklik değildir olamaz,

 

Laiklik :  İbadetlerini yerine getirmeye çalışan ve devam ettiren insanlarımızı, Kamusal alan, kavramı adı altında

            “ İbadetlerinizi Bizim içimizde yapamazsınız ve devam ettiremezsiniz “ diyerek,

              Devletimizin Okullarından ve Kurumlarından atmak ve Teçrit etmek değildir, olamaz,

 

Laiklik :  Devlet yetkisini eline geçirmiş olanların, Şahsi fikirlerine göre şekillendirilmiş olan,

              Kamusal alan kavramı adı altında, Toplumun bir kesiminin, Zorunlu Devlet hizmetlerinden,

              Toplumdan tecrit edilmesi, İkinci sınıf vatandaş muamelesi görmesi,

              Bölücülük yapılması, demek değildir olamaz,

 

Laiklik :  Laik Öğretim kavramı adı altında, Din Eğitimini ortadan kaldırmak, anlamsızlaştırmak, demek değildir,

 

Laiklik :  Devlet yetkisini eline geçirmiş olanlar tarafından, Şahsi, İdeololik ve Partizanca eylemleri ile,

              Anayasal Temel Hak ve Hürriyetlerin, Gasp edilmesi demek değildir, olamaz,

 

Laiklik :“ İnançlara Saygılıyız, ama kendi İdeolojimize göre hareket ederiz, demek değildir, olamaz,

 

Laiklik : Kendimde olmayan İbadet Vasfını, Kamusal alanda, karşımda görmek istemiyorum,

             İbadetlerle ilişkisi olan, İbadetleri yerine getirenler, Laik Kişi değildir, demek olamaz,

 

Laiklik : Dini İbadetlerini yerine getirmeye çalışan insanlara, Dini Siyasallaştırıyorlar,

             Siyasal Simge taşıyorlar demek değildir olamaz,

 

Laiklik : Siyasetsizlik demek değildir, olamaz,

 

Laiklik : Dini İbadetlerini yerine getirmeye ve devam ettirmeye çalışan İnsanlarımıza karşı,

             Bağnazlık, Hoşgörüsüzlük, Edepsizlik ve Saygısızlık demek değildir, olamaz,

 

Laiklik : Dinsizlik değildir, Doğru, Lakin, Dinin Sosyal yaşantısını, Toplumdan soyutlamak,

             Teçrit etmek ve İbadetsizlik demekte değildir olamaz,

 

Laiklik : Laiklik kavramını, neredeyse Laiklik Dini yaptılar, Laiklik, Bir Din değildir olamaz,

 

Laiklik : İslam Dininin ve Milletin, Manevi değerlerine saldırmak, Milletin Manevi değerlerini yok etmek,

             karşısında olmak, fiili olarak saygısızlık yapmak demek değildir, böyle bir Laiklik anlayışı olamaz,

 

Laiklik : Çalıştığı İşinden veya Memuriyetten, Eğitim ve Öğrenim gördüğü okulundan atılmak değildir olamaz,

             Toplumdan Tecrit edilerek Bölücülük yapmak demek değildir, olamaz,

 

Laiklik : Solculuk, Sağcılık, Muhazafakarlık, Liberallik veya Kapitalistlik demek değildir, olamaz,

 

Laiklik : Fanatik Futbol taraftarları gibi Slogan atmak değildir olamaz,

 

Laiklik : Laik Eğitim ve Öğretim birliği kavramı adı altında,

             Din Eğitimi ve Öğretimini diğer derslerden ayırmak, kısıtlamak, kaldırmak veya yok saymak değildir,

 

Laiklik : Eğitim ve Öğretim Rejimi değil, Devlet idaresi Rejimidir, Din ve Devlet işlerini ayırt etmek demektir,

             Eğitim ve Öğretimde : Fen, Matematik, Fizik, Kimya, Coğrafya, Tarih ve diğer beşeri derslerle birbirne   

             bağlantılı ve alakalı olarak, Temel Din Eğitimi ve Öğretimi Öğrencilere verilmelidirki,

             her iki bilgiyede sahip olunmalıdırki, Eğitim ve Öğretim sistemimiz ezbercilikten kurtulsun,

             İbadetler ve Devlet işleri birbirinden ayırt edilebilsin,

 

     Laiklikte : Din İnancı ve İbadetler ayrı, Devlet işleri ayrı, yani bir İnsanın Laik olabilmesi için,

Dini inancının ve İbadetlerini yaşıyor ve dahi Devletinede hizmet ediyor olması şarttırki,

O İnsanın Laikliği anlayabildiği, yaşayabildiği görülebilsin.

 

     Siyaset : Kavram Kargaşaları ile Yalan, İftira, Hakaret, Hizipler üretmek değil,

                    Devletine ve Milletine hizmet etmek demektir,

 

     Inkılap Kanunlarımız olan, Tevhidi Tedrisat Kanunu, Kılık Kıyafet Kanunu,

Kılık Kıyafet Kanunun Tatbik Suretini gösterir Nizamname Kanunu, Atatürkün Laiklik Tanımlaması,

     Anayasamızın 1,2,12,24,15,17,19,26,27,68,70,71,40,36,74,39,38,42,14,13,11,7,153,124,130,129 ve 32,

maddeleri,  yukarıdaki Ayet ve Hadisleri İfade etmiyormu ? Bu Ayet ve Hadisler, Şeriat Kanunudur,

 

     ŞERİATIN , yani İSLAM DİNİNİN : Temel Hak, Hürriyet, Sosyal Hukuk ve Adalet esasları özeti bunlardır,

ŞERİAT = Temel Hak ve Hürriyetler, Sosyal Hukuk ve Sosyal Adalet, Demokratik ve Laik Cumhuriyettir,

Laiklik, Demokratiklik, Cumhuriyetcilik, Sosyal Hukuk ve Sosyal Adalet İlkeleri = ŞERİATTIR,

 

     Kuranı Kerim Ayetleri ve İslam Dininin Peygamberi Hz. Ahmet, Mahmud, Muhammed, Mustafanın Sözleri,

Hadisleri, Sünnetleri Şeriat Kanunudur,  Yazımın Başından Sonuna Kadar olan, Bu Ayet ve Hadisler

ŞERİATI TANIMLAMAKTADIR,  Yukarıdaki Ayet ve Hadisler, Şeriatın, Laikliği Kanunudur,

 

     Temel Hak ve Hürriyet, Sosyal Hukuk ve Sosyal Adalet içeren,

Toplum Vicdanını Rahatlatıcı olan Bütün Kanunlar : ŞERİAT YASASIDIR,

Hak, Adalet ve Sosyal Hukuk üzere olan Tüm Yasa ve Kanunlar, Şeriat Yasası ve Kanunudur,

Temel Hak ve Hürriyet, Sosyal Hukuk ve Sosyal Adalet içermeyen Yasalar zaten Yasa değildir,

 

     Hiç bir İnsan olamazki, Şayet İslam Dininin, Şeriatın Kendisine verdiği hükümleri,

Kendi Nefsinde tatbik ederek yaşasında, Mahkemeye bir davası düşsün !!!,

     Her İnsan İstesede istemesede, Anlasada, Anlamak istemesede, kabul etsede, kabul etmesede,

ancak ve ancak Şeriat Kanunları Hükmünde yaşar,

İnsanın Dünyaya gelişinden, gidişine kadar Her şey Şeriat Kanununa Tabidir,

 

     Akıl, Mantık, Bilim, Demokratiklik, Laiklik, Sosyal Adalet ve Hukuk Sistemine ve İlkelerine,

Çağdaşlığa, İlericiliğe aykırı bir tek Ayet yada Hadis yoktur,

Şu Ayet yada hadis Akla ve Mantığa aykırı diyorsanız, O Konuda sizin Aklınız yada Mantığınız tıkalıdır,

O konuda Aklınızı ve Mantığınızı açmanız lazım, İşine gelmeyen, İşine gelmeyen şeyi anlamak istemez,

anlamaz İşinize gelmeyen, Ayet ve Hadislere, Akla ve Mantığa Aykırı demek,

bunu Söyleyenlerin ve Tastik edenlerin Sapıklığı ve Sapıtmışlığıdır.

Kendini Akıllı ve Aydın zannedenler ! Bazı şeyleri anlamanız için Size, “ Kıral Çıplak “ diyen bir Çocukmu lazım ?

 

     Ben Müslümanım, fakat Şeriata karşıyım, demek, Şeriata karşı olmak, Şeriatı kendi hayatından dışlamak,

Temel Hak ve Hürriyetleri, Toplumda İnsan Haklarını, Sosyal Hukuk ve Sosyal Adaleti, Sosyal Yaşam Biçimini,

Toplumun Huzurunu, Laikliği istemiyorum demektir,

     Ben Müslümanım, fakat Şeriata karşıyım, demek, Şeriata karşı olmak, Şeriatı kendi hayatından dışlamak,

Sosyal Hukuk ve Sosyal Adaleti, Egemenlik, Yasama ve Senato haklarını istemiyorum

kabul etmiyorum demektir,

     Ben Müslümanım, fakat Şeriata karşıyım, demek, Şeriata karşı olmak, Şeriatı kendi hayatından dışlamak,

Sosyal Hukuk ve Sosyal Adaleti, Yargı ve Cezalandırma sistemini istemiyorum kabul etmiyorum demektir,

     Ben Müslümanım, fakat Şeriata karşıyım, demek, Şeriata karşı olmak, Şeriatı kendi hayatından dışlamak,

Sosyal Hukuk ve Sosyal Adaleti, istemiyorum demektir,

 

     Ben Müslümanım, fakat Şeriata karşıyım, demek, Şeriata karşı olmak, Şeriatı kendi hayatından dışlamak,

Akıl, Mantık, Bilim, Demokratiklik, Laiklik, Sosyal Adalet ve Hukuk Sistemine ve İlkelerine karşıyım demektir,

     Ben Müslümanım, fakat Şeriata karşıyım, demek, Şeriata karşı olmak, Şeriatı kendi hayatından dışlamak,

Doğruluk ve Dürüstlüğü, Yürütme ve Devletine İtaat haklarını istemiyorum, kabul etmiyorum demektir,

 

     Müslüman olduğunu söyleyen ve kendincede İbadetlerini yerine getirmeye çalışan O İnsan,

Yaptığı İbadetlerin Şeklini ve Zamanını belirten Kanunun, Hangi Kanun olduğunu zannediyor ?

“ Ben Müslümanım, Fakat Şeriata karşıyım “ ifadesinden, daha Ahmakca bir ifade bulabilirmisiniz ?

 

     Her İnsanın bu andan itibaren kendi kendine sorması ve cevaplandırması gereken bir soru ?

“ Ben Ne istiyorum ? Şeriat, Bana Ne veriyor ? Benden bir Şeyler alıyor veya Mahrum bırakıyormu ?

 

     Yukarıdaki Ayet ve Hadisler, İslam Dinine, İmanınızın ve İbadetlerinin Hükümlerini ve Şekillerini açıklayan,

İmanınızın ve İbadetlerinizin nasıl olması gerektiğini açık ve net bir şekilde bildiren,

İslam Dininin Temel İbadetlerini ve Nasıl ve Ne zaman yapılacağını belirleyen,

Gayet Açık ve net ve anlaşılır olarak, Şeriatın Maddi ve Manevi İbadet Kanunlarıdır, 

Hesap Gününde, Mahşerde karşılaşacağınız, Sorulacak olan Hesap budur,

 

     İslam Dininde İman ve İbadet, yapılıp geçilen bir memuriyet değildir,

İslam Dini : Herkesin kendi vicdanına göre kendine uydurduğu ve Vicdanlara hapsedilen bir Din değildir,

İslam Dininin hiçbir hükmü, Accık ucundan tutulacak bir oyuncak değildir,

 

     İslam Dinine İman Etmek ve İslam Dininin İbadetlerini yerine getirebilmek konusunda bu Kadar hassas,

açık ve net, Ayet ve Hadislere rağmen, başkaca ifadelerle, Falanca söyledi, filanca yaptı, Ben yaptım oldu,

Mantığıyla devam ederek, Müslüman olduğunuzu, İbadetlerinizin kabul edildiğini,

başkalarına yada bana, ispat etmeye çalışarak kendinizi kandırmayın,

 

     Sizin Müslüman olduğunuza dair, İmanınızı kabul edecek olan, İbadetlerinizi kabul edecek olan,

başkası yada ben değilim, Müslüman olduğunuzu, yani İslam Dinine İmanınızı ve İbadetlerinizi,

Cenabı Hak olan Allah Zül Celale ve Habibi ve Peygamberi Hz Muhammed Aleyhisselama

kabul ettirmekle yükümlüsünüz.

 

     İslam Dininin, İslam Dininin Asli Kaynağı, Kuranı Kerim Ayetlerinin, İslam Dininin Peygamberi

Hz. Muhammedin Hadislerinin, Türkiye Cumhuriyeti Devleti Anayasa ve Kanunları esasları ile,

Demokratik Cumhuriyet, Laik, Sosyal Hukuk ve Sosyal Adalet Devleti İlkeleri esasları ile,

Temel Hak ve Hürriyet İlkeleri esasları ile, İnsan Hakları esasları ile,

Atatürk İlkeleri ve Inkılapları esasları ile, hiçbir aykırılığı, tezatlığı ve proplemi yoktur,  

 

     İslam Dinine İnançlı ve İbadetlerini yerine getirmeye çalışan İnsanlarında,

Demokratik Cumhuriyet, Laik, Sosyal Hukuk ve Sosyal Adalet Devleti İlkeleri esasları ile,

Atatürk İlkeleri ve Inkılapları esasları ile, hiçbir aykırılığı, tezatlığı ve proplemi yoktur,

     Proplem : Anayasal Devlet Yetkisini bir şekilde eline geçiren İdarecilerin, Anayasal

yetkilerini, Kendi İdeolojilerine, Kendi Misyonlarına göre, Kökten fanatik partizanlıkla,

Anayasamızdaki Temel Hak ve Hürriyetleri, Kanunları, Sosyal Hukuk ve Sosyal Adaleti,

hiçe sayarak görev yapmasıdır,

 

     Demokratik Cumhuriyet ve Laik Rejim sistemini, İdarecilermi, Siyasilermi yoksa Vatandaşlarmı anlamıyor ?

Demokratik Cumhuriyet ve Laik Rejim Sistemi ile Vatandaşlarınmı bir proplemi var,

İdarecilerin ve Siyasilerinmi bir proplemi var ?

 

     Devlet İdaremizdeki İdarecilerimizle, Siyasilerimizin, her birinin ayrı ayrı şekillerde,

İdeoloji ve Misyon proplemleri vardır,

herbiri ayrı ayrı olarak ideolojilerini enpoze etmeye devam ediyorlar,

Soyunu reddeden Sosyal Demokratların, Bunlardan gelen Devlet İdaremizdeki İdarecilerimizin, Siyasilerimizin

herbirinin ayrı ayrı olarak, İslam Dininin Sosyal Yaşam biçimi ile, İslam Dininin Gerekleri ile, İbadetleri ile,

Uzlaşmaz bir proplemleri vardır,

 

     Soyunu reddeden Demokratların, Siyasilerimizin ve şimdiye kadar bunlardan teşekkül eden

Devlet adamlarımızın, Konusu, Anayasal Suç teşkil eden, İdeolojik, Akılsız, Mantıksız,          

Bölücü despot diktatörce Kanunsuz emir ve yasaklarıyla, İslam Dininin İbadetleriyle

ve buna bağlı olarak Halkımızın Sosyal yaşamıyla uzlaşmaz bir proplemleri vardır.

 

     Laiklik, İbadetsizlik demek olarak yorumlanıyor, özellikle İdari ve Siyasi bir Devlet görevinde bulunarak

İslam Dininin Sosyal yaşantısını yaşayanları,  İbadetlerini yerine getirenleri anında İrticacı, gerici,

Laiklik, Cumhuriyet ve Rejim düşmanı bir İnsan olarak ilan ediliyor,

bütün siyasi emelleri bunun üzerine kuruluyor,

 

     Devlet İdarecilerimiz ve Siyasilerimiz, İdeolojik olarak, Laikliği kendi tekellerinde görerek,

İslam Dininin İbadetleri ile bir ilişki bulduğu insanımızı, anında, Laiklik karşıtı eylem yapmış sayıyor,

Cumhuriyet ve Rejim Düşmanı İlan ediyor, Okulundan, Memuriyetinden ve İşinden,

İnfaza yargı uydurması ile atıyor,

 

Anayasamızın 12.maddesine göre, kişiliğe bağlı, dokunulamaz, devredilemez,

                                                           vazgeçirilemez Hak olan  İbadetler,

Anayasamızın 15 maddesine göre, Kişinin Maddi, Manevi Varlık bütünlüğü olan,

                                                           kesinlikle suç olmayan İbadetler,   

Anayasamızın 17 maddesine göre, İnsanın, Manevi Varlığını, Maddi olarak yaşaması, gelişmesi olan İbadetler,

Anayasamızın 24.maddesine göre, Serbest olan ve Kimsenin ibadetlerinden dolayı suçlanamayacağı İbadetler,

Anayasamızın 1 ve 2.maddesine göre, Toplumun Huzuru, Milli dayanışması ve İnsan Hakları olan İbadetler, 

Anayasamızın 5.  maddesine göre, Kişinin, Maddi, Manevi varlığı bütünlüğü Hak ve Hürriyeti olan İbadetler, 

Anayasamızın 19.maddesine göre, Kişi Hürriyeti ve Güvenliği olan İbadetler,

Anayasamızın 25.maddesine göre, Düşünce ve Kanaat hürriyeti olan İbadetler,

Anayasamızın 27.maddesine göre, Herkesin Serbestce Bilimi öğrenme ve Öğretme hakkı olan İbadetler,

Anayasamızın 42.maddesine göre, Eğitim ve Öğrenim alma ve verme hakkı olan İbadetler,

Anayasamızın 70.maddesine göre, Kamu hizmetinde bulunma hakkı olan İbadetler,

Anayasamızın 71.maddesine göre, Vatan hizmeti olan İbadetler,

Anayasamızın 14.maddesine aykırı olduğu iddia dahi edilemeyecek olan, yok sayılamayacak olan İbadetler,

Devlet Yetkisini eline geçiren, Milleti Fakru Zaruret içinde, Harap ve Bitap düşüren, Gaflet ve Dalalet ve Hatta

Hıyanet içinde bulunan Bunak İktidar Sahiplerince, Anayasa, Yargıtay, Danıştay, Mahkemelerinde,

Yüksek Öğretim Kurumunda ve Rektörlüklerde, Başbakanlık ve Bakanlıklarda, Devletin Güvenlik Kurumlarında,

Devletin diğer Kurum ve Kuruluşlarında, Atatürk İlkeleri ve Laiklik karşıtı eylem ve İrticai faaliyetmi sayılıyor ?

 

     Anayasamızın Temel Hak ve Hürriyetleri belirleyen maddeleri gereğince, Devlet görevinde bulunan birinin,

Şeklini ve Zamanını, İslam Dininin kurallarının belirlediği Sosyal Yaşam biçimi badetlerinide ve

aynı zamanda yapıyor olması, Din işleri, Devlet işlerine karışıyor anlamına ve saçmalığına gelmez, gelemez,

 

    Yazımın başından itibaren İncelediğimiz ve anlamaya çalıştığımız ŞERİATIN,

Temel Hak ve Hürriyetlerini, Laikliğini, Egemenliğini, Senatosunu, Yasamasını, Yürütmesini, Seçim sistemini ve

Demokratikliğini, Eğitim ve Öğrenimini, Ticaret Hakkını, Çağdaşlığını, İlericiliğini ve Medeniyetini,

Silahlı Kuvvetlerin yapılandırılmasını ve Askeri açıdan Yurt Savunması yani Cihadı,

Sosyal Hukuğunu, Sosyal Adaletini ve Yargısını, Bir İnsanın, kendi başına yalnız olarak kaldığı zamanlarda dahi,

kendi İnsanlığını ve benliğini kaybetmemesi için gerekli şart olan EDEP ve HAYA' sını,

İslam Dininin Temel İbadetlerini ve Zamanlarını gördük,

Bunların Tamamı ŞERİATTIR ve ŞERİAT Yasalarıdır,

Bunların bir tek bölümünü dahi kabul etmemek veya dışlamak, Tamamını kabul etmemek ve dışlamaktır,

İslam Dininden çıkmak, İslam Dinini Reddetmektir,

Sizin Müslümanlığınız Nerededir, Nasıldır, Müslümanlığınızın İspatını, bana yada başkalarına değil,

Bizzat  Allah Zül Celale İspat etmek zorundasınız,

 

1 )        Türkiye Büyük Millet Meclisince 1924 de Kabul edilen ilk Anayasamıza,  LAİKLİK İlkesi,

5 ŞUBAT 1937 de 3115 Sayılı Kanunla yapılan Anayasa Değişikliği ile,

Fransadan İthal edilmiş olmasına rağmen,  Anayasamızın 2. maddesinde, sadece kelime olarak bırakılmış

Atatürk İlkelerine, Inkılap Kanunlarımız olan, Tevhidi Tedrisat Kanununa,

Bazı Kisvelerin giyilemeyeceğine dair, Kılık Kıyafet Kanununa,

Anayasamıza ve Milletimize uygun olan Resmi ve Net bir Laiklik tanımlaması yapılmamıştır ve yoktur,

Kişi Temel Hak ve Hürriyetlerinin kullanılması içeriğinde, İçi boş bırakılan Laiklik İlkesinin,

Anayasal tanımlamasının yapılması ve Anayasamızda yer alması zorunlu bir şarttır.

İşte bu gerekce ile Acil olarak, Atatürk İlkelerine, Inkılap Kanunlarımız ,

Tevhidi Tedrisat ve Kılık Kıyafet Kanununa, Anayasamıza, Milletimize ve Ulusumuza uygun olan,

Anayasamızın Temel Hak ve Hürriyetlerinin niteliklerini taşıyan bir şekilde,

Anayasal Resmi bir Laiklik tanımlaması yapılması ve Anayasamızın 12.maddesi ile birleştirilmesi,

ZORUNLU BİR GEREKLİLİK ve ŞARTTIR,

 

    Yapılması ve Referanduma götürülmesi ile kabul edilmesi Anayasallaşması Şart olan,

     ATATÜRK İLKELERİNE, ANAYASAMIZA ve ULUSUMUZA uygun bir LAİKLİK Tanımlaması

Anayasa değişikliği aşağıdaki şekilde olmalıdır,

 

  “  LAİKLİK,   Egemenliğe, Demokrasiye, Özgürlüğe ve Bilgi birleşimine dayanan, Toplumsal bir atılım,

                       Siyasal, Sosyal ve Kültürel yaşamın, Çağdaş düzenleyicisidir, Onurunu Üstün tutarak,

                       Bireye Kişilik ve Özgür düşünce olanakları veren, bu yolla Siyaset,

                       Vicdan ayrımını gerekli kılarak, Bireyin Vicdan ve Dinsel özgürlüğünü sağlayan İlkedir,

 

     Atatürkün Laiklik İlkesini tanımlaması,

 

   “ Her fert : İstediğini düşünmek veya İstediğine inanmak, Seçtiği Dinin İcaplarını yapmak veya yapmamak,

Kendine mahsus Siyasi bir fikre malik olmak, Hak ve Hürriyetine sahiptir, 

Kimsenin : Fikrine ve Vicdanına Hakim olunamaz, “ gereğince,

     Devlet İdaresinde bulunan İdareciler, ayrı bir yorum getirmek şekli ilede olsa, İbadetleri kısıtlayamaz,

Hiç Kimseye, Mensup olduğu Dinin gereklerini yerine getirmesine herhangi bir yol kullanılarak engel olunamaz,

Hiç Kimse, herhangi bir Dine Mensup olmaya yada gereklerini yapmaya zorlanamaz gereğince, 

Anayasamızın İlgili maddeleri gereğince

 

LAİK'LİK        : Din ve Devlet İşlerinin, birbirinden ayırt edilmesi demektir,

 

Dinin işleri       : Şeklini ve Zamanı, Din kurallarının belirlediği, İbadetler ve bunlara bağlı Sosyal Yaşam biçimidir,

Devletin işleri  : Türk Milletinin Bölünmez Bütünlüğünü, Bağımsızlığını, KİŞİNİN,

                        Temel Hak ve Hürriyetlerini ve Güvenliğini,

                        Maddi ve Manevi varlığını koruyarak geliştirmesini sağlayan,

                        Toplumun, Huzur ve Milli dayanışmasını sağlayan,

                        Dini gereklerini yerine getirebilmesinde bir yasaklama ve tecrit ile engel olmayan,

                        Ayrıcalıklı bir Sınıf ve Zümre oluşturmayan, Sosyal Hukuk ve Adalet ilkelerine bağlı,

                        Demokratik Cumhuriyet esaslarına ve Atatürk İlkelerine dayalı Devlet İdaresidir,

 

LAİK'LİK       :  Kişisel bağlamda, Din, Vicdan ve Sosyal Yaşam Özgürlüğünün temeli ve Teminatıdır,

                        Bir Dine Mensup olmak yada olmamak, Dininin gereklerini yapmak veya yapmamak, veya

                        Dinin gereklerinin yapılmasına engel olunmama Hakkıdır,

 

LAİK'LİK       :  Devletin Kurumlarında, Devlet için, Halkın Sosyal Yaşam biçiminin ve Örfünün dışlanması

                        yasaklanması veya zorla yaptırılması demek değildir,

                        Manevi değerler için, ibadetleri için, Devletini dışlamak değildir,

                        Devleti için, Manevi değerlerini, ibadetlerini dışlamak değildir,

 

LAİK'LİK        : Hiç Kimseye ve Hiçbir İdari düzenleme ile,

                        İbadetlerinin gereğini yapmaya çalışan İnsanlara kısıtlama müeyyide getirmemektir,

                        Milletin Manevi Değerlerine Hakaret etmemek ve Saygılı olmaktır,

                        İbadetlerin gereğini yapmak için, Hiç bir Kimseye,

                        Temel Hak ve Hürriyetleri ve Din ve Dinin İbadetleri Hususunda,

                        herhangi bir şekilde zorlayıcı bir faktör uygulamamaktır,

                        Temel Hak ve Hürriyetleri, Sosyal Hukuku, Sosyal Adaleti ve Diğer İdari Devlet işlerini

                        yerine getirmek, Medeni bir İnsan için Temel bir Zorunluluktur,

 

Herkes :Kişiliğine bağlı, Dokunulamaz, Devredilemez, Vazgeçirilemez Temel Hak ve Hürriyetlere sahiptir,

Kişinin : Maddi ve Manevi Varlığını Yaşama Bütünlüğüne Dokunulamaz,

Kişinin : Din, Vicdan ve Sosyal Yaşam Özgürlüğü Temelinde,

              Maddi ve Manevi Varlığını koruma ve geliştirme hakkı olan,

Kişinin : Ailesine ve Toplumdaki diğer kişilere karşı ödev ve sorumluluğu olan,

Kişinin : Temel Hak ve Hürriyetleri, Kendi güvenliği ve Savunma Hakkı olan,

Kişinin : Toplum İçinde İnsan Hakları olan,

Kişinin : Eğitim ve Öğrenim alma ve verme Hakkı olan,

Kişinin : Toplumun huzuru, Mutluluğu Dayanışması, Kamu ve Vatan hizmetinde bulunma Hakkı olan,

Kişinin : Kendi Kişiliğini geliştirmesi olan, Din ve Ahlak Eğitimi ve Öğretimi alabilmesi, İnancını,

             Dininin gereklerini ve İbadetlerini öğrenebilmesi, yerine getirebilmesi Hakkı olan

            Kişiliğine Bağlı, DOKUNULAMAZ, DEVREDİLEMEZ, VAZGEÇİRİLEMEZ Temel Hak ve Hürriyetleridir,

Kişinin : Temel Hak ve Hürriyetlerinin sınırlandırılması, Demokratik ve Laik,

             Sosyal Hukuk ve Adalet İlkelerine dayalı Devlet ve Toplum düzeninin gereklerine aykırı olamaz,

Kişinin : Temel Hak ve Hürriyetlerinin başladığı yerde, Diğer Kişi veya Kişilerin Hak ve Hürriyetleri biter,

Kişinin : Dininin İbadet gerekleri ve Sosyal Yaşam Biçimi ve Örfü,

             Anayasanın 14. madde ve Laiklik karşıtı eylem sayılamaz ve çarpıtılamaz,

     Dininin Sosyal Yaşam biçimi ve İbadetleri, Devletin Kamu Kurum ve Kuruluşları ve İdarecileri veya

hiçbir kimse tarafından, Toplumu huzursuz ve rencide eden bir şekilde, Toplumsal kutuplaşmalara Çatışmalara

yol açacak biçimde, Herhangibir yol yada araç kullanılarak, yok sayılamaz, kısıtlanamaz, yasaklanamaz,

engel olunamaz, Yasama Yetkisi T. B. M. M. sindedir, Bu yetki, Devletin diğer hiçbir organı tarafından

kullanılamaz, Referandumla kabul edilmiş Anayasa Maddeleri, Ancak Referandumla değiştirilebilir,

 

     LAİK Devlet Ancak, Yurttaşların Din ve Vicdan Özgürlüğünü sağlayıcı, Koruyucu önlemleri alır,

Yasaklayıcı veya Kısıtlayıcı değil,  Tüm Devlet Kuruluşlarında ve İşlemlerinde, olduğu gibi,

Öğretim ve Eğitimin her düzeyinde, Laiklik ilkesine özenle uyulur, 

TÜRKİYENİN Modernleşme felsefesi, İnancını yaşama Yöntemidir, İnsanlık İdealidir,

Tevhidi Tedrisat Kanunu ve Kılık Kıyafet Kanunu  bu gereğin Belgesidir,

Vicdan Özgürlüğü, Dinsel Yaşamın gereklerinide kapsayan Manevi değerlerle çevrilidir,

     Laiklik, Herkesin Vicdan, Dini İnanç ve Kanaat özgürlüğüne saygılı olunmasınıda gerektirir,

İnançların ayrı olmasının doğallığı, Demokrasilerde Düşünce ve İnanç Özgürlüğüyle doğrulanır,

     Dinsel İnancı ne olursa olsun, İnsanların birlikteliklerini sürdürmeleri, Uygarlık gereğidir,

Laik bir Toplumda, Bireyin İstediği Dine ve İnanca sahip olması,

Yasa Koyucunun ve Yargı kararı vericinin,Her türlü etki ve el atmasının dışındadır,

     Herkes Dinini seçmekte, İnançlarını yaşamakta, 

Tanınmış olan Din ve Vicdan Özgürlüğü sınırları içersinde serbesttir,

Kişi, İç ve Dış Dünyasıyla, Duygu ve Düşünceleriyle, Beden ve Ruh yapısıyla bir Bütündür,

Çağa, Güne, Ortama, Koşula, Duruma uygun olarak, Herkes İstediği biçimde giyinir,

Giysi, Kişiliğini yansıtan bir Araçtır,

     Laiklik, Dar anlamda, Devlet işleriyle, Din İşlerinin ayrılması olarak tanımlansa da,

değişik tanım ve yorumlar yapılsa da, gerçekte Toplumların düşünsel ve örgütsel Evrimlerinin,

Son aşaması olduğu görüşü, öğretide de paylaşılmaktır,

     Gerçekte Laiklik, Din ve Devlet İşleri ayrılığı biçiminde daraltılamaz, 

Laiklik, Boyutları daha büyük, alanı daha geniş bir uygarlık, Özgürlük ve Çağdaşlık ortamıdır,

     Böylece Devlet, Bilimsel gereklere uygun biçimde, Kurumlaşmış, Hukukla düzenlenmiş,

Karşılıklı Saygı, Hoşgörü ve anlayışa katkıda bulunan Laiklik, Ulusal birliği sağlar,  “ Şeklinde,

 

     Atatürk İlkelerine, Inkılap Kanunlarımıza,  Anayasamızın

1,2,12,24,15,17,19,26,27,68,70,40,36,74,39,38,42,14,13,7,153,124,130, 5 ve 32. maddeleri gereğince,

Temel Hak ve Hürriyetleri ve Devlet Rejimimizi ifade eden Laiklik İlkesinin  Anayasal tanımlaması yapılması,

Anayasamızın 12. maddesi ile birleştirilmesi :  Atatürk İlkelerine,  Laik, Sosyal Hukuk ve Sosyal Adalet Devleti

İlkelerine, Demokratik Cumhuriyet İlkelerine, Temel Hak Ve Hürriyet İlkelerine, İnsan Haklarına bağlı,

SOSYAL HUKUK ve ADALET DEVLETİ olma için Zorunlu bir gerekliliktir,

 

     ANAYASA MAHKEMESİNİN 07,03,1989 TARİHLİ 1989 / 12 KARAR SAYILI GEREKCELİ KARARINDA

ANAYASA MAHKEMESİNİN LAİKLİK TANIMI :

      Laiklik, Egemenliğe, Demokrasiye, Özgürlüğe ve Bilgi birleşimine dayanan, Toplumsal bir atılım,

Siyasal, Sosyal ve Kültürel yaşamın, Çağdaş düzenleyicisidir, Onurunu Üstün tutarak, Bireye Kişilik ve özgür

düşünce olanakları veren, bu yolla Siyaset, Vicdan ayrımını gerekli kılarak,

( Bireyin ) Vicdan ve Dinsel özgürlüğünü sağlayan İlkedir,

     TÜRKİYENİN Modernleşme felsefesi, İnancını yaşama Yöntemidir, İnsanlık İdealidir,

Laik Devlet Ancak, Yurttaşların Din ve Vicdan Özgürlüğünü sağlayıcı ( Yasaklayıcı veya Kısıtlayıcı değil ) 

Koruyucu önlemleri alır, Tüm Devlet Kuruluşlarında ve İşlemlerinde, olduğu gibi,

Öğretim ve Eğitimin her düzeyinde, Laiklik ilkesine özenle uyulur,

Tevhidi Tedrisat Kanunu ( ve Kılık Kıyafet Kanunu ) bu gereğin Belgesidir,

Vicdan Özgürlüğü, Dinsel Yaşamın gereklerinide kapsayan Manevi değerlerle çevrilidir,

     Herkes Dinini seçmekte, İnançlarını yaşamakta,

Tanınmış olan Din ve Vicdan Özgürlüğü sınırları içersinde serbesttir,

     Laiklik, Herkesin Vicdan, Dini İnanç ve Kanaat özgürlüğüne saygılı olunmasınıda gerektirir,

İnançların ayrı olmasının doğallığı, Demokrasilerde Düşünce ve İnanç Özgürlüğüyle doğrulanır,

Çağa, Güne, Ortama, Koşula, Duruma uygun olarak, Herkes İstediği biçimde giyinir,

Kişi, İç ve Dış Dünyasıyla, Duygu ve Düşünceleriyle, Beden ve Ruh yapısıyla bir Bütündür,

Giysi, Kişiliğini yansıtan bir Araçtır,

     Dar anlamda, Devlet işleriyle, Din İşlerinin ayrılması olarak tanımlansa da,

değişik tanım ve yorumlar yapılsa da, gerçekte Toplumların düşünsel ve örgütsel Evrimlerinin,

Son aşaması olduğu görüşü, öğretide de paylaşılmaktadır,

     Gerçekte Laiklik, Din ve Devlet İşleri ayrılığı biçiminde daraltılamaz,

Laiklik, Boyutları daha büyük, alanı daha geniş bir uygarlık, Özgürlük ve Çağdaşlık ortamıdır,

Dinsel İnancı ne olursa olsun, İnsanların birlikteliklerini sürdürmeleri, Uygarlık gereğidir,

Laik bir Toplumda, Bireyin İstediği Dine ve İnanca sahip olması, Yasa Koyucunun,

( ve Yargı kararı vericinin ) Her türlü etki ve el atmasının dışındadır,

Böylece Devlet, Bilimsel gereklere uygun biçimde, Kurumlaşmış, Hukukla düzenlenmiş,

Karşılıklı Saygı, Hoşgörü ve anlayışa katkıda bulunan Laiklik, Ulusal birliği sağlamıştır,

     Dinsel düşünce ve değerlendirmelerin geçerli olduğu, Dine dayalı toplumlarda,

Siyasal örgütlenme ve düzenlemeler, Dinsel niteliktedir, Laik Düzende Din, Siyasallaşmadan kurtarılır,

Yönetim aracı olmaktan çıkarılır, Gerçek saygın yerinde tutularak Kişilerin vicdanlarına bırakılır,

Böylece, Siyasal yaşamın dayanağı Bilim ve Hukuk olur, Düşünce ve İnanç alanlarının ayrılması,

Dinin kutsallığına en uygun durumdur,

Dünya İşlerinin Hukukla, Din İşlerininde kendi kurallarıyla yürütülmesi ilkesi,

Batı Demokrasilerinin dayandığı temellerden birisidir,

Modern Devlet, Değişik Din ve Mezheplere inananlara, bunlara ilişkin kuruluşlara,

yapısı içinde yer vermekte, Bireyler arasında, İnançlara göre ayrım gözetmemektedir,

     Düşünce ve İnanç Özgürlüğü, Kişileri ve Toplum kesimlerini birbirine güvenle bağlayan,

Uluslaşmayı sağlamayıda güçlendiren, Özgür düşünce, Özgür İnanç, Çağdaş Uygarlığa yöneliş,

Ulusal yaşamda önemli bir aşamadır,

     Laiklik İlkesinin, Gözönüne alınması gereken unsurlarından biride,

Devletin belli bir Dini olmaması ve benimsememesi nedeniyle, Çeşitli Dinlerin mensupları arasında,

Kanun önünde ayrılık gözetmemesi hepsine eşit işlemde bulunmasıdır,

     Milletler İradesinin Mutlak Üstünlüğü, Egemenliğin Kayıtsız Şartsız Türk Milletinde olduğu,

Bunu Millet adına kullanmaya yetkili Hiçbir Kişi ve Kuruluşun, Bu Anayasada gösterilen Hürriyetci Demokrasi ve

bunun İcaplarıyla belirlemiş Hukuk düzeni dışına çıkılamayacağı,

( Anayasa ilkesi olan ) Kuvvetler ayrımının, Devlet organları arasında Üstünlük sıralaması anlamına gelmeyip,

belli Devlet yetkilerinin kullanılmasından ibaret ve bununla sınırlı medeni bir iş bölümü ve işbirliği olduğu ve

üstünlüğün ancak Anayasa ve Kanunlarda bulunduğu,

Her Türk Vatandaşının bu Anayasadaki Temel Hak ve Hürriyetlerden Eşitlik ve Sosyal Adalet gereklerince

yaralanarak, Milli kültür, Medeniyet ve Hukuk düzeni içinde, Onurlu bir Hayat sürdürme,

Maddi ve Manevi varlığını bu yönde geliştirmek Hak ve yetkisine doğuştan sahip olduğu,

     Türk Milli Menfaatlerinin, Türk Varlığının, Devleti ve Ülkesiyle Bölünmezliği Esasının,

Tüklüğün Tarihi ve Manevi değerlerinin, Atatürk Milliyetciliği, İlke ve Inkılapları ve Medeniyetciliğinin

karşısında, Hiçbir Düşünce ve Mülahazanın : ( Şahsi ve ideolojik görüşün Kararın ) korunma göremeyeceği

ve Laiklik İlkesinin gereği Kutsal Din Duygularının Devlet işlerine ve Politikaya Kesimlikle karıştırılamayacağı,

Topluca Türk Vatandaşlarının, Milli gurur ve İftiharlarda, Milli Sevinç ve Kederlerde,

Milli Varlığa karşı Hak ve Ödevlerde, Nimet ve Külfetlerde ve Millet Hayatının Her türlü tecellisinde ortak

olduğu, Birbirinin Hak ve Hürriyetine, Kesin Saygı, Karşılıklı İçten Sevgi ve Kardeşlik duygularıyla ve

“ Yurtta Sulh, Cihanda Sulh “ arzu ve inancı içinde, Huzurlu bir hayat talebine hakları bulunduğu,

5 ŞUBAT 1937 günlü, 3115 sayılı yasayla yapılan Anayasa değişikliğiyle,

Anayasanın 2 ci maddesinde, öbür ilkeler yanında, Laiklik ilkesine yer verilmiştir,

   Anlaşılmalıdırki, Bu ilke, Anayasa kuralı olmadan önce,

Anayasadaki, Devlet Dini açıklığına karşın, Dinsel alanda bir zorlamaya asla gidilmeyip,

( İbadetlerin yapılmasına veya yapılmamasına zorunlu bir hal getirilmeyip )

Laiklik uygulamaları sürdürüldüğü gibi, Laiklik İlkesinin açıkca kabulune karşında,

Yurttaşların Dinsel İnançlarına asla karışılmamış, İbadetleri sınırlandırılmamıştır,

( Mahkeme kararları ile Yasaklanmamıştır )

Şapka, Bir Giyim ögesi olmakla birlikte, Tüm Giyimin SİMGESİGİR,

Özellikle Kamu kesiminde giyinmeyi düzenleyen kurallar, ancak hukuksal gereklere göre düzenlenir,

Devletin Kendi kurumlarında düzenleme yapması en doğal hakkıdır,

Devletin, Düzen sağlayacak ( başka ) kurallar getirmesi de, Özgürlük ve Özerkliğe ( Laikliğe ) aykırı değildir,

Temelde Sosyal, Kültürel ve Estetik nedenlere dayalı bir Toplumsal olgu niteliğini taşıyan Giyim,

Çevre koşulları, Kişisel görüşler, Kültür ve Gelenekle biçimlenir, Değişip gelişmeside bu nedenlere bağlıdır,                       

     Her türlü aşırılık, Bağnazlık ve Zorlamaya uzak kalmayı, Kolaylık ve Ölçülülüğü Öngören İslam Dini,

Zamanı, Gelişmeleri, Koşulları gözetmeyen, Akla dayanmayan yorum ve değerlendirilmelerden kaçınmayı

gerektirir, Zorlamayı uygun bulmayan Din, ( İslam Dini alanında ) alanında, Hukuk kuralları gibi,

Nesnel yaptırımlar ( Yasaklamalar ) niteliğinde Kural getirilmesi, Dinsel İnanç Özgürlüğüne ters düşmektedir,

Atatürkün, Din Hakkındaki Sözleri Anımsanacak olursa, Laiklik uygulamasının Dine Karşı olmadığı,

Dini kötülemediği, Din Düşmanlığı anlamına gelmediği ve Dini asla yatsımadığı açıktır,

 

     FİKİR, İNANÇ ve KARARIYLA anlaşılmak, Sözüne ve Ruhuna bu yönde Saygı ve

Mutlak Sadakatle yorumlanıp uygulanmak üzere,

     TÜRK MİLLETİ TARAFINDAN, Demokrasiye aşık Türk Evlatlarının,

Vatan ve Millet Sevgisine Emanet ve Tevdi olunur, der,

 

     TÜRKİYENİN İdarecileri ve Siyasileri 1980 Yılından bu yana, İrtica ile yatıp, İrtica ile kalkıyor,

Fakat İrticadan ne kastediliyor bilen olmadığı gibi, İdareciler ve Siyasiler,

Orta Çağ Engizisyon Mahkemesi kararları gibi, kendi ideolojilerine ve keyfiyetlerine göre irtica önlemi alıyor,

Toplumumuzu yargılıyor, cezalandırıyor, Okulundan, Memuriyetinden ve işinden atıyor,

Milletimizin Manevi değerlerine hakaretler ediyorlar, Milletimiz, İdarecilerin ve Siyasilerin,

İrtica söylemlerinden, ne kastettiklerini anlamış değildir, ,

İrtica Nedir Ne değildir, İlk önce İrticanın ne olduğunu belirten Resmi bir tanımlama yapılmalı,

bu tanımlama yapılırken, Anayasal Temel Hak ve Hürriyetler tam olarak yerine getirilmeli,

Milli Güvenlik Siyaset Belgesine bu Tanımlama yazılmalıdır,

 

1983 İstanbul Eyüp İmam Hatip Lisesi Mezunu

 
1987 Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesi Mezunu

 
İslam Mektebi Öğrencisi

 
SERBEST MUHASEBECİ, Abdülaziz Kocaoğlan

 

Eleştirinizi ve Müzakerenizi yazın, Mail: azizkocaoglan@hotmail.com

 
GAZİANTEP  /  TURKEY

 

 

 

 


 
Copyright © Tüm Hakları Saklıdır www.ilmihalim.com
Hazırlayan FERHAT'IN ŞİRİNİ
 
Tasarım Ve Kodlama  Es Yazılım Bilişim